|
|
|
| ................... |
|
|
| ................... |
|

|
|
30 Haziran 2014
|
|
Dört-beş okurum aynı konuya temas etmişler. Diyorlar ki, ''IŞİD
denen terör örgütü ''İstanbul'a geleceğiz'' diyor. Bu konuda ne
düşünüyorsunuz?''
Bu olmayacak bir rüya değil. Çünkü yaşadığımız ülkenin politik ve
insani profili son 20 yılda inanılmaz derecede değişti. Bu tip
namussuzlar Türkiye'de daha önce de vardı, fakat azınlıktaydılar.
Son katliamları Sivas'tı. Bunlar o kadar gaddardılar ki, dindar bir
insan olan Gonca Kuriş isimli bir kadıncağızı ''domuz bağı'' denilen
yöntemle boğup, oturdukları villanın zeminine gömmüş, sonra da
aylarca o zeminde namaz kılmışlardı.
Demem o ki, bunlarda vicdanın, acıma duygusunun zerresi yoktur. Ve
artık Türkiye sınırları içinde rahatlıkla istedikleri şehri ele
geçirebilirler. Türk halkının azınlıkta kalan aydın ve yurtsever
kesimi bunlarla baş edecek çapta değildir. Polis zaten ses etmiyor,
etmez bu canilere. Yani iktidar ve devletin kolluk kuvvetleri
bunları koruyup, kollamaktadır. Şu anda Suriye sınırına yakın
şehirlerin her hastanesinde bu namussuzlara sağlık hizmeti
verilmektedir.
Sonuç olarak eğer IŞİD denen ahlaksızlar ordusu ''Türkiye'yi
istiyoruz'' derlerle, alırlar. Benden söylemesi.
Peki böylesi bir durumda Adige-Abhazlar ne yapar derseniz, çoğunun
kellesi gider. Şu an Türkiye yalakalığı yapan zevat, o zaman da IŞİD
yalakalığı yapar ve yaşamaya devam eder.
|
|
|
|

|
|
28 Haziran 2014
|
|
Türk Silahlı Kuvvetleri faşizan
bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple her zaman darbe yapmıştır, hep
yapacaktır!
Türk Emniyet Teşkilatı faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple
her zaman işkence yapmıştır, hep yapacaktır!
Türk Sendikaları faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple her
zaman işçiyi satmıştır, hep satacaktır!
Türk Eğitim Sistemi faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple her
zaman İmam yetiştirmiştir, hep yetiştirecektir!
Türk Diyanet İşleri faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple
Aleviler, diğer dine inananlar ve ateistler her zaman
aşağılanmıştır, hep aşağılanacaktır!
Türk Sağlık Hizmetleri faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple
her zaman sağlık emekçileri aşağılanmıştır, hep aşağılanacaktır!
Türk Adalet Sistemi faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple her
zaman suçlu serbest, suçsuz hapse tıkılmıştır, hep suçsuz
tıkılacaktır!
Türk Vergi Sistemi faşizan bir anlayışla yönetilir. Bu sebeple her
zaman garibandan vergi toplanmıştır, yine garibandan vergi
toplanacaktır.
Bu sebeple; dernekçisinden birleşikçisine, demokratından,
özgürlükçüsüne, yurtseverinden vakıfçısına, yobazından ateistine,
forumcusundan evcisine kadar hiçbir Adige-Abhaz sesini çıkarmayıp
uslu uslu köşesinde ''Resmi Makam''lardan gelecek emirleri
beklemiştir, bundan sonra da bekleyecektir.
|
|
|
|

|
|
27 Haziran 2014
|
|
Gelişmemiş ülkelerde
demokrasinin yeşerememesinin sosyo-politik sebepleri vardır.
Bunlardan en önemlisi de eğitimsizliktir. Örneğin yaşadığımız ülkede
Köy Enstitüleri diye bir oluşum vardı. Müthişti. Fakat köklerinden
söküp yerine İmam Hatipleri diktiler. Gelinen sonucu şu anda fiilen
yaşıyorsunuz. Adam tıp okulunun dekanı, farklı din ve milliyetlere
tıp hizmeti vermeyi düşünmüyor dingil. Bu aklı evvelden yaklaşık
2400 yıl önce yaşamış Hipokrat bu mağaranın dediklerini duyunca
mezarında fır dönmüştür.
Bizim bazı dangalak Adige-Abhazlarda hala bunların kıçında gelecek
arıyorlar. Dangalak diye bilerek yazıyorum, çünkü şimdiki durumumuzu
görmeyen ve hala yobazların peşine takılan kim varsa katıksız
dangalaktır. Türkiye, Suriye, Ürdün Adigelerinin niye 150 yıldır bir
baltaya sap olamadığını anlayamıyorsanız ben size daha ne diyeyim!
Beter olun!
Bu arada bazı soytarıların Dünya Adige Birliği hakkında ileri geri
yazdıklarını görüyorum. Adamlar bellerine kadar lağım çukurundalar,
onun farkında değiller, laf söylüyorlar birliğe. Önce siz o lağım
çukurundan bir çıkın bakayım. Gerçek Adigeler bu soytarılara ses
çıkarmıyorlar ve de bana göre hata yapıyorlar. Bunlarda kendilerini
bir şey zannediyorlar. Haberiniz olsun soytarılar, haddiniz
bilmezseniz ben bildiririm hiç merak etmeyin!
|
|
|
|

|
|
26 Haziran 2014
|
|
Okuyucum AdigeMafe yazmış:
Mülayim bey öncelikle saygılar. Rambo ve benzeri Amerikan
filmilerinde Müslümanları pejmürde elbiselerle, saç sakal birbirine
girmiş, kelle kesen, kan içen vahşiler gibi gösterdiklerinde kanıma
dokunur, sinirlenirdim. Şimdi IŞİD, El Nusra, El-Kaide, Hamas gibi
katiller sürülerine bakınca ''Amerikalılar bu kadar mı gerçekçi
yaparmış bu filmleri'' diyorum. Açın eski filmleri bakın
Müslümanlara, yemin ederim bire bir IŞİD katilleri!
Seda hanım diyor ki: Bence Çerkeslik zaten bitti de insanlığımız ne
zaman bitecek onu bekliyorum sayın Hatko. Zannımca bu kafayla
gittiğimiz sürece pek uzun sürmeyecek gibi. Çünkü çevremde hırsız,
ahlaksız Çerkes sayısı son 10 yılda 1 iken 50 oldu... Bu da açıkçası
beni çok ürkütüyor.
|
|
|
|

|
|
25 Haziran 2014
|
|
İdi
Amin adlı Hürriyet gazetesi okuru 'Pervin Buldan'ın baygınlık
geçirmesi haberinin altına şöyle bir yorumda bulunmuş: ''25/06/2014
0:18 Bizlerin kimlik ile ilgili bir sıkıntısı yok. Insan köken
olarak farklı olabilir. Bu bölücü olmasını, terörist ile
kucaklaşmasını, bebek katiline 'sayın' demesini ve özerklik
istemesini haklı kılmaz. Nokta.''
Adam baştan faul yapmış. Nik olarak İdi Amin adını kullanmış.
Gençler bilmez. İdi Amin ciddi anlamda Hitler'in zenci ve Müslüman
olanı. Tam halk katili yani. ''Nokta''yı koyan okuyucunun
zihniyetini anlamanız için size bir ipucu olsun.
Bu zihniyettekilerin ısrarla anlamadıkları şu: Kürtlere şamaroğlanı
muamelesi yaptıkça, kendi ellerinizle bu toprakları karpuz gibi
böleceksiniz. Ayrıca size de şu sorulacak: Kıbrıs'ta niye KKTC'yi
kurdunuz? Suriye'deki Türkmenleri geçtim taaa Çin'deki Uygur
Türkleri için hep bağımsızlık niye istiyorsuz? ''Türk özgürlük ve
özerklik isteyebilir ama Kürt denen kırolar nasıl böyle isteklerde
bulunur'' diye mi düşünüyorsunuz?
Ne diyeyim! Tha belanızı versin! Nokta!
|
|
|
|

|
|
24 Haziran 2014
|
|
Okuyucum Esra hanım şöyle diyor:
Çok haklısınız Mülayim bey. Özellikle düğün salonlarında yapılan
düğünlerde kostümlü ekiplerin dans etmesi bana da tuhaf gelmiştir.
Umuyorum ki, sizin bu uyarınızı dikkate alırlar. Zaten aslına
bakarsanız bizim kültürümüzde salon düğünü başlı başına tuhaf. Ne
thamadelere ne kadınlara uygun bir ortam. Nasıl bir çözüm üretilir
bilemiyorum ama büyüklerimizin bu işe kafa yormaları bence çok
isabetli olur. Sevgiler.

Bizim yobaz abone Adige yine yazmış. Küfürleri ayıklıyorum diyor ki;
(CC Notu: Okuyucumuzun yazısı redakte edilmiştir.) ''Sen kör
cahilsin Hatko. Bir kere IŞİD'i İsrail kurdu. Müslüman'ı Müslüman'a
kırdırmak için. İsrail diyor ki, kafalarını kes. Onlarda kesiyor.
Bunların Müslümanlıkla uzaktan yakından alakaları yok. Hep İsrail
işi bunlar. Çeçen mücahitleri de kandırdı İsrail. Çeçen
kandaşlarımız da oradalar fakat kandırıldıkları için oradalar. Bir
gün tüm dünyaya şeriatı getireceğiz. İnşâAllah.''
Senden tek ricam var Adige kardeşim. Ne içiyorsun? Yahu bize de yaz
da biz de senin gibi olalım. Normal ayık bir insan şunu düşünemez mi
yahu; ''ben gerizekalı mıyım ki, İsrail'in oyununa geliyorum''.
İsrail dedi diye insan kafa keser mi? Masum kamyon şoförlerini
sırtından vurarak katleder mi? Bu kadar mı dangalaksınız!
Not: Bir okuyucum soruyor ''Adige Polis'ten bir haber var mı'' diye.
Yok değerli okurum. Hala bir cevap yazmadı kardeşimiz. Cevap gelirse
aynen (ismini kullanmadan) yayınlayacağım. Sözüm hala geçerlidir.
|
|
|
|

|
|
23 Haziran 2014
|
|
Değerli ve Ulu Başbakan'ımız
Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofisine dinleme cihazı konulduğu
iddiasıyla gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan 11 polis
avukatları aracılığıyla açıklama yapmış. Aynen aktarıyorum:
"Gözaltında en temel zaruri ihtiyaçları olan yeme-içme, uyku ve
tuvalet ihtiyaçları göz ardı edilmiştir. Müvekkillerimize öğlen
yemeği verilmemiştir. Tuvalet ihtiyaçları bildirdikleri saatten iki
saat sonra yerine getirilerek işkence edilmiştir."
Acayip gülesim geldi. Vallaha da billaha da güldüm. Aklıma 12
Eylül sonrası karakollarda ve hapishanede yediğim işkeceler geldi.
Biz her halde böyle bir açıklama yapsaydık (yapabilseydik)
polislerin ve gardiyanların şebeği olurduk!
Mideniz bulanmasın diye karakol ve hapishane hücrelerinde nasıl
kaldığımızı yazmayacağım. Fakat, gördüğüm ve anladığım bir şey
varsa bu dinciler sahiden de şımarık züppeler! Ve işin enteresanı,
bu hacı-hoca polisler bize 12 Eylül'ün hediyesi!
|
|
|
|

|
|
21 Haziran 2014
|
|
Bizim Wubıh ve Adige kökenli
fakat öz be öz Türk Hıncal ve Taha abilerimiz son günlerde acayip
şeyler yazıyor ve konuşuyorlar. Şaşırıyor muyum? Kesinlikle evet!
Yahu bunların kafasına saksı mı düştü, ne oldu?
Her babalar günü babasının "Çerkez tüfeğini" ve "Çerkez semaverini"
anlatan Hıncal, bir tv programında ''bana 'haddimizi bilmeliyiz'
demeyin yoksa kalkar giderim!! diye höykürüyor ve ekliyor. Bu vatan
Atatürk'ün hadbilmezliği yüzünden cumhuriyete kavuştu diye ekledi.
Sonraki höykürmelerini dinlemedim artık. Haberin olsun Hıncal, eğer
Değerli Başbakan'ımız bir duyarsa dediğini, seni ben bile
kurtaramam. Haddini bil! Sen babanın "Çerkez tüfeğiyle", "Çerkez
semaverini" anlat! Haddini aşma!
Gelelim yılların gazetecisi Taha'ya... Bugün Hürriyet gazetesindeki
köşesinde alttan alta Değerli ve Yüce Başbakan'ımıza bindiriyor ve
Ekmeleddin vakasıyla ilgili yandaşlarla kafa buluyor.
Benim tahminim bu ikisi (Hıncal ile Taha) öğle yemeğinde buluştular,
kakara kikiriden sonra lokantadan çıkarken üst kattaki Ayşe teyzenin
düşürdüğü saksılar bunların kafasına düştü! Başka hiçbir açıklaması
yok!
|
|
|
|

|
|
20 Haziran 2014
|
|
Dostlarım ''Türkiye hakkında
negatif yazarken abartıyorsun, Türkiye sonuç olarak Muz Cumhuriyeti
değil, demokratik bir hukuk devletidir'' diyorlar. Ben de yahu
gerçekten biraz fazla mı abartıyorum diyorum ki; çaaatttt diye
haberler döküldü. Balyoz Davası'nda yargılanan ve hüküm giyen ne
kadar insan varsa bir günde özgür oldular.
Şimdi dostlarıma soruyorum!
Bu kadar insan eğer suçsuzsa, bu güne kadar neden içeride yattılar?
(Ki, bazıları ya kahırdan ölümcül hastalıklara yakalandı veya
intahar etti.)
Yok eğer suçlu iseler neden serbest bırakıldılar?
Daha da ilerisi bu insanlar kumpasa getirilerek içeri tıkıldılarsa,
bu kumpası yapanlar nerede?
İşte cevapsız olan bu sorular bir ülkede yaşanıyorsa, o ülke Muz
Cumhuriyeti'dir!
O kadar!
|
|
|
|

|
|
19 Haziran 2014
|
|
Dün artık xabze diye bir şey
kalmadı demiştim. Bu konuda baya dertli okuyucularım varmış.
Hepsinin yazdıklarını buraya sığdıramam fakat yazılanları
genellersem denilen şey şu: Türkiye'deki Adigeler xabzeden bihaber!
Okuyucularımın birinin yazdığından aklıma geldi. Baya da
sinirlendim. Gerçi kendimi bildim bileli asabım bozulur! Salon
düğünlerinde kostümlü kızların, erkeklerin ulusal danslarımızı
yapması. Yahu siz dansöz müsünüz? Kesin şu saçmalığı. Adige
danslarını zevkinize alet etmeyin!
Okuyucum Abrek Serkan demiş ki: ''Kendi vatanı için kılını
kıpırdatmayan ama, ''Memluklar bizdik, Mısır'a medeniyeti biz
getirdik, Ürdün Kralı'nı biz koruyoruz., Türkiye Cumhuriyeti'nin
temelini biz attık diye'' diye övünen tek halk Çerkes
diasporasıdır.''
|
|
|
|

|
|
18 Haziran 2014
|
|
Ortadoğu ve yaşadığımız coğrafya
insanlarının, yani genel olarak İslamiyet'i kabul etmişlerin
kavramaları gereken şudur: Kendine reva görmediğini başkasına da
reva görme.
Esasında bu insanlığın temel prensibidir. Biz Adigeler bu konuda
İslamiyet gelip kapımızı çalmadan önce epey bir başarı sağlamışız.
Hatta ''Adigelik İnsanlıktır'' gibi bir kavram dahi oluşturmuşuz.
Fakat sonra tam bir felaket. Xabzeden hızla kopmuşuz. Xabze diye
İslamiyet üzerinden Arap kültürünü kakalamışlar. Sadece Arap kültürü
mü? Öyle olsa al başına koy. Osmanlı kültürü, ardından Türk kültürü
xabzenin yerine geçmiş. Bunun en çarpıcı örneği de ''el öpmek' değil
midir? Xabzeye göre el öpmek ayıp ki, ne ayıp. Şimdi durum ne?
Büyüğün elini öpmezsen dayak yersin! Bu kadar sapıttırmışlar bizi.
Konuyu dağıtmayayım. ''Kendine reva görmeme, karşıdakinin canı
çıksın'' anlayışı o kadar üst düzeydedir ki, normal insan bunu
kavrayamaz hale gelmiştir. Mesela, IŞİD namussuzları Arap'ı, Kürt'ü,
(belki aralarında Adige'yi) çoluk çocuk katledip ciğerlerini yerken
bazıları mırın kırın ediyordu. Ne zaman ki, şeref yoksunları
Türkmenlere de katliam yapmaya başladı, hemen sesleri yükseldi. Yuh
be!
Ben atalarımdan razı değilim ve bizi buralara sürükledikleri için.
Siz bakmayın sürüldük falan diyenlere. Resmen çıkar uğruna gelindi
buralara. Şimdi de tarih ''alın size çıkar'' dercesine başımızı
beladan çıkarmıyor. Böyle hayat mı olur be! Ne işimiz vardı, gül
gibi vatanı bırakıp buralara geldik!
Hakkım, Osmanlı paşası olmak için halkını satanlara ve günümüzde
buna çanak tutanlara zehir zıkkım olsun!
|
|
|
|

|
|
17 Haziran 2014
|
|
''Demokrasilerde dinli ile
dinsiz, eşcinsel olan ve olmayan, İslamiyet'in kurallarına uyan ve
uymayan her kişi; eşit değer, durum ve haklara sahip olarak bir
arada yaşarlar. 'Eşit değer, durum haklar'da Batı tipi demokrasinin
İslam'la bağdaşmaz oluşunun bir başka delilidir.''
Yukardaki yazılanları benim özel abonem dinci Adige'ye yolladım.
''Bunları yazarak nasıl iyi bir kafir olduğunu gösterdin'' diye
cevap yazdı.
Bu dinciler sahiden de bilerek mi bilmeyerek mi bu inancı
yaşıyorlar, merak ediyordum. Maksadım bunu öğrenmekti. Nitekim
cevaptan da anlayacağınız gibi bunlar tipik mal. Okumuyorlar,
gündemi takip etmiyorlar. Karşı taraf ne derse peşin ''hayır'',
kendi taraftarı ne derse peşin ''evet'' diyorlar.
Bu neticeye nerden vardım! Bizim yobaz Adige'ye yolladığım
paragrafın yazarı AKP'nin fıkıhçısı ve hık deyicisi Hayrettin
Karaman denen vatandaş. Adam dürüst davranıp İslamiyet'in tanımını
yapıp koymuş ortaya. Doğru yazdığını IŞİD denilen şerefsizler ordusu
da hergün dünya aleme gösteriyor zaten. Daha niye takiyye
yapıyorsunuz be birader.
|
|
|
|

|
|
16 Haziran 2014
|
|
İlk defa İslamcı katiller gene
İslamcı bir grup tarafından şiddetle kınanmış. Gazetelerde okudum.
Ehlisünnet TV adındaki yayın kuruluşu IŞİD cellatlarını bir klip
yaparak keskin bir dille kınamışlar. Ehlisünnet TV çalışanlarını
kutluyor, alınlarından öpüyorum. Helal olsun! Bizim dinci Adigelere
de bu davranışlarının örnek olmasını temenni ediyorum. İnancını yaşa
kimsenin dediği bir şey yok. Fakat inancın yüzünden insanların hayat
tarzlarına baskı yapma, çoluk çocuk demeden öldürme! Bu kadar basit!
Bir defa daha afferim Ehlisünnet TV.
|
|
|
|

|
|
14 Haziran 2014
|
|
Korkmak! Vallaha da billaha da
insani bir şeydir. Mesela ben; bir gün kapımı polislerin çalacağını
biliyorum. ''Gel bakalım merkeze kadar gidelim'' diyecekler. Orada
başıma ne gelecek bilmediğimden dolayı korkarım. Fakat ''Türkiye'de
polisin içinde çok fazla (bence yarısından fazlası) katil ruhlu,
işkenceci olduğu'' gerçeğini de bile bile yazmazlık edemiyorum. Yani
polis, yetki bulursa İslamcı IŞİD namussuzları gibi insanları yere
diz üstü çöktürüp, kafasından vurup öldürür. Bunu yaparken de kılı
dahi kıpırdamaz. Şimdilik gaz bombalarını insanların kafasına
sıkarak öldürüyorlar, çünkü yetkileri oraya kadar!
Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, taa çocukluktan başlayarak
canlıların boğazını kesmeye alıştırılıyoruz. Kurban Bayramı'nda
ortalık yerde çoluk çocuğun gözü önünde hayvanlar boğazlanıyor.
Çocuk için bu doğal bir şey haline geliyor. İnsan kafası kesilirken
de bu kadar kayıtsız kalabiliyor bu coğrafyanın insanları. IŞİD
denen namussuzlar ordusunun videoları ortalıkta dolaşıyor. Ortalama
normal bir insanın resmen kanı donar, kusar. Öyle böyle katliam
değil. Naziler bunların yanında melek kalır.
Yaşadığımız topraklarda bu namussuzlardan bol miktarda var. Yakın
tarihimizde Maraş, Çorum, Sivas gibi iller de bu katliamlar yapıldı.
Şimdi yine yapılma ihtimali var. Yani IŞİD denilen yobaz örgüt ve
türevleri Türkiye içinde de çok etkili. Kimse aldanmasın. Özellikle
AP iktidarının koruması altındalar.
Korkma konusuna dönersek; evet korkuyorum fakat bu namussuzları da
yazmadan duramıyorum. Korku sınırını aştım galiba!
|
|
|
|

|
|
13 Haziran 2014
|
|
Yazıma başlamadan not: Adige
polis arkadaştan hala cevap yok.
Ben Kaf-Fed ve türevi yapılanmalara ''bunlardan bir halt olmaz''
diye yazdığımda evelden baya itiraz gelirdi. Şimdi daha çok destek
geliyor! ''Aklın yolu bir'' diye boşa dememişler. Acıyı sömüre
sömüre iliklerimizi kuruttular ama halkı yine yanlarına alamadılar.
''Bunlar ahmak'' deyince şimdi herkes ''evet, hem de katıksız
ahmak'' diyorlar.
Aman dikkat;
''Bize dünyanın en büyük soykırımı yapıldı.''
''Uyuyan aslanı uyandırmayın.''
''Biz hiçbir ülkeye veya derneğe bağlı değiliz.''
''Artık bıçak kemiğimize dayandı.''
''Rusya sabrımızı taşırma.''
''Kimse gücümüzü test etmesin.''
Bunları söyleyen biriyle karşılaşırsanız; ''defol buradan
cibiliyetsiz, kafana kalpak takmakla, Adige bayrağını eline almakla
sahterkarlığını kapatabileceğini mi sanıyorsun! Seni yüz yıl kadar
buralarda görmeyeyim!'' deyin ve yanınızdan kovun. Çoluğunuzun
çocuğunuzun geleceği için yapın bunu...
|
|
|
|

|
|
12 Haziran 2014
|
|
Yaşadığımız topraklarda
demokrasinin, hukukun, adaletin zerre kadar önemli olmadığını
söylediğimde bana kızıyorlardı. Gücü gücüne yetene kanunu geçerlidir
burada. Türkiye Adige-Abhaz diasporasının azımsanmayacak bir bölümü
de ''soykırım'' soytarılığına sığınarak bu anti-demokratik faşist
düzenin içinde yaşar gider. Hiçbir Adige-Abhaz dernek ya da sivil
toplum kuruluşu yöneticisinin, ''bu ne biçim düzen!'' dediğini
duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü hepsi korkak. Türkiye'ye karşı tek
kelime edemezler. Çünkü; ederlerse çanlarına ot tıkanacağını bilecek
kadar akılllı, ancak sırtlarını Türk polisine dayayıp Rus
elçiliğindeki üç-beş görevliye efelenecek kadar da ahmaktırlar!
Bunları niye yazdım! Günlerdir bir bayrak konusu, mitingler,
kavgalar, linç girişimleri gırla gidiyor. Kimse de çıkıp demiyor ki:
''Yahu burası demokratik bir hukuk devleti. Önce iki genci öldüren
askerler yargıya sevkedilecek ve sorumluları ceza alacak. Sonra
bayrak direğine tırmanan PKK'lı yakalanıp adalete teslim edilecek!''
Herkes asıyor, kesiyor!
CC Notu: Sayın Hatko'nun yazısının gelmesinden 5 saat sonra Milliyet
gazetesinde bayrağı indiren şahsın yakalandığı haberi çıktı.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından
yapılan açıklamaya göre; Türk ordusunun daha önce muhbir
olarak çalıştırdığı kişinin Ağrı nüfusuna
kayıtlı olan Ömer Kahraman olduğu saptandı.
Okurum Nesli yazmış: Bugün bir gazetede IŞİD
denilen İslamcı terör örgütünün haberinin altında şöyle bir yorum
vardı. Mülayim beye iletir misiniz? Anlayana çok büyük mesaj var!
Yorum şöyleydi: ''Yemisim kinamanizi,.... hadi rte, hayatinda
ilk defa Türkiye Cumhuriyetine bir iyilik yap, bu bahane ile Kerkük,
Musul bizim olsun, Türkmen Kardeslerimizi sevindir..... ama
biliyoruzki abd izin vermez sende masal anlatirsin, capiniz bu
kadar...''
|
|
|
|

|
|
11 Haziran 2014
|
|
Sabah gazetesi yazarı Sevilay
Yükselir kızımız; 'Ya ben bu ülkeyi sevmiyorum. Bir vatansever
değil, bu topraklarda huzur istemeyen namert evladı namertim. Alçak
bir insanım... Ya da onlar! Emin olun ortası yok bu işin.'' demiş.
Bana göre ikisi de değil. Sen zır cahilsin değerli kızım ve işin
kötüsü -bizim Kaf-Fed yöneticileri gibi- cehaletinin farkında
değilsin! Senin mantığından bakarsak bizim soytarıların tümü
yurtsever! Halbuki değil! Zır cahiller!
Dünkü bayrak konulu yazıma ummadığım kadar destek geldi. İtiraz
edenler de var tabii olarak. Fakat ortak görüş, ''sen başkasının
bayrağına saygı duy, başkası da senin bayrağına saygı duysun''
olmuş. Aynen katılıyorum. Hele bir okuyucum mükemmel bir
değerlendirmede bulunmuş. Diyor ki; Bence Türk bayrağına saldıran
''Bunlar (Türkler) kızdıklarına hakaret olsun diye bayraklarını
yakıp, ayaklarının altlarında çiğniyorlar. Böylece karşı tarafı
aşağılamış oluyorlar. Ben de bunları bayraklarına saldırayım.
Böylece aşağılandıklarını düşünsünler'' diye hareket etmiştir.
Bence doğru tespit yapmış okurum...
|
|
|
|

|
|
10 Haziran 2014
|
|
Şimdi bazıları sinirle yerinden
zıplaycak amma yazmazsam çatlarım. Bu topraklarda merhametin esamesi
okunmaz. Onun için ''değerlerimiz-hassasiyetlerimiz'' diye de
insanlar linç edilir.
Bir bayrak direkten indirildi diye Türk halkı ayaklandı! Halbuki bu
halkın; başta Yunanistan ve İsrail bayrağı olmak üzere ayak altına
almadığı, yakmadığı bayrak kalmamıştır. İtalya'ya kızar, İtalyan
bayrağını ayaklarıyla çiğner, Ermeni'ye kızar Ermeni bayrağını
yakar. Bulgar'a kızar bayrağını paramparça eder. Eder de eder. Hadi
bunları geçiyorum.
Bir gün önce asker Lice'de iki genci vurup öldürdü, bayrak için
ayaklanan Türk halkından ''tık'' yoktu. Bu kadar mı kendinizden
geçtiniz, bu kadar mı insanlıktan çıktınız? Bana ''bayrak en kutsal
şeydir'' masalını da anlatmayın. Sizin kadar bayrak düşmanı başka
bir ülke var mıdır acaba? Ayıp, ayıp! Utanın!
Beni en büyük hayal kırıklığına uğratanlar da Geziciler oldu.
Gezi'deki demokratlar, Lice'ye gelince faşist oldular iyi mi!
Not:
Adige polis kardeşimden hala bir cevap gelmedi.
Okuyucularımın bilgilerine...
|
|
|
|

|
|
09 Haziran 2014
|
|
Bir Adige polis okurum e-mail
atmış. Kimliğinden telefonuna kadar da bilgi vermiş. Tabi ki bana
kızgın! Çünkü polislere karşı önyargılı olduğumu söylüyor ve
ekliyor: ''Başınız sıkışınca bize geliyorsunuz ama!''
Bu kardeşime cevap vereyim:
Birincisi; başım sıkışınca size geliyorsam, belediye zabıtasına
gidemeyeceğimden dolayıdır. Bu sizin; bırakın suçsuz insanı, suçu
sabit insana bile işkence yapmanıza sebep olamaz!
İkincisi; siz kanun çerçevesinde hareket ederek, insanların güven
içinde yaşamaları için maaş alıyorsunuz! İnsanların ağzını burnunu
dağıtmak için değil!
Üçüncüsü; artık insanların çocuklarına ''kaybolduğunda polise
gitme'' demesi sizin ne durumda olduğunuzun acı bir resmidir. Oturun
bunu düşünün.
Gelelim kurumsal durumunuza: Eğer içinizde katil ruhlu, işkenceci
polisler azınlıktaysa (okurum öyle diyor) o zaman size düşen görev;
bu namussuzları tutuklayıp, adalete teslim etmenizdir. Bunu
yapmayıp, ''her kurumda çürük elmalar olur'' lafına sığınmanız sizi
kurtarmaz.
Ülkemizin adalet sistemi katil ve işkenceci polisleri kollar
pozisyondadır. Örnek vereyim: Bugün Hürriyet gazetesinden Mehmet
Yılmaz bey yazıyordu. İzmir'de Karabağlar Polis Merkezi'nde 3 polis,
bir kadını haşat ediyor. Alenen işkence ediyorlar. Kadın da
direniyor, karşılık veriyor. Polisler daha da azıyor ve işkence
dozunu arttırıyorlar. Tüm bunlar kameralara kaydediliyor. İş adalete
yansıyor. Hazır olun! Savcı 3 polisten 2'sine 1,5 aydan 1 yıla kadar
hapis, diğer polisin beratini isterken aynı savcı dayaktan ağzı
burnu dağılmış kadına ''Polise hakaret edip, direndiği için'' 2
yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istiyor.
Bu sadece bir örnek, Buna benzer binlercesi bu ülkede hergün
yaşanıyor. Hergün!
Değerli Adige polis kardeşim eğer bu yazdıklarıma cevabın olursa,
seve seve adını vermeden buradan okurlarıma sunacağıma şerefim
üzerine söz veriyorum. Hadi bakalım söz sende!
|
|
|
|

|
|
07 Haziran 2014
|
|
Bizim Taha abimiz de aynen
Hıncal gibi. Yaşlandıkça ustalaşacaklarına çocukça tahlillerde
bulunuyorlar. Kıyas denen bir şey vardır hayatta. Kıyası yaparak
doğruya ulaşabilirsin. Taha abi işte bunu yapamıyor. Dünkü
makalesinde Kürtlerin isteklerini ''şımarıklık'' diye
nitelendirirken, bugün You Tube'un yasaklanması konusunu
alabildiğince tenkit ediyor. Yani bu sefer kendi ''şımarıyor''.
İnsan bir gün arayla bu kadar sapabilir mi? Sapar! Çünkü
beslendikleri kaynak yanlış. Dere akıyor diye temiz olabilir mi? Ya
derenin yukarlarında bir eşek kakasını yaptıysa suya? Sen istediğin
kadar suyun berrak oluşuna aldan!
İçme kardeşim. İçme ki, sağlığın bozulmasın!
|
|
|
|

|
|
06 Haziran 2014
|
|
Çocukluk döneminde meşhur
dolandırıcı Sülün Osman vardı... Hani şu saat kulesini Kayserili'ye
satan! Sonra dolandırıcılar bu ülkede güzel nam saldılar. Türk
insanı anlayamadığım bir şekilde bu dolandırıcıları sevdi daha da
ötesi saygınlık bahşetti.
Türkiye'de şimdi de soyan soyana... Ve yine anlayamadığım biçimde
adam ''soyuyorsa beni soyuyor sana ne'' diye ''hırsız var'' diyeni
dövüyor!
Benim ömrüm bu insanları anlamaya yetmeyecek...
|
|
|
|

|
|
05 Haziran 2014
|
|
Şu dinciler bir alem... Adamlar
ölümden o kadar korkuyor ki, herkes de korksun diye ''Her nefis bir
gün ölümü tadacaktır'' diye dünyanın en salak sözünü söylüyorlar.
''Her sabah güneş doğacaktır'' demek gibi bir şey! İnsan, doğum gibi
son derece doğal olan ölümden bu kadar tırsar mı ya! Bir gün
gideceksin tahtalı köye ha bugün ha yarın! Bunun için insan kendini
strese sokar mı dingil?
Tha akıl dağıtırken bunlar ne halt yiyordu bilmem!
|
|
|
|

|
|
04 Haziran 2014
|
|
Dostum dedi ki, ''Bu ülkede hak
verilmez, alınır. Çünkü, adalet yoktur. Adaletin olmadığı yerde de
kim güçlüyse o kazanır. Politikadan, ekonomiye; spordan sanata durum
bundan ibarettir.'' Ne yalan söyleyeyim doğru tespit. Gazetelerin
birinde yazıyordu. Gezi'ye saldıran polise ''sıkıysa PKK yanlılarına
saldır bakalım'' diyordu.
Türk polisi zayıf olduğunu anladığında tepene biner ve anandan
emdiğin sütü, kan olarak ağzından burnundan getirir. Kürtlerin
ağzından burnundan yıllarca kan geldiği için bir gün polise ''dur
bakalım'' dediler ve hayatları pahasına karşı saldırıya geçtiler. O
kahraman polisler anında toz oldular tabi ki...
Adana'da bir genç TOMA'nın üzerine çıkıp suyu polislere çevirmiş.
Kürtlerden sonra yavaş yavaş polis katliamlarına ve saldırılarına
Türkler de karşılık vermeye başladı. Bu güzel bir durum mu? Değil.
Güzel yaşamak, nefes alıp veren her varlığın hakkı. Fakat hak
terazisi denge istiyor. Polis aklını başına almazsa ilerde çok fazla
kan dökülecek gibi görünüyor! Peki bizimkiler? Onları geçin! Şeşen
oynayıp önümüzdeki 21 Mayıs'ı bekleyecekler, arada görev emri
geldiğinde de Rus eçilikleri önüne gidecekler...
|
|
|
|

|
|
03 Haziran 2014
|
|
Yaşadığımız topraklarda
Adige-Abhaz diasporasının niye bu kadar korkak, niye bu kadar
riyakar, niye bu kadar işbirlikçi olduğunu televizyonda Değerli
Başbakan'ımızın polislerinin halka nasıl kıyım yaptıklarını görünce
daha iyi anlıyorum. Hiç kıvırmayalım; biz gerçek anlamda korkak ve
tembel bir milletiz. Öyle olmasa 150 yıl boyunca bir arpa boyu yol
katederdik! Edemedik! Geldiğimiz nokta ''soykırıldık'' diye milleti
kendisine güldüren güruhların sokakları doldurması oldu. Adamın
haberi yok aslında şimdi soyu kırılıyor. Ama kuyruğu dik tutacak ya!
Türkiye'de anti-demokratik kıyımlar yapılıyor bizimkilerden bir ses
çıkıyor mu? Çıkamaz kardeşim. Bu vahşi, katil ruhlu polisleri gören
kahraman diasporalılar hiç dışarı çıkar mı? Onlar ancak bu katil
polisin himayesinde Rus elçiliklerin önüne gidebilir. Utanmadan,
arlanmadan fotograflarını çekip sitelerde yayınlarlar!
Hani Anti-emperyalist Müslümanlar diye kendilerini adlandıran
soytarılar vardı. Onları göreniniz oldu mu? Çünkü dindaşları başka
bir dinin ibadethanesini yani Ayasofya'yı işgal edip namaz kıldılar.
Eğer görürseniz; ''emperyalizmin ilk işi kendine ait olmayan
mekanların, toprakların üzerine cebren ve hileylen oturmasıdır, yani
işgal etmektir!'' diye söyleyin onlara... Gitsinler Ayasofya'yı
işgal eden bu yobazlara oradan çıkarsınlar. Ama ortada yoklar...
Bunlara soytarı deyince de bizim dinci yobazlar kızıyor!
|
|
|
|

|
|
02 Haziran 2014
|
|
Gazetelerde bir haber gözüme
çarptı. Şöyle: Suat Karausta, Muhteşem Yüzyıl'da bostancıbaşı Zal
Mahmut'ı canlandırıyor. Rolünün hakkını veriyor. Sinsi, ürkütücü ve
karanlık bir bostancıbaşını günümüze taşıyor. Şehzade Mustafa'yı
boğma sahnesinden sonra da bu yüzden sokakta hayatı biraz zorlaşmış.
“Erol Taş'ın başına gelenler benim de başıma geldi” diyor
Karausta...
Bilmeyen gençler için yazayım. Erol Taş kötü rollerin usta oyuncusu,
çoğu yerde dayak yemiştir. Sebebi de oynadığı roller. Adam kızıyor,
Erol Taş'ı yakalayınca basıyor dayağı. Adamın zekası, rol ile
gerçeği ayırt edemecek düzeyde çünkü!
Benim çocukluğuma denk gelen zamanlarda beyaz perdeye taş,
kırdıkları sandalyeleri (o zamanlarda koltuk yerine sandalyeler
vardı), ayakkabılarını, tespihlerini atan çok gördüm. Filmdeki kötü
rol oynayan oyuncuya ana avrat küfredenler zaten sıradandı.
Ama 2014 yılında yukardaki habere doğru dedirtecek öküz de yoktur bu
ülkede yapmayın!
|
|
|
|

|
|
31 Mayıs 2014
|
|
Dünyadaki Adige-Abhaz
diasporasının durumu esasında içler acısıdır. Benim dinci okurum
gene azacak ama olsun yine de yazayım; en iyi durumda olanlar
İsrail'deki Adigeler. Adlarını, soyadlarını, dillerini her şeylerini
korumalarına izin verilmiş.
Ürdün'dekiler de Kral'ın korumalığıyla övünüp duruyorlar. Fakat baya
hak, hukuk sahibiler. Ne de olsa Kral'ın bir karısı da Adige'ydi!
En feci durumda olan ise Türkiye Adige-Abhaz diasporasıdır. Elçilik
önlerinde eşinmekten başka hiçbir hakları hukukları yoktur. Bir de
hem Türkiye'de doğmuş, hem Almanya'da büyümüş olanlar var ki,
onların durumu artık felaket ötesi. Adige-Abhazlığını ya düğün
dernekte veya 21 Mayıslarda hatırlar. Onun dışında Türkiye'de
''Çerkez'' Almanya'da Türk olarak hayatına devam eder.
Bunların trajik durumuna en güzel örnek, Almaya Yeşiller Partisi
Milletvekili Cem Özdemir'dir. Hani şu Adigeler için kahramanca işler
yaptığı rivayet edilen arkadaş. Almanya hükümeti Türk Elçisi'ni
makamlarına çağırıp,''“Türk Alman ilişkilerinin gelişmesi için,
Başbakan Erdoğan’ın Köln ziyareti öncesinde bile yoğun çaba sarf
eden Alman politikacı hakkındaki bu açıklamalar, Türk-Alman
ilişkilerini teşvik etmez” demişler. Peki değerli Başbakan'ımız ne
demişti Cem için? Şunu: ''“Sözde bir Türk, oradaki bir siyasi
partinin eşbaşkanı. Kullandığı ifadeler çok çirkin. Sen nasıl
demokratsın? Önce sen kökenin itibarıyle mensubu olduğun ülkenin
başbakanına bu şekilde konuşamazsın. Nerede milletvekili olursan ol
önce haddini bileceksin...”
Eyyyyy Türkiye Adige-Abhaz diasporası! Güler misiniz, ağlar mısınız,
bilemem ama durum çok felaket. Bu konuşmalardan çıkan sonuç şu: Cem
Özdemir Türk kökenli Alman politikacıdır. Birilerinin yalaklanması
boşa gitti...
|
|
|
|

|
|
30 Mayıs 2014
|
|
Bir Türk atasözü ''Akıl yaşta
değil, baştadır'' der... Bu lafın doğruluğunu bugün 17 yaşındaki
yeğenimin arkadaşı gösterdi. Bana dedi ki, hep protesto eylemi
yapanları eleştiriyorsunuz. Biz genciz, önümüze örnek olacak kaç
insan koyabildiniz?
Bir İtalyan yaşıtımla konuşurken, futboldan bahsetsek o ''bizim
Milan'ımız var, Juventus'umuz var, Roma'mız var diyor. Bizim
kıçıkırık FK 1864'ümüz. Gerçi ona da bizim demek ne kadar doğru o da
ayrı, bir tane Çerkes futbolcu yok içlerinde.
Müzikten bahsetsek, o Vivaldi'miz, Paganini'miz var diyor, bizim
akordiyoncu Hacı Murat'ımız var.
O, bizim Ferrari'miz, Lamborghini'miz var diyor, bizim el arabamız
bile yok.
Onun Leonardo Da Vinci'si var bizim kimimiz var?
Bu durum sadece İtalyan değil, Alman, Fransız, İspanyol, İngiliz
daha hangi birini sayayım. Allah'ın Bulgarlarının bile bir
Stoiçkov'ları vardı bizim yok. Tabiyatıyla biz de kendimizi atıyoruz
elçilikler önüne. Bari böyle kendimizi tatmin edelim.
Şimdi ben ne diyeyim?
İnsanların acılarını sömürdüğün için saçın sakalın ağarsın Kaf-Fed!
|
|
|
|

|
|
29 Mayıs 2014
|
|
Dünkü okuyucu e-mailleri
yayınlamıştım. Son e-mail için dostlarım o terbiyesizin yazısını
''niye yayınladın'' dediler. İki sebeple! Birincisi; Adigeler içinde
de böyle aşağılık yaratıkların olduğunu göstermek, ikincisi; bu
arkadaş bir süredir ana avrat düz giden yazılar atıyor ve beni
bunları yayınlamaktan korkmakla itham ediyor. Bende sen ahlaksızsan
benim için hiç mesele değil yayınlarım dedim ve de yayınladım. Fakat
bu ahlaksız kahraman ile ilgili bir konu var. O da adını falan
yazmıyor. GG diye rumuz kullanıyor. Adresi de ya sahte veya cevap
vermiyor. O sebeple buradan sesleneyim. GG rumuzlu arkadaş eğer
adresini bana yazarsan emin ol ziyaretine geleceğim. Şu yazdıklarını
bir de yüzüme söyle bakayım...
Bu tipler sayesinde Adige-Abhaz diasporanın geleceğini de görmüş
oluyoruz.
Neyse!
Geçenlerde -hatırlarsınız- birkaç aklı evvel yönetici yürüme engelli
bir kadına akülü tekerlekli sandalye almıştı. Sonra da kadıncağızı
sandalyeye oturtup, eline kurdela tutuşturup, makasla keserek açılış
yapmışlardı. Ben de buradan çüüüşşşş demiştim. Kardeşim, ya bunlar
gerçekten akıl özürlü veya bizimle dalga geçiyorlar. Niye mi? Niye
olacak; bu sefer de Soma da ölen madenciler için yapılması planlanan
konutlara ''301 Evler'' adını koymuşlar. Bu kez uzun yazacağım
kusuruma bakmayın...
Çüüüüüüüüüüüüüüüşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş...
|
|
|
|

|
|
28 Mayıs 2014
|
|
Okuyucum Cenk şunu yazmış:
Mülayim abi Soma'da yaşananlara ''kader'' deyip çıktılar. Abi 301
ölü... İsimlerini saymaya kalktığınızda nefesiniz kesiliyor. Böyle
kader yerin dibine girsin.
Okuyucum M. Kardan şunu yazmış: Sayın Hatko. Bu ülkede demokrasi
falan yok. Gelecegi de yok. AB AB dediler. AB böyle bir ülkeyi içine
alır mı? Bizim yapacağımız en akıllı iş Adigesi Adige
cumhuriyetlerine Abhaz'ı Abhazya'ya gitmesi. Kendi gidemiyorsa da
çoluğunu çocuğunu göndermesi. Bari onların hayatları kurtulsun, biz
nasıl olsa zaten öldük...
Okuyucum Zekiye Hanım şunları yazmış: Hadi Türkleri, Kürtleri,
Arapları anlıyorum da Çerkes kızlarına neler oluyor. Hem sıkmabaş
oluyorlar hem Şeşen oynamaktan vazgeçmiyorlar. Bana ikiyüzlü bir
davraniş olarak geliyor. Geçenlerde biri ile tartıştık. Yeğenimin
elini sıkmadı. Haram diye. O kadar insanın içinde çocuğun eli havada
kaldı. Bu türbanlı kız sonra da kalkıp Apsuwa oynadı.
Okuyucum F. Kıran şunları yazmış: Mülayim bey, Adigelerin ve
Abhazların bu kadar uzun süre Türkiye'de yok olmamasının tek sebebi
sıkı sıkıya bağlı olduğumuz geleneklerimiz. Bence siz biraz fazla
karamsarsınız. Fakat tespitlerinizi genlellikle isabetli buluyoruz.
Abhazların Adigelere oranla daha iyi durumda olduğu tespitiniz bence
hedefin tam 12'si.
Okuyucum G.G. şunu yazmış: CC ve sen İsrail tohumusunuz. Yahudi
dölleri sizi. Size kaç para aylık bağladılar? Biz Şeyh Şamil'in
torunlarıyız... Sizin taaa geçmişinizi s.....m. İslam bayrağını
Kafkasların her yerine dikeceğiz. Sizi o.... çocukları... Nartlar
gelecek a.... s.....k.
|
|
|
|

|
|
27 Mayıs 2014
|
|
Türk insanı bencildir, eğer
çıkarına ters giderseniz insanın gözünü oyar. Bunu yaparken de zerre
kadar vicdan azabı duymaz. Ama bazı Türk insanı vardır ki, ölünceye
kadar başınızın üstünde taşısanız bir gün bile yoruldum demezsiniz.
Oranlarsak; baş tacı Türk yüzde 40 falandır. Çocukluğum ve gençliğim
zamanında bu oran yüzde 80 civarındaydı.
Peki burada yaşayan Adige diasporasında durum ne?
Yüzdelerde farklılıklar var. Baş tacı Adige oranı eskilerde yüzde
99'du. Bencil, hırsız, çakal, namussuz, çıkarcı Adige'yi samanlıkta
iğne arar gibi arardınız.
Peki şimdi?
Şimdi durum tek kelimeyle felaket. Kültür mültür zaten hak getire!
Türkiye'nin sosyo-psikolojik değişimi Adige toplumunu da baya
derinden etkiledi. O sebeple zaten dangalak sayımız arttı. Eğer bu
kafada gidilirse, işte buraya yazıyorum: On-on beş sene sonra Adige
gibi Adige diyebileceğiniz insan sayısı oranı yüzde 10'lara kadar
inecek! Var mısınız iddiaya!
Bunlar nerden aklıma geldi. Baştacımız Başbakan'ımız Tayyip bey
biliyorsunuz bir madenci yuh çekince ''tokadı yersin'' demişti.
Almanya'da yaptığı mitingte AKP'liler Merkel adı geçince topyekun
yuh çektiler. Yahu yuh çeken maden işçisinin alternatifi yok ki, bu
ülkede yaşıyor. Sen Almanya'daki AKP'li, yuh çekecek duruma
geldiysen orada ne halt yiyorsun bre namussuz! Gelsene Türkiye'ye.
Anladınız mı oranların gerçekliğini!
|
|
|
|

|
|
26 Mayıs 2014
|
|
Soma katliamı, ardından 21 Mayıs
anmaları derken baya bir ara verdik. Meğer ne zormuş bir şey
yazmadan gündemi takip etmek.
Yaşadığımız toprakların üzerinde kötü bulutlar geziyor bu günlerde.
Şu ''şeyini şey eden'' AKP Bakanı salya sümük Bülent Arınç bir ara
gaza gelip ''Allah bize verdikçe veriyor'' demişti. Valla bunlar
galiba Allahlarını kızdırdılar. Şimdi de felaket verdikçe veriyor.
Depremi de onun için mi yaptı bilmem amma Türkiye'deki namuslu
insanların yüzü suyu hürmetine daha büyük felaket yaşamıyoruz
zannedersem!
Gelelim 21 Mayıs anmalarına. Adam gibi anlamalar olduğu gibi, başta
Kaf-Fed olmak üzere 21 Mayıs acısını köküne kadar sömürenler de
vardı. Tabii bu bir aczin işaretiydi.
Anlayana!
Anlamayana izah edeyim: Kaf-Fed üzerinden misalleyelim. Kaf-Fed son
bir yılda ne yaptı? Bolca acı soslu propaganda. Önce Soçi'yi doladı
ağzına. Ardından 21 Mayıs'ı. Sonuç ikisi de bitti! Kaf-Fed kaldı mı
iyot gibi ortada. Sanmayın ki sadece Kaf-Fed acıyı sömür sömür
sömürdü... Tümü aynı durumda! Şimdi gelecek 21 Mayıs'a kadar yaz
uykusuna yatacaklar.
Halbu ki, Türkiye'de yaşayan Adige-Abhaz toplumunun ciddi ekonomik,
sosyal, politik ve psikolojik dertleri var. Adige-Abhaz STK
başındakilerin çapsızlığı sebebiyle bu sorunlar, soykırım
soytarılıklarıyla örtbas ediliyor. Derneklerin elektrik paralarını
ödemeye takatları yok, Rusya'dan Adigey'i kurtaracaklar!
Çok uzatmayayım. Okuyucu e-mailleri baya çoğaldı. İçlerinde çok
önemli olanlar da var. Zaman zaman onlardan size aktaracağım.
|
|
|
|

|
|
14 Mayıs 2014
|
|
Mesleğimin bir parçasıydı
ocaklar. Orada nice canlar gitti. İstatistiklere göre Türkiye bu
konuda dünya lideri. Bu ülkenin politikacıları madenlerde yok olan
hayatları ''temiz öldüler'' diyecek kadar alçaktırlar.
Çok şey yazamıyorum üzüntüden! Türk halkının başı sağolsun!
|
|
|
|

|
|
13 Mayıs 2014
|
|
Emekli olduğum için kahveye
gelen tüm gazeteleri akşama kadar hatim indiriyorum. CC'ye yazmaya
başladıkltan sonra küçük bir defter taşıyorum yanımda. Okuduğum veya
şahit olduğum bir olay olduğunda not alıyorum ki, sizlere
yazabileyim.
İşte her gazeteleri okuduğumda, günde belki 15 defa Tha'ya teşekkür
ediyorum, Adige kültürünü aldım diye. Gerçi şimdilerde Adige'yim
diye ortalarda dolaşan zibidiler canımı sıkmıyor değil amma gene de
moralim iyi.
Dün CC'de de gördüm başörtülü kızı omuzlara alma haberini. Bir AKP
milletvekili ''kültürümüz nerede'' diye sormuş. Yahu nerede olacak
işte orada. Mesela bizim kültürümüz ikiye ayrılır: Anavatanda
bozulmamış Adige kültürü ve diaporada son 20 yılda darmaduman olmuş
Adige kültür enkazı. Abhazları ayırıyorum bir kenara. Onlar biz
Adigelere göre fersah fersah korudular kültürlerini. Fakat Adigeler
resmen dağıldılar. Yani şu anda ortalıkta gördüklerinizin Adige
kültürüyle uzaktan yakından alakaları yok. Farkları sadece bunlar
omuzlarda değil!
|
|
|
|

|
|
12 Mayıs 2014
|
|
Bizim Adige-Abhazlarda da çoktur
ağzına hakim olamayan; ''aman azdırma şunu'' der geçeriz. Azgın
adama hiçbir şey demene luzüm yok ki, öksürsen yine azarlanırsın.
Şimdi bir moda başladı; herkes ''aman şu Tayyip Erdoğan'a bir şey
demeyin de adam mağdur edebiyatına başlamasın.''diyor. Değerli
Başbakan'ımızın karakteri bu, siz yoldan başınız önde geçseniz o
yine ''bak bana bakmaya tenezzül etmiyorlar'' diye yine mağduriyet
çıkarır. Amma bu halk dünyanın en enteresan halkıdır, bugün mağdurum
diyeni korur, yarın mağdurum diyeni linç eder. Bakınız: 12 Eylül
zamanında Türk halkı!
Ben değerli Başbakan'ımızı, iki gözümüzü, bir ağabeyi olarak
uyarayım, fazla mağdurluğa oynamasın sonu felaket olur.
|
|
|
|

|
|
10 Mayıs 2014
|
|
Gazetelerde okumuşsunuzdur,
Tophane'de bir sanat galerisi saldırıya uğradı. Saldırganlar cam
çerçeve indirmişler. Sebep? Malum! Galeri ziyaretçileri içerde
içkilerini zıkkımlanmak yerine kapının önünde de içmişler. Vay sen
misin içen, girişmişler sopalarla!
Birinci denilecek olan; saldıranlar katıksız
hayvanoğlu hayvanmış.
İkinci denilecek olan; bu tip hayvanoğlu hayvanlar
bize, 12 Eylül'ün hediyesidir!
Üçüncü denilecek olan; kim ne derse desin, polis bu
hayvanoğlu hayvanları korumaktadır...
Dördüncü denilecek olan; ''Müslümanlar böyle haltlar
yemez'' diyen Müslümanlar, bu tip hayvanoğlu hayvanlara alenen cephe
almazlar, her daim sessiz kalırlar!
Son
denilecek olan; bu topraklarda her saniye karşınıza
bu tip hayvanoğlu hayvanlar çıkabilir, dikkatli olun!
|
|
|
|

|
|
09 Mayıs 2014
|
|
Demokratik Çerkes Hareketi'nin
21 Mayıs ile alakalı afişlerini gördüm. Hareketin önderlerini
kutluyorum. Bu ''soykırım'' soytarılığına pirim vermemişler. Hayır
tarihi açıdan elaleme maskara oluyoruz. Millet alay ediyor. 1864
sürgün müdür? Evet! Savaştık, yenildik, topraklarımızdan sürüldük.
Bununla beraber çoğu insanımız da göç etti. Gerek tarihsel olarak,
gerek günümüz politikaları olarak kendimizi kandırmanın bize şimdiye
kadar ne faydası olmuş?
DÇH'ne dair umutlarım arttı. Temennim, kendisini takip eden
kitleleri (özellikle gençleri) güzel projelere yönlendirirler,
kendileri de yöneticileri olurlar. Adige-Abhaz toplumunun
kendilerini geliştirecek projelere ihtiyacı var. Nutuk atan bolca
adam var!
Türkiye'de 5 ila 7 milyon arasında Adige-Abhaz'ın yaşadığı söylenir.
Son 1 yılda üretilen kitap sayısı kaç biliyor musunuz? SIFIR! 7
milyon insanın ürettiği ilaç niyetine 1 tane kitap yok! Kabus ötesi
bir şey bu.
Hadi DÇH senden projeler bekliyoruz...
|
|
|
|

|
|
08 Mayıs 2014
|
|
İki okuyucu, iki mesaj:
Birinci okuyucum: Kılıçdaroğlu, kendini ayağına çağıran savcıya
''kimsin sen'' diyor. Savcıdan yanıt: ''Kahramanmaraşlı Afşin beyin
torunuyum.'' Burası komiklikler ülkesi.
İkinci okuyucum: Müslümanların cinselliğe bu kadar takmaları normal
mi?
|
|
|
|

|
|
07 Mayıs 2014
|
|
Gazetelerde haber: İtalyanlar
''Ağca'nın silah sesleriyle başlayan Papa müzikali'' yapmış. Sanatçı
müzikal yazarken, katil mermi yakıyor.
Arada ne büyük fark var değil mi?
O sebeple İtalyanlar Ferrari üretirken, Türkler Murat 124'ü bile
üretemiyor.
Ya bizim diaspora? Onu ne siz sorun, ne ben yazayım!
|
|
|
|

|
|
06 Mayıs 2014
|
|
Normal bir insan, tepkisinde de
sevincinde de normal olan değil midir? Evet.
Bir halk veya bir inanç veya bir inançsızlık hakarete uğruyorsa,
baskıya uğruyorsa; habire ''soykırıldığını'' dile getiren, dünya
tarihinin en büyük zülmünü gördüğünü iddiasında olan bir milletin
çocuklarının normal tepkileri ne olur?
Aslanlar gibi (bizim uyuyan aslanları kastetmiyorum) karşılarında
durur ve haksızlığı yüzlerine haykırır değil mi?
Yok işte bizimkilerde öyle değil. Başkasına yapılan her türlü
mezalimi, haksızlığı, alçaklığı büyük bir ahlaksızlıkla sessizce
geçiştirirler.
Tüm dünyanın kabul ettiği Ermeni soykırımına gelince deliklerine
giriyorlar. Sanıyorlar ki, kıçları dışarda kalmadı. Kaldı.
Sadece Kaf-Fed değil gençlerimizi kindarlaştıranların topunun
kıçları açıkta... Hepsi kafalarını deliğe soktukları için
zannediyorlar ki, kimse görmüyor. Halbuki kabak gibi görüyoruz.
Bu topraklarda milliyetler sürekli aşağılanmıştır. İnanaçlar da.
Ermenisi, Rum'u, İsraillisi, Kürt'ü hatta Laz'ı ve hatta hatta bu
kadar yalakalığa rağmen Adige-Abhaz'ı... Hıristiyan'ı, Yahudisi,
Alevisi, ateisti de... Peki siz bir sefer olsun duydunuz mu
Adige-Abhaz diasporasından bir reaksiyon? Duyamazsınız... Çünkü
tavşan kadar ürkektirler. Öyle kafaya kalpak geçirerek, fişeklikli
Çerkeskalarla elçilik önünde Türk polisinin korumasında slogan
atmaya benzemez bu iş.
Galatasaray ile Fenerbahçe arasında yapılan basket maçında olaylar
çıkıyor. Bunun üzerine Fenerbahçe yönetimi Galatasaraylılar için tam
da bu topraklardakilerin mantığında bir laf ediyor:
“Rumlar
böyle davranmazdı, soytarılar!” Hadi buyurun!
Ben sadece biz de soytarılar var zannederdim. Meğer
Galatasaraylıların içinde de varmış!
Küfür amaçlı bu söylem karşısında Kaf-Fed'inden Birleşikçisine,
Demokratından Forumcusuna, Akademicisinden Yurtseverine,
Vakıfçısına; alayından bekliyorum bir ''TIK''.
Hani şöyle bir basın açıklaması; ''Fenerbahçe yönetimi Rumlara
hakaret etmiştir. Protesto ediyoruz!'' gibi...
Tabi ki, iddiaya da giriyorum, hiçbiri tek kelime dahi
edemeyecekler...
Susun bakalım, ikiyüzlü riyakarlar sizi!
|
|
|
|

|
|
05 Mayıs 2014
|
|
Soykırıma uğradık diye ortalıkta
dolaşan bizim ağlaklar, yaşadığımız ülkede şu üç lafa niye tepkisiz
acaba?
Bir:
En basit kavgada bile karşısındakine küfür amaçlı söylenen ''Ermeni
dölü'' lafına!
İki:
Düşman belledikleri herkese ''Bu Yahudi asıllıdır''
lafına!
Bir:
Çocuklukta sıralara, askerlikte dağlara yazılan ve beyinlere kazınan
''Ne mutlu Tük'üm diyene'' lafına!
İçinizden bir babayiğit çıkabilecek mi cevap verebilecek?
|
|
|
|

|
|
03 Mayıs 2014
|
|
Ruh hastalığı artık o çapta ki,
kıyamet bu olsa gerek diyoruz.
Gencin birine askerde tecavüz ediyorlar, adam askerden sonra gidiyor
çocuk kaçırıp, tecavüz ederek öldürüyor.
Türk polisini yazmama bile gerek yok. Her türlü numara, vahşet
bunlarda var!
Savcı, hakimleri biliyorsunuz. Fetullahçı ve AKP'li diye karpuz gibi
ikiye ayrıldılar. İkisinden de değilseniz zaten yanmışsınız.
Bir de internette daha kişi ölmeden ölüm haberleri veren ruh
hastaları var. En çok yapılanı da sanatçı Münir Özkul. Daha önce bir
çok sanatçıya yapıldı. Nasıl bir hastalıktır bu? Bundan nasıl bir
zevk alınır ki?
Bu ülke topyekün cinnet geçriyor haberiniz olsun. Buradan
Adige-Abhaz örgütlerine sesleniyorum. Elinizdeki kültürel değerin
kıymetini bilin ve şahsi menfaatleriniz için gençleri kültürümüzden
uzaklaştırmayın. Onları barbarlaştırmayın. Bizim toplumumuza
tecavüzcü, ölü sevici ve işkenceden zevk alan insanlar
yetiştirmeyin. Aklınızı başınıza alın! Bu halinizle çekilmiyorsunuz,
o halinizle hiç çekilmezsiniz, haberiniz olsun!
|
|
|
|

|
|
02 Mayıs 2014
|
|
Bugün (dün) bir daha gözlerimle
görerek anladım ki, bu ülkeden ne köy olur ne kasaba. Birkaç sebebi
var bu tespitimin.
Birincisi; AKP'nin polisi Taksim'i ''Yasak Bölge'' ilan etmiş, kedi
eniği bile sokmadı içeri. Değerli Başbakan'ımız ''esnaf iş yapamıyor
onun için Taksim'de 1 Mayıs olmayacak'' demişti. Ne fark etti ki?
Esnaf gene iş yapamadı AKP polisi yüzünden. Demek ki bahaneymiş..
İkincisi; yahu insan evladı olanda insaf olur, bu polisin (...)
neyse terbiyemizi bozmayayım. Kadın, çocuk, yaşlı demeden kimi
görseler bastılar sopayı. Bir süre sonra sayamadım bizim olduğumuz
bölgeye en az 30 gaz kapsulu geldi. Bunlar alçak! Polisi böyle olan
ülkeden hayır gelir mi?
Üçüncüsü; işçisi de köylüsü de genci de bu alçakça yönetimi
haketmiyor esasında fakat işin temeli bozuk.
Meraklısına Not: Evet gazdan nasibimi aldım. Hiç tavsiye etmem gazı
yedikten sonra; ne süt, ne su, ne limon. Ben böyle zulüm görmedim
arkadaş.
|
|
|
|

|
|
01 Mayıs 2014
|
|
Bugün (dün) kısa fakat sıkıntılı
bir yolculuk yaptım, İstanbul'a geldim. Yanımdaki adamın ağzı öyle
bir kokuyordu ki, anlatılacak gibi değil. İnsan bari yolculuk
yaparken dişini fırçalar be adam! Yarın (bugün) Taksim'de olacağım.
İzlenimlerimi aktarırım sizlere.
Günlük yazı yazmak ne zor imiş. Bir de ben öyle profesyonel
gazeteciler gibi yazamıyorum da. Aklıma ne gelirse karalıyorum.
Bazan yazdıklarımı okuyunca ''yahu ben bu kadar güzel yazmamıştım
ki'' diyorum içimden. Beni tanıyanlar bilir, felakettir Türkçe'm.
CC'de yazdıklarımı kim düzeltip, derleyip toplayıp sayfaya koyuyorsa
buradan huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum.
Her şey gibi kaymakamlar da kafayı yedi. Tamam bizim zamanımızda
baya gaddardılar. El etek öptürür, halkı azarlarlardı. Şimdikiler de
bir tuhaf. İstisnasız yüzde 80'i dinci. Yahu 80 darbesi bu kadar mı
kötü vurdu bu ülkeyi? Her yer yobaz doldu.
Konu Midyat Kaymakamı Oğuzhan Bingöl kardeşimiz. Cami imamlarını
azarlamış. Niye cami de durmuyorsunuz da kendi işinize gidiyorsunuz
diye. Yahu sana ne? Sen Diyanet İşleri Başkanı mısın be adam! Bahse
girerim Midyat'ın ilçe olarak binlerce sorunu vardır, köylerinin
onbinlerce. Beyzadem imamlara kızıyor niye işinizi doğru
yapmıyorsunuz, diye. Sen işini doğru dürüst yapıyor musun kaymakam?
Tüm dünya emekçilerinin 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutluyorum.
|
|
|
|

|
|
29 Nisan 2014
|
|
Bazan bir biliminsanından, bazan
işin uzmanından, bazan yaş yaşamıştan öyle şeyler duyarsın ki, çok
karışık gelir sana. Anlayamazsın anlatılmak isteneni. Basit bir
gazete okuyucu, basit bir yorumla ufkunu öyle bir açar ki, yıllarca
yazdığınla kalırsın.
Hürriyet gazesinde Fenerbahçe ile Galatarasaray taraftarlarının
sebep oldukları olaylarla alakalı bir haberin altına;
Giray Barut isimli okuyucu şöyle bir yorumda bulunmuş:
''Bizim sebepleri futbolla filan açıklanamayacak toplumsal
sorunlarımız var. İnsanlarımız hayatta kendisini sadece bir grubun
parçası olarak ifade edebiliyor. Bireysel başarıları, amaçları,
fikirleri, zevkleri yok.''
Ne kadar bizim Adige-Abhaz toplumunu anlatmış değil mi? Cümleyi
şöyle kursanız;
''Bizim sebepleri soykırımla filan açıklanamayacak toplumsal
sorunlarımız var. İnsanlarımız hayatta kendisini sadece bir grubun
parçası olarak ifade edebiliyor. Bireysel başarıları, amaçları,
fikirleri, zevkleri yok.''!
|
|
|
|

|
|
28 Nisan 2014
|
|
''Arkadaş Anayasa Hukukçusu''
diye tanıtıldığında ''hadi ya, valla mı?'' diyen binlerce insan
tanıyorum. Yani bu vatandaş, Anayasa Hukukçusu olduğunu kimseye
inandıramıyor. Fakat adam hakkaten Anayasa Hukukçusu ve Öğretim
Üyesi Profosör, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı. Boru değil.
Kim mi bu zat-ı muhterem?
Anlı şanlı Burhan Kuzu!
Bu arkadaş ''kuzu''luğuna bakmamış ''“Gerçek soykırımı ABD yaptı.
Kızılderililere kıyameti yaşattılar. Gerçek soykırım bu” deyivermiş.
Milletin ağzı torba mı büzesin? Ahmet Hakan da çakıvermiş. ''Burhan
Kuzu’ya sesleniyorum: Hadi ver Meclis’e “Kızılderili Soykırımı
Tasarısı”nı. “ABD soykırım yapmıştır” diye bir Meclis kararının
çıkmasına önayak ol. Hadi. Hadi ama...''
Kuzu'dan ''tık'' yok!
Bu durum aynen bizim Adige-Abhaz diasporasına benzedi. Bizimkiler de
soykırıldık diye ağlaşırlar ama ''Türkler Ermenilerin soyunu kırdı
mı'' diye sorduğunuzda ''kuzu'' olurlar, ''meeeeeee''...
Yahu ''beter olun'' diyeceğim de daha beter ne olacaksınız be
birader!
EK NOT: Türkeş'ten bile daha faşist olduğunu söylediğim Perinçek, 1
Mayıs'ta Taksim'de olacak işçileri ''Turuncu Kuvvetler'' olarak
nitelemiş. Çüüüüüşşşşşş diyorum!
|
|
|
|

|
|
25 Nisan 2014
|
|
Bugün Taksim Meydanı'nda Ermeni
Soykırımı eylemi vardı. Dünyanın en büyük soykırımına uğradığını
iddia eden Adige-Abhaz diasporası yiğitleri sırra kadem basmışlardı.
Öyle ya kendi soykırımlarının yanında Ermeni soykırımın lafı mı
olurdu!
Ben bunlara soytarı deyince bazı dostlar ''öyle deme ayıp''
diyorlar. Aha işte soytarı olmasalar, Adige, Abhaz, Çeçen ve bilimum
öbür bayraklarla orada olmazlar mıydı? Nerdeler?
Demek ki, popülist olup, çoluk çocuğu kullanırsanız böyle durumlarda
kaçacak delik bulursunuz...
Yurtsevercisi, Kaf-Fedcisi, İnisiyatifçisi, Özgürcüsü, Birleşikcisi,
Ayrıştırıcısı, hiçbirinden ''tık'' yok!
Tha kimseyi bunların düştüğü duruma düşürmesin!
|
|
|
|

|
|
24 Nisan 2014
|
|
AKP ve yandaşları; Atatürk'e
diktatör dediler. Adam tek liderken, neredeyse o zamanlarda
Tanrı'yken; çok partili sisteme geçip, parlamento kurdu.
Aynı AKP ve yandaşları; parlamentoyu kaldırıp, padişahlığı getirmek
için yemedikleri nane kalmadı. Hak, hukuk yerlerde.
Türkiye inanılmazlar ülkesidir.
KAF-FED'ten müjdemi isterim.
Değerli Başbakan'ımız Ermeni açılımını yaptı. Bu fırsat bir daha ele
geçmez. Hadi yiğitlerim ''Türkler, Ermenilere soykırım yaptı''
deyin! Deyin ki, sırtınızı Türkiye'ye dayayıp, Rusya'ya aslan
parçası gibi davranmanızın bir sebebi olsun. Hadi Kaf-Fed, hadi
dünyaya ultümatom veren yiğit Adigeler bekliyorum! Bu fırsat kaçmaz!
|
|
|
|

|
|
23 Nisan 2014
|
|
Türkiye'de güzel şeyler de
oluyor. Ateistlerin dernek kurması buna iyi bir örnek. Türbanlı
nasıl türbanı için garanti istiyorsa, ateistte inançsızlığına
saldırılmaması konusunda garantı istemelidir. Dinci yobazların cirit
attığı bir toplumda bu derneği kuranların mangal gibi yürekleri
varmış. Ramazan ayında bira içiyor diye katledilen az insan yok bu
ülkede. Bekleyelim bakalım yobazların tutumu ne olacak?
|
|
|
|

|
|
22 Nisan 2014
|
|
Türk ve Adige-Abhaz (diaspora)
insanının en büyük sorunu empati. Yani, basitçe; sana yapılandan
hoşlanmadığın bir şeyi başkasına yapma. Bu sebeple ne Türk insanı ne
de Adige-Abhaz (diaspora) insanı demokratik bir hayatı kabullenip
yaşayamıyorlar. Daha doğrusu yaşamak istiyorlar da sadece
kendilerine demokrasi işlesin istiyorlar. Diğerleri gebersin!
Fetullahçılar, telekulak ve sahte belgelerle bu ülkede o kadar çok
insanın canını yaktılar ki, o dönemlerde demokratsinin ''D''si bile
akıllarına gelmiyordu. Devran döndü, şimdi ağlaşıyorlar. Fetullah'ın
''Hık'' deyicisi
Ekrem Dumanlı,
aynen şunu diyor: "Türkiye yeni bir dönüm noktasında. Verilecek
hukuk mücadelesi bu ülkenin gireceği yörüngeyi belirleyecek. Şımarık
ve kibirli yaklaşımlar amacına ulaşırsa Türkiye’de adaletin ikame
edilmesi çok zor artık. Ancak AYM gibi kurumların hâlâ ayakta kalma
çabası ve asaleti umut verici." Adamın kafa duman olmuş. Biz gene de
''günaydın Ekrem'' diyelim.
İşte, ''RUSYA BİZE SOYKIRIM YAPTI'' diye ağlaşan Kaf-Fed de bu
mantık sebebiyle (bugün itibariyle) 74 gündür ''TÜRKLER ERMENİLERE
SOYKIRIM YAPTI MI?'' sorusuna cevap veremiyor. Bana kalırsa 744 gün
de 77.744 günde cevap veremezler. Çünkü, korkudan altına kaçıran
biri bu soruya cevap verebilir mi?
|
|
|
|

|
|
21 Nisan 2014
|
|
18
Nisan'da yazdığım yazıda
''Şairi sapık olan
(Necip Fazıl Kısakürek) ülkenin gencinden hayır gelir mi?''
demiştim. Cumartesi (19 Nisan) günü Milliyet gazetesinde şöyle bir
haber vardı, bilginiz olsun diye aktarıyorum:
'Turizm Koordinasyon Toplantısı'na
Alanya Kaymakamı Erhan Özdemir'in sözleri damgasını vurdu.
Kaymakam Özdemir'in turistlere taciz konusundaki açıklamaları
katılımcıların yüzünde Tokat gibi patladı...
’BİZ SAPIK MIYIZ?’
Bir arkadaşımın anlattığına göre yolda yürürken 2 İsveçli kıza 14
kişi laf atmış. Biz sapık mıyız? Sizin kızınıza, karınıza, bacınıza
böyle bir şey yapılmasını ister misiniz? Bu nasıl kepazelik?
’Alanya, en büyük turizm merkezi’ diye hava atıyoruz ama kendi
içimize dönüp bunları değerlendirmemiz gerekiyor" diye konuştu.
|
|
|
|

|
|
19 Nisan 2014
|
|
Bizim
Wubıh kökenli, Türk Hıncal artık gazeteciliği bırakıp köşesine
çekilmeli. Gerçi anlamadığım bizim Adige-Abhaz ve Wubıhlar
yaşlandıkça akıl kapasiteleri artar, Hıncal'da ters oldu!
Efendim, konu
şu: Uçakta klimaları açmayıp milleti bunaltan THY ile ilgili.
Yolculardan biri ''sıcaktan patlayacağız'' deyince, tüm yolcular
indirilip, arama yapılmış ve sonra uçağın kalkışına izin verilmiş.
Hıncal yapılanın doğru olduğunu, -hep yaptığı gibi- Amerika'dan
(ABD) misallendiriyor. Aynen şunları yazıyor:
''Hatırlarım bir üniversite öğrencisi Türk Amerika'da tek
yolcusu olduğu uçağın içinde kalkışı beklerken hostes elinde bir
deste iskambille gelip, vakit geçirme teklif etmişti. "How about
black jack/ 21 oynamaya ne dersin?"
Bizim delikanlı kelime oyunu ile şaka yaptı... "How about high
jack/ Uçak kaçırmaya ne dersin?"
İki dakika içinde karga tulumba edildi ve bir sene falan yattı
içerde...
Dün okuyorum. 14 yaşında Hollandalı bir kız çocuğu Amerikan Hava
Yolları'na tweet atmış... Şaka... "Adım İbrahim. El Kaideciyim. 1
Haziran'da bir felaket yaşayacaksınız...
Kız şimdi gözaltında...''
Ortalama bir zeka, ''sıcaktan patlayacağız'' tepkisiyle, yukarıdaki
örnekleri eşlemez. Fakat Hıncal gibi üstün zekalar tabii olarak
farklı.
Yahu arkadaş, hadi bunu adam Amerika'daki bir havaalanında söylese
ve bunu mota mot İngilizce'ye çevirerek İngilizce söylese tamam
dersin. Çünkü İngilizce'de ''sıcaktan patladık'' diye bir kavram
yoktur zannedersem. Türkiye'de 70 milyon insanı sıraya dizsen, bu
lafı tek tek sorsan ''adam sıcaktan bunalmış'' diye size izah eder.
Toparlarsak:
Üç olay...
- Uçak kaçırmaya ne dersin?
- El Kaideciyim. 1 Haziran'da bir felaket yaşayacaksınız...
-
Sıcaktan patlayacağız...
Ve Hıncal bu üç örneği birleştirip aynı dedi. Valla artık
köşesine çekilme zamanı gelmiş, hatta geçmiş bile...
|
|
|
|

|
|
18 Nisan 2014
|
|
Hergün
başka bir dangalaklıkla karşılaşıyoruz. İyi ki, bu tür şeyler benim
başıma gelmiyor, yoksa Hoca Ahmet Yesevi İmam Hatip Lisesi Müdürü
Alaattin Öztürk temiz bir dayak yerdi. Öyle kendinden hem yaş, hem
sıklette küçük bir çocuğun ağzını burnunu dağıtmak neymiş
gösterirdim.
Bu adam niye dövmüş
çocuğu biliyor musunuz? Bir kız öğrenciyle yan yana oturarak okul
maçını seyrettiği için. Müdür gerekçe olarak da ''mahalleliden
şikayet vardı, yanındaki kızın omuzuna elini atıp oturuyormuş''u
göstermiş.
Bu ülkede gençlere
inanılmaz bir baskı vardır. Ki, bunun yansıması olarak da özellikle
kırsal alanlarda gençlerin hayvanlarla cinsel ilişkiye girmeleri
normal karşılanır. Yobazların, tecavüz edilmiş hayvanlara ne
yapılacağı konusunda fetvaları bile vardır. Ayrıca gizli
eşcinsellik, aile içi cinsellik, erkek çocuklarına tecavüz Müslüman
ülkelerde son derece fazla olan bir durumdur. Nedenini bilmek için
de müneccim veya bilimadamı olmanız gerekmez. Derenin suyununun
önüne set çekerseniz, su kendine akacak başka yer bulur!
Her zaman diyorum ya
bu ülke dünyanın en enteresan ülkesidir diye. Konuyla alakalı olduğu
için yazayım. Biliyorsunuz daha geçenlerde askerde tecavüze
uğradığını söyleyen bir genç, bir çocuğu kaçırıp tecavüz etmiş
sonrada öldürmüştü. Millet genci linç etmek istedi. Enteresanlık
burada başlıyor zaten, bu dinci okul müdürü elini kolunu sallayarak
gezer. Kimsenin gıkı çıkmaz, hatta ''afferin adama, ateşle barut yan
yana durmaz zaten'' derler, öbür taraftan sosyolojık olarak sebep
oldukları bir olayın sorumlusunu linç etmeye kalkarlar. Sizinle
bahse varım, o linç etmek isteyenlerin en az yarısı cinsi sapıktır.
İnanmazsanız psikologlara sorun!
Şairi sapık olan ülkenin gencinden hayır gelir mi?
Necip Fazıl Kısakürek, hani dinci ve sağcıların yere göğe
sığdıramadığı ''şair'' var ya; zamanında demiş ki, ''Örtüsüz kadın
perdesiz eve benzer! Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralık...''
Çüüüüüüüüşşşşşşşşşşş deyip geçiyorum.
|
|
|
|

|
|
17 Nisan 2014
|
|
Yaşadığımız ülkede haksızlığı sadece dinci AKP iktidarı yapıyor
zannetmeyin. ''Hak yeme'' alyuvarlarına kadar işlemiştir Türk
insanının içine. Mesela Melih Aşık! Milliyet gazetesinin sosyal
demokrat yazarı. Bugünkü köşesinde ''espiri'' şeklinde Kürt halkına
sokuşturuyor. Sokuşturmakla da kalmıyor hakaret ediyor. Aşık efendi:
''BDP Güneydoğu’da çıkan petrolden
pay almak istiyormuş! Önce birikmiş elektrik borçlarını bir
ödeseler...''
diyor!
Bu tür hakareti ve sokuşturmaları dincisinden demokratına tümü
yapıyor. Tabii akla şu gelmiyor. Ulen biz bunlardan (Kürtlerden)
herkes gibi vergi alıyoruz. Askere götürüyoruz. Seçime sokuyoruz.
Ama tüm yatırımları niyeyse ''Batı Bölgelerine'', ''Kürt Olmayan
Bölgelere'' yapıyoruz. Mesela Kocaeli'ne, mesela Bursa'ya, mesela
Samsun'a, mesela Konya'ya, mesala Adana'ya, mesela Antalya'ya
yaptığımız yatırımın 10.000'de 1'ini bile Diyarbakır'a, Mardin'e,
Muş'a, Van'a, Bitlis'e yapımıyoruz. İstanbul, Ankara, İzmir gibi
kentleri klasmana bile sokmuyorum.
Adamdan aldığın vergiyle Batı'da fabrika yap, yol yap, hastane yap,
kısacası her türlü yatırımı yap sonra yüzün kızarmadan elektrik
borcunu kafalarına kak! Terbiyersiz herifler!
|
|
|
|

|
|
16 Nisan 2014
|
|
Okuyucumun biri demiş ki; ''Mülayim abi, 150 meşale konusunda aynen
size katılıyorum. Onlar, bırakın 150 genci anavatanda okutmayı 15
genci Türkiye'de okutamazlar. Bunların hepsi şov yapıyorlar.
Kaf-Fed'imiz yeni yönetimle aynı bunlara benzedi. İşleri güçleri
şov.'' Valla kıymetli okuyucum haklısın.
Bugün bir belgesel
seyrettim, adamlar dünyamıza bir şey olursa hazırlıklı olalım diye
yaşanabilir başka dünya araştırıyorlarmış. Nefes almadan seyrettim.
Aklıma bizimkiler geldi. Millet ileri bakarken niye bizimkiler
ısrarla geriye bakıyorlar, diye düşündüm. Geçmişe dönük yaşamanın
psikolojisi; her alanda başarısız bir kitleye sahip olunması
yüzünden. Hesap edin; sporda yoksun, edebiyatta yoksun, bilimde
yoksun, sanatta yoksun, teknolojide yoksun. Bir ''hiç''sin yani. O
zaman işte bula bula 150 meşale buluyor kafa! Beynindeki karanlığı
aydınlatacak zannediyor ahmak!
|
|
|
|

|
|
15 Nisan 2014
|
|
Biz
hukukçu değiliz, o sebeple Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararlarına
ağzımıza geleni söyleriz. Hadi değerli yüce Başbakan'ımız da hukukçu
değil aklına eseni söylüyor. Yahu koskoca Adalet Bakanı AYM
kararları hakkında konuşur mu? Yuh!
Bundan başka; AKP'nin
anayasa hazırlamakla görevli milletvekili adının başında profesör
olan Burhan Kuzu var ya bir twitter mesajında muhatabına ''Ha..
s....'' yazmış. Millet tepki gösterince de ''Ha.. s....''in açılımı
''Hadi sende''dir diye kıvırtmış. Tabii twitter da gırgır şamata
başlamış. Onları buraya yazmamız tabi ki mümkün değil. Kısacası
iktidarın en yetkili anayasa profösörünün kullandığı dil bu. İkinci
yuh!
Ne günlerden
geçiyoruz yahu!
|
|
|
|

|
|
14 Nisan 2014
|
|
''Çakma-omurgasız solcular sadece Türklerden çıkar'' gibi bir
neticeye sakın varmayın. Bizim çakma-omurgasız solcumuz onlara 10
basar. Bakarsın adam zamanın en hızlı ''solcu''larındandır, şimdi
ağzından ''Allah'a şükür, Allah'ın izniyle, inşallah, maşallah''
kelimeleri dökülür. Eeee? Ayıp mı bu kelimeleri kullanmak? Yoo, eğer
adam dinciyse tabi kullanabilir, neden ayıp olsun. Amma solcuyum
deyip de kullanıyorsa işte o ''çakma-omurgasız''dır. Anti-Kapitalist
Müslümanlar diye birileri çıkmıştı ortaya, işte onlar gibi bunlar da
soytarıdır.
Çakma-omurgasız
solcular bir araya gelip inisiyatif kurmuşlar. Daha dakka bir gol
bir; ''Türkiye oligarşisi, dış dinamiklerin etkisiyse değişime
girmiş.'' böyle bir tespitte bulunmuşlar. Get len!
Eski Dev-Yol, Dev-Sol
ağzıyla tahlil yapanlara sorsan, ''Birader kim bu dış dinamikler''
diye, Avrupa ülkelerini gösterecekler! Ben bunlara soytarı deyince
kızıyorlar. Aha işte soytarı değiller mi?
Bakıyorsun bu
çakma-omurgasızlara kimle kolkala diye, diasporanın en azılı
yobazlarıyla, kumpasçı-telekulak Fetullahçılarıyla! Buyrun buradan
yakın!
14 aydır Rus
Konsolosluğu önüne gidiyorlarmış. Sizi anca orası paklar. Türk
Oligarişisi'nin polisinin korumasında konsolosluğa eylem yapmaya
gitmek nasıl bir duygudur acaba? Sizi gidi çakma-omurgasız solcular
sizi!
|
|
|
|

|
|
12 Nisan 2014
|
|
Geçenlerde bir yerde gördüm. Nerdeysi hatırlayamadım. Ama mutlaka
sizlerde görmüşsünüzdür.
’’150.nci yılda 150
meşale’’. Ulen, diyorsun sonunda akıllandılar.
Artık 150 genci anavatana gönderip orada okutacaklar. Öyle
ağlayarak, sızlayarak, kendini acındırmayacaklar...
Aslanlar gibi çalışacaklar bir kasa oluşturacaklar ve bu 150
gencin masraflarını tümüyle karşılayacaklar...
Bir de ne göreyim;
meğer yüz elli meşale yakıp
konsolosluk önüne gideceklermiş. Tha sizi eşşek peşinden yürütsün
emi!
|
|
|
|

|
|
11 Nisan 2014
|
|
Bazı okuyucularım telaşlanmış
fakat gayet iyiyim. Hani derler ya nezle ilaçla 7 gün ilaçsız bir
haftada geçer diye. Bir hafta bekleyeceğiz.
O kadar kötü günler geçiriyor ki Türkiye, eleştirel yazı yazmak
gayet basit. Ben de rahat rahat yazıyorum zaten. Tabii kızıyorlar
''nedir bu senin Türklerle alıp veremediğin'' diyorlar. Benim
Türklerle bir alıp veremediğim yok, benim derdim kendini Adige-Abhaz
zannedenlerle. Halbuki bu ülkede başımız üzerinde tutacağımız
insanlar da var. Fakat o kadar azınlıktalar ki, anca gazetelere
çıktıklarında haberimiz oluyor.
Tekin Açımuz... Şu anda aramızda değil. GATA Hastanesi'nin morgunda.
Ailesi ne zaman isterse alabilecek ama şimdilik almıyorlar.
Tekin Açımuz... GATA'da nurlar içinde yat büyük insan.
Kim bu Tekin Açımuz?
1984 yılında Tankçı Yüzbaşı rütbesindeyken yüksek tansiyon hastalığı
nedeniyle TSK’dan ayrılmak zorunda kaldı. Uzun süre tedavi gören
Açımuz daha sonra böbrek yetmezliği nedeniyle de yoğun bir tedavi
görmeye başladı. Daha sonra böbreği iflas eden Açımuz’a 10 yıl önce
kanser teşhisi konuldu.
Sonrasını kızı İrem Açımuz'dan dinleyelim:
“Babamın tedavi için böbrek nakline ihtiyacı vardı. Ancak kendisi
‘Benim yaşım ilerledi. Sırada bekleyen bu kadar genç çoluk çocuk
varken ben bu sıraya giremem. Organlarımı bu çocuklara bırakacağım.
Kadavramı da bağışlayacağım’ dedi. Ancak vefat ettikten sonra kanser
geçmişi olduğu için organları alınamadı. GATA’dan istediğim tek şey
kadavra üzerinde yapılacak eğitimler bittiği zaman bize defin için
teslim edilmesi oldu. Yararlanabildikleri kadar yararlansınlar
dedik. Onlar da bunu kabul ettiler. GATA doktorları babamın
cenazesini istediğim zaman alabilme hakkımın olduğunu söylediler.
Çok duyarlı bir insandı. Radyoda bir kan anonsu duysa hemen
hastaneye koşardı. Bu davranışının herkese örnek olması gerekiyor.”
Türkiye'de de insanlar var, hem de 1000 Adige-Abhaz bir araya gelse
aynı değerde olamayacak! Amma işte maalesef o kadar azınlıktalar ki,
anca haber olduklarında duyuyoruz. Yoksa topyekun halkı suçlamanın
mantığı olur mu hiç?
|
|
|
|

|
|
8-9 Nisan 2014
|
|
Bizim derneklerde bazan
rastlarım, böyle tiplere. Adam altı üstü akordeon çalıyor, havasına
baktığınızda zannedersin Mozart. Eskiden mesela Hacı Murat vardı.
Akordeonu öttürürdü, parmaklarını göremezdik, ayrıca iyi de dans
ederdi amma alçakgönüllülüğü ile yüreklerimizde taht kuran bir
arkadaşımızdı. Şimdikiler tam zibidi. Dans edeni de 1500 havalarda
(sanki arkadaş Rudolf Nureyev) akerdeon çalanı da. Ha Türk
kültürüyle yoğrulmuş olsak diyeceğim ki, yaşlandık, gençlerin hal ve
davranışları batıyor. Fakat bizim kültürümüzde böyle bir şey yok ki.
Dik duracaksın amma beyefendi olacaksın. Sözünü sakınmayacaksın
fakat ağzından çıkanı kulağın duyacak. Öyle kalpak giyerek
''Adige-Abhaz oldum'' dersen, suratının ortasına ''yürü anca
gidersin'' derler. Ne akordeon çal, ne dans et ne de havalara gir.
Yok ille çalacam, dans edeceğim diyorsan önce adam ol, adam!
Okuyucumun biri demiş ki; ''Mülayim ağabey, Doğu Perincek ile ilgili
yazdıklarınızdan sonra ''Hatko abartıyor'' demiştim. Ama siz haklı
çıktınız. Perinçek, Tayyip'i desteklediğini açıkladı, iyi mi!
Öngörünüze hayran kaldım.''
Değerli kardeşim bu ülkede gerçekten değerli insanlar, dosdoğru
aydınlar, siyasetçiler yok değil. Fakat bir elin parmaklarını
geçmezler ve seslerini soluklarını sistem duyurmaz. Maalesef
Perinçek arkadaşımız bu klasmana dahil değil. Ayrıca iltifatın için
de teşekkür ederim.
|
|
|
|

|
|
7 Nisan 2014
|
|
Bazı okuyucularım bana kızar ve
klasikleşmiş ''Ekmeğini yediğin Türkiye'ye ve Türklere neden ağır
yazılar yazıyorsun'' derler. Ben bu okuyucularımı 3,5 yaşında
aramızdan ayrılan Pamir çocuğa havale ediyorum,
bu bir.
En kızdığım konu ''Ekmeğini yediğin'' lafı. Ulen bu ülkede
yaşıyorsak kelaynak mıyız? Yattığımız yerde ballı börekle mi
besliyor Türkiye bizi? Çatır çatır vergimi alıyor ve sormadan
istediğinin cebine atıyor. Ben kötüyüm bu hırsızlar iyi öyle mi?
Aklınızı başına alın; her ülkede iyi insan da vardır, öküz insan da!
Sen oranına bakacaksın tamam mı;
bu da iki!
|
|
|
|

|
|
5 Nisan 2014
|
|
Avrupa'daki muhafazakarlık ile
Türkiye'deki muhafazakarlığın uzaktan yakından alakası yok. Dini
bakımdan söylemiyorum. İlkesel açıdan alakası yok. Baştan gururla
yazayım; bizim Adige-Abhazların muhafazakarları (şimdiki yeni yetme
zibidileri kastetmiyorum) tipik Avrupa muhafazakarları gibiydiler.
Türkiye'deki muhafazakarlık ''ben'' üzerine kuruludur. ''Benim
dışındaki gebersin bana ne'' ilkesi her daim geçerlidir. Mesela
Müslüman olmayanların tümü; ister Hristiyan olsun, ister Budist,
ister Şaman olsun ister ateist, hepsi zındıktır ve cehennemin dibine
kadar yolları vardır. Eğer ırz düşmanı tecavüzcü muhafazakar
cenahtansa -nasıl olduğunu anlayamazsınız- aklanır, paklanır ve
unutturulur. (Örneği çokça vardır, isimleri buraya sığmaz.) Fakat
muhafazakar değilse, kızlı erkekli bile bir araya gelinmesi zinhar
haramdır.
Hırsızlık ve soyguzluğa da muhafazakar cehahta ses edilmez. Yeter
ki, birbirlerinin cebine el uzatmasınlar. İşte o zaman çıngar çıkar.
(Misal; AKP ile Fetullahçılar)
Muhafazar kesim başka dinlere hakaret etmekte gram sakınca görmez.
Bunu büyük bir rahatlıkla yapar, fakat kendi dinine söylenen en ufak
şeyden yangın çıkarır. İşi kafa kesmeye kadar götürür. Kendisi,
kendi diniyle alay etmekte bir beis görmez.
Hak, hukuk, adalet kendilerini alakadar ettiğinde sesleri bir yaman
çıkar. Fakat konu başkalarına gelince hak, hukuk, adaletin zerresini
göremezsiniz.
Bu listeyi sayfalarca uzatmak mümkün. İşte bu sebeple Avrupa
muhafazakarlığı ile Türk muhafazakarlığı arasında gram benzerlik
yoktur.
20 yıl öncesinin Adige-Abhazları da iyi muhafazakarlardı. Günümüzü
sorarsanız ne siz sorun ne ben söyleyim. Rezalet!
|
|
|
|

|
|
4 Nisan 2014
|
|
Daha dün yazdım, bugün de Ahmet
Hakan aynı şeyi farklı perspektiften yaptı.
Diyor ki Ahmet; ''Eğer seçimde bir sahtekârlık yapılabiliyorsa...
Bunun nedeni senin ihmalkârlığındır. Sandığa sahip çıkamazsan, son
aşamasına kadar süreci denetlemezsen, sandık başı organizasyonunu
mükemmel bir şekilde kurgulamazsan... Seçimde sahtekârlık da olur,
hile de olur.''
Yani ''biz insan değiliz''e getiriyor lafı. Şimdi anlıyor musunuz
cüzdan bulup da karakola götüren vatandaş neden kahraman muamelesi
görüyor. Halbuki normal insan kendine ait olmayanı alıp götürmez.
Sahtekarlık yapmaz, hile de.
Buradan çıkan sonuç şu: Türk kültürü böyle. Sevsek de sevmesekte
durum bu. Kaf-Fed ve türevi dernek yöneticilerinin de Türkleştiği
gerçeğinden yola çıkarsak yaptıkları rezillikleri daha anlayışla
karşılayabiliriz demektir.
|
|
|
|

|
|
3 Nisan 2014
|
|
Wubıh kökenli fakat Türk olan
abimiz Hıncal yine döktürmüş. Efendim Türkiye halkı karizmatik
lidere oy verirmiş, partiye oy vermezmiş. Kenan Evren bu ülkede şaka
değil % 99 oy aldı Hıncal!
Yılların gazetecisi olmasa ''bu kadar da acemice siyasi tespitleri
anca bizimkiler yapar'' der geçerdik. Amma durum farklı.
Hıncal'ın yaptığı şu: Eyyyy Türk milleti siz hırsız, yalancı,
halkını aşağılayan, diktatör heveslilerine layıksınız. Efendi,
dürüst, çalışkan, demokrat lider sizin neyinize!
Tabii Hıcal'a şunu da sormak isterim: Holanda Başbakanı evinden
başbakanlığa bisikletle gidip geliyormuş. Karizma sıfır mı yani?
Bizim Wubıh pardon Türk, karizmatikliği kabadayılık, terbiyesizlik,
hadsizlik sanıyor. Bir ara Kadir İnanır'a bile karizmatik diyordu.
Gerisini siz hesap edin!
İlahi Hıncal abi, valla bir ömürsün!
|
|
|
|

|
|
2 Nisan 2014
|
|
Sütte leke kabul görür
seçimlerde hile kabul görmez. Amerika'ya da gitsen bu böyledir,
Çin'e de; Kamerun'a da gitsen bu böyledir, Danimtearka'ya da!
Bir tek Türkiye'de böyle şeylerin yaşanıyor olması sizce niyedir? Ve
de niye kafasız bazı Adige-Abhazlar anavatanlarımızın kıymetini hala
anlayamazlar da dangul dungul konuşurlar?
Bir de dikkatimi çekti. AKP iktidarı artık o kadar umarsız ki, yalan
söylerken bile ''ne söylersen söyle, bu dangalak halk yiyor''
havasında. Koskoca Enerji Bakanı'nın açıklamasına insan poposuyla
güler. Neymiş; seçim gecesi elektrik kesintileri kedilerin trafolara
girmesiyle olmuş. Facebook'ta gördüm. Biri aynen şunu demiş:
Tamam doğrudur, elektrikleri trafolara giren kediler kesti. Peki
Twitter ve You Tube'u hangi hayvan kesti?
Enerji Bakanı'na kötü kapak olmuş!
|
|
|
|

|
|
1 Nisan 2014
|
|
CC'yi tebrik ettim. Çünkü halkı
koyun yerine koymuşlar. Eminim birçok AKP'li Adige-Abhaz buna
bozuluyorlardır ama ne yapalım kardeşim; koyun olmasanız, umarsızca
milletin zenginliklerini yağmalayan iktidara oy vermezdiniz
(sülalenizin topunun hayatları boyunca biriktirseler bir araya
getiremeyeceği paraları götürdüler). Bu arada Aziz Nesin'i de
anmadan geçemeyeceğim. Nurlar içinde yat Aziz Nesin!
|
|
|
|

|
|
31 Mart 2014
|
|
Niye
Yeşilçam sinema emekçisi rahmetli Nubar Terziyan'ın adı, Nubar
Terziyan'dı da; yine Yeşilçam emekçisi Yıldırım Gencer'in adı,
Yıldırım Gencer'di. Birinin adı ve soyadından şak diye Ermeni
olduğunu anlıyordunuz. Peki Yıldırım Gencer'in Abhaz olduğuna dair
tek ipucu var mıydı? Yoktu. İşte Türkiye Adige-Abhaz diasporası
budur!
Kısacası Türkiye diasporası ve diğer ülkelerdeki Adige-Abhaz
diasporası, anavantanından savaş dolayısıyla kaçmış, savaşarak
ölmeyi göze alamamış insanlar topluluğudur. Adlarını değiştirmeye
bile cesaret edemeyecek kadar korkaktırlar.
O sebeple 150 senedir timsah gözyaşı dökerek bu gerçeği gizlemeye
çalışırlar.
O sebeple elçilik önünde soytarılık yaparlar.
O sebeple kimliklerine sahip çıkamazlar.
O sebeple anavatana dönemezler.
...ve işte o sebeple Ermeni Nubar'ın adı Nubar, Abhaz Yıldırım'ın
adı Yıldırım'dır!
Seçim sonuçları da gösterdi ki, tespitlerimde haklıyım. Hırsızı bol
olan evin eşyası çok kaybolur!
|
|
|
|

|
|
29 Mart 2014
|
|
Dinci
cemaat liderinin boğazına kadar siyasete, siyasi lider olan
Başbakan'ın boğazına kadar dine battığı yere Türkiye denir!
Çünkü, demokrasi ile yönetilebilmek için; birincisi, Osmanlı
geçmişinizin olmaması, ikincisi İslam inancınızın olmaması
gerekmektedir.
Açacak olursak; Osmanlı demokrasi ile değil hanedanlıkla
yönetiliyordu, İslamiyet siyasi olarak zaten devlet yönetimini şart
koşar. Adına da ''Şeriat'' der. Bu sebeplerden dolayı, Türkiye'de
kimse demokrasi beklemesin, boşa bekler.
|
|
|
|

|
|
28 Mart 2014
|
|
Bir yandan
üzücü, çünkü yüz binlerce masum insan katledildi bu topraklarda,
daha da katledileceği ortaya çıktı. Bir yandan sevindirici bazı
dangalak Adigeler belki akıllanır, buna Kaf-Fed ve diğer STK
yöneticileri de dahil.
Olay ne derseniz, MİT'in başının Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in de bulunduğu bir
toplantıda dile getirdikleri. Arkadaş utanmadan, sıkılmadan
adamlarını Suriye'ye yollayabileceğini oradan Türkiye'ye 8 füze
attırabileceğini, böylece Suriye ile savaşa bahane
üretebileceklerini söylüyor. Kime? Şu parmakla çağırılan Türk Dış
İşleri Bakanı arkadaşa! Savaş çıkarmak için kendi topraklarına füze
atabileceğini belirten bir anlayış bu ülkenin en önemli
kurumlarından birinin başı.
Olayın ortaya çıkmasından sonra, diğer baş olan Dışişleri'nin başı
arkadaş da utanmadan sıkılmadan ''Casusluk faaliyeti çok ağır bir
suç'' diye buyurmuş. Bırakın başka ülke insanına, kendi insanına
füze atmayı konuşabilecek kadar aymaz olanların ''casusluk suç''
demesi de tam bir kara-komedi olsa gerek.
Diyeceğim tek şey var: Tha topunuzun belasını versin!
Bugün gündem dolu. Yaşadığımız toprakların sosyal demokratları ve
yurtseverleri aynı bizimkiler gibi aslında katıksız faşisttirler.
Garip ütopyaları vardır. Mesela Türk kökenli yurtsever-demokrat
faşistler ''Dörtnala gelip Uzak Asya'dan - Akdenize bir kısrak başı
gibi uzanan - Bu memleket bizim!'' derken; bizim yurtsever-demokrat
faşistler Karadeniz'den Hazar'a büyük Çerkesya bizim'' der. Yani,
yerli halk gebersin gitsin, bunların umurunda değildir. O kadar
konsantre faşisttirler. Ulen şeref yoksunları, sen Ortaasya'dan
dörtnala geldiğinde bu topraklarda tavşanlar mı yaşıyordu, mağara?
Nereden bu memleket senin oluyor? Şunu de canımı ye: Arkadaş geldik
buradaki yerli halkın çanına ot tıkadık, çoğunu da yok ettik. Eskide
kaldı. Özür dileriz. Ancak artık bu topraklar bizim.
Bizim yurtsever faşistler de bunlara öykünüyor. Kısrak başı gibi
Hazar'a uzanma hayali kuruyorlar. Tha sizi bildiği gibi yapsın emi!
Konuyu dağıttım, gündeme döneyim. İşte bu bilgilerin ışığında
ekranlarda sol-sosyal demokrat pozları veren Enver Aysever adlı
faşist, twitter hesabından "Postacı Sırrı demokrat değil mi?"
"İstanbul'un truva atı kim?" diye yazınca, Sırrı Süreyya Önder
anlayacağı dilde bir karşılık vermiş.
Ağzına sağlık Sırrı.
|
|
|
|

|
|
27 Mart 2014
|
|
''Çocuklar
öldürülür, susarsın.
Çocuğu öldürülmüş bir ana yuhalatılır, susarsın.
Bakara/Makara” denilerek Kuran’la dalga geçilir, susarsın.
Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet iddiaları arşa yükselir, susarsın.
Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet iddialarına karşı “din” kullanılır,
susarsın.
Yalanlar söylenir, susarsın.
Hakaretler edilir, susarsın.
İftiralar atılır, susarsın.
CHP’linin yatak odası gözlenir, susarsın.
MHP’linin mahremine kamera dayanır, susarsın.
Ama... Fakat... Lakin...
Muktedirlerin mahrem alanlarına dalınacağına dair tevatürler ve
dedikodular çıkınca...Başlarsın konuşmaya.
Ve dayarsın milletin önüne 15 maddelik bildirini.
Başkaları için hatırlatmadığın İslami ilkeleri, muktedirler için
hatırlatırsın.
Böylece ortaya...
Sadece muktedirlerin hak ve hukukunu koruyan bir “din” çıkarmış
olursun.
Bizim inandığımız din, böyle bir din olmadığına göre...
Söyler misin:
Sen kimin ‘Diyanet’isin?''
Yukardaki sözler için afferin Ahmet Hakan. Bir soru da ben
ekleyeyim. Diyanet bütçesinin Sağlık Bakanlığı da dahil 5 bakanlık
bütçesinin toplamından fazla bütçesi var. Sebep?
|
|
|
|

|
|
26 Mart 2014
|
|
Daha
milletin yüreğindeki ateş sönmeden, katil polis bu sefer de
Silvan'da 10 yaşındaki Mehmet Ezer'i başından biber gazı fişeğiyle
vurdu. İnsanları hedef alarak çoluk çocuk, kadın erkek demeden ateş
eden bu polislere ağız dolusu bir eşşekoğlu eşşekler diyorum ve de
başka da bir şey demiyorum!
|
|
|
|

|
|
25 Mart 2014
|
|
Yaşadığımız topraklar dünyanın "en yavuz hırsız"larının olduğu
yerdir. O kadar ki; güvenlik kameralararına yakalanan mahallenin
tanıdık hırzısı karakoldan adliyeye götürülürken fotografını çeken
gazetecilere ''kamera kayıtları montaj'' dedi iyi mi!
Garibime giden iki şey var: Birincisi; bu ülkenin hırsızı, uğursuzu,
haydutu, çakalı kameralara gülerek poz veriyor. İkincisi yine bu
soysuzlar acayip yurtsever, acayip milliyetçi ve acayip Allahçı
oluyorlar.
Tha bizi hırsızın yurtseverinden de, milliyetçisinden de,
Allahçısından da korusun!
|
|
|
|

|
|
24 Mart 2014
|
|
Mehmet
Barlas soruyor:
Obama'yı
Putin değil de Erdoğan mı kaygılandırıyor?
Hatko Mülayim soruyor: Kaf-Fed'i Erdoğan değil de Putin mi
kaygılandırıyor?
|
|
|
|

|
|
22 Mart 2014
|
|
''Oğlu
Bilal Erdoğan’la konuşmaları baskıcı, karar verici,
cezalandırıcı bir babanın her türlü örneğini taşıyor. Çocukken
yanlış yaptığında babası tarafından ayaklarından tavana asılan,
korkudan babasının ayakkabılarını öpen bir adamdan bahsediyoruz.''
Bu lafları Ergun Babahan yazmış.
Adigeler ve de özellikle Kaf-Fed yöneticileri, nasıl bir kültüre
sahip olduğunuzu görün. Böyle bir kültürü ''es'' geçip Türkiye
politikalarının uşağı olmayın. Sahip olduğunuz Adige ailesi değerini
üç-beş dangalağın peşine takılarak harcamayın, özellikle siz
gençler! Eğer bu kafada giderseniz babanızın ayakkabısını öpmek
durumunda kalacaksınız. Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok!
|
|
|
|

|
|
21 Mart 2014
|
|
Yaşadığımız topraklarda gerilim çok arttı. Tabiyatıyla bu gerginlik
Adigelere de yansıyor. Aman dikkat. Onun bunun oyununa gelmeyin!
|
|
|
|

|
|
20 Mart 2014
|
|
Daha dün
''Konuyu değiştireyim diyorum fakat adamlar durmuyor ki. Kuş gribi
gibi her yerdeler.'' demiştim. Bu sefer de Eski AB Bakanı arkadaş
ile Ankara'da Hacivat bir gazetecinin din ile dalga geçme tapeleri
ortalığa saçıldı. Bu arkadaşları bizim küfürbaz dinci Adigelere
bırakıp ısrarla konuyu değiştiriyorum.
Nevzat Tarakçı bey kardeşimin yazısı çok önemli bir yaraya parmak
basmış. O asil Adige gençliği gitti yerine lümpen, ağzından çıkanı
kulağı duymayan, etrafa posta koyan zibidiler geldi. Tabii tümüyle
onları suçlamak hata olur. Mesela dernekler ve yöneticileri bu
gençlere önder olacak kapasitede ve kalitede değil. Tepe örgüt
Kaf-Fed'ten pay biçin. Adamların gençlerin önünü açacak gram
çalışması yok. Yaptıkları tek şey, ellerine bayrak, pankart
tutuşturup Rus Elçiliği önüne yollamak. Başka bir şey yapamaz. Çünkü
kapasite bu kadar. Kağnıyla ancak saman taşırsın. Bunlar saman bile
taşıyamıyor!
|
|
|
|

|
|
19 Mart 2014
|
|
Konuyu
değiştireyim diyorum fakat adamlar durmuyor ki. Kuş gribi gibi her
yerdeler. Kılıçtaroğlu'nun programını seyrettiniz mi bilmem.
Karşısına farklı siyasi görüşlerden gençler getirmişler. Ve hepsinin
birçok yerli yerinde, bir miktarsa pek yersiz soruları var. Bir de
anti-kapitalist Müslümanlar’dan Yasin isimli bir dingil katılmış,
adam aşağı yukarı her şeye karşı! Sanırsın anarşist! Kılıçdaroğlu’na
“Hadi, peki buna ne diyeceksin” tonlamasıyla soru soruyor, cevabı
bile dinlemeden “Ya bırak allasen, zaten her şey yanlış şu dünyada,
geç bunlarııee” tarzında bir bakış atıyor.
Ülen zibidi; birincisi Müslüman'dan anti-kapilist olur mu? Kuran'ı
okumadın mı? Miras, sadaka, savaş ganimeti, fitre, zekat bunları
-değerli Başbakan'ımızın deyişiyle- nerene sokacaksın?
İkincisi; soruyu soruyorsun cevabını dinlesene balta!
Şimdi de bu moda çıktı. Sosyalist Müslüman, anti-kapitalist
Müslüman, utanmasalar komünist Müslüman da diyecekler de o biraz
ağır kaçar diye oraya bulaşmıyorlar.
Belli oldu ki; sayın ve değerli Başbakan'ım kusura bakmayın fakat
artık AKP gitmeli. Yoksa artık kendi evimizdeki tuvalete
girdiğimizde bile bu tür yaratıklarla karşılacağız!
|
|
|
|

|
|
18 Mart 2014
|
|
Dinci
kadın yazarlardan Şefkatli Tuksal'ın başına gelenler kedi yavrusunun
başına gelse o bile evi terkeder, bu inatla bekliyor. Bu kadıncağız
ilk önce şu aklı fikri bel altında olan dinci yazarla televizyonda
bir tartışmaya girmiş, o arada adamın telefonu çalmış, aklı hep bel
altında olduğu için telefonu hoparlöre alan yobazın telefondaki
arkadaşı ''şu kadına haddini bildir hocam'' demişti. Aha o dinci
kadın meğer tam dincilik yapamamış ki, tapelere göre değerli
Başbakanımız tarafından da hışma uğramış ve de işinden atılmış. Ne
günler yaşıyoruz değil mi a dostlar! Birbirlerini yiyorlar. Eeee,
inancını siyasete meze yaparsan sonucuna katlanırsın!
|
|
|
|

|
|
17 Mart 2014
|
|
Bazıları
şaşırıyor. Diyorlar ki: ''Yuhu adamlar hırsızlığın rekorunu
kırmışlar, arsızlık desen diz boyu, hala nasıl % 38 oy çıkıyor
ankatlerde''. Bunu söyleyenler ya yurtdışında doğmuş büyümüş veya
yaşadığı toplumu hala tanıyamamış. Ya kardeşim bu toplumda rüsvet
almayan memur konuşmaya takılınca uzaydan gelmiş uzaylı muamelesi
görmedi mi? Para bulup da sahibini arayan gazetelere manşet olmuyor
mu? Rüşvet almamak da, bulduğun parayı sahibine iade etmen de normal
insan tavrı değil mi. Evet normal olan her insan bunları yapar zaten
fakat Türk toplumunda 100 kişiden (buna bizimkiler de dahil) 90'ı
rüşvet de alır, bulduğu parayı da cebe indirir, kendimizi
kandırmayalım. Eh böyle bir insanlar birliği de bu iktidara % 38
gibi bir oy verir. Bu şaşılacak bir şey değildir.
|
|
|
|

|
|
15 Mart 2014
|
|
Dün
yazdıklarımdan dolayı hem tenkit edildim, hem takdir gördüm. Hayret
ettiğim bana ana avrat küfreden dinci Adigelerden biri de takdir
ediyordu. Tenkit eden bir okuyucum Burakcan'ın vuruldugu bölgede
olduğunu, olayı göremediğini fakat ilk tabacayla ateşin Burakcan'ın
olduğu taraftan geldiğini yazmış ve haksızlık yapmayın demiş. İşte
ben de tam bunu diyorum. Yaşınız belki yetmemiştir, fakat biz 12
Eylül'ün öncesini bizzat yaşamış insanlarız. Bu işler böyle başlar.
Faşist sol demem bu sebeple. Türkiye'de sağ her zaman sağ gibi
olmuştur fakat sol hiçbir zaman sol gibi olmamıştır. Bakın işte
Perinçek bile ben solcuyum diyebiliyor. Yahu Perinçek Türkeş'ten
bile ileri faşisttir. Ne solcusu. Aynı şekilde ''Karaoğlan''ınız
Ecevit'te aşırı sağcı faşistin biriydi. İsteyenle istediği kadar bu
konuyu derinlemesine tartışırım. Benim dediğim şu: Hiçbir genci
hiçbir çocuğu toprağın altına sokmaya sebep üretemezsiniz. Anaların
babaların yüreklerine ateşi düşüremezsiniz. Eğer düşürüyorsanız siz
faşistsinizdir. Bu kadar basit.
Gelelim bir de şu mafya özentisi dangalaklara. Milletin canı sıkkın,
üzgün, daralmış, metroda yolculuk yapıyorlar ve Berkin'i anıyorlar.
İki dangalak dayılanıyor ve küfürler ederek kalabalığa kafa tutuyor.
Videosu You Tube'da var. (CC Notu: Sayın Hatko'nun sözünü ettiği
videoyu yukarda izleyebilirsiniz.) Birinin elinde tabanca, diğerinin
elinde bıçak. Baya bir küfrediyorlar oradaki yolculara. Sonra olan
oluyor. Bu iki salağı eşek sudan gelinceye kadar dövüyor yolcular.
İki dangalaktan biri ''Hata yaptık baba'' diyor dayaktan sonra.
Esasında bu tür adamları günlük hayatınızda sokakta sıkça
görürsünüz. Kolları yanlara açık, yengeç gibi yürürler. Ağır abi
gibi garip tamlamalar koyarlar adlarının önüne. Tam acınacak
adamlardır. Tutunamamış, sistem tarafından itilmiş kakılmış
adamlardır. Ama netice de dangalaktırlar. Böyle dayak yer gezerler.
|
|
|
|

|
|
14 Mart 2014
|
|
Gariban
ana-babaları ağlatmaya, yüreklerine ateş düşürmeye dün de davam
ettiler. Üstelik bu sefer eli kanlı Faşist Sol örgüttü kibriti
çalan. Yaşadığımız topraklar bir okuyucumun da dediği gibi kana
doymuyor, bizim kuşak buna en iyi şahittir. Daha önce de demiştim bu
bir ilahi adalet.
Yaşadığımzı topraklarda işler iyi gitmiyor. Düzeleceği de yok gibi.
Öldürülen Burakcan'ın babası Hasan Karamanoğlu'nun ağlarken
fotografını gördüm gazetede. O tetiği çeken namussuz sana
sesleniyorum: Ellerin kırılsın! Bir genci toprağa gönderdiğin, o
babayı gözü yaşlı bıraktığın için Tha senin belanı versin.
|
|
|
|

|
|
13 Mart 2014
|
|
Bugünü
okuyucularımdan gelen mesajlara ayırdım.
Murat Bey: Berkin için diyecek çok şey var. Ben sadece şunu
diyeyim size. Berkin 14 yaşında ve 16 kg bu dünyadan göçürtüldü.
Anne ve babasını acılar içinde bıraktılar. Dilerim başta Berkin'i
vuran polis olmak üzere, Allah Fetullah Gülen'i, Tayyip Erdoğan'ı ve
onun emirlerini sadakatla yerine getirenleri Cehennem'de sonsuza
kadar yakar.
Seda Hanım: Polis her zaman katil olmuştur. Çoluk çocuk
demeden ateş ederler. İçinizde polise güvenen bir insan çıkar mı?
Seyhan Hanım/Bey: Berkin uyandıramadık. Ekmek almaya gitmişti
oysa. Hepimizin sorumluluğu var. Mekanı cennet olsun. Çok üzgünüm
çok.
İrfan Bey: Berkin'e kıydılar, Allah belanızı versin.
Adige Hanım/Bey: Adalete güvenemiyoruz, Polise güvenemiyoruz.
Çoluk çocuğumuzu kime emanet edeceğiz? Bekçi amcaları özledim.
Kafkas Kartalı Hanım/Bey: Sadece Berkin değil Uludere'de
katliam yaptılar. Çoluk çocuk 35 insanı öldürdüler. Ya bu ülke kana
ne zaman dolayacak? Yeter be yeter!
Melike Hanım: Ben de anneyim, aynı yaşta oğlum var Nart. O
yobaz polislerin Allah belalarını versin. Dökdükleri kanda
boğulsunlar. Vurdukları elleri kırılsın.
Ender Bey: Bu ülkenin polisi kadar aşağılık komleksli, katil
ruhlu, sadist bir polisin dünya üzerinde var olduğunu sanmıyorum.
Berkin'in ailesine başsağlığı diliyorum.
Esra Hanım: Şeyh Alman yapımı arabasından indi, Rus yapımı
asansöre bindi,
İtalyan yapımı kapıyı açarken Kore üretimi kefiyyesini ve Tayvan
yapımı cilbabını düzeltti.
İsviçre yapımı saatine baktı, Bengladeşli hizmetçisi ve çocuklarının
Endonozyalı mürebbiyesiyle Fin yapımı cep telefonuyla görüştü.
Sonra ağır adımlarla Hollanda yapımı mikrona yöneldi ve Çin yapımı
kalemi sallayarak; ''Sizi uyarıyorum, sakın kravat takmayın.
Muhakkak ki, kravat kafir Batı'nın bir sembolüdür.'' dedi.
Not: Ayrıca 12 okuyucum da Berkin'in ailesine başsağlığı
dilemiştir.
|
|
|
|

|
|
12 Mart 2014
|
|
Fetullah'ın polisleri, Tayyip'in emriyle torunum yaşındaki Berkin'i
annesinin koynundan alıp toprağın koynuna soktular. Acı ne büyük, ne
tarifsiz. Utanmadan taziye yayınlıyorlar. Eşşekoğlu eşşekler! Tha
topunuzun belasını versin!
|
|
|
|

|
|
10 Mart 2014
|
|
Çoğu
okuyucum bilir, bilmeyenler için yazayım. Benim dinci, yobaz Adige
okuyucularım da var. Diğer Adigelerden farklı olarak bunlar
eleştirilerini ağız dolusu küfürle yaparlar. Ben de aynen iade
ederim, sürtüşür gideriz. Gene biri yazmış; efendim ben din düşmanı
olduğum için bu iktidara laf ediyormuşum. Evet aynen öyle! Niye laf
ediyorum? Çünkü dürtüyorlar.
Nasıl mı?
Şöyle: Eski Ekonomi Bakanı ve AKP Mersin Milletvekili Zafer
Çağlayan, “Nasıl bir zihniyetle mücadele ettiğimizi bu millet çok
iyi görüyor. Sizlere anlatacağım çok şey var. Ama bunları bize bir
Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan
Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun” diyor.
Adam, durduk yerde Yahudi'ye de ateiste de Zerdüşt'e de küfür
ediyor. Sanki milyon Dolarları Yahudi yürüttü, sanki Zerdüşt
yürüttü, sanki ben yürüttüm. 700 bin Dolarlık ''hediye'' kol saatini
Zafer Çağlayan değil de ben koluma taktım. Gel de karşılık verme.
Ben yine sizi uyarayım; ''Elhamdülillah Müslüman'ım'' diyenden uzak
durun.
|
|
|
|

|
|
08 Mart 2014
|
|
Zaman su
gibi akıyor derler de inanmayız. CC'de yazalı bir yıl olmuş. 8 Mart
2013'de başlamışız muhalefete. Bu diasporanın halini gördükçe
iktidar olamayıp CHP gibi hep muhalefette kalacağımız belli oldu.
Gerçi AKP gibi iktidar olacağıma muhalefet kalırım daha iyi. Bu
arada okuyucularıma da ayrıca beni yalnız bırakmadıkları için
teşekkürü borç biliyorum. Tabii ki, bir de CC yönetimine. Bir
isteğimi ikiletmediler. Sağolsunlar, varolsunlar.
Gazeteci Yalçın Doğan yazmasa bilmeyecektim; eski Başbakanlarımızdan
Mesut Yılmaz'ı ''ihaleye fesat karıştırmak''tan Yüce Divan'a
gönderenler 43 AKP milletvekiliymiş. Bu 43 kahraman yurtsever
milletvekili şimdi de Tayyip beyi Yüce Divan'a gönderecekler mi
yoksa bizim yurtseverler gibi sıkıyı görünce kuyruklarını sıkıştırıp
sinecekler mi? Bekleyip göreceğiz. Gerçi biz gördük de Türk halkı
görecek mi?
|
|
|
|

|
|
07 Mart 2014
|
|
Yemin
ederim ki, AKP milleti salak yerine koyuyor. Bakın Adalet Bakanı'mız
Bekir Bozdağ beyefendi hazretleri ne diyor: ''Gülen'e kırmızı bülten
çıkarma yetkimiz yok. Bu kararı yargı verir.''
Yediniz mi?
|
|
|
|

|
|
06 Mart 2014
|
|
Her gün ve
de 5 vakit olduğu için artık duysak da beyin önemsemediğinden ezan
rahatsızlık vermiyor. Fakat oruç zamanı ciddi olarak -hele bizim
gibi küçük yerlerde yaşayanlar- tedirginlik yaşıyoruz. Oruç
tutanlardan sürekli ikaz almaktan usanıyor insan.
Orucuma saygılı ol karşımda sigara içme! Peki olur içmeyelim.
Orucuma saygılı ol karşımda yemek yeme! Peki olur yemeyelim.
Orucuma saygılı ol karşımda su içme! Peki olur içmeyelim.
Eşşeğin oğlu sanki bana tutuyor orucu!
Her şeyi kanıksar olduk ya; aman pisliğe bulaşacağına çevreyi dolaş
diyoruz ya; yetmedi kardeşim. Bu dinciler artık iyiden iyiye
azıttılar. İstanbul AKP Milletvekili Metin Külünk Haber Türk
ekranlarında yayınlanan "Söz Sende" programında aynen şunu dedi:
Yayınlanan kasetler günah işleme özgürlüğüne bir müdahaledir...
Yani arkadaş diyor ki; ''benim inancıma müdahale etme!''
Sen beni soyup soğana çevir. Yetimin hakkını cebine indir. Ben
''aman adamın günah işleme özgürlüne müdahale etmeyeyim'' diyeyim.
Olur!
Bu arada içimde kalacağından affınıza sığınarak Mozambik
Cumhuriyeti'nde bir adam için ''Çüüüüüüüüşşşşşşşş!'' diyorum. Çünkü
bu Mozambikli tarlada hala karasaban kullanıyormuş! Yahu niye evdeki
traktörünü kullanmıyorsun diyenlere ''inancıma müdahale etmeyin''
diyormuş!
|
|
|
|

|
|
05 Mart 2014
|
|
Tha'ya
şükürler olsun ki Adige'yim. Tamam beni sinirlendiriyorlar ve ağzıma
geleni söylüyorum amma... İşte 'amma'ya gelince; yahu Başbakanı
milleti azarlar, hakaret eder. Muhalefeti milleti aşağılar, hakaret
eder. Valisi, polisi, zabıtası, memuru, amiri, muhtarı, mılletvekili
-kısacası- gücü, gücüne yetene vurur ha vurur! İşte bu noktada
Adige'liğin ne kadar büyük bir kültür olduğu ortaya çıkıyor. Bu
kadar asimile olmamıza rağmen hala içimizde kalan kırıntılar
sayesinde insan gibi davranıyoruz. Kıymetini bilin!
|
|
|
|

|
|
04 Mart 2014
|
|
Ahmet
Hakan kardeşim demiş ki; ''Bu halk koyun değildir!''
Emin misin Ahmet?
|
|
|
|

|
|
03 Mart 2014
|
|
Almancı
bir arkadaşım anlattı dün. Geçen sene torununun Hannover'deki
okulunda veli toplantısı olmuş. Tüm okulun velilerini spor salonunda
toplamışlar. Okul müdürü çıkmış kürsüye ''biliyorsunuz okulumuzun
orkestrası için enstrüman almamız gerekiyordu. Bunun için sizlerden
yardım da istemiştik. Şu anda içinizde olan bir veli ihtiyacımız
olan 20 bin Euro'yu karşıladı. Kendisi adının açıklanmasını istemedi
o nedenle sadece alkışlamanızı rica ediyorum'' demiş. Tüm salon
alkışla inlemiş. Tabi yardımı yapan da alkışladığı için kimin yardım
yaptığını yine kimse allayamamış.
Devletin parasıyla özürlü bir kadına elektrikli sandalye alan ve
utanmadan kadını üzerine oturtup, eline kurdela tutturup bunu
keserek açılış yapan anlayış ancak Türkiye'de yaşayabilir ve bu
sebeple Türkiye Türkiye'dir, kendi cebindeki parayı bağışlayıp adını
açıklamayan veli Almaya'da yaşayabilir ve bu sebeple Almanya
Almanya'dır.
CC yönetiminden rica da bulundum Milletin Kaf-Fed'ten öğrenmek
istediği soruyu daha görünür yere koymalarını rica ettim. Onlarda
kırmadılar ve sayfanın başına aldılar. Bakalım cevabı ne zaman
verecek bizim Ka-Fed.
Cuma günkü sorumun cevabı da; değerli Başbakan'ımız Recep beydi.
|
|
|
|

|
|
28 Şubat 2014
|
|
Gene CC
Okuyucusu. Şöyle diyor: ''Mülayim ağabey, iyi ki varsınız. Bizim
düşünüp de dile getiremediklerimizi siz açık açık söylüyorsunuz.
Sizi çok seviyorum. Ve size mutlu bir yaşam diliyorum.
Mülayim ağabey, Hıncal Uluç beyin İstanbul Trafik Müdürü'yle olan
diyaloğunu dile getirmiştiniz. Haberiniz olsun adı geçen Trafik
Müdürü Hıncal beyi ekmiş ve her şey eski tas eski hamam devam
ediyormuş. Hıncal bey fellik fellik müdürü arıyor. Konuyu doğru
tahlil etmişsiniz. Teşekkürler.''
Asıl ben teşekkür ederim Gubse kardeşim. Varolunuz... Böyle dikkatli
ve gündemi takip eden gençler de olmasa çekilir gibi değil buralar!
''Milleti ayakta tutan en önemli güç toplumsal ahlaktır. Bunun
üzerinde spekülasyona girenler var. Bunun üzerinden mağduru
oynayanlar var. Kusura bakmasınlar, böyle bir anlayışı kabul etmemiz
mümkün değildir.'' Sizce bu sözleri söyleyen kimdi? Düşünün bakalım.
Cevap yarın!
23. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
27 Şubat 2014
|
|
BİLİM ve TEKNOLOJİ Bakanı’nın, ’’Başbakan’ın ses kayıtlarının montaj olduğunu
hissediyorum’’ dediği ülke Türkiye’dir.
Değerli Başbakan’ımız ve değerli oğlunun telefon kayıtlarına hakkında;
AKP’liler diyor ki, Başbakan’ın o telefon konuşmasının yapıldığı saatte bir
televizyonda canlı yayındaydı. Bunun yalan olduğu hemen ortaya çıktı.
AKP’liler diyor ki, Başbakan’ın kızının o gün İstanbul’da
değil, Konya’daydı. Alın size fotografı da gösterelim. Bunun da yalan olduğu
hemen ortaya çıktı. Kız Konya’da olmadığı gibi, gösterdikleri fotograf bir
yıl öncesine ait çıktı.
AKP’liler diyor ki, Amerika’da bu işlerde uzman olan bir şirket ses kaydını
inceledi ve montaj olduğuna dair bir rapor da verdi. Bunun da yalan olduğu
hemen ortaya çıktı. Şirket yöneticisi böyle bir inceleme yapmadıklarını
açıkladı.
Demek ki neymiş: ’’Elhamdülillah Müslüman’ım’’ diyenden uzak duracaksın!
22. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım yaptı
mı? |
|
|
|

|
|
26 Şubat 2014
|
|
Diyelim ki;
Bir devlet dairesinde memursunuz. Şefiniz size bir belgeyi
imzalamanız için 100 Lira rüşvet verdi.
Şefinize Müdürü 1.000 Lira rüşvet verdi aynı belge için.
Müdürünüze Bölge Müdürü 10.000 Lira rüşvet verdi aynı belge için.
Bölge Müdürünüze Genel Müdürü 100.000 Lira rüşvet verdi aynı belge
için.
Genel Müdürünüze Müşteşar 1.000.000 Lira rüşvet verdi aynı belge
için.
Müsteşarınıza Bakan Yardımcısı 10.000.000 Lira rüşvet verdi aynı
belge için.
Bakan Yardımcınıza Bakan 100.000.000 Lira rüşvet verdi aynı belge
için.
Bakanınıza Başbakan 1.000.000.000 Lira rüşvet verdi aynı belge için.
...ve soruşturma açıldı size geldiler. Şefinizden 100 Lira rüşvet
aldığınızı söyleyebilir misiniz?
Türkiye'de bu sebeple hiçbir zaman hırsızlıkların önü alınamamıştır.
21. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
25 Şubat 2014
|
|
Biliyorsunuz bazı yiğit Adige yöneticileri
''anavatana giderim ama hiçbir şey vermiyorlar. Maaş garanti
etmiyorlar'' gibisinden ''avanta talebinde bulunmuştu. Ne yazkı ki
sayıları da az değildi. Sonradan bu alışkanlığa dönüştü evde yemeye
ekmeği olmayan, ''dönüm dönüm arazi, ev, çiftlik falan verirlerse
anavatana dönerim'' demeye başladı. Bunların kim oldukları da
internet sitelerinde kayıtlıdır. O zamanlar ''Ulen demek ki,
Adigelerin içinden de şeref yoksunu çıkıyormuş'' demiştim. Meğer
bizimkilerin istekleri ne kadar da masummuş!
Gene de bu şeref yoksunlarından tek isteğim var: Sağda solda Adige
olduğunuzu söylemeyin!
20. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
24 Şubat 2014
|
|
Yaşadığımız topraklarda işler iyice karıştı. Yalan
dolanın bini bin para. Hukuksuzluk desen zaten H'si bile kalmadı.
Bizim Adige Abhazların bu hengame içindeki durumları gene de iyi.
Adige-Abhaz'dan hırsız olmaz demiyorum. Mutlaka vardır fakat en
azından arsızımız yoktur! Birazcık olsun kültürümüzden nasiplenmiş
biri bu kadar madrabazlığa bulaşmaz! O kadar!
Sadece şaşırdığım bir konu var. Adigelerin içinde Fetullahçıların
olduğu kulağıma geliyor. Benim bildiğim Fetullah Türkçü bir tip,
Adigelerin onunla ne işi olur ki! Ayrıca tekin adam görüntüsü de
vermiyor, baksanıza 7000 insanı dinlemiş. ''Din adamıyım'' diyen
biri niye insanların telefonunu dinler ki? Aman Adigeler dikkat!
19. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
23 Şubat 2014
|
|
Bu toprakların havasından mıdır suyundan mı bilmem
ama entelektüelleştikçe alçakgönüllü ve sade olacaklarına
züppeleşiyor insanlar. Mesela Hürriyet baş yazarı Ertuğrul Özkök.
Yahu be adam sen entelektüel bir gazeteci misin podyum mankeni mi?
Giyim kuşamda bu kadar züppeleşmenin manası nedir?
Bir de davranışında züppeleşenler var. Buna iki örnek vereyim. Biri
bizim hemşerimiz Murat Bardakçı diğeri İlber Ortaylı. Adamları
dinlerken sanırsın Osmanlı padişahlarının ruhları bunların içine
girmiş. Acayip bir küstahlık, acayip bir üst perde davranışı. Murat
gene Adige kökenli olduğu için biraz aile terbiyesi almış, İlber
tümden züppe. Uğur Dündar’a öyle şeyler söylüyor ki, ulen bu lafları
bizim inisiyatifçiler bile söylemez.
Bu kadar züppe olan bir ülkede yaşamak zor mu? Zor!
Okuyucum Meral hanım Kaf-Fed konusunda yazdıklarıma katıldığını
belirmiş ve eklemiş; ‘’Mülayim bey, belirttiğiniz gibi Kaf-Fed ancak
burada sırtını Türkiye’ye dayayarak Rus düşmanlığı yapar. Türk
Dışişleri Bakanı’nın söyledikleri yenilir yutulur şeyler mi? Neden
Kaf-Fed Dışşileri Bakanlığı önüne protesto eylemine gitmiyor da
bildiri yayınlayarak geçiştiriyor konuyu? Bir Çerkes olarak bunun
yanıtını istiyorum ve Kaf-Fed'i Türk Dışişleri Bakanlığı önüne
bekliyorum.’’
Meral hanım kardeşim, birincisi sen Çerkes değil ya Adige’sin ya
Abhaz. İkincisi Kaf-Fed Dışişleri Bakanlığı’nın önüne protesto
eylemine gidebilir mi? Yer mi? Sıkar biraz. Bırakın Türk devletinin
kurumu olan Kaf-Fed’i herhangi bir Adige Abhaz grubu gidebilir mi?
Hani şu mangalda kül bırakmayan vakıfçı, yurtsever, forumcu,
inisiyatifçi falan var ya! Bunların topunu biraraya getirsen 5 para
etmedikleri işte böyle durumlarda ortaya çıkıyor maalesef.
Ağababaları arkalarında değilse; bunların merdiven altlarına nasıl
saklandıklarını biliriz değerli kardeşim.
18. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
22 Şubat 2014
|
|
Gene İstanbul'dan bir okuyucumuz İsmail bey: Cahit
bey çok iyimser bir oran yazmış size. Türkiye'deki Çerkeslerin yüzde
0.5'i değil binde 0.5'i derneklere gider veya üye olur. Dernekler bu
bakımdan sınıfta kalmışlardır. Kaf-Fed Ermeni soykırımı konusunda
bir şey diyemez. Boşa beklersiniz. (İsmail bey, arzunuz üzerine
Cahit beye sizin e-mail adresinizi yolladık. CC).
Prof. Dr. Mehmet Mutaf... Mehmet beyin önünde saygıyla
eğiliyorum. Gaziantep Tıp'da görevli bu arkadaşımız; 41 yaşında olan
Asiye Engiz'in, bebekken tamamen yanan yüzünü hastanın kendi
dokuları kullanarak ameliyatlarla normal görünümde bir yüze
kavuşturmuş. Gazetede fotograflarını gördüm Asiye kardeşimin.
Fevkalade...
Bu ülkede bu haberler de olmasa vallahi de billlahi de tillahi de
yaşanılmaz.
Binlerce defa teşekkürler Prof. Dr. Mehmet Mutaf...
17. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
21 Şubat 2014
|
|
İstanbul'dan okuyucum Cahit bey şöyle demiş: Sayın
Hatko, Kaf-Fed ve benzeri kurumların ayakta durabilmesi için Rusya
aleyhtarı propaganda yapmaları elzemdir. Çünkü bu kurumların
bilimsel, artistik ve ekonomik çapları başka bir şey yapmalarına
izin vermez. Dünya politikasının tek harfinden haberi olmayan
Kaf-Fed ve benzeri dernek yönetimlerinden çok fazla şey beklemek
anca hayal kırıklığına neden olur. Ki, yıllardır bazı dernekler öyle
büyük büyük laflar ederlerken kiralarını bile ödeyemez
durumdadırlar.
Adige halkının ezici çoğunluğu da bu derneklere zaten gitmemektedir.
Yani Adige nüfusunun % 0.5'i derneklere gider ya da üye olur. Çünkü,
derneklerin kendilerine katacakları hiçbir şeyin olmadığını
bilmektedirler. Durum bu kadar vahimdir yani. Yıllardır ahmakça Rus
düşmanlığı yapan Kaf-Fed ve benzeri kurumlar donanımsızlıklık ve
yetersizlikleriyle anca Rus Büyükelçiliği önüne gidebilirler. Bu
arada Kaf-Fed'in, Ermeni soykırımına ilişkin soruya ne cavap
vereceğini merakla beklemekteyim. Saygılarımla.
16. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
20 Şubat 2014
|
|
Okuyucum Fatih Çağlar dün yazdığım Maraş ve Çorum
olaylarının çok çok geride kaldığını, hiçbir Türk'ün bebek
öldüremeyeceğini yazmış ve beni bu konuda eleştirmiş. Kötü talih bu
olsa gerek! Bugün Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet'teki köşesinde şunu
yazmış:
''Başbakan’ın üniversite rektörleri ile yapacağı toplantıyı protesto
etmek isteyen gençlere polis sert bir müdahalede bulunmuştu,
hatırlarsınız. Tarih 4 Aralık 2010 idi ve Başbakan ile “paralel
yapı”, o günlerde canciğer kuzu sarması durumundaydılar. Polis
müdahalesi sırasında 19 yaşındaki E.Ö. isimli bir genç kadın polis
tarafından dövüldü. Polisin, “Hamileyim vurmayın” diye çığlık atan
E.Ö.’nün özellikle karnını gözeterek vurduğu görgü tanıklarının
ifadelerinde de yer alıyor. E.Ö. bu olayın ardından bebeğini
düşürdü. Bebek katili o polislerden henüz iz yok. Vicdandan söz eden
Başbakan’ın bu olaydan söz ettiğini, “Benim demokratik hakkını
kullanıp, izinli gösteriye katılan kardeşimin bebeğini düşürdüler”
diye sağa sola salladığını gördünüz, duydunuz mu?''
Söz sizin Fatih Çağlar bey kardeşim!
15. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
19 Şubat 2014
|
|
Ahmet Hakan kardeşim; ''Bu toprakların tarihinin
hiçbir döneminde...Sünni, Alevi... Türk, Kürt... Laik, dindar...
Sol, sağ... Hiçbir fay hattından... “Bebek tekmeleme” diye bir
alçaklık çıkmamıştır.'' demiş.
Kahramanmaraş ve Çorum olaylarında öldürülen bebekler için ne cevabı
var merak ediyorum. Bildiğim kadarıyla bu iki şehir Türkiye
Cumhuriyeti'nin toprakları. Yanlışım varsa düzeltin!
14. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
18 Şubat 2014
|
|
Bir okuyucum soruyor: Mülayim Abi, herkes ’’AKP iktidarı çok yalancı,
düzenbaz, çıkarcı’’ diyor. Ama %50 oy alıyorlar. Nasıl oluyor bu?
Cevap çok basit Serpil kardeşim: Türkiye’nin % 50’si yalancı,
düzenbaz, çıkarcı da ondan alıyor oyu.
“İnsan utanır
yahu!..” Her yerde duyuyorum bu sözü... Ama yok. Bunlar
utanmıyorlar. Gözümüzün içine baka baka çalıp çırpan utanmıyor.
Hırsızlığı, yolsuzluğu ayyuka çıkan utanmıyor, yalan söyleyen
utanmıyor. Yalanı yüzüne vurulduğunda yine utanmıyor. Ayakkabı
kutusundan utanmıyor. Evindeki çelik kasalar, para sayma
makinelerinden utanmıyor.
TV kanalına gazeteciye şunu koy, şunu kaldır, şunu yaz, şunu yazma
diyen utanmıyor. Tamamdır, emredersiniz efendim diyen gazeteci
utanmıyor.
Milletin anasına küfür eden utanmıyor. Milyarlara “önemli değil, üç
beş kuruş” diyen genç utanmıyor. Çocuğuna dolandırıcılık öğüdü
verenler utanmıyor. Rüşvet alan da veren de utanmıyor.
Aday gösterilmediği için partisini terk edip başka bir partiye geçen
utanmıyor. Urla’daki villalara ilişkin yalanları yalnız millet değil
Google haritaları görüyor: Kabataş’ta “bacımıza saldırdılar”
yalanını kameralar görüyor. Yine utanan yok!’’ diyor Cumhuriyet’ten
Zeynep Oral. Tarihe not düşsün!
13. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
17 Şubat 2014
|
|
Bir Adige (diasporanın bir kısmını katmıyorum) ya da Adige kurumu, bir
suç ya da suçsuzluğa ilişkin elinde -farzedelim- bir video kaydı
varsa; o videoyu insanlara hemen gösterir ya da savcılığa teslim
eder.
Aynı şekilde Alman da...
Aynı şekilde İngiliz de...
Aynı şekilde Rus da...
Aynı şekilde Ermeni de...
Aynı şekilde Yunan da...
Aynı şekilde Bulgar da...
Aynı şekilde Bolivyalı da...
Aynı şekilde Çinli de...
Aynı şekilde Japon da...
Türk?
İşte orada dur! Türk bu videoyu rakibinin poziyonunu gözetleyerek
bekletir, zamanı ’’manidar’’ olunca gösterir!
’’Biz, Ermenileri
Yahudiler gibi durup dururken kesmeye başlamadık.’’ demiş Ayşe
Kulin. Kaf-Fed ağzındaki baklayı bir türlü çıkaramıyor bari yardımcı
olayım dedim! Güzel fırsat!
12. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
15 Şubat 2014
|
|
Yaşadığımız topraklar hakkın hukukun olmadığı bir
coğrafyadır. Bunu ''es'' geçip anavatanımız hakkında abuk subuk
konuştuklarında kafamın tası atıyor. Emin olun art niyet falan da
aramıyorum, o sebeble açıkça yazıyorum; Türkiye'deki bu durumu gaza
getirip, anavatan hakkında tek kelime kötü söz söyleyen katıksız
dangalaktır.
Gene niye dellendin derseniz, yahu değerli Başbakan'ımızın mübarek
oğlu savcı değiştikten sonra ifade vermeye gitmeye teveccüh
buyurmuş. Soruyorlar daha önce niye gitmedin diye, el-cevap; önceki
savcı taraflıydı!
Ulen savcı taraf olur mu? Olursa o memlekette adaletten kim
bahsedebilir! Eh ben de bunları görüp, birkaç dangalağın
anavatanımız hakkında konuşmasına kızıyorum. Ben dellenmeyim de
Fidel Kastro mu dellensin!
10. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
14 Şubat 2014
|
|
Rahmetli anam; oğlum bir adam sana göstere göstere
namaz kılıyorsa, bir kadın karaçarşafa giriyorsa (yaşadığı
zamanlarda türban yoktu) bunlardan hem sen uzak dur hem aileni uzak
tut, derdi. Dinin bizim Adigelere verdiği zararı ne Osmanlı ne Rus
vermiştir. Hani bazı baltalar soykırım diyorlar ya asıl soykırımı
din yapmıştır. İnanmıyorsanız tarihi rotamıza bakın; Adigeler ne
zaman İslam'ı seçmişler işte o zaman bitmişler. Bazı hemşerilerim
hemen hoplamasın. İslam'ı seçip de adam olmuş bir tane ülke, bir
tane millet var mı dünya dediğimiz coğrafyada? Bırakın adam olmayı,
nerede cehalet var, nerede kan var, nerede namussuzluk var bir
bakın!
Bunları neden yazıyorum! Dini bütün türbanlı bir bacımız
''türbanlıyım diye bana saldırdılar, üstüme idrarlarını yaptılar''
diye ortalığı ayağa kaldırmıştı. Bugün bu kadının yalan söylediği
ortaya çıktı. Anam geldi aklıma. Yahu insanda biraz ar, namus olur!
Hadi yalan söylüyorsun bunu niye türbanına bağlıyorsun? Benim
hehşerilerime tavsiyem uzak durun bu insanlardan! İdrarı bilmem ama
bunların şerri üstünüzü felaket kirletir! Biz 160 yıldır
temizleyemiyoruz işte, gerisini siz hesap edin!
9. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
13 Şubat 2014
|
|
Hani şu Türklüğüyle göğsünü gere gere övünen Wubıh
abimiz Hıncal Uluç var ya, yine döktürmüş. Takip edenler bilir;
abimiz Milli İstibarat'ın trafik şube polisidir, bakmayın siz
gazeteciyim demesine. Bugün (dün) yine bir kaç plakayı İstanbul
Trafik Müdürü'ne şikayet ettikten sonra, müdürün ''Araba üstüne
takılan mavi flaşörleri yasaklattım Hıncal Bey, bundan sonra kimse
kullanamayacak'' demesine pek keyiflenmiş, kasım kasım kasılarak;
''Teşekkür ettim. Yeni Müdürle en kısa zamanda buluşup sohbet etmek
üzere de sözleştik.'' demiş.
Yahu Hıncal abi, yılların gazetecisiyim diye hava atıyorsun amma
şunu düşünemiyorsun; İstanbul Trafik Müdürü eğer yasa dışı bir
trafik olayını senin uyarınla farkına varıyor ve de senin uyarınla
engelliyorsa, o anlayıştan hayır gelir mi? Bu kadar mı kocadın! Ne
iş?
8. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
12 Şubat 2014
|
|
Amasya'da Mehmet Paşa Ortaokulu'nda din öğretmeni
olan Abdussamet Arslan'ın derste "Bir Sünni, Alevi
ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk
yaparsa ölür" demiş ve eklemiş: ''Kurtuluş Savaşı’na yardım
eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu savaşı kazandık,
bugün olsa kazanamayız.'' Adamın adında meymenet yok. Adı
Abdussamet olandan nasıl bir mantık çıkar ki? Vaaaahhh zavallı
Türkiye'm! Bu hallere de düştün ya!
7. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
11 Şubat 2014
|
|
FLAŞ... FLAŞ... FLAŞ...
Bir
şeyi 40 defa söylersen olur, derler ya. Aha da oldu. Başbakan
Erdoğan'ın Kaf-Fed Başkanı'nı aradığı dinlemelere takılmış. Bazı
dostlarım tapeleri bana da yolladılar. Bu tam bir SKANDAL! Tapeler
şöyle:
Tayyip Erdoğan: Olmuyor Yaşar! ''Ne demek Başbakan
Çerkeslerin sesine kulak vermiyor.'' daha ne verecem kardeşim.
Yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda.
Yaşar Kaplankaya: Kem küm!
Tayyip Erdoğan: Ne oldu? Sesin içine mi kaçtı Yaşar! Bak
kardeşim ben Ruslara benzemem kodum mu iki seksen uzatırım! Biz seni
o federasyonun başına niye oturttuk? Senin görevin Rus Büyükelçiliği
önü nöbeti.
Yaşar Kaplankaya: Emriniz olur efendim!
Tayyip Erdoğan: Gençleri Ruslara düşman edip, kışkırtacaksın
ki, sana verdiklerimizi hak etmiş olasın.
Yaşar Kaplankaya: Zaten yapmıyor muyum haşmetbap?
Tayyip Erdoğan: Tamam yapıyorsun da arada bize ne çakmaya
kalkıyorsun denyo. Sen beni Putin mi sandın? Alırım dalağını!
Yaşar Kaplankaya: Hebele hebele...
Tayyip Erdoğan: Size biz ne kadar hak verirsek ona kanaat
getireceksiniz. Öyle Kürtlere özenip abuk subuk taleplerde bulunma!
Orada mısın eyyyyy?
Yaşar Kaplankaya: Haniki haniki haniki...
Tayyip Erdoğan: Senin görevin, bilim, sanat, spor alanında
gelişmek isteyen gençleri toplayıp; ''N'apcanız lan bilimi, sanatı,
sporu?! Başımıza adam mı olacaksınız? Alın elinize pankartı,
neyinize yetmiyor Elçilik önü!'' demek! Kıro!
Yaşar Kaplankaya: Zelili, zelili, zelili, zelili...
Tayyip Erdoğan: Hah şöyle adam ol! Almayayım ayamın altına!
Yaşar Kaplankaya: Miniti miniti minitii...
Tayyip Erdoğan: Ulen Yaşar ben YEDİC Hüsnü! Telefon şakası
yaptım ülen sana!
Yaşar Kaplankaya: Zimiti hebülelilüp tiritripti hülülü
hülülü... Fıırrt...
YEDİC Hüsnü: Şaka yaptım oğlum ne ağlıyon? Yaşar... Yaşar...
Orada mısın? Tüh gitti dağ gibi oğlan...
Son bilgilere göre Kaplankaya'nın sağlığı yerinde... Rus
Büyükelçiliği ününde nöbet tutmaya başlamış. YEDİC Hüsnü, şaka
yaptığını, Tayyip Erdoğan'ın sesini taklit ettiğini Kaplankaya'ya
anlatmaya çalıştığı haberleri geliyor.
6. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
10 Şubat 2014
|
|
Amerika'yla Rusya ezelden düşman birbirine. Bizim
Kaf-Fed'in hamisi Türkiye de cihan düşmanı Rusya'nın. Amerika'yla
Türkiye ne yaptılar Soçi hakkında? Aslanlar gibi sporcu
yetiştirdiler, yarıştırdılar, yarıştırıyolar. Dünya basını Amerikalı
sporcuların başarılarını televizyonlardan, internetlerden ve yazılı
basından milyarlarca insana duyuruyor. Tabii Amerikalı da
gururlanıyor.
Bizim zontaralar da durum ne? Gittiler olimpiyat meşalesini
söndürmek için üflediler. Kafaları ve öngörüleri bu kadar! Kafa olsa
söndürmesi imkansız olan ateşe üfler mi? Bu üfler! Daha önce de
Kefken kıyılarından anavatana ok attıydılar! Yani paçalarından
pespayelik, zavallılık akıyor.
İşte çapsız, ilkesiz, onun bunun maşası olursanız böyle maymuna
çevirirler adamı. Türkiye'de iyi kötü bir itibarımız vardı, bu
kepazeler yüzünden o da gitti.
5. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
07 Şubat 2014
|
|
Yağmur yağsın diye 4 deve kesen bir ülkede olimpiyat
meşalesini üfürerek söndürmeye çalışan anlayış alkışlanır. Cehalet
baka baka birbirine geçer.
Amma, sen o ateşi üflerken elalemin Kazak’ı olimpiyatlara sahip
çıktı. Dünya o toprakların bizim değil de Kazakların olduğunu
sanıyor. Kaf-Fed’in kınası hazır birazdan Kargo’ya vereceğim.
2. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
06 Şubat 2014
|
|
Okuyucu mektuplarına devam.
''Mülayim abi, öncelikle saygılar. Abi biliyorsunuz Türkiye
Rusya'nın da içinde bulunduğu Şangay Birliği'ne girmek için baya bir
çaba gösteriyor. Olmaz da hani olur da Şangay Beşlisi'ne girersek
Kaf-Fed ne yapacak, bir şeyler diyebilir misiniz bu konuda?
Saygılar.''
Değerli okuyucum, olmaz da eğer olur da Türkiye Şangay Beşlisi'ne
girerse Kaf-Fed bu sefer Porto Riko Elçiliği önüne gider. Bundan
zerre kadar şüphen olmasın.
1. Gün:
Millet Kaf-Fed'ten cevap bekliyor: Türkiye, Ermenilere soykırım
yaptı mı?
|
|
|
|

|
|
05 Şubat 2014
|
|
Okuyuculardan bana yazmaya yer kalmıyor. Ama velinimettir.
Buyrun bir okuyucu daha.
''Sayın Mülayim, sor bakalım Kaf-Fed'e, soykırım soykırım diye
büyükelçilik önlerinde sürtüyorlar. Ermeni soykırımı yapan Türkiye
için de sesleri çıkacak mı? Usta Kaf-Fed ne diyor bu hususta?''
Valla bizim milletten korkulur. Hadi Kaf-Fed çık bakalım işin
içinden. Türkler soykırım yapmadılar desen ağzından püskürttüğün
tükürük bıyığına çarpacak, yaptılar desen tükürük sakalına gelecek.
Şimdi anladınız mı Kaf-Fed bu yönetimiyle neden tam bir çadır
tiyatrosu? Çünkü çapsız, cahil ne kadar adam varsa toplandılar
elçilik önünde yatıp kalkıyorlar. Mıllet de bunların ağzının payını
böyle veriyor.
Evet Kaf-Fed'e buradan çağrıda bulunuyorum ve her gün de
bulunacağım. Türkler Ermenilere soykırım yaptı mı? Ver bakalım
cevabını millete de görelim boyunun ölçüsünü!
Değerli Başbakanımız ne demiş bugün (dün); Şuna 'istifa et', buna
'istifa et' diyenler, çok uzaklarda kalmasınlar, siyasetin yeri
Türkiye. Gelsinler siyaseti Türkiye'de yapsınlar. Kaf-Fed'e
duyurulur. Siyaset yapacaksanız anavatana! Hadi bakim öyle uzaktan
uzaktan kışkırtmacılıkla olmaz bu işler!
|
|
|
|

|
|
04 Şubat 2014
|
|
Okuyucum demiş ki; KAF-FED
TERSİNE
TARİH
YAZDI!
Devam etmiş...
Binlerce yıl önce, Sosrıkua, ateşi maşaleyle Nartlara getirdi.
Binlerce yıl sonra, Nartların Türkleşmiş torunlarından Kaf-Fed de
yanan meşaleyi söndürdü. Varın siz anlayın artık diasporanın ne halt
olduğunu, Kaf-Fed’in kimin uşaklığını yaptığını!
Ben de okuyucumuza ekleme yapayım: Çerkeska giyip, kalpak takmakla
Adige olunmuyormuş demek ki! Adamın içine bakmak lazım adam mı diye!
|
|
|
|

|
|
01 Şubat 2014
|
|
Legal-illegal dinlemeler gırla gidiyor yurdumda. Başbakanı
dinlemişler, kızını, oğlunu dinlemişler, Cumhurbaşkanını
dinlemişler, bakanları bakmayanları dinlemişler, Fetullah'ı
dinlemişler, bizim mahallenin bakkalını bile dinlemişler. Dinlemekle
kalmayıp, bunları kaydedip, zamanı gelince haydaaa piyasaya. Insan
ister istemez ürküyor.
Kaf-Fed'in bu kadar saçmalamasının altında dinleme kayıtları mı
yatıyor diye söylenirken arkadaşım lafa girdi; ''Ya bırak allasen
Kaf-Fed'i dinlemelerine ne gerek var, zaten istediklerini
ikiletmiyor ki. Baksana o kadar derneğin bir araya gelip de insanlık
yararına bir şey yaptıklarını gördünüz mü? Niye kapı kapı
dolaşıyorlar zannediyorsun, bağlılıklarını sunuyorlar.'' Telefonları
dinlemeye alan kurumun en rahat oldugu karşı kurum Kaf-Fed dersek
yanlış olmaz. Boşuna mı elçilik önü nöbetini devraldılar
sanıyorsunuz!
|
|
|
|

|
|
30 Ocak 2014
|
|
Başbakanımızın “ucube” diyerek yıktırdığı Kars’taki İnsanlık Anıtı
Heykeli ile ilgili olarak, heykeltıraş Mehmet Aksoy’un, Başbakan’a
karşı açtığı tazminat davası ileri bir tarihe atılmış. Sebep:
Mahkeme “ucube” kelimesinin anlamını Türk Dil Kurumu’na sormuş,
TDK’dan yanıt gelmediği için de duruşmayı ileri bir tarihe
ertelemiş. Yuh diyorum. Ulen kitapçıdan bir TDK sözlük almak
aklınıza gelmedi mi? Hadi mahkeme olarak üşendiniz kitapçıya kadar
gitmeye, önünüzdeki bilgisayardan TDK sitesine giripte de mi
bakamadınız? Yuh!
Bu ülkede davalar maalesef yıllar sürer. Hak hukuk ayaklar
altındadır ve Türk halkı adaletini kendi sağlar. O sebeple de
abartısız herkesin belinde bir silah vardır. Tüm bunların ışığında
bizim bazı ahmak hemşerilerimiz hala o kopasıca dillerini anavatana
uzatırlar. Yahu biraz izan sahibi olun be!
Kaf-Fed'e not: Yakında hükümet kapınızı çalabilir. Korkmayın size
madalya takmak için. Bugün ki Hürriyet gazetesinde ''Ukrayna
parçalanırsa, Türkiye’nin Kırım hakkı doğar'' diye haber var.
Sayenizde uzak değil anavatanımızda da karışıklık çıkarsa Türkiye'de
kahraman ilan edilirsiniz. Ne de olsa Kafkas Türk'ü olduğunuz için
size madalya takarlar. Ardından da ''Adige Cumhuriyetleri
parçalanırsa, Türkiye’nin Adigey hakkı doğar'' diye manşet atarlar.
Siz uyuyun! Soçi ve soykırım zokasını yutmaya devam edin! Yatacak
yeriniz yok, yatacak!
|
|
|
|

|
|
29 Ocak 2014
|
|
Hıncal Uluç'la Kaf-Fed arasındaki fark nedir?
Hıncal Uluç açık açık Türk olduğunu fakat Wubıh kökenden geldiğini
söyler.
Kaf-Fed açık açık Adige olduğunu fakat Türk'ten daha Türk olduğunu
söylemez!
|
|
|
|

|
|
28 Ocak 2014
|
|
Demokrasiyi sindirmiş toplumlarda üniformalar (polis, asker, koruyucu,
güvenlik vb.) o kişinin güvenlik görevlisi olduğunu belirtmek
gayesiyle giydirilir. Demokrasiyi sindirememiş toplumlarda ise
üniformalar zalimlik aracı olarak kullanılır. Adam üniforma yokken
bizim Kaf-Fed'in Türkiye'deki konumu gibi mülayimdir. Yani vur
ensesine elinden ekmeğini al. Fakat üniformayı giymeye görsün işte
kimse tutamaz artık onu. Ezilmişliğinin, sinikliğinin, işe
yaramazlığının, cahilliğinin tüm hıncını eline geçirdiği suçlu,
suçsuz kim varsa ondan çıkarır. Öyle gözü döner ki, kadın, çocuk,
hamile, yaşlı kadın demez basar tekmeyi, indirir kafasına jopu.
Gelişmemiş toplumların yüzkarasıdır üniforma! Bu bağlamda Kaf-Fed'te
Türkiye Adige
diasporasının yüzkarasıdır. Siz göremezsiniz ama onların da
ceketlerinin altında Türkiye üniforması var!
|
|
|
|

|
|
27 Ocak 2014
|
|
Okuyucu soruyor bana, ''Mülayim bey, Başbakan'dan bahsederken çok
dikkatlisiniz, Fetullah'a çok mu karşınız da böyle yazıyorsunuz?
Açıklayayım. Prensip olarak onlarla işim olmaz. Hem Tayyip hem
Fetullah, ülkenin başına bu güne kadar gelmiş en büyük felakettir. O
sebeple ikisine de aynı mesafedeyim.
Ammmaaaa!
İşte bir ''ama''sı var. Yani 40 satır mı 40 katır mı hikayesi var
ya! O misal ben Erdoğan'ı seçerim. Çünkü legal adamdır Başbakan ve
bir suçu oluğunda kanunlar karşısında bunun hesabını verir.
Fetullah? İşte o öyle değil. Adam dünyanın en karanlık örgütünün
başı. Yaptığı hiçbir şeyi legal yapmıyor (siyasi bakımdan diyorum).
Onun için taraf olmam lazımsa Erdoğan derim!
|
|
|
|

|
|
25 Ocak 2014
|
|
Değerli Başbakan'ımız bugün dedi ki CHP'ye; ''Sarıgül'ün yolsuzluklarını
açıklamanız için size 2 gün süre açıkladınız açıkladınız...'' Yok;
vallahi, billahi, tillahi bu ülke bitti artık. Yahu bir suç varsa ne
beklersin? Suç tehdit aracı olarak kullanılır mı?
|
|
|
|

|
|
24 Ocak 2014
|
|
Meşhur fıkradır. Bilmeyenleriniz için kısaca tekrarlayayım: Adam hırsız.
Bankaya girmiş eller yukarı sökülün paraları demiş. Bu arada polis ekibi de
oradan geçiyormuş, görmüşler dalmışlar içeri, yakalamışlar hırsızı.
Mahkeme zamanı gelmiş, tüm
banka personeli, müşteriler, polisler şahit olarak bekliyorlar, hakim
hırsıza dönmüş avukat hakkını kullanacak mısın demiş. Hırsız da evet demiş.
Hakim yahu onlarca insanın gözü önünde soygun yapmaya kalktın, polise
suçüstü yakalndın avukat ne desin sana? Hırsız pişkin pişkin sırıtmış: Ben
de onu merak ediyorum ya!
AKP’nin soygun düzeni ortaya çıkınca yeminle aklıma Engin Ardıç geldi. Hani
şu kaleminden kaka damlayan amansız her iktidarın adamı. Ulen, dedim
herhalde artık nedamet getirmiştir. Merak ettiniz değil mi ne dediğini? Ben
yazayım.
Engin Ardıç: Şiştiniz mi düdük makarnaları?
Pişkini Engin Ardıç olan ülkenin adı Türkiye’dir. |
|
|
|

|
|
23 Ocak 2014
|
|
Gazeteler MÜJDE... MÜJDE...
MÜJDE... diye büyük haberler yapıp -mesela- Estonya'ya vize kalktı
yazıyorlar. 50 yıldır Avrupa'ya el açılıyor ''Vize Kalksın'' diye.
Siz bir şey anlıyor musunuz bundan? Bir toplum vize kalktı diye
neden sevinir?
|
|
|
|

|
|
22 Ocak 2014
|
|
İki okuyucu e-maili daha aynen aktarıyorum:
''Mülayim bey, Kaf-Fed konusunda benim de bir tuzum olsun. Kaf-Fed adı
üzerinde ''Kafkas' federasyonudur. Yani ''siz Kafkasyalılar öpöz Türksünüz
politikası''nın adıdır Kafkas. Tabii olarak olaylara, Türk politik bakışıyla
bakmak mecburiyetindirler. Yoksa ciddi biçimde başları derde girer.
Bakınız, Hrant Dink tam Kaf-Fed politikalarının benzerlerini söylüyordu.
Biraz kafasını çıkardı, anında yok ettiler. Yok etmekle kalmadılar, bunca
yıl geçti hala arkasından (hemşerilerimizin de yoğun yaşadığı Yalova'a Akşam
gazetesi bölge temsilcisi) bir adam çıkıyor ve aynen şunu söylüyor. ''Tam bundan 7
yıl önce bir o..... ç...... geberdi. Siz Hrant olun biz Samast oluruz. Adam
gibi Ermeni'ye lafımız yok. Ama adamlar bu vatana laf eden piçe sahip
çıkıyorlar..."
Şimdi bunları bilen ve duyan Kaf-Fed ne yapacaktı sizce? Tabii olarak
Türk politikaları yapacak. Yani Çerkes'e Türk politikası. Yoksa Rusya'ya
efelenmede ne var? Siz de yapabilirsiniz. Türkiye'de yaşadığınız sürece
sırtınız okşanır. Türkiye'de Kaf-Fed'in sırtını okşuyor. Demek istediğim
Kaf-Fed Yalova temsilcisinin dediği gibi adam gibi Ermeni, pardon Kafkas
olmak mecburiyetinde. Onun için Kaf-Fed'den demokrasi, insan hakları,
kültürel haklar türü çıkışlar beklemek lüzumsuzluktur. Onlar anca Soçi,
Sürgün, Soykırım üçgeninde dönmek mecburiyetindedirler. Çünkü Türkiye'nin
onlardan istediği bu. Anlayın artık bunu! Saygılar.''
Diğer okuyucu:
''Bir-Kaf, Kaf-Fed'e göre daha dürüst bir örgütlenme bence. Çünkü; Çeçen'i
de, Karaçay'ı da, Abhaz'ı da, Oseti'de aynı kaba koyup çorba haline
getiriyorlar ve onların üzerinden siyaset yapıyorlar. Yani aleni olarak
Türkçüyüz diyorlar. Kaf-Fed'in farkı bunu gizli kapaklı yapması. Bizi enayi
yerine koyuyorlar.'' |
|
|
|

|
|
20 Ocak 2014
|
|
Okuyucu e-maili yorum
yapmadan aynen aktarıyorum:
''Sayın Mülayim ağabey, Kaf-Fed hakkında az bile yazıyorsunuz. Aynı
zamanda diaspora için de az yazıyorsunuz. Müsadenizle ben de
düşüncemi söyleyeyim. Dünyanın en pısırık ve korkak milleti
Çerkeslerdir. Bu korkaklıkları nedeniyle anavatanlarında kaçmış
Osmanlı'ya biat etmişlerdir. Şimdiki kuşak bundan utandığı için
soykırıma uğradık palavrasına başvuruyor. Akıl var mantık var
ağabey. Yıllarca ''göç'' dedin sonra ''sürgün'' dedin şimdi ne oldu
da ''soykırım'' oldu? Soykırıma uğradıysan şimdi ne demeye
dönmüyorsun vatanına? Bunların tümü yalancı, resmen yalan
söylüyorlar. Sizin de belirttiğiniz gibi hem tembeller hem güçlünün
yanında kahraman, güçlünün karşısında zavallı adamlardır.
Mesela, Türk adıyla Türk soyadıyla yaşar, tek kelime Çerkesce bilmez
fakat şikayetçi olmaz biat eder. Kürtler itiraz etmese bunlar
Çerkesce ders talebinde de bulunamazlardı. Yani savaş kaçkınları
olmaktan utanıyorlar ağabey! Utandıkları için de anavatana ve
Rusya'ya saldırıyorlar ki gerçekleri saklayabilsinler.
Dikkatinizi çekmiştir. Zaten bir yazınızda da bahsetmiştiniz.
Bunlara dikkat edin kim Çerkeslere gerçek haklarını vermişse ona
düşmandırlar. Mesela Türkiye, Ürdün ve Suriye'deki Çerkeslere bakın
bir de İsrail'dekilere. Aralarında hak, hukuk, insanlık bakımından
dağlar kadar fark vardır. Ama gelin görün ki İsrail'i karalayan da
bu zavallı korkaklardır. Bir haberde adamın biri utanmadan aynen
şunu yazmış ağabey; ''İsrail'de doğdu büyüdü İsrail milli takımında
oynuyor ama Yahudi değil. (Çerkes futbolcu için) Bunlar bu kadar
aşağılık yaratıklardır ağabey. Ürdün Kralı'nın soytarılığını
yaparlar, Türk hükümetinin gönüllü hizmetçileridir, aynı şekilde
Suriye'nin. Fakat İsrail mevzubahis olunca ''Tu kaka''. Sen az bile
diyorsun. Bunlardan ne köy olur ne kasaba... Senin gibi düşünen çok
insan olduğunu bil ağabey sadece dile getiren sensin. Sağlıcakla
kal.''
|
|
|
|

|
|
19 Ocak 2014
|
|
Futbolla aram iyi değildir.
İlgi alanımın dışındadır. Hangi takımı tutuyorsun sorusuna klasik
olarak ''BJK'yı Adige Abhazlar kurdu o sebeble Kara Kartal'ım''
derim o kadar. Kısacası futbol benim için kitleleri uyuşturan bir
spor. Amma küçümsenemeyecek fazlalıkta bir kitle de bu top peşinde
koşanları seyrediyor. Tabi bizim Adigeler de. Lafı uzattım da
nereden gireceğimi bilemedim. Hani şu 7 milyonluk anlı şanlı Türkiye
diasporası var ya! Hah işte o diaspora Rusya liginde oynayan tek
takımımızın, Nalçik'in (CC Notu: Spartak Nalçik) iflas bayrağını
çekip, kapısına kilit vurmasına engel olamadı. Yurtsever aslanlar ve
bizim şanlı Kaf-Fed'den bir ses var mı? ''Tık'' yok! Kaf-Fed hala
olimpiyatları nasıl protesto edeceğinin hesabında, yani hala Türkiye
çıkarına güdümlü yönetime devam. Nalçik takımı kapanmış umurunda mı?
Yani, bunlara çalış demeyeceksin. Bol bol konuş ve miting yap
diyeceksin. Ha düğünü de unutmayalım!
|
|
|
|

|
|
18 Ocak 2014
|
|
Yaşadığımız coğrafyada
trafik ışıkları kırmızı sarı ve yeşil olduğu için PKK renkleri diye
yeşil renkleri maviye çevirdiler doğuda, geçmişte. Yani geçmek için
maviyi bekledi benim gariban halkım. Aradan baya bir zaman geçti.
Günümüzde Çorum Ziraat Odası önümüzdeki günlerde ülke genelinde
yaşanan kuraklığa çare için geniş katılımlı bir yağmur duası
düzenleyecek. Yakışır!
|
|
|
|

|
|
16 Ocak 2014
|
|
Fatih Altaylı'yı bilmeyeniz
yoktur. Son yılların en enteresan gazetecilerinden biridir. Son
yazısında AKP'lilere öyle şeyler yazmış ki, buraya yazsam CC
yönetimi beni kapıya koyar. Velasılı kelam Fatih Altaylı, Türk
toplumunun gazeteye yansımış şeklidir. Yazık!
|
|
|
|

|
|
15 Ocak 2014
|
|
AKP'lisi Fetullah'ı İsrail
ajanı olmakla suçlar, Fetullah'ı AKP'yi İsrail'in piyonu olarak
lanse eder. Ulen ne İsrailmiş be. Yaptıkları pislikleri,
birbirlerini İsrail'e yamayarak kurtuluyorlar. İşin enteresanı
millet de uyanmıyor.
|
|
|
|

|
|
14 Ocak 2014
|
|
Dünyada cesurluğuyla bu
kadar övünen ancak bu kadar korkak bir millet var mıdır acaba? Alın
size haber başlıkları: ''Korkutan Gelişme'', ''Korkutan Yağmurlar'',
''Korkutan Kaza'', ''Korkutan Ekonomi'', ''Korkutan Trafik'',
''Korkutan Tahmin'', ''Korkutan Konuşma'', ''Korkutan İhanet'',
''Korkutan Enflasyon''... Daha yüzlercesini yazabilirim. Siz de
yüzlercesini ekleyebilirsiniz. Türk halkının korkutan psikolojisine
uzmanlar bir çare aramalılar!
Bir de ''düğme'' var. Her olumsuz gelişmede birirleri bu meşhur
düğmeye basar. Kimdir bunlar ve bu düğme nerededir kimse bilmez. Ama
basarlar işte. Yahu gerçekten antika bir ülkede yaşıyoruz vesselam!
|
|
|
|

|
|
13 Ocak 2014
|
|
Başta ailem olmak üzere eş-dost ve okuyucudan
Kaf-Fed'e aşırı yüklendiğim konusunda eleştiri alıyorum. Bazıları
''Ne yani Kaf-Fed'i bırakıp, Bir-Kafcı mı olalım'' diyor. Yok o
kadar da değil. Birleşik Kafkasyacı ve türevlerini zaten adam yerine
koymuyorum. Onlar, Türkiye çıkarlarına uygun görevlerini yerine
getirip, tarihin çöplüğüne gideli yıllar oluyor. Geçin onları.
Kaf-Fed'e bu kadar takmamın sebebi zaten bu. Kaf-Fed hızla
Birleşikçi oluyor. Ben de buradaki elle tutulur tek kurumumuz olduğu
için onları topa tutuyorum. Ki, akıllarını başlarına devşirsinler.
Yoksa 3-5 sene sonra Birleşikçilerden beter durumda olacaklar.
Niye mi? Cevabı çok basit. Kaf-Fed; demokrasi ve insan hakları
konusunda dünyanın en kötü ülkesinde yaşayıp bu konuda tek kelime
laf etmezken, hiçbir sorumluluğu olmadığı bir ülkeye ağzına geleni
söylüyor.
Eğer Kaf-Fed Türkiye'de yaşanan bu insanlık ve kültür kıyımları
konusunda yiğitçe tavır koysaydı, ''adamlar Türkiye'ye bile aslanlar
gibi demokrat tavır koyuyorlar, tabiki Rusya'ya da tavır
koyacaklar'' derdi insanlar... Fakat burada kuyruğunu bacaklarının
arasına sıkıştırıp, dışarıya kuyruğunu dik tutmaya kalkıyor.
Yemezler! (Ayrıca zamanı gelince asıl Adigeleri yokedeninin Rusya mı
Türkiye mi olduğunu da konuşuruz. Artık masallara karnımız tok.)
Kaf-Fed ağırbaşlı olmak mecburiyetinde. Çemişgezek Kamyoncular
Derneği gibi aklına estiği gibi bildiri yayınlayamaz. Yayınlarsa ben
de onları böyle afişe ederim, kimse kusura bakmasın! Yaşadığımız
ülkedeki tek kurumumuz olan Kaf-Fed'i 3-5 kifayetsize oyuncak edecek
değiliz... O kadar!
|
|
|
|

|
|
11 Ocak 2014
|
|
Hepinizin bir akrabası veya arkadaşı kansere yakalanmıştır. Çok felaket
bir dönemdir hasta ve yakını için. Çaresizlik içinde ne
yapacaklarını şaşırır insanlar. İşte bu durumdaki kanser hastası
yakınlarını sahte ilaçlarla dolandırdıklarını bildiriyor Türk
Eczacılar Birliği. İnsanın kanı donuyor.
Bu
sahte ilaç işi yapan herkese ağız dolusu bir eşşşşoooğğğğlu
eşşşeeeekkkler diyorum, başka da bir şey demiyorum.
Kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim yapmaları fevkalade
sakıncalıdır, diyen TMMB Meclis Başkanvekili Sadık Yakut gazeteciyi
ebesini öpmekle tehdit etti. Şimdi anladınız mı Kaf-Fed niye
Türkiye'de tavşan, Rusya'da aslan. Çünkü gık derse ebesinin
öpüleceğini biliyor.
|
|
|
|

|
|
10 Ocak 2014
|
|
Dincilerin klasik lafıdır;
''Müslümanlık
bu değil''
derler. Ben 60 yıllık yaşımda
bunların gerçek
Müslümanlığının ne
olduğunu bir türlü göremedim. Adamlar masum insanların boğazını
keser, yahu bu ne rezalet dersin. Cevap hazır:
Müslümanlık bu değil. Adamlar 9 yaşındaki çocukla evlenir.
Yahu bu ne ahlaksızlıktır dersin. Cevap hazır:
Müslümanlık bu değil. Adamlar rüşvetin, hırsızlığın,
soysuzluğun kralını yaparlar, yahu mübarek bu nedir dersin. Cevap
hazır: Müslümanlık bu değil.
Ne acayip bir inanıştır bu Müslümanlık. Yolsuzluğun, rüşvetin,
ahlaksızlığın, haysiyetsizliğin, hukuksuzluğun, vahşiliğin kısaca
insanlık dışı herşeyin altından Müslümanlık çıkıyor.
Ama Müslümanlık bu değil. Tüm bu rezaletleri biz yapıyoruz sanki.
Çeçen katilleri hatırlayın. Hani bizim Adigeler peşlerine takılıp
‘’özgürlük savaşçıları’’ diyorlardı. (Gerçi hala
bunları kahraman gören
dangalaklar yok
zannetmeyin.) Osetya'da yüzlerce çocuğu katlettiler ya, işte o
Çeçen katiller Suriye’de yolunu kestikleri gariban kamyon
şoförlerini Alevi oldukları için kameralar önünde takır takır
öldürdüler. Soruyorsun, mübarek bu ne?
El Cevap: Müslümanlık
bu değil. Bire namussuz,
Müslümanlık bu değilse ne demeye bu adamlara özgürlük savaşçısı
dersin?
Şimdi bunlar nerden aklına geldi derseniz.
Yolsuzluk
ve rüşvet operasyonu kapsamında tutuklanan işadamı Rıza Sarraf ile
aynı operasyon nedeniyle oğlu Kaan Çağlayan tutuklandığı için
Ekonomi Bakanlığı’ndan istifa eden Zafer Çağlayan’ın 22 Mart 2013’te
Sarraf’ın özel uçağıyla umre için İstanbul’dan Cidde’ye gittiği
ortaya çıkmış.
İşte
tepedeki Müslüman koluna 700 Dolarlık saati takıp hırsız, uğursuzun
uçağıyla umreye gitmiş.
Soruyorsun, mübarek bu ne? El
Cevap: Müslümanlık bu değil!
|
|
|
|

|
|
09 Ocak 2014
|
|
Gazeteci Ahmet Hakan
''Türkiye'de her şey olursun ama rezil olmazsın'' demiş. Yahu
diyorum bizimkiler bunu bildiklerinden mi sus pus oturuyorlar
yerlerinde! Tövbe! Oturmuyorlar o düğün senin bu düğün benim
dolaşıyorlar!
|
|
|
|

|
|
07 Ocak 2014
|
|
Türkiye Cumhuriyeti'nin en üst yöneticisi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fetullah'a elçi yolluyor. Fetullah kim?
Bir softa! Dini, çıkarları için kullananlardan yani. Hangi kafayla
ona elçi yolladı Türkiye'nin ve Türk ordusunun başkumandanı Gül,
anlamak mümkün değil. Artık ipin ucu iyice kaçtı. Tahminimden öte gelişmelere gebe ülke.
Ve de Türkiye diasporası bavullarını toplamaya başlasın. O
aşağıladıkları anavatana her an muhtaç olabilirler. Söylemedi
demeyin!
|
|
|
|

|
|
06 Ocak 2014
|
|
Konumuz yine Kaf-Fed! Bu
örgütün siyasi içerikli tutmuna baktığınızda sanırsınız Adigey
Cumhuriyeti'ndeki bir STK'nın Türkiye şubesi gibi. Yani? Yanisi,
Adigey'de ne idüğü belirsiz kişiler için son derece ''diplomatik''
bildiri yayınlayarak Rusya'ya meydan okuyan Kaf-Fed, Türkiye'de
kıyamet kopuyor tık yok. Sanki burada yaşamıyorlar, misafir olarak
gelmişler, şöyle bir haluj yiyip geri anavatana dönecekler!
Eyyyyyy Kaf-Fed! Millet tarafından seçilmiş ve -iktidarın deyimiyle-
kumpas kurulmuş milletvekillerinin tümü hapisten çıktı. Bir tek MHP
milletvekili olan arkadaş içerde kaldı. Neredesin benim demokrat
mangalda kül bırakmayan Kaf-Fed'im. Rusya'ya tuttuğun kafayı neden
şu Türkiye'ye tutamıyorsun? Yoksa hak, hukuk, adalet senin için
Rusya'da başka Türkiye'de başka mı? Şehir şehir turluyorsun,
derneklere anlatıyor musun neden Ruslara aslan Türklere kedi
olduğunu! Yatacak yerin yok, yatacak! Türkiye diasporasında yaşayan
Adige ve Abhazları dezenforme ettiğiniz müddetçe ensenizde boza
pişireceğim haberiniz olsun. ''Ben Kaf-Fed'im kafama göre
takılırım'' gibi davranmaktan vazgeç.
Hapis milletvekiline dönersek; bu MHP'li arkadaş derhal çıkarılmalı.
Diğer milletvekilleri nasıl çıkarıldıysa. Fakat şunu da söyleyeyim
cinim kadar sevmem bu adamı! Bana göre Türk ordusunun
yüzkaralarından biridir.
Amerika'nın teslim ettiği Apo'yu kendi yakalamış gibi uçakta
''çaaakk'' yapan artislerin başı bu. Fakat adelet terazisi onu da doğru tartmalı.
|
|
|
|

|
|
04 Ocak 2014
|
|
Bir İtalyan gladiosunu
çökerten Savcı Antonio Di Pietro’ya; bir de Türk gladyosunu çökerten
Savcı Zekeriya Öz'e bakın. Şimdi şapkanızı önünüze koyup düşünün.
İtalya neden İtalya, Türkiye neden Türkiye?
|
|
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |