|

|
|
31 Aralık 2013 |
|
AKP Hükümeti'nin en övündüğü
şey askeri vesayeti ortadan kaldırmaktı, değil mi? Yandaşı,
liberali, dincisi, ateisti ''Helal olsun AKP'ye askerin çanına ot
tıktılar'' diyordu. Anaaaa bir de öğrendik ki, meğerleyim askeri
vesayeti ''kumpas kurarak'' Fetullahçılar ortadan kaldırmış.
Vallahi, billahi, tillahi ben demiyorum. O her fotografında saksı
tutuyormuş gibi elleri önde açık yakışıklı Yalçın Akdoğan diyor.
Kendileri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Siyasi Başdanışmanı ve
Ankara Milletvekili! Sözün özü; hükümet Kaf-Fed'ten beter oldu. Bu
arada bazı akl-ı evvel dinciler Yeni Yıl'ı kutlamayın diye özellikle
küçük ilçelerde terör estiriyormuş.
Hatta o kadar ileri gitmişler ki, ''leblebi çekirdek
bile almayın'' diyorlarmış. Şimdi çıkıp çekirdek değil de şöyle
tuzlu bolcana fıstık alayım yanına da bir 35'lik. Fıstıkları
bunlara, rakıyı da kendime ayırayım. Yeni Yıl bu dingolarla anca
böyle karşılanır! Bu vesileyle sizlerinde Yeni Yıl'ınızı kutlamış
olayım.
|
|
|
|

|
|
30 Aralık 2013
|
|
''Üç bakanın oğlunu
gözaltına aldılar diye sekiz yüz polisi görevden aldılar... Burada
34 ana kuzusu öldürüldü, bir onbaşıyı bile görevden almadılar.”
diyor Barış ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş! Benim hiç polis arkadaşım da yok akrabamda. Polisleri
cinim kadar da sevmem. Fakat bu ülkede haksızlık polislere kadar
ulaşmışsa, artık korkuyla yaşamanın zamanı gelmiş demektir. En büyük
başbakan Sayın Tayyip Erdoğan'dır. O kadar!
|
|
|
|

|
|
29 Aralık 2013
|
|
İki dinci grup AKP ve
Fetullahçılar aralarında bir mesele çıktığında kamuoyuna ''bizim
aramızda zırnık dert yok, uyum içindeyiz, bunlar fitnecilerin işi''
diyorlardı. Şimdi basına bakarsanız, birbirlerini yiyorlar. Yahu
bunların topu üçkağıtçı, dinleri imanları para!
|
|
|
|

|
|
28 Aralık 2013
|
|
Ali Ağaoğlu denen arkadaşı
tanıyorsunuzdur. Hani şu; önce reklam filmlerindeki saçmalamaları,
sonra da devlete rüşvet vermek konusunda adı adı geçen şahsiyet.
Tutuklanması konusunda çok üzülmüş, beni aşağıladılar demiş ve
eklemiş; kendim için değil olayın çocuklarım üzerinde yaratacağı
etki nedeniyle endişelendim!
İnsanın içinden ağız dolusu bir söz geliyor ama tabii tutuyoruz.
Ulen sen reklam filminde mimarları ''bu olmamış, bu olmamış'' diye
projelerini yerlere savurup bir meslek grubunu aşağılarken onların
çocuklarını düşündün mü balta! Yahu işveren olabilirsin, tamam iş
konusunda da başarılı olabilirsin ama bir mimarlık projesini
-üstelik öylesine dev bir mimarlık projesini- savurabilecek bilgi,
deneyim, kariyer sende ne geziyor? Zaten bunlar sende olsa öyle bir
terbiyesizliği yapar mısın? Yapmazsın. Alçakgönüllü olsana.
Ammaaaaa! Burası Türkiye kardeşim gücü, gücü yetene! İş adamı da bu,
başbakanı da bu, bakanı da bu, valisi de bu, Kaf-Fed'i de bu!
|
|
|
|

|
|
27 Aralık 2013
|
|
Yolsuzluğun, hırsızlığın,
ahlaksızlığın gizli çekilmiş kasetlerinin gırla gittiği yerde
''dinimizi bozacak'' diye şişme naylon Noel Baba'yı sünnet edip,
sonra da bıçaklayan ülkenin adıdır Türkiye!
|
|
|
|

|
|
26 Aralık 2013
|
|
Dün CC'de yayınlanan afiş
çok manidardı. Uzay boşluğundaki astronot Adige olursa, ağlaşan
topluluk olmaktan çıkarız diyordu. Çerkes diasporasına çok
yükleniyorsun diyor dostlarım. Esasında yüklenmek istemiyorum. Fakat
dürtüyorlar. İşte koskoca Kaf-Fed. Yani, Türkiye diasporasını temsil
eden en önemli kurumumuz. Değil mi? Karakuş Köyü Yaşatma Derneği
bile böyle cahilce bildiri yayınlar mı? Hadi yaptın bir cahillik,
bari sitenden kaldır. Yok! İnatla ''biz işte böyle cahil cühelaların
yönettiği bir kurumuz'' dercesine tutuyorlar o ahmak bildiriyi. Eh
bana da yazmak kalıyor!
|
|
|
|

|
|
25 Aralık 2013
|
|
Biri Türkiye Cumhuriyeti
Savcısı Zekeriya Öz, diğeri Türkiye Cumhuriyeti AKP Milletvekili
Şamil Tayyar! Tayyar'ın dün yazdığı "Savcı Öz'ün emniyet ofisine
girişi başsavcılıkça yasaklandı” iddiasına cevap veren Öz "Bazıları
foseptik çukurunda gezenlerin yalanlarını yazdıkları için ağızları
kokuyor. iftiranın kokusu öbür dünya da çıkmaz." demişti.
Şamil Tayyar'dan bu tweet'e oldukça sert yanıt geldi: "Adamın
kafasıyla kıçı yer değiştirince foseptikten ses vermeye başladı!
Uyarayım, beni başkasıyla karıştırma, o küçük aklını da ben alırım."
İki laf etmek kaçınılmaz oldu.
Birincisi: Adigeler dünya çapında Şamil adından vazgeçmeliler. Hem
Avar adı, hem kötü çağrışımlar yapıyor.
İkincisi: Bunların tümünü toplayıp milyonla çarpsan bir Maykoplu
bakkal bile etmez. Başta Kaf-Fed olmak üzere tüm STK'lar bunları
görün ve aklınızı başınıza alın. Bu kadar saçmalık içinde anavatanın
kıymetini anlayıp, abuk subukluklara girmeyin.
|
|
|
|

|
|
23 Aralık 2013
|
|
Bakan oğlunun evi basıldı,
kutu kutu para bulundu ya; yandaş medya bununla ilgili değil. Onlar
baskını yapan polisin kaykılarak oturmasını ve tespih çekmesini konu
etmişler. Tuuuuu suratınıza, utanmaz arlanmazlar. İsmail'i döve döve
öldüren polisler, Ethem'i katleden polis, çoluk- çocuk, kadın-erkek,
genç-yaşlı demeden kafalarında jop kıran polisler için tek satır
yazdınız mı?
Türkiye bu işlerle uğraştığı günlerde, Uruguay Ekonomi Bakanı
Fernado Lorenza, adı rüşvet iddialarına karışınca “Ben bunu içime
sindiremem” diyerek istifa etti... Bakan Lorenza ayrıca, “Mahkemenin
önüne bakan olarak değil sıradan bir vatandaş olarak çıkmak
istiyorum, bu nedenle istifa ettim” dedi. Aradaki farkı görebiliyor
musunuz?
Bu arada Kaf-Fed, Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben bir bildiri
yayınlamış. Şöyle demişler:
''Türkiye Cumhuriyeti ve Başbakanı'na,
Taraf olduğunuz uluslararası sözleşmeler ve Türkiye'nin yasal
mevzuatları ile güvence altına alınan yasama ve yürütmenin birbirine
müdahale etmeme kuralını keyfi ve demokrasi ruhuna da tamamen zıt
söz konusu uygulamalara derhal son verilmesi için gerekli tedbirleri
almaya davet ederiz. Bir daha böyle münasebetsizliklerinize şahit
olmayalım. Yoksa yurtsever aslanlarımızı İçişleri Bakanlığı'nızın
önüne yığarız. Ayağınızı denk alın!''
Şaka yahu şaka. Kaf-Fed böyle bildiri yayınlayabilir mi? Konu
Türkiye olunca federasyon bayram tebriği bile yayınlayamaz.
Papucumun "demokrat" yiğitleri.
|
|
|
|

|
|
21 Aralık 2013 |
|
Van'da bir caminin imamı AKP
bakanlarını savununca cemaat camiyi terketmiş. Yahu bu olay Bodrum
da olsa Antalya'da olsa ''olabilir'' dersin. Fakat Van'da olması tam
bir trajedi. Çünkü orada insanların büyük bir çoğunluğu
(depremzedeler) soğuktan donmak üzereler. Bizim ödediğimiz
vergilerle o camide ısınarak maaşını alan bir adamın siyaset yapması
akla sığar mı? Sığar. Çünkü burası Türkiye!
|
|
|
|

|
|
20 Aralık 2013
|
|
AKP Konya ovasına elektrik
santralı kuracakmış. Yani gerçekten tımarhanedeki deli bile böyle
bir projeyle ortaya çıkmaz. Mesleğim olduğu için sebebini izah
edeyim size. Böyle bir santrali soğutmak için saniyede 100 bin tona
yakın suya ihtiyaç vardır. Konya ovasında su nerede? Yerin altında.
Peki bu kurulacak santral yeraltı sularını kullanacak olursa ne
olur? 30 yıl içinde tarımda kullanılabilecek bir damla su kalmaz.
Şimdi anladınız mı neden tımarhanedeki deli bile böyle bir proje ile
ortaya çıkmaz dediğimi. Gerçi ihraç ettiği meyveler fazla ilaçlı
diye geri döndüğünde halkına yediren bir anlayış için yeraltı
suyunun lafı mı olur!
|
|
|
|

|
|
19 Aralık 2013
|
|
Ben ona buna laf
yetiştirirken, yaşadığımız topraklar bize iki seçenek sundu: AKP mi,
Fetullah mı? Buyrun Adige diasporası söz sizin! Öyle uzaktan uzaktan
anavatana babalanmakla olmuyor bu işler. Kaf-Fed koy bakalım
ağırlığını, söyle bize hangisini tercih edeceğiz? Öyle ya RF'ye bile
kafa tutabilen bir kurumsunuz, bize de akıl verin. Bekliyoruz!
Eyyyyy Kaf-Fed ses ver: İnsanlar teşhir edilerek, aşağılanarak
tutuklanıyorlar. Sahte belgelerle, gizli çekilmiş kasetlerle
vatandaşlar yıllarca kodeste tutuluyor. Ergenokon kasası dedikleri
garibanın üzerinde 100 Lira bile çıkmadı. Adamcağız kahrından kanser
olup, yaşamını yitirdi. Sen de neden ses yok! Ses ver, bir açıklama
yap. Sen bu ülkenin bir STK'sı değil misin? Niye sende ses yok!
Gücün sadece Rusya'ya mı yetiyor! Bir direktif de Türkiye'ye versen
de boyun posun neymiş bir görsek! Yok ''ben Türkiye'ye efelenemem''
diyorsan o zaman anavatana küstahlık yapmaktan bir an önce vazgeç
Kaf-Fed!
|
|
|
|

|
|
18 Aralık 2013
|
|
Bir arkadaşım ''Kaf-Fed ve
şu senin aslanlara elleşme, onlar böyle yapmak zorundalar'' dedi ve
ekledi, ''Baksana cemaat bile Bakanlar hakkında fezleke hazırlıyor.
Böyle bir ülkede Kaf-Fed olsun, kendini yiğit yurtseverler diye
adlandıran o tırıvırılar olsun, anca yapa yapa anavatana
giydirirler. Boşver, sen kötü olma onlarla yüzyüze bakacaksın''
dedi. Arkadaşımın söyledikleri doğru, fakat yüzyüze bakma konusuna
katılmıyorum. Çünkü yüzü olana bakılır. Bunların bırak yüzü, astarı
bile yok. Neyine bakacağım! Kaf-Fed ve papucumun yurtseverlerinde 1
gram yürek olsa şu yaşanılan keşmekeşliğe, yolsuzluklara,
adaletsizliklere ve yokoluşa bir ses çıkar! Milleti alenen ahmak
yerine koyuyorlar! At terli yemiyor...
|
|
|
|

|
|
17 Aralık 2013
|
|
Futbolcu Hakan Şükür
milletvekilliğinden istifa etti. Sebep? AKP'nin Fetullah Gülen'den
özür dilememesi. Hakan'dan beklenmeyecek büyüklükte bir davranış.
Prensipli davranmış, tebrik ediyorum. Darısı bizimkilerin başına!
|
|
|
|

|
|
16 Aralık 2013
|
|
Kaf-Fed'in yeni yönetimi işe kötü başladı. Dakka bir, gol bir misali;
Türkiye politikası güdümlü bir örgüt olduğunu deklare etti.
Nasıl mı? Şöyle; anavatanı karıştırmak ve orada huzursuzluk
çıkararak sözümona büyük Çerkesya'yı kuracak aslanlar tutuklandı
diye Türkiye kamuoyuna bildiri yayınladı Kaf-Fed...
Açıklama kendi içinde çelişkili. Kışkırtıcılığı anında su yüzüne
çıkıyor. Hem; ''Bu kişilerin göz altına alınmalarının nedeni henüz
net değildir.'' demişler hem ''Gelen ilk haberlere göre 'bir Vahhabi
terör şüphelisine yönelik soruşturma kapsamında' göz altına
alınmışlar, fakat Soçi Olimpiyatları ve Çerkes soykırımına ilişkin
konularda da sorgulanmışlardır.'' yazmışlar. Hem nalına hem mıhına!
Ülen yıllardır Vahabi katillerin o bölgede yemediği halt kaldı mı?
Sen Kaf-Fed olarak gıkını çıkardın mı? Düzelteyeyim; çıkarabildin
mi? Bölgeyi kan gölüne çeviren ve kimin maşası oluğu belli olmayan
gruplara ses edebildin mi? Mesela bu İbrahim Yağan denen magaraya
''sen kimsin ülen, milleti kışkırtıyorsun'' diyebildi mi? Diyemedin!
Diyemezdin. Çünkü Türkiye politikaları güdümündesin. Sıkıysan de!
İkinci gün kapına kilidi asarlar!
Hadi buraya kadarını anladık. ''Mecbuuuuuurrrr''sun! Anladık da son
cümlelerin ne öyle? Sırtını karakola dayamış mahalle kabadayısı
gibi: ''Rusya Federasyonu ve bölge yetkililerini, taraf oldukları
uluslararası sözleşmeler ve kendi yasal mevzuatları ile güvence
altına alınan ifade ve örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde görüş ve
düşüncelerini yasal ortamlarda dile getiren ve bu görüşler etrafında
örgütlenen kişilere karşı gerçekleştirilen keyfi ve Olimpik ruha da
tamamen zıt söz konusu uygulamalara derhal son verilmesi için
gerekli tedbirleri almaya davet ederiz.'' He he davet et. Sen önce
kendi kapının önündeki çöpü toplasan daha iyi olmaz mı?
Otur Kaf-Fed, SIFIR!
|
|
|
|

|
|
14 Aralık 2013
|
|
Türkiye Millet Meclisi'nde küfürleşmeler üzerine herkes ''aaa ne ayıp''
modunda. Sokakta 20 adım yürüyün, eğer küfürün bin çeşidini
duymassanız Birleşik Kafkasyacı olayım. Çocukken ''hadi amcana
pipini göster'' aşamasından, ''hadi amcana ana avrat bir küfret''
aşamasına kadar küfür bizatihi teşvik edilir. Sonraki dönemde de
bazı durumlarda hayranlık ifadesi olarak bile kullanılır. Mesela;
''vay pe.....k amma da güzel gol attı'' derken golcü övülmektedir.
Böyle bir toplumun Millet Meclisi'nde küfürleşmelere şaşkınlıkla
bakmak, ancak şaşkınlar ülkesinde olur.
|
|
|
|

|
|
13 Aralık 2013
|
|
Norveç polisi Oslo Havalimanı'nda THY uçaklarına girip, köpeklerle arama
yapıyormuş. Tabii Türk basını da her zaman olduğu gibi milleti gaza
getiriyor. Kışkırtıyor. Yahu milleti kışkırtacağına oturup da ''niye bu
duruma düştük'' diye kafa yorsana. Olmaaaaaaazzzz. Tam bizim diaspora
Adigeleri gibi. Kendileri peygamber, diğerleri tu kaka. Bu sebeple de her
daim bunalımda, her daim zavallı! Yıllarca -ve halen de- ''turist kızlar
Türk erkekleri için buraya geliyor'' diye yazan basın da bu, ''bizi köpekle
arıyorlar'' diyen de bu. Sen ülkene gelen her kadına fahişe muamelesi
yaparsan, onlar da sana bu muameleyi yapar! Katlanmayı öğreneceksin mağara!
|
|
|
|

|
|
12
Aralık 2013
|
|
Haberlerde diyor ki: ''Devlet, bilgisayarda Türkçe'yi hızlı yazmaya en
uygun harf dizimi olan F klavyeyi zorunlu hale getirdi.'' Dünyanın
en enteresan insan reaksiyonları olan toprakları buradadır. Mesela;
trafikte, sarı ışıktan yeşil ışığa geçiş süresi 4 saniye kadardır.
Daha sarı ışık yanar yanmaz, mübalağasız 100 sürücüden 90'ı kornaya
basar ''yürü'' diye. Devlet hızlı yazılıyor diye F klavye dayatır.
Bunların ışığında zannedersiniz ki; Türkiye, zamanı en kıymetli ilk
10 ülkeden birincisi. Oysa her sokakta sabahtan akşama kadar dolu
kahvehaneler de bu ülkededir. Elinde çekirdek, gün boyu televizyon
karşısında oturan da...
|
|
|
|

|
|
11 Aralık 2013
|
|
Sahte belgelerle 5 yıldır içeri tıktıkları insanların feryatlarını
duymayan iktidar medyası, Taraf Gazetesi'nin yayınladığı MİT
belgelerini sahte ilan etti. Ne demişler: ''Alma mazlumun ahını,
çıkar aheste aheste...''
|
|
|
|

|
|
10 Aralık 2013
|
|
Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve milletvekili Mustafa Balbay özgürlüğüne
kavuştu. Ben şahsi olarak siyaseten Balbay'ı cinim kadar sevmem.
Faşist politikacıdır. Fakat ailesine kavuştuğu için sevindim. Bu
ülke adaletsizliğin şimdi yaşandığı yer zannetmeyin. Ortaasya'dan
çıkıp gelip burda yaşayan halkların ümüğünü sıkarak yok ettikleri
günden beri hak hukuk yerlerdedir. İsterseniz dönün tarihe bakın
ibret-i alem için bir tek adil olay var mıdır? Kısacası burası kin
ve nefretin asla bitmediği bir cadı kazanıdır. O nedenle burada
yaşayan Adigeler bu kadar emir kuludurlar.
Geçmiş olsun Balbay, umarız bundan sonraki hayatında adil Türkiye'de
adil bir hayat için mücadele edersin. Buna da Adigelerin sülale
adlarını soyadı olarak resmi olarak kullanmalarına dair çalışırsın
mesela. Çünkü bizimkiler Türkiye Cumhuriyeti'nden tırstığı için bunu
yapamıyorlar!
|
|
|
|

|
|
09 Aralık 2013
|
|
Dün CC'de yayınlanan ilan ve Haftanın Lafı
dikkatinizi çekti mi? Birinde Van'daki insanlara yardım için
çırpınan insanlar, diğerinde dinci bir milli eğitim müdürünün
öğretmenlere şehitler için hatim indirme ''emri'' isteği. Yani,
biri; ölüyü bırakıp diriye, diğeri; diriyi bırakıp ölüye sarılıyor.
Bu ülke baştan aşağı saçmalıklarla dolu. Torunlarım bu karanlık
kafalara emanet. Yuh olsun size! Tek tesellim hala insan olarak
kalmışların olması. Van için çabalayanlara bin minnet, bin teşekkür.
|
|
|
|

|
|
07 Aralık 2013
|
|
Türkiye diasporasındaki Adige nüfusunun artarak zibidileşmesi (bilimsel
adıyla lümpenleşmesi) son derece tabii geliyor bana. Niye derseniz,
açıklayayım. Dünyada kültür ile politika birbirinin aynasıdır. Yani politik
her türlü atraksiyon kültürel değerlerinizi ortaya saçar.
Türkiye'de de bu böyledir. Örnek vereyim: İşçi
Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek geçtiğimiz günlerde Aydınlık gazetesine
yazdığı yazıda “Bir MHP milletvekili; CHP+MHP+İP güçbirliğini Kemal
Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli’nin engellediğini söylüyor” ifadelerini
kullandı. Bunun üzerine MHP Genel
Sekreteri İsmet Büyükataman: “Eli kanlı bebek katilinin elinden çiçek alan, PKK kamplarında demlenen,
Türkiye’ye bugüne kadar hayrı dokunmayan, bugünden sonra da dokunması
beklenmeyen, yazdığı her haber yalan ve iftira çıkan, varlığı şeytanın
varlığına armağan olan bir zat-ı gereksiz; kağıt israfı olan bir yayın
organından partimiz ve Türk milletinin etrafında kenetlendiği Sayın Genel
Başkanımız hakkında ipe sapa gelmez iddialarda bulunmuştur.
Düne kadar Türk bayrağının şeklinden
habersiz olanların, geçmişlerinde Türk bayrağıyla bir tane dahi fotoğrafı
bulunmayanların, orak ve çekiçle milletin birliğine, Türk milliyetçilerine
saldıranların; vatan-millet-bağımsızlık mefhumlarından anladığıyla
Milliyetçi Hareket Partisi’nin anladığının, hissettiğinin aynı olması söz
konusu dahi değildir.
Lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım
adam mı diye’ vecizesine en büyük örneği teşkil eden bu zat-ı gereksize
başka bir şey söylemeyi kendimize zul saymaktayız. Son olarak zerre miktarı
şeref ve haysiyet taşıyorsa yalanını kabullenmeli ve hiç kimseyi zan altında
bırakmamalıdır.” dedi.
(Abovvvvvvvv... Ulen bunlar kavgada söylenmez. Hatko Mülayim)
Bunun üzerine top İşçi Partisi Genel
Başkan Yardımcısı Ferit İlsever'e geçti:
İsmet Büyükataman korkağın tekidir. Genel Başkanımızı hedef aldığı halde,
Sayın Doğu Perinçek’in adını dahi yazamamaktadır.
Öncelikle partisinin yönetiminin
düzeyine çok yakışan bu hakaretleri MHP Genel Sekreteri’ne aynen iade
ediyoruz. (...)
Sayın
Perinçek’in vatanseverliğini kanıtlamak için İsmet Büyükatamanlara
ihtiyacımız yoktur. Perinçek’ in devrimciliği ve yurtseverliği ABD’nin
Gladyo Merkezi’nin zindanlarında uğradığı baskı ve zulümle defalarca
kanıtlanmıştır.
Sayın Perinçek son altı yılını da İ.
Büyükatamanların iktidar yaptığı BOP Eşbaşkanlığının zulümhanesinde
geçirmiştir. Bu zulmün başlıca nedeni de onun milli duruşudur.
Son günlerde Tayyip Erdoğan Partimize
ve Sayın Doğu Perinçek’e niçin saldırıyorsa, MHP Genel Sekreteri’nin
saldırısının nedeni de odur. Korku dağları sarmış… Telaş içindeler. Çünkü
Mafya-Gladyo-Tarikat sisteminin bütün unsurları hep birlikte yıkılıyor.
Tabanlarındaki yurtsever büyük kitle ise bunların barikatlarını yıkıyor ve
milli güçbirliğine koşuyor. Haziran ayaklanmasında da böyle oldu, 29 Ekim ve
10 Kasım’da da.
Korkunun ecele faydası yok.
Geçmiş olsun geçmiş olsun Soros’un çocukları.''
Okudunuz! Biri sağcı faşist:
MHP, diğeri solcu (!) faşist İP. İkisi de esasında bire bir aynı. Çünkü aynı
kültürden besleniyorlar.
Peki Türk kültüründen beslenen
Adige federasyon, dernek, vakıf vb. kurumlarımızda durum ne? Tabi ki, Adige
kültürünün eskiden kalan etkilerinden dolayı daha terbiyeli bir üslup var.
Fakat temelde aynı. Çünkü buralarda artık Adige kültürü yerini Türk
kültürüne bıraktı. Hem de yıllar oluyor. Ne zaman derseniz, 12 Eylül'den
biraz sonra! Yani sonuç olarak: Üzüm üzüme baka baka, Adige Türk'e baka baka
kararır!
|
|
|
|

|
|
06 Aralık 2013
|
|
Avrupa ülkelerini televizyonda gördüğüm kadarıyle bilirim. Bir onlara
bakıyorum, bir buraya; hayatta bizi AB'ye almazlar. Yahu arada öyle
kültür farkı falan yok, resmen dünya farkı var. Klasik deyimle;
onlar insansa biz neyiz? Biz insansak onlar ne? Değil 40 fırın ekmek 40
milyon fırın ekmek yesen fasa fiso!
|
|
|
|

|
|
05 Aralık 2013
|
|
Dostlarım bana ''çok sert
laflar ediyorsun'' diyorlar. Ettirtmeyin kardeşim! Bugün (dün) biri
geldi yanıma. Anavatandaki yöneticilerimize giydiriyor da
giydiriyor. Dinsizmişler de, imansızlarmış da; o sebeble Suriye'den
kaçan Adigelere kucak açmıyorlarmış da... Ulen senin başbakanın kim?
Recep Tayyip Erdoğan. Ulen senin belediye başkanın kim? Melih
Gökçek. Ulen senin hocan kim? Fetullah! Ben sana daha ne diyeyim be
birader! Hadi uza bakayım! Anca gidersin!
|
|
|
|

|
|
03 Aralık 2013
|
|
Ben diasporadaki diğer bazı
Adigelere benzemem. Mesala bilmediğim konularda ahkam kesmem, hele
hele akıl hiç vermem. Maşallah öyle Adigeler var ki, sanırsın Londra
Başkonsolosluğu yapmış yıllarca. Öylesi diplomatik yorumlar yapar
Allah'ın ahmağı. Benim değineceğim konu da diplomasiyle ilgili fakat
ne akıl verme, ne yorum yapma niyetindeyim. Sadece soracağım. Dün
bir haberde şöyle yazıyor. Sakıp Sabancı, Deniz Baykal'a bir dosya
veriyor ve diyor ki: ''Ölüm kalım dünyasıdır, ben helallik istiyorum
siz bize çok şey söylediniz biz size haksızlık ettik. Sizinle ilgili
PR çalışması yapıldı. Ben Türkiye'deki işadamlarının siyasete nasıl
bulaştığını, nasıl dizayn ettiklerini, kanalını kurtarmak için
binlerce insanın hakkını hukukunu nasıl çiğnediklerini, nasıl yok
ettiklerini gördüm. Bundan utandım, sizden özür diliyorum ve
helallik istiyorum, bu kirli dosyayı da size veriyorum.'' Baykal'da
''Ülkemin menfaati için bu dosyayı açıklamıyacağım'' diyor. Bu nasıl
bir menfaattir? Diplomasi bilgisi olan bir zahmet açıklasın!
|
|
|
|

|
|
03 Aralık 2013
|
|
Dün CC'deki ''Günün Lafı''
bölümünde gördüm Fetullah efendinin demecini. Belki yüzlerce insanı
sahte belge ve CD'lerle suçsuz günahsız içeri tıktıran sanki kendi
değilmiş gibi konuşmuş. Günahı batsın almayayım fakat, eğer bu
işlerde parmağı yoksa neden bu demeci o zaman vermedi de şimdi
veriyor. İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz. İğne kendilerine
batmadıkça kimsenin gıkı çıkmıyor. Gerçi bizimkilere iğne değil mıh
batırsan ne fayda o da başka konu.
Bir konu da şu ''Türk diye bir şey yoktur'' meselesi. Etme bulma
dünyası mı ne? Daha düne kadar Kürtler için ''Kürt diye bir millet
yoktur, onlar Dağ Türkleridir, karda yürürken kart kurt diye ses
çıkardıkları için zamanla böyle anılır olmuşlardır.'' diyenler için
şimdi Kürtler ''Türk diye bir millet yoktur, onlar Bağ Kürtleridir,
bağda üzüm yolarlarken tark turk diye ses çıkardıkları için zamanla
böyle anıldılar'' dese Türkler ne düşünür acaba. İşte buna empati
denir.
|
|
|
|

|
|
02 Aralık 2013
|
|
Canım kadar sevdiğim
Müslüman arkadaşlarım, akrabalarım var. Onlara saygımdan dolayı
mümkün olduğunca Müslümanlık konusunda dikkatli yazmaya çalışıyorum.
Dün bir video seyrettim YouTube'da. Suriye'de geçiyor olay. Gariban
üç kamyon şoförünü esir almış dinci katiller. Dincilerin lideri
garibanlara hangi vakitlerde, kaç rekat namaz kıldıklarını soruyor.
Aldığı farklı cevaplar nedeniyle ''Bunlar Şii'' diyor ve yolun
ortasındaki toprak alana götürüp ''Allahu Ekber'' nidalarıyla üç
garibanı sırtlarından vurup öldürüyorlar. Videonun devamında ölen
şoförleri iplerle kazıklara bağlıyorlarmış, ibreti alem olsun diye.
Ama görüntü kesiliyor.
Sabaha kadar uyuyamadım. O gariban şoförlerin anneleri, babaları,
çocukları, akrabaları geldi gözümün önüne. Bu görüntüleri görünce ne
duruma gelmişlerdir bir hayal edin. Sonra düşündüm din aynı din.
Kitap aynı kitap, peygamber aynı peygamber. Biri; benim masum,
karıncayı bile incitmeyen arkadaşım, akrabam olurken, diğeri böyle
bir katil nasıl oluyor? Müsadenizle, eli kanlı katillere o üç
gariban şoför namına eşşeeeekoğlu eşşşeeeekkkleeeeerrrrrr! diyorum.
|
|
|
|

|
|
29
Kasım 2013
|
|
CC'ye teşekkür ediyorum. Dar
alandan geniş alana taşımışlar beni. Sağolsunlar varolsunlar.
Gelelim bugünki konuya, Suriye'den savaş sebebiyle anavatana kaçan
Adigeler için Türkiye diasporası baya bir çaba (!) gösterdi.
Anavatana akıl verip durdular. Bu arada -eniştenin söylediğine göre-
Türkiye’de 3 milyonu hiç karışmamış… 2 milyonu da Türklerle
evlilikler sonucu dünyaya gelmiş 5 milyon kadar Adige-Abhaz
bağlantılı insan ne yaptılar derseniz. Para toplama kampanyası
açtılar. Ben şöyle kaba bir hesap yaptım. Aileleri 5'şer kişi kabul
edin, 1 milyon aile demektir. Her aile sadece 1 Dolar para yardımı
yapmış olsa 1 milyon Dolar para yapar. Acayip büyük para. Suriye'yi
komple taşırsın anavatana. Peki toplandı mı sizce? Tabikine
toplanmadı. Türkiye diasporasının vatanseverlik kriteri uzaktan
anavatana akıl verme üzerine kuruludur. Eniştesi, kaynı, kaynanası,
gelini, damadı, çoluğu, çocuğu, serserisi, akıllısı, embesili 150
yıldır hep akıl verdiler. Sanki akılları varmış gibi. Utanmazlar!
|
|
|
|

|
|
28
Kasım 2013
|
|
Damadın evine ''içgüveysi''
girersen söylediklerine katlanırsın! Şu kendine hayrı olmayan damat
kardeşimiz Halit Kakınç Adige Abhazların parti kurmaları hakkında
muhalif şeyler yumurtladı ya, Türkiye diasporasında bir tek
CircasianCenter (CC) bir şeyler yazdı. Diğerlerinden tık yok. Uyuyan
aslanlar uyumaya devam ediyor, uyanamadı garibanlar. Kahraman ve
yiğit Adige Abhazlar sırra kadem bastılar. Kaf-Fed tam Türkiye
Cumhuriyeti kurumu gibi ''Ne şiş yansın, ne kebap'' pozisyonunda
kaldı. Bir tek Çerkes ''Solu'' tık dedi, onlar da aynı yolun
yolcusu, tipik karavanacılar. Zaten Çerkes ''Solu'' dibine kadar
Türkiye güdümlü bir oluşum. Eeee, yapacak bir şey yok. Türkiye'de
yaşadığımzı sürece böyle soytarılıklara ''he'' deyip geçeceğiz.
Kakınç'a gelince; adam damat mamat amma ülkesine sahip çıkıyor. Ben
şahsen Adige-Wubıh-Abhaz karışımı kızımıza üzülüyorum! Yazık olmuş!
|
|
|
|

|
|
27
Kasım 2013
|
|
Yaşadığım yerde, beni iyi tanırlar, -söylemesi ayıp- severlerde. Değerli
Başbakan'ımız belediye başkan adaylarını açıkladığında belki yüz
kişye sordum. Bir teki bile AKP'ye oy verdiğini söylemedi. Bırakın
söylemeyi çoğu galiz küfürler savurdu. ''Ülen bu AKP nereden aldı
bizim burada o zaman o kadar oyu?''
dedim, mahellenin delisi ''mezardaki ölülerden'' dedi. Valla onun
yalancısıyım.
|
|
|
|

|
|
26
Kasım 2013
|
|
100 puanlık uzman sorusu! Bohomunko kabile lideri adamlarıyla Kolumanki
kabilesinin köyünü basıyor ve çoluk çocuk demeden kim varsa
doğruyor. Aradan zaman geçiyor sonra başka bir Kolumanki köyüne
gidiyor ve orada da kim varsa boğazlıyor. Aradan baya bi zaman daha
geçiyor. Bohomunko kabile lideri bu kez Kolumanki kabilesinin köyüne
festivale gelen sanatçıların kaldıkları kamış evleri ateşe
veriyorlar. 37 sanatçı ölüyor. Yıllar yıllar sonra Bohomunko
kabilesinden bir Profosör çıkıyor ve bu katliamları Kolumanki
kabilesi yaptı diyor. Bu ülke neresidir?
|
|
|
|

|
|
25
Kasım 2013
|
|
Şu meşhur İçişleri Bakanı Muammer Güler var ya: "Biz bizi seven, bizimle
beraber olan insanlara asla sıkıntı vermeyiz.'' demiş. Uyuyan
aslanlara duyurulur!
|
|
|
|

|
|
23 Kasım
2013
|
|
İzmir'deki Eşek Adası'nda eşeklerle insanlar arasına tel örgü çekilmiş, bununla
yetinilmemiş tellere bir de elektrik verilmiş. Yerel gazeteci Erol
Yaraş bey bu olaya tanık olunca adadaki bakıcıya kızıyor ''Zavallı
eşeklerden ne istiyorsunuz'' diyor. Bakıcı durumu açıklıyor. Meğer
elektrikli teller eşekler için değil insanlar için çekilmiş. Çünkü
adaya gelen insanlar içtikleri meşrubat ve içki şişelerini kırıp
karpuz kabuklarının içine koyup eşeklerin önüne koyuyorlarmış.
Hayvanlarda kırık cam parçalarıyla dolu karpuz kabuklarını yiyince
mideleri ve barsakları parçalanıyor ve acı içinde ölüyorlarmış. Bazı
insanlar eşekleri kaçırıp, kesip sucuk yapıcılarına satmışlar...
Bazıları da zevk olsun diye döve döve
eşeklerin ayaklarını kırmışlar. Yetkililer de çareyi eşeklerle insanlar
arasına elektrikli tel gererek çözmüşler... Gelin şimdi ağız dolusu
eşşşekoğlueşşşşekler demeyin!
|
|
|
|

|
|
22 Kasım
2013
|
|
Kahvehane köşelerinde saatlerce aylak aylak otururken, trafik ışıklarında
daha kırmızıyken tabakhaneye yetişecek gibi kornaya asılan insan
ırkına ne denir? Türk ve Adige!
|
|
|
|

|
|
21 Kasım
2013
|
|
Dünyayı bilemem fakat eskiden Anadolu'da insana verilen
kıymet ve saygının kriteri ''efendi'' olmaktı. Sizin için ''efendi
adam'' demişlerse sahiden de haketmişsinizdir demekti. Efendiliğin
birinci şartı da öyle höt zötçü olmamaktı. Şimdilerde durum değişti.
Hadi biz aymazlığımızdan asimile oluyoruz, Anadolu insanına ne
oluyor? Onlar neden hızla asimile oluyorlar? Herhalde Türkiye'nin
yüzünü döndüğü Ortadoğu ile ilgili bir şey bu. İnsanlar, Anadolu
kültürünü terkedip Arap (gerçi saf Arap kültürü de değil) kültürüne
daha doğrusu devşirme bir kültüre doğru yöneldi. Mesala başörtüsü
Anadolu'nun örtünme biçimiyken, türbanı getirip kafalarına sardılar.
Yani maksat saç görünmemesi ise zaten başörtüsü o işlevi çok çok iyi
yerine getiriyordu. Hatta çoğu kadın çenesini (dudağına kadar da
kapatabiliyordu. Daha da önemlisi başörtüsünü taktığı gibi makyaj
falan da yapmazdı. Yapsa yapsa en fazla küçük döğmeler olurdu.
Türbanı takanlar ise maşallah boya küpünden çıkmış gibiler. Yani
maksat örtünmekse ve de dini bir gereklilikse o zaman bu kadar
makyaj neden yapılır? Sebebi basit. Din ile birlikte Arap gibi ama
Arap olmayan bir kültür oluşturuluyor. Anadolu insanı hızla asimile
ediliyor. Uyuyan Türk aslanlarını dürteyim bari.
|
|
|
|

|
|
19 Kasım
2013
|
|
Türkiye'de son dönemde dinci kuruluşlar ilginç bir kampanyaya başladı.
Gazetelerden takip ediyorsunuzdur. Camilerde başlatılan bu
kampanyaya göre çocuklara yazılı bir namaz çetelesi dağıtılıyor ve
bu çeteleye uyarak düzenli namaz kılan çocuklara tablet bilgisayar
dağıtılıyor. Bu yolla çocuklar camiye çekiliyor. Bunları görünce
Hristiyan misyonerlere acıdım. Niye mi?
Yıllardır adamlar İncil arasına 100 Dolar koyup Müslüman avcılığı
yapmakla suçlanmışlardı. Mollalar tablet bilgisayar dağıttıklarına
göre ya müşterileri az herhalde ya da kendi inançlarına
güvenmiyorlar. 100 Dolar nerdeee, tablet bilgisayar nerde! Yok mu
arttıran?
|
|
|
|

|
|
18 Kasım
2013
|
|
Size 100 puanlık uzman sorusu! George, William'ı; ''hırsızlıkla,
soysuzlukla'' suçluyor. William da George'a ''Hırsız sensin
namussuz, şerefsiz. Aynaya bak sen'' yanıtını veriyor. Sonra ikisi
birden köşesinde sessiz sedasız oturan anadan doğma duyma ve konuşma
özürlü Jack'a dönerek; ''neden aramıza nifak sokuyorsun'' diye
haşlıyorlar! Bu olay hangi ülkede geçmektedir?
|
|
|
|

|
|
16 Kasım
2013
|
|
Tıp Fakültesi gibi bilimin dibi olan okulu bitirebilecek çapta bir insan;
sonradan nasıl Cüneyt Arkın, Ahmet Çakar, Erol Köse olur, akıl alır
gibi değil!
|
|
|
|

|
|
15 Kasım
2013
|
|
Bugün internette gezinirken bir şey dikkatimi çekti. Ürdün Kralı bir
resmi toplantı
yapıyor. Bizim Adigeler
asker gibi kralı koruyorlar. Nereden mi anladım? Çünkü üniformaları
bildiğiniz bizim Adige elbisesi. Kamasıyla, kılıcıyla, fişekliğiyle,
kalpağıyla... Acayip moralim bozuldu. Böyle dangalaklık olur mu
yahu! Sen hangi hakla bizim ulusal kıyafetimizle elalemin kralının
askeri korumalığını yapıyorsun. Bizim millet adam olmaz derdi
büyüklerimiz. Valla da olmaz billaha da olmaz. Ürdün Kralının
karşında el pençe divan duran Adige gençleri YUH olsun size.
Adigelerin yüz karaları. Terbiyesiz, yüzsüz adamlar... Ürdün
Kralı'na uşaklık yapan Adigeler kafanız yerden kalkmasın!
|
|
|
|

|
|
14 Kasım
2013
|
|
''Kızlı-erkekli'' olayı
konusunda azıtırlarsa en büyük darbeyi Adige gençliği yiyecek.
Söylemedi demeyin. Uyuyan aslanlara duyurulur! Rus Büyükelçiliği'ne
polis korumasında gitmek kolay, sizi Başbakanlık önüne davet
ediyorum!
|
|
|
|

|
|
13 Kasım
2013
|
|
Dün bir arkadaşım geldi. Bir
kahvahanede oturduk. Demli çay içtik. Kendisi iyi Adige'dir.
Adigece'nin Besleneyce diyalektini konuşur. Okumuş yazmış adamdır.
Kısacası her şeyiyle 4-4'lük diyebileceğimiz bir insandır. Kendini
moda akım yurseverler tarafında görür. Akıllı uslu konuşurken
''anavatana gitmeyi çok istiyorum fakat az para veriyorlar. Ev bark
da vermiyorlar.'' dedi. Buradaki işinden kriz sebebiyle kovulmuş.
Çıkar yol olarak anavatana kapağı atmaya çalışıyor. ''Türkiye'nin
herhangi bir ilinde, kasabasında, köyünde evin var mı'' dedim.
''Yok, nerdeeeee!'' diye sızlandı. 40 yıl burada çalış bir göz oda
ev almaya gücün yetmesin, anavatandan bir günde sana ev versinler.
Ben artık ne diyeyim. Akıllısı böyle, delisini siz düşünün...
|
|
|
|

|
|
12 Kasım
2013
|
|
Bu toprakların havasından mı suyundan mı
bilmiyorum ama empati denen şeyin zerresi yoktur. Yani
''hoşlanmayacağın bir şeyi başkasına yapma'' kültürü yoktur. O
nedenle egoist bir kültür ve inançtır burada yaşanan. Ermenistan'da
Türk bayrağı çizilmiş tuğla duvarlar karate darbeleri ile yıkıldı
diye Türkiye'de kıyamet koptu. Yahu siz yıllardır, ona buna kızıp
gaza geldiğinizde yakmadınız bayrak mı kaldı? Cevap hazır: Ama onlar
şunu bunu yaptı! Sen sütten çıkan ak kaşıksın! Melaikeler sizin
yanınızda şeytan kalır tabikine. Dolayısıyla siz ne yaparsanız mübah
başkası yapınca ''vay canına!''. Geçenlerde bir video gösterdiler.
Kahraman Ülkü Ocakları yiğitleri -yaklaşık 100 kişi olarak- tek
başına Hristiyan kitapları satan standın başındaki görevliyi bir
dövmedikleri kaldı. Derdini anlatmaya çalışan satış görevlisine
''Biz Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız!'' dediler.
Çüüüüüüşşşşşş! Birincisi; o kadar yiğitsen neden bir adama 100
adamla gidiyorsunuz? İkincisi; bu ülke Dingo'nun ahırı mı? Sen
kimsin odun kafalı? Bu ülkenin savcısı, polisi yok mu, mahkemesi yok
mu? Lafın kısası bu ülke de bu kadar gavat varken yaşayabiliyorsak,
bu bile büyük başarıdır. (Not: Gavat değil Kavas dedim yanlış
anlaşılmasın.)
|
|
|
|

|
|
11 Kasım
2013
|
|
Türkiye diasporasında yaşayan bizler için baya zor bir dönem... Ekonomik
zorluklardan geçtik, artık çoluk çocuğumuzun, yeğenlerimizin,
torunlarımızın geleceğinden endişe duymaya başladık. Türkiye
Cumhuriyeti resmen Polis Cumhuriyeti oldu. Şaka maka derken Başbakan
da diktatörlüğünü ilan etti. Şimdi anavatanda yaşayan Türkiye
diasporalılarının; yani Necdet'in, Mehmet'in, Batıray'ın, İbrahim'in
ve diğerlerinin dedikleri bir bir çıkıyor. Biz hala burada
yurtseverlik taslayan zibidilerle uğraşıyoruz. Anavatan'dan
Kafkas-Rus savaşlarını sebep göstererek kaçan Adigelerin bazılarının
Suriye savaşından kaçıp geri anavatana dönmeye çalışması tam bir
trajediydi. Şimdi esip gürleyen, ''Uyuyan Aslan'' Türkiye
diasporalıları burada savaş çıkarsa hangi yüzle anavatana kaçacaklar
merakla beklemekteyim... Böyle bir şey olursa bu da traji-komik
olacak!
|
|
|
|

|
|
09 Kasım
2013
|
|
Değerli Başbakan'ımız Tayyip bey kız-erkek öğrencilerin aynı evi
paylaşması konusunda bazı emirler verdi. Tabii olarak benim çapım
Tayyip beyi eleştirecek büyüklükte değil. Amma yüksek müsadesiyle
şunu söyleyeyim:
Türkiye'de ensest ilişkiler oranı dünyada rekor düzeydedir. Kırsal
alanlarda hayvanlarla cinsel ilişki dünya rekoru derecesindedir.
Küçük çocuklara cinsel taciz zaten malumunuz dünya birincisidir
Türkiye. Gizli eşcinsellik konusunda yapılan araştırmalar inanılmaz
derecede fazla olduğunu göstermektedir. Bunca konunun içinden kıl
çeker gibi kız-erkek öğrencinin aynı evi paylaşmasını sorun olarak
görürseniz, millet bir yerleriyle güler, haberiniz olsun değerli
Başbakan'ım. Bilgilerinize arz ederim...
|
|
|
|

|
|
07 Kasım
2013
|
|
Son zamanlarda acayip derecede garipleşen bir ülke olduk. Valiler ben
kendimi bildim bileli astığım astık kestiğim kestik bürokratlardı.
Şimdiki valiler tam olarak böyle değiller. Esasında öyleler de öyle
değiller. (Sarpa sardık, toparlayayım) Değerli valilerimiz ipin
ucunu kaçırıyorlar. Adana Valisi buna bir örnek:
Değerli Başbakan'ımız “Valiler kızlı-erkekli kalınan evleri takip
edecekler” deyince Adana Valisi Hüseyin Avni Coş “Bu açıklamayı
talimat olarak algılıyorum”! demiş. Bu kadar çabuk kraldan çok
kralcı olmasından dolayı kesinlikle Adige kökten geliyor sayın Çoş.
Kayıtlara geçsin...
|
|
|
|

|
|
05 Kasım
2013
|
|
Bilmeyenler için yazayım. Alkol kontrolünde polis size 100'den geriye
7'şer 7'şer say diyebilir. Vallaha da billaha da doğru söylüyorum.
Kanunen böyle. Okuma yazma oranı yerlerde olan bir ülkede (ki,
Türkiye 100 ülke içinde 84.cü sırada) tam komedi değil mi? Öyle
uzağa gitmeye gerek yok. Deneyin bakalım kaçınız 7'şer 7'şer 100'den
0'a sayabiliyorsunuz. Artık dalga geçiyorlar halkla. Bu arada
öğrenci evlerine polis denetimi istemiş Fransa Başbakanı. Sebep;
kızlı erkekli kalıyorlarmış evlerde. Değerli başbakanımız Recep
Tayyip beyefendi, dikkatinize efendim. İleri demokrat olarak lütfen
şu Fransa Başbakanı'na haddini bildiriniz efendim. Arz ederim
efendim...
|
|
|
|

|
|
04 Kasım
2013
|
|
Neslinin tükendiği sanılan bir Anadolu Leoparı ortaya çıkıyor ve korkan
köylüler leoparı öldürüyor. Yahu çüüüşşş desen ne fayda. Bizim
yurtsever leoparlara sesleniyorum. Sizin anavatana da döneceğiniz
yok. Bu ülkede zaten neslimiz tükendi, tükenecek. 50 sene sonra
Adigece bilen tek bir adam kalmayacak. O sebeple direk Rus
Konsolosluğu önüne! Vazife başına! Hadi bakim...
|
|
|
|

|
|
02 Kasım
2013
|
|
Saçımızı bu ülkede döktük
biz. Irsi değil, stresten, dedi doktor. Derdini anlatamazsan kel
kalacaksın, diye de ekledi. Nasıl anlatayım kardeşim. Aha geçenlerde
uyarmadım mı Sabah gazetesi yazarı kızımız Sevilay'ı. Sen bu işleri
bırak, sana büyük geliyor, dememiş miydim? Daha demliğin altı
soğumadan kızımız yumurta yumurtladı. Üstüne vazifeymiş gibi engelli
bir milletvekilinin özel hayatına balıklama daldı. Sonra gerçi
yazdığını sildi ama kuyruğu dik tutmaya çalışıyor hala. Kızım
ayıptır. Sana da günahtır. Gel inat etme bırak bu işi git çoluk
çocuğuna bak. Yemek yap. Gazetecilik kim, sen kim? Biraz büyük sözü
dinle...
|
|
|
|

|
|
01 Kasım
2013
|
|
60'lı yıllarda üniversite öğrencisiydim. Şimdi 2010'lu yıllardayız. Polis
hep aynı polis. Milim değişiklik yok. Yine kanun-tanımaz, yine
gaddar. O zaman da kızların saçlarından tutup yerlerde
sürüklerlerdi, şimdi de. O zaman da hedef alarak ateş ederlerdi,
şimdi de. Bu kural hiç değişmemişti.
Fakat bu kez farklı bir durum yaşandı. Yıllardır iktidarın en güçlü
destekçisi Taraf Gazetesi'nin kadın muhabiri aynı muameleyi gördü.
Tarih gerçekten tekerrür ediyor anlaşılan. İktidar kendi çocuklarını
yemeye başladı. Değerli Başbakanı'mız sayın Recep Tayyip Erdoğan
beyefendiye arz ederim.
|
|
|
|

|
|
30 Ekim 2013
|
|
Bizim zamanımızda Adigelik Türkiye diasporasında çok farklıydı. Adige
olsun taştan olsundu. Çünkü şehir hayatı gelişmemiş dolayısıyla
Adige kültürü ve ahlakı sapasağlam kalmıştı köylük alanlarda. Şimdi
bakıyorum da yeni yetme sözüm ona Adige genci ağzını açtı mı laf
nereye gidiyor farkına bile değil. Yani o kadar lümpenleştiler.
Zaten folklor danslarına bakınca da anlarsınız zibidiliği. Adam dans
mı ediyor çıldırmış mı belli değil. Kızların zerafeti gitmiş. İşte
diasporanın durumu bu. Nerden mi aklıma geldi bunlar. Erciyes
Üniversitesi personel alım ilanından. Adamlar Mekanik Tesisat Uzmanı
Mühendis alacaklar. Aradıkları şart Kamu kurum ve kuruluşlarında
Kök
Hücre GMP
Laboratuvarı’nda çalışmış olmak. Haydaaa demişsinizdir. Demeyin.
Buna torpilin yasal kılıfa uydurulması deyin. Bizim gençliğimizde
bir kurumda Adige bir yetkili varsa kesin o işe girerdiniz. Adige
torpili çok önemsenirdi. Şimdilerde kalmadı bir şey. O da asimile
oldu.
|
|
|
|

|
|
29 Ekim 2013
|
|
Helal Seks Shop hakkında
dindar insanlar tepki
göstermiyor ama sol veya dine uzak bir sınıfa ait insanlar daha
fazla tepki gösterdi. Dini kesimdeki insanlar ise bizi savundu. Biz
bunun tam tersini bekliyorduk ama ben gösterilen ilgiye çok teşekkür
ediyor, tepkileri de anlayışla karşılıyorum." Kim diyor bunu? Haluk
Murat Demirel! Kim bu arkadaş? Helal Seks Shop'un sahibi. Bence
doğru söylüyor. Başına ''Helal'' geldi mi gerisini düşünmez Müslüman
olan! O sebeble değil mi bir tane numunelik İslam ülkesi yok örnek
alınacak!
Yaşar Nuri Öztürk ne demişti; ''6 yıl önceki sayıma göre Türkiye’de 85 bin cami
fakat 67 bin okul var. Diyanet
İşleri
devletin en büyük ve en yaygın teşkilatı durumunda ve kullandığı bütçe 8 bakanlığın bütçesine eşdeğer...
İslam fıkhında insanlara namaz kıldırsın diye kimselere para
verilemez.'' Peki bu durum helal mi? Helal! O zaman bastır
Ankaragücü. Anlayan anladı.
|
|
|
|

|
|
28 Ekim 2013
|
|
Dünya çapında yapılan bir
ankette ''Arkadaşınız bir suç işledi. Savcı karşısında ne
yaparsınız?'' sorusuna; her 100 İsviçreliden 97’si, her 100
Amerikalıdan 93’ü doğru ifade vermekten yana. Dünyanın nispeten
azgelişmiş bölgelerine gidildikçe doğru ifade verme eğilimi de
azalıyor. Aynı şekilde Akdenizliler de yalan ifadeye daha çok
eğilimli. 100 Yunan’dan sadece 57’si, Bulgarların yüzde 53’ü,
Nepallilerin yüzde 36’sı, Venezuelalıların yüzde 32’si “Doğru ifade
veririm” diyor. Peki Adigeler? Ankete göre; diasporanın 100'de 5'i,
Anavatanda yüzde 95'i. Bunu okuyucunca ''amma da attın'' diyemediniz
değil mi? Valla Adigelere ait bölümü attım fakat doğruya doğru!
|
|
|
|

|
|
25 Ekim 2013
|
|
''Yedirtmem'' ve ''Bazı
Hassasiyetlerimiz'' lafını ne çok duyarsınız değil mi çevrenizde.
Dünya da hiç benzeri olmayan şekilde dost kazığı atılan ve
''hassas'' olduğu konularda alabildiğine lakayt olan bir coğrafyadır
burası! Aman dikkat. Senin soykırım diye dayandığın politikacı,
yüzüne karşı ''kızlarınızı Osmanlı sarayına sattınız'' diyor. Bu
kadar mı aymazsınız, bu kadar mı ahmaksınız! Öyle onun bunun gazına
gelip Soykırım falan diye güldürtmeyin kendinize. Hele hele hem
ekonomik, hem yatırım açısından büyük bir değer olan Soçi
Olimpiyatları'na hiç pislik atmayın. Kıçınızda donunuz yok, dünyanın
en büyük tesislerinin yapıldığı yere burun kıvırıyorsunuz. FK 1864
sitesinde gördüm. Sportif bir site Soçi protestosu yapıyor. Aynı
sayfada milletten, Türk belediyelerinden para dileniyor, tesis
dileniyor. Bu kafa sonra milyarlaca Dolarlık yatırıma burun kıvırıp
vatan, kan, atasının kemikleri edebiyatı yapıyor, ''başka yapacak
yer mi yoktu'' diyor. Böyle dangalaklık olur mu? Türkiye
diasporasında olur! Soçi Olimpiyatları bizimdir. Bazı leş
kargalarına yedirtmeyiz. Bizim de hassasiyetimiz bu! Böyle biline!
|
|
|
|

|
|
24 Ekim 2013
|
|
Öncelikle CC'de dün
yayınlanan bayrak konusu ile ilgili fikrimi söyleyeyim. Yerden göge
haklılar! Zaten bizim millet kadar aylak, tembel bir ikinci millet
yoktur dünya üzerinde. Bu tembelliğe lakayıtlığı da eklerseniz
Adigelik kıvamı tam olur. Ben de Google'a girdim. Sahiden de envai
çeşit bayrak var. Bu bile diaspora Adigelerinin ne kadar Adigelikten
uzak düştüklerinin bir ispatıdır. Konuyu gündeme getiren Taygori
Sjuatko küçüğüm müdür, büyüğüm müdür bilmiyorum fakat helal olsun
ona, önemli bir konuyu gündeme getirmiş! Bundan sonra sağda solda
elinde bayrakla dolaşan hemşehrilerimiz de diktirdikleri kumaşların
rengine dikkat etsinler. Türbe yeşili bayraklar dolanıyor ortalıkta!
Dikkat!
Facebook'ta bir resim dolaşıyor belki siz de görmüşsünüzdür. Şöyle
diyor:
Medeniyet nedir?
- İnatlaşmamaktır medeniyet.
- Diyalog kurmaktır medeniyet.
- İkna sürecini hayata geçirmektir medeniyet.
- ‘’Vatana ben akıl veririm’’ yaklaşımından uzak durmaktır
medeniyet.
- Anlayışlı olmaktır medeniyet.
- Vatanı azarlamamaktır medeniyet.
- Her şeye itirazı hak olarak görmemektir medeniyet.
- Kavga başlatmak değil, kavga çıkarmamaktır medeniyet.
- Az konuşmak, çok dinlemektir medeniyet.
- “Belki de hep ben haklı değilimdir” diye minicik bir kuşku
duymaktır medeniyet.
- Nefret ettirmemektir medeniyet.
- Sevdirmektir medeniyet.
Bu yazıların ışığında sonuç şu: Diaspora Adigeleri
medeniyetsizdirler! Ben boşuna mı bunların genetikleri ile
oynadılar diyorum. Nokta!
|
|
|
|

|
|
22 Ekim 2013
|
|
İddiaya göre MİT, İsrail
hesabına çalışan 10 İranlı ajanın adını İran gizli servisine
bildirmiş. Cengiz Çandar, “Ortadoğu’da her şey mümkündür” diye
yazmış. Yani kimin eli kimin cebinde belli değil.
İşte bizim yobaz ve gerici
Adigelerin yücelte yücelte bitiremedikleri coğrafya bu. Yani boşa
değil her yere hilal resmi koymaları. Yani diyorlar ki; biz
Ortadoğuluyuz. Halt etmişsiniz. Siz savaş kaçkını, halkını ve
vatanını sürekli kötüleyen kifayetsizlersiniz. O nedenle Şeyh Şamil
gibi bir zibidiyi (ki, kendisi Avar'dır. Bir İngiliz ne kadar Adige
ise o da o kadar Adige'dir.) yıllarca bize ''kahramanımız'' diye
kakaladınız. Dinci çocuk katili Çeçenleri ''özgürlük kahramaları''
diye sokuşturdunuz. O Çeçenler şimdilerde Suriye'de Alevileri
kesiyorlar. Ortadoğu'ya özeneceğinize vatanınıza özenin. Yatacak
yeriniz yok yatacak!
|
|
|
|

|
|
21 Ekim 2013
|
|
Değerli Cumhurbaşkanı'mız
Abdullah Gül, 'İhramlıyken herkes eşittir' dedi. Peki İhramsızken?
|
|
|
|

|
|
17 Ekim 2013
|
|
Askerliğin kısaltılması tüm
Türkiye'de sevinçle karşılandı. Hatta değerli Başbakanımız bu
sebebten dolayı ciddi oy kazancı bile sağladı. ''Ne var bunda''
demeyin. Askerliği bu kadar kutsayan bir milletin buna sevinmesi
size garip gelmiyor mu? Yahu gerçekten tuhaf bir ülkede yaşıyoruz
vesselam!
|
|
|
|

|
|
15 Ekim 2013
|
|
‘’Bütün bir yıl boyunca
yuttukları etler, sanki ağaçtan toplanıyormuşçasına ‘Ay bu kurban
bayramı da çok fena yani, resmen katliam şekerim’ diyenlere inat
kurban keseceğiz’’ diyor Ahmet Hakan!
En enteli bile konu dine
gelince sapıtıyor. Ahmet, kimsenin keseceğin kurbana sözü olmaz.
Olamaz zaten korkarız, alimallah bizi de kesmeye kalkarsınız. Onun
için kasma kendini! Burada tartışılan kurbanlık hayvanları
insanların, özellikle de çoluk çocuğun gözü ününde boğazlamanızdır.
İnsanları rahatsız etmeden, çocuklar şahit olmadan kesin demek sizi
niye kışkırtıyor anlamış değilim.
Bak Ahmet bu kurban kesme
biçiminiz yüzünden, senin inancındaki adamlar insanların kafasını
kesip, ciğerini söküp yerken kılı bile kıpırdamıyor. Hiç kem küm
etme! Biraz düşün. Sonuçta koyun kesen de, insan kafasını kesen de
cennete gitmek için yapıyor bunu. Aleni hayvan boğazlamak, o
çocukların (çocuklardan geçtim bazı büyüklerin bile) dünyasında
derin yaralar açıyor ve işte dinci katiller bu nedenle bu kadar
rahat katliam yapıyorlar.
Bir de şu açıdan düşün
Ahmet; doktorlar ’’iyi iş yapıyoruz, sevap kazanıyoruz’’ diye senin
böbrek ameliyatını sokak ortasında çoluk çocuğun önünde yapmadı.
Meseleya buradan bak biraz da!
İnanç diye insanları
mahvetmeyin Ahmet. İlle de yapacaksan; inancının güzel yanlarını,
insanlara yararlı olanlarını yap. Öğretmek gibi olmasın; mesela git
kurbana ayırdığın parayı bir garibana ver. Gariban kendi karar
versin, et mi alacak çocuğuna, ayakkaba mı! Tanrı dediğin gibiyse
zaten cennete götürür seni merak etme!
Bu arada Allah demek
ateistlere ve Müslüman olmayanlara yasaklanmış Malezya’da. Sen
inadına kurban kesmeye devam et...
|
|
|
|

|
|
13 Ekim 2013
|
|
Samanyolu TV hani şu
Fetullahçıların kanalı; Değerli Başbakanımızın konuşmasını tüm
televizyonlar canlı yayınlarken onlar penguen belgeseli
yayınlamışlar. Bu hiç hayra alamet değil. Ben söyleyeyim de...
|
|
|
|

|
|
12 Ekim 2013
|
|
Bir grup biliminsanı 5
maymunu kafesin içine koydular. Maymunların arasına üzerinde muzlar
olan bir merdiven yerleştirdiler. Ne zaman maymunlardan biri
merdivene tırmanırsa, biliminsanları diğer maymunları buz gibi suyla
ıslattılar. Bir süre sonra merdivene hangi maymun tırmanmaya
kalkarsa diğer maymunlar onu dövmeye başladılar. İki gün sonra
maymunlardan birini dışarı alıp, kafese yeni bir maymun koydular.
Maymun hemen merdivene tırmanmaya kalktı ve diğer maymunlar yine
saldırdı ve yeni gelen maymunu dövdüler. Bir gün sonra kafesin
içindeki maymunlardan biri daha dışarı aldılar ve
yeni bir maymun koydular. Yeni maymun kafese girer girmez
merdivene yöneldi. Eski denek maymunlarla birlikte bir gün önce
konulan maymun soğuk suyla ıslanmadığı halde diğerlerinin
reaksiyonuna uyup, yeni gelen maymuna saldırdı. Böylece 5 gün
sonunda kafesteki tüm maymunlar değişmişti. Yeni bir maymun daha koydular kafese. Yeni gelen maymun
merdivenlere yönelince
kafesteki 5 maymun, yeni maymunu dövdüler. Oysa hiçbiri soğuk su
cezasını bilmiyordu.
Bu kadar uzun bir deneyi
yazmamın nedeni GDO’lu diaspora Adigelerinin durumunu anlamanız
içindir.
|
|
|
|

|
|
11 Ekim 2013
|
|
''Marmara gemisinde bize saldıranlar arasında Türkçe bilen Türkiye'de
yaşayan siyonist Yahudiler de vardı. Bunların hesabını verecekler.''
Bunu kim diyor biliyor musunuz?
Bülent Yıldırım. Peki kim bu adam?
Suriye’de
kurbanlık koyun gibi insan kafası kesip, insan yüreğini çiğ çiğ
yiyen dinci teröristler için tek kelime dahi kınama yazmayan İnsan
Hak Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı Başkanı! Değerli Başbakanımız
Tayyip beyin dediği gibi; Batsın sizin İnsan Hak ve Hürriyetleri
Vakfı'nız. Önce insanın yanında olun sonra vakıflaşın. Bu arada
Sevilay Yükselir kızımız yine Sabah gazetesinde döktürmüş. Hani şu
dekoltesi var diye işten atılan sunucu için ''Zavallı kızcağız bile
kendisine o gece yapılan eleştiriler neticesinde bunalıma girmiş.
Yapımcı şirket daha kendisine bir şey demeden 'Ben devam edemeyeceğim!' demiş.'' diye yazmış! İyi de
sen niye yazmaya devam ediyorsun, bu genç sunucuyu örnek alsana
kendine kıymetli kızım. Hadi devam etme, bırak yazarlığı. Sana büyük
geliyor!
|
|
|
|

|
|
10 Ekim 2013
|
|
POLİS otobüsünde sosyal medyada Tecavüzcü Süleyman adıyla anılan
polisin tehdit ettiği (Ayşe Arman’ın geçenlerde yayımlanan
söyleşisinden hatırlayacaksınız) Pınar T. hakkında üç yıla kadar
hapis istemiyle dava açıldı. Kendisine yöneltilen suçlama “polise
mukavemet.”
Süleyman nerede
mi? İşte onu kimse bilmiyor. Yani devletin karakolunda, emniyetinde
polis olarak görev yapan Süleyman sırra gadem bastı. Çok değerli
İçişleri Bakanımız lütfen konuya bir el atınız. İnancınız gereği siz
tecavüze karşınız. Siz değerli bakanımızın bu işe hemen el
koyacağınıza ve Tacavüzcü Süleyman olarak anılan bu şahsı adalete
teslim edeceğinize tüm kalbimle inanıyorum. Arz ederim.
|
|
|
|

|
|
09 Ekim 2013
|
|
Dün yazdığım bana özel ''Andımız''a baya e-mail geldi. Sağolun,
varolun. Konuyu uzatmayı sevmiyorum ama dürtüyorlar. Bu kez dürten
Milliyet'ten Melih Aşık. Amerika'yı örnek göstermiş ve ''Andımız''ı
savunmuş. Yahu arkadaş, bu ülkede dincisi de böyle laiği de.
İşlerine geldiğinde Batı'yı örnek gösterirler, işlerine gelmediğin
de Batı'dan kötüsü yok. Birazcık omurgalı olun be birader! Bir de
çok değerli AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik bir spikerin giysisine laf
etti, kız işinden oldu. Çelik ''bu konuda görüşümü dile getirmek de
benim en tabii hakkım ve ifade özgürlüğümdür.'' dedi. Eyvallah!
Başımız gözümüz üstüne! Fakaaattt! Çok kıymetli sayın Çelik, sizin
bu ifade özgürlüğünüz bir insanı işinden etti. Biz düşünseniz!
Okuyucuya not: Son zamanlarda bana ''Sen de mi Yılmaz Özdilleştin,
ha bire iktidarı yağlıyorsun diyenler oluyor. Bir bakıma doğru.
Silivri'yi görmenin alemi yok, neme lazım! Yiğitliğin de bir sınırı
var. Bak bizim GDO'lu Adigelere Rus Elçiliği önünden bir adım başka
yere gidebiliyorlar mı! Niye? Çünkü onlara gelen emir ancak oraya
gidebilmeleridir. Sıkıysa başka yere sapsınlar!
|
|
|
|

|
|
08 Ekim 2013
|
|
Türk'üm
(Değilim)
Doğruyum
(Doğruyum)
Çalışkanım
(Hemen hemen her Adige gibi tembelim)
İlkem;
Küçükleri korumak
(Her zaman)
Büyükleri saymaktır
(Her zaman)
Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir
(Türkiye'yi ve Türkiye'deki Türkleri, Kürtleri, Ermenileri, Rumları,
Yahudileri, Alevileri, Lazları kısacası tüm halkları ve inançları
ayırımsız özümden çok sevmektir)
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
(Aynen)
Ey büyük Atatürk!
(Ey büyük Atatürk!)
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant
içerim.
(Aynen)
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
(Varlığım, insanlığa armağan olsun.)
Ne mutlu Türk'üm diyene!
(Ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım diyene! Gerçi son
yıllarda artık insanlar başka ülkelerin vatandaşı olmaya ve daha
mutlu olacakları inancına kapılıyorlar ama neyse, onu insanları bu
hale getirenler düşünsünler!)
|
|
|
|

|
|
05 Ekim 2013
|
|
Polislerin sokakta döverek öldürdükleri Ali İsmail Korkmaz için
''Kendi arkadaşları öldürdü'' diyen ve bunu haber yapan gazeteciye
posta atan meşhur Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna için
Başbakan'ımız ''Tanıyorum iyi arkadaştır'' demiş. Bir kişinin
kanunlara karşı suç işlemesini önler mi bu? Değerli Başbakan'ımız
hemen kendisini görevden alıp, hakkında soruşturma açtırmalı. Ayrıca
tutukladığı kadını tecavüzle tehdit eden Polis Süleyman sırra kadem
basarken kadına 3 yıl hapis istenmiş. Yüksek makamınıza sayın
Başbakan'ım. Bir müdahale etseniz. Hani şu Demokrasi Paketi'ni
açmışken fena olmaz değil mi?
|
|
|
|

|
|
04 Ekim 2013
|
|
Konya'da
rehabilitasyon merkezinde down sendromlu bir genci öldüresiye döven
öğretmen Fatih Kaptanoğlu Gezi Direnişi'ne destek verenleri darbeci
olarak nitelendirmiş. Tüühhh kalıpsız yaratık. Yahu bunları parayla
mı veriyorlar bize?
Bir de Sevilay Yükselir diye bir kızımız var. Sabah’ta yazıyor.
Diyor ki; ‘’Alevi
açılımı neden pakette yer almadı?’’ Bize mi soruyorsun Sevilay
ciğerparem? Muhatabın her gün karşında değil mi?
|
|
|
|

|
|
03 Ekim 2013
|
|
Demokrasi Paketi’nden çıkan bir iki elmalı şeker bazılarını acayip
mutlu etti, özellikle ‘’Yetmez ama evet’’çileri. Yahu bu ülkeyi
anlamak gerçekten zor. İnsan gibi yaşamanın normal gereği olan
demokratik kurallar bizde ‘’sadaka’’ muamelesi görüyor. Kardeşim zor
be Türkiye’de yaşamak.
|
|
|
|

|
|
02 Ekim 2013
|
|
Şu bizim Uyuyan Aslanlara bir de ben kelam edeyim. Değerli ve de
kahraman Uyuyan Aslan kardeşlerim; İlber Ortaylı’nın
televizyonlarda, You Tube’larda, Facebook’larda bangır bangır
‘’Çerkesler kızlarını, Osmanlı sarayına ikram ettiler’’ diyor.
Yaşadığınız diasporada uyansanız çok memnun oluruz! Hadi hep beraber
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı önünde uyanmanızı bekliyoruz!
Ben de merak ettim şimdi bu Uyuyan Aslanları ha!
|
|
|
|

|
|
30 Eylül 2013
|
|
Penisilin ilacının adından rahatsız olan dinci üstelik GDO'lu Adige
arkadaşımıza müjde vereyim. Aynı zaman da değerli ağabeyimiz Taha
Akyol'un da kulağı çınlasın. İran Meclisi kararıyla; erkekler, evlat
edindikleri kız çocukları 13 yaşına geldiğinde onlarla
evlenebilecekler. Hatırlarsınız Taha ağabeyimiz Batılı ülkelere
kızmış ve Şeriatla yönetilen ülkelerin demokrasiye geçmelerini
beklemeden haksız eleştirdiklerini buyurmuştu. Taha ağabey 34 yıl
oldu, İran'da şeriat işbaşında ve geldikleri sonuç: 13 yaşına gelmiş
kız evlatlığıyla nikah kıyacak! Ağabey sen emin misin bu inancından?
Senin yüzünden dinci GDO'lu Adige sayısı az değildir bu ülkede.
Vebali de senin boynundadır!
|
|
|
|

|
|
26 Eylül 2013
|
|
Ahmet Hakan bugün makalesinde şöyle diyor: ''Ünal Aysal mustazaf
görüntülü mütekebbirdir, Fatih Terim mütekebbir görüntülü
mustazaftır.'' Dilin kökünden kopsun da lal ol Ahmet!
|
|
|
|

|
|
25 Eylül 2013
|
|
''Bu ülke ''Kumpas'' yapanların cennet mekanıdır. Bunu bilmeyeniz
yoktur. Kumpasa düşmeyeniz de yoktur. Amma gel gör ki, artık kumpası
bile aleni yapıyorlar. Dincilerde artık ne ar kaldı, ne namus! Bir
hafta önce 1453 diye taraftar oluşumuna gidiyorlar, sonra ver elini
çArşı'ya kumpas. Çüüüüüüüüşşşşşşş! Bu kadar da enayi değil bu
millet! Gezi Parkı olaylarında Tomaların önüne atlayıp molotof atan
sivil polisler bile bunlardan daha akıllıydı, en azından yüzlerini
kapatmayı akıl etmişlerdi.
|
|
|
|

|
|
23 Eylül 2013
|
|
''Kafayı sadece öğrenci andındaki 'Türk' sözüne takmış
vaziyetteler...'' diyor Melih Aşık Milliyet gazetesinden. Kafayı
takan sizsiniz kardeşim. Dağa taşa 'Ne mutlu Türk'üm diyene'' yazan
ben miyim?
|
|
|
|

|
|
20 Eylül 2013
|
|
Dünyanın en acayip ülkesinde ömür tüketiyoruz. Nasıl mı? Türkiye
kanunlarına göre ''İzinsiz gösteri yapmak yasaldır''. Yani gösteri
yapmak için devletin herhangi bir kurumundan izin almanız
gerekmiyor. Peki tutuklananlar hangi suçlamayla savcılığa
yollanıyor? İzinsiz gösteri yapmaktan! Türkiye Cumhuriyeti'nin
Savcısı ''Yahu bu kanunlarımıza göre suç değil'' demiyor. Hakim
zaten Allahlık! Basıyor hapis cezasını! Yani polisinden, savcısına,
savcısından hakimine hepsi suç işliyor. Ama kodese tıkılan Türk
kanunlarına göre suçsuz olan! Buyrun buradan yakın!
|
|
|
|

|
|
19 Eylül 2013
|
|
Son 6 yılda 266 fizik, 7.395 din kültürü öğretmeni atanmış. Sarı
çiçeğe soru soran anlayıştan ne bekliyorsunuz ki?
|
|
|
|

|
|
18 Eylül 2013
|
|
Gezi Parkı
olayları sırasında üç genci otoparkta yakalayıp, üzerlerinde tepinen
onlarca polisin bazılarına 16 kıdem durdurma cezası verilmiş.
Çocukların kemiklerini kırana kadar döven polisler normal hukuk
devletinde işkence suçuyla yargılanırdı ama ileri demokrasi ile
yönetiliyoruz biliyorsunuz! ''Öğretmenin vurduğu yerde gül biter'',
''Dayak Cennet'ten çıkma'', ''Sırtından sopayı, karnından sıpayı
eksik etme'', "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile
uslanmayanın hakkı kötektir" diyen bir ileri demokrasi!
|
|
|
|

|
|
17 Eylül 2013
|
|
Türkiye,
1-2 ay hapis yatmışın car car car konuşup, zırıl zırıl ağladığı ve
bundan nemalandığı; 20-30 yıl hapis yatıp, yemediği işkence
kalmamışın sessiz sedasız köşesinde oturduğu ülkenin adıdır!
|
|
|
|

|
|
16 Eylül 2013
|
|
Kaide genç
bir Suriye askerini ele geçiriyor suçlu buluyor. Sokak ortasında
herkesin gözü önünde kurbanlık koyun gibi boğazını keserek
vücudundan ayırıyorlar ve havaya kaldırıp zafer çığlıkları
atıyorlar. Buna benzer onlarca görüntüyü basından siz de takip
ediyorsunuzdur. Tüm bunların olduğu bu dehşet katliama Türkiye
Cumhuriyeti, Dış İşleri Bakanı'nın cevabı şu: ''Kınıyoruz. Kabul
edilemez buluyoruz, tekrar etmemesi için çağrıda bulunuyoruz.''.
Orada boğazı kesilerek katledilen, kesilen kafası canilerin
ellerinde zafer çığlıkları atılarak sokaklarda gezdirilen Sayın
Bakanımızın kendi öp öz oğlu olsaydı, o mübarek ağzından aynı sözler
çıkar mıydı?
|
|
|
|

|
|
13 Eylül 2013
|
|
Alevilerin
kaderi de aynen Kürtler gibi. Biz Adigeler bu ülkede misafir gibi
yaşadığımız için; en sağcı iktidara da ağam paşam, en solcu iktidara
da, en dinci iktidara da ağam paşam deriz. Etliye de sütlüye de
karışmayız. Sanki bu ülkenin vatandaşı değil de turist gibi yaşar,
otururuz. Onun için de mazlumun yanında olmaz, ezenle birlikte
oluruz. Sonra da utanmadan kahramanlıktan söz ederiz. Bakın onlarca
Adige sitesine, yüzlerce Adige derneğine, anlı-şanlı
federasyonlarımıza; bir tanesi de çıkıp ''Cemevi cami bir arada! Bu
ne saçmalıktır kardeşim! İzin verecekseniz adam gibi cemevine izin
verseniz ya, ne diye yanına cami eklemliyorsunuz?'' diyemez. Çünkü
korkar, çünkü erk (güç) ona demiştir ki ''sen bizim Rusya
piyonumuzsun, biz sana ne zaman ne yapacağınızı söyleriz!'' Kaf-Fed,
diğer dinci ve sağcı Adige federasyonları ve derneklerine oranla
daha demokrat daha ilerici görünür ama bu sizi yanıltmasın. Hepsi
aynı kaptan içiyor suyu! Kısacası bizde adettir: Bedeli başkası öder
Adige diasporası nemalanır!
|
|
|
|

|
|
11 Eylül 2013
|
|
Ne felaket
günler yaşıyoruz. Bir genç (Ahmet Atakan) daha hayatını yitirdi. Üç
erkek evlat sahibi olarak bu acının ne olduğunu düşününce bile
çıldıracak gibi oluyorum. Türk polisi müthişti. Aylardır Ali
İsmail'in öldürüldüğü anı kaydeden işyeri kamerasının görüntülerinin
''bir kısmını'' bulamazken, apartmandan düşerek ölen gencin
görüntülerini şıp diye buldular, yetmedi tüm basına dağıttılar. Bu
arada Ahmet'in kafasına gelen gaz bombasıyla dengesini kaybedip
düştüğü ve bomba kapsulünün tanıklar tarafından Jandarmaya teslim
edildiği açıklandı!
|
|
|
|

|
|
10 Eylül 2013
|
|
Olimpiyatlar İstanbul'a verilmeyince, herkes burnundan soluyor.
Başta da Başbakanı'mız. ''Kadın ve erkeklere ayrı yüzme havuzu
açacağız'' diyen aynı Başbakan'ımız ve büyük ihtimalle Türkiye'de
söyledikleri sadece Türkiye'de kalıyor sanıyor. Bir de; kadın
sporcuların sporuna değilde bacağına bakma meyili olan toplumlara
verirler mi olimpiyatı! İşin bir de traji-komik bizim cephesi var.
Millet vatanımıza olimpiyat gelsin diye topyekun yırtınırken, bizim
GDO'lu Adigeler de vatanımızda olimpiyat yapılmasın diye yırtınıyor!
|
|
|
|

|
|
07 Eylül 2013
|
|
Bir
okuyucumuz bana mail atmış demiş ki; ''Nalıncı keseri gibi hep
kendine yontuyorsun! Penisilin ben de başka çağrışım yapıyor, ne var
bunda?'' Not olarak da dini bütün bir Adige olduğunu belirtmiş. Sana
kocaman bir ''çüşşşş'' deyip geçiyorum. Ben onu beşi bilmem. O
sebeble de ''dinci'' kelimesini kullanırım. Bakın ODTÜ olaylarına.
''Türbanlıları okuldan kovdular'' diye kıyameti kopardı bu dinciler.
İşte bu noktada benim itirazım. ''ODTÜ yurtlarında fuhuş
yapıyorlar'' diye propaganda yapacaksın, ODTÜ'lüler seni okuldan
kovunca ''Vay türbanlımı kovdular'' diyeceksin. Eğer samimi
inançlıysan neden böyle ahlaksızca iftira atanlara önce kıyameti
kopartmıyorsun, en azından ''Müslüman'ım diyorsun, ahlaksızca bir
iftira atmaya utanmıyor musun'' desen, sonra da ''Türbanlılara
yapılan haksızlık yapılıyor'' diye eleştirini dile getirsen,
samimiyetin ortaya çıkar! Amma sen ne yapıyorsun? Dincilerin
ahlaksızca yaptığı iftirayı görmeyip türbanlıyı görüyorsun. Yok öyle
yağma! Hadi başka kapıya!
|
|
|
|

|
|
05 Eylül 2013
|
|
Günümüz
Türkiye'sinde sonunda bu da oldu! Konu RTÜK ile ilgili. RTÜK'ten
olduk olmadık konularda para cezası alan televizyon yöneticileri
çareyi otosansürde buluyorlar. Görevimiz Tehlike-2 filminde geçen
''Penisilin iğnesi'' ifadesi ''Bip''lenerek verildi! Sebep;
Penisilin ilacının erotik çağrışım yapması. Artık ''Çüüüüüüşşşşş''
kelimesi bile kifayetsiz kalıyor. Oha be birader!
|
|
|
|

|
|
03 Eylül 2013
|
|
Amerika;
''Suriye'yi 1-2 gün vurur, çekiliriz'' dedi. Türkiye'den cevap
çıktı: ''Esad iktidarı yok olana kadar kan dökülsün''. Yahu gücün
varsa kendin gidip savaşsana! Yoooookkk! Başkalarının kanı akacak
bunlar nemalanacak. Tam bizim GDO'lu Adigeler gibi değil mi! Yatacak
yeriniz yok, yatacak yeriniz!
|
|
|
|

|
|
30 Ağustos 2013
|
|
Biliyorsunuz kendine polis ya da savcı süsü veren kişiler ''Gezi
Parkı olaylarına karıştınığınız tespit edilmiştir'' deyip, milleti
dolandırıyor. Bir de Türkiye'de faşizm yok diyorlar. İnsanlar böyle
dolandırılıyorsa ülkede bal gibi de faşizm var demektir!
|
|
|
|

|
|
27 Ağustos 2013
|
|
Ortadoğu'da katledenler de Müslüman katledilenler de... Amma
herkesinin dilinde bir ''Firavun'' suçlaması. Birbirlerine Firavun
diyorlar. Ki, Firavunlar şöyle ya da böyle dünyaya 7 harikadan
birini bırakabilmiş bir kültür. Müslümanlık varolduğundan beri ne
bıraktı bu dünyaya? Hadi ben söyleyeyim. İftira bıraktı, yalan
bıraktı, düşmanlık bıraktı, öldürdüğü insanın kalbini yemeyi
bıraktı, kendi ''kutsalı'' dışındaki her inanca hakareti bıraktı.
Kısacası aklınıza ne kadar negatif şey geliyorsa bıraktı. Yahu ölen
karınla bilmem kaç saat daha cinsel ilişkiye girebilirsin diye
fetva bile çıkardılar. Çüüüşş yani! Şimdi bazı GDO'lu Adigeler çıkıp
''bunlar İslam değil'' diyecekler. Her zaman da böyledirler. Hiç
kimse Kuran'a göre hareket etmez. Sanki birbirini yiyen Müslümanlar
Buda'nın ''Kuran'ı'' Pali-Kanon'a iman ediyorlar. Ya gidin işinize
be! Azcık dürüst olun yahu!
|
|
|
|

|
|
26 Ağustos 2013
|
|
CC Yönetimi önceleri sadece 3-5 satıra izin veriyordu. Sağolun, siz
okurlar sayesinde bu sınırlama kalktı. Bu vesileyle teşekkürlerimi
sunuyorum hem size, hem yönetime.
Ağabeyimiz Hasan Cemal yine Tayyip Erdoğan'a vermiş veriştirmiş.
Dİyor ki makalesinde; ''AK Parti’nin içinde, AK Parti’nin
tepelerinde, iş aleminin AK Parti’ye yakın odaklarında akil
insanlar, sağduyu sahibi insanlar, hiç olmazsa kapalı
kapıların arkasında, “Sevgili kardeşim, sen n’apıyorsun?”
diyemeyecekler mi, hala demiyorlar mı Tayyip Erdoğan’a?'' Bence
artık çok geç. Bunu, Tayyip Erdoğan Ermeni Rahip'i dövmeden önce
söyleyecektin Hasan ağabey!
|
|
|
|

|
|
21 Ağustos 2013
|
|
Haberi okuyunca ben yazacaktım ama erken davranan Hürriyet yazarı Mehmet
Y. Yılmaz dile getirmiş. Olsun! Aklın yolu bir. Ondan aktarıyorum:
MISIR’da katliamlara rağmen halk gösterilerini engelleyemeyen
darbeci hükümet Kahire’de ve bazı şehirlerdeki irili ufaklı bütün
meydanları tel örgülerle çevirerek halka kapatmış.
Yandaş medya bunu “halk korkusu” olarak tanımlıyor.
Bizim hiç de yabancısı olmadığımız bir konu bu meydanların
kapatılması meselesi. Dünyanın bir gün içinde en çok açılıp kapanan
parkı rekoruna sahip Gezi Parkı mesela böyle bir duruma örnektir.
Gerçi bizimkiler tel örgü kullanmadılar ama ondan daha etkili
“silahlar” kullandılar. TOMA’lar, gaz fişekleri, çevik kuvvet
ekipleri vs.
Meydan kapatmak konusunda da Mısırlı darbecilerin eline su
dökebilecek yetenekte valilerimiz de var ayrıca. 1 Mayıs’ta sadece
meydanı kapatmakla yetinmedi, adeta tüm şehri kapattı. Vapurları
demirletti, metronun, otobüslerin kapısını kilitledi, her köşe
başına barikat kurdu.
Bunu niye yaptı? Halk meydanlara çıkmasın diye!
Bir de hepimizi kandırdı, “Meydanda inşaat var, çok tehlikeli” dedi,
ama sonra aynı meydana masalar kurdurup iftar daveti bile verdirdi.
Demek ki neymiş: Kendi halkından korkan iktidarlar meydanları
halkına kapatmayı bir çözüm zannediyorlarmış!
|
|
|
|

|
|
19 Ağustos 2013
|
|
AKP'li Salih Kapusuz tweet atıyor ve diyor ki : ''İhvan liderinin 17
yaşındaki kızını da katleden darbecilerin hiçbir kutsalı yok”
Peki ya Gezi eylemleri sırasında 19 yaşındaki çocukları öldüren, 14
yaşındaki çocuğun aylardır komada yatmasına neden olanların
kutsalları nedir?
|
|
|
|

|
|
16 Ağustos 2013
|
|
Habertürk'te bugün bir makale okudum, yazarın adı Özgür Uğur. Şöyle diyor
Özgür kardeşimiz:
''Liderler liderlik yapmalıdır. Ego şişkinliği, hırs, öfke sanatını
ustaca kullanmak gibi özellikler de bir liderde bulunması gereken
özelliklerdir.
Ama tadında…
Egonuz kendinize bile zarar verecek kadar büyümüşse…
Hırsınız kendi taraftarlarınız nezdinde bile itici boyutlara
ulaşmışsa…
Öfke sanatı, öfke kontrolsüzlüğüne dönüşmüşse sorun var demektir.
Var mı bunları açıkça yazan?
Bir elin yarı parmağı kadar, sessizce…''
Bu koşullarda üstelik AKP'nin yayın organı Habertürk'te bunu
yazabilen yiğitler de varmış demişsinizdir. Yok yok! Bu da bizim
GDO'lu Adigeler gibi, kendi kelini görmeyip karşısındakine keloğlan
diyenlerden. Yazar kardeşimiz, Tayyip Erdoğan'dan değil, Fatih
Terim'den sözediyor!
|
|
|
|

|
|
15 Ağustos 2013
|
|
Hükümet
ile Fetullahçıların aralarındaki hırlaşmayı bilmeyen yok. Amma bir
de bakıyorsun açıklamaları aynı: "Fitneciler aramızı açmak için
uğraşıyor." Ulen birbirinizin ardından çevirmediğiniz dalavere yok,
fitneciye gerek mi kalıyor? Bu millet gerçekten ya saf ya da Aziz
Nesin'in % 60'lık tahlili doğru.
|
|
|
|

|
|
14 Ağustos 2013
|
|
''Cebirsel olarak, dünya
ülkelerinin dış borç ve dış alacakları toplamı sıfırdır. Çünkü
muhasebe “çift girişli” tutulur. Bir ülkenin hesabına “borç”
yazılırsa, diğer ülkenin hesabına aynı miktar “alacak” yazılır.
Bunların toplamı da (hata ve unutma hariç) birbirine eşittir.
Ancak dünya toplamında borçların, alacaklara eşit olması ülke
bazında eşit olması demek değildir. Bazı ülkeler net alacaklı, bazı
ülkeler net borçludur. Bu da birikimli cari işlemeler hesabından
çıkar. Türkiye, çok borçlu bir ülkedir.'' diyor Hürriyet'ten Ege
Cansen hoca. Ben de diyorum neden bu ülke aklını dinle imanla bozdu
diye. Meğer bundanmış.
|
|
|
|

|
|
12 Ağustos 2013
|
|
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörlüğü, Edebiyat Fakültesi
Psikoloji Bölümü’ne alınacak öğretim üyeliği için verdiği ilanda ;
“yaşam olaylarına dini yaklaşım konusunda çalışmış olmak” yazmış.
Çüüşşşş! diyorum başka da birşey demiyorum.
|
|
|
|

|
|
08 Ağustos 2013
|
|
İngiliz bilimadamı Dawkins; "Dünyadaki tüm Müslümanların aldığı Nobel
ödülü sayısı Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Trinity Koleji
mensuplarının aldığından azdır.'' deyince Müslüman toplumunda
kızılca kıyamet koptu. Benim anlamadığım, 'Milli Eğitimci'sinin
''Merdivenlerden kızlı erkekli çıkıyorlar'' dediği bir inanç
toplumundan ne bekliyorsunuz! Kelliğe ilaç mı bulacaktı!
|
|
|
|

|
|
04 Ağustos 2013
|
|
Yüz nakli konusunda Türkiye dünya ikincisiymiş. Bu kadar yüzsüzün
yaşadığı bir ülkede normal değil mi ikincilik!
|
|
|
|

|
|
02 Ağustos 2013
|
|
Meğerse kamu kurumları azınlıklar ile ilgili olarak “kod uygulaması”
yapıyormuş. Buna göre Rumlar “1”, Ermeniler “2”, Yahudiler “3”
rakamları ile kodlanmış. Bizimkilerin numarası kaç acaba?
Duyumlarıma göre biz ''5'' mişiz. Daha doğrusu din kardeşiyiz (!)
ya, onun için bizi ''diğerleri'' adı altında ''5'' numaraya
sokmuşlar. ''4'' nedir bilmiyorum. GDO'lu Adigeler şimdi panikten ne
yapacaklarını şaşırırlar artık. Bu ülke Osmanlı dönemi de dahil her
zaman faşizan bir anlayışla yönetilmiştir. Kimse kem küm etmesin!
Siz o cengaver Adige artıklarının Türk Polisi korumasında Rus
Büyükelçiliği protestolarına niye gidiyorlar sanıyorsunuz? Faşizan
korkudan. Öyle olmasa kendi hakları için Türk İçişleri Bakanlığı'na
giderlerdi ellerinde pankartlarla, hem de jop, biber gazı yemeyi;
hatta fişlenmeyi göze alarak. Biz bu topraklarda Kürtlere ''Dağ
Türkleri'', Adige-Abhazlara ''Kafkas Türkleri'' dendiği dönemleri de
yaşadık. İçlerinde bir tane ''tık'' diyen çıkamadı. İşte bu korkak
Adige-Abhazlar dün de vardı bugünde olacak! Öyle atalarınıza falan
güvenmeyin. Biz onları orada da gördük, burada da...
|
|
|
|

|
|
29 Temmuz 2013
|
|
Taha Akyol abimiz bizim Adigelerin sağcı ve dinci cenahındandır
bilirsiniz. Yıllardır yazdı, çizdi amma bir türlü tutarlılık
gösteremedi. Gerçi dinci olup da tutalı olunur mu o da ayrı konu.
Bugün yazmış, diyor ki; ''Seçimle gelen İslamcı iktidarların
demokrasiyi şeriatçı bir diktatörlüğe dönüştüreceği korkusu (ya da
bahanesi) Jakoben diktatörlüklerin ve askeri darbelerin gerekçesi
oldu. Demokrasinin İslamcılığı nasıl dönüştüreceğini gözlemlemek
için gereken zamanı tanımadılar.'' Şimdi bunu kendini yazar sanan
internet ''yazarları'' yazsa ''aman saçmalamış'' der geçersin. Fakat
yılların Taha abisi yazınca insan hoooppp diyor. Yahu daha yakın
tarih sayılır. İran'da mollalar iktidara geldiler, yıl 1979. Şimdi
kaçtayız? 2013! Tam tamına 34 yıl geçmiş. İran hala demokrasiye
geçecek. Ölme eşeğim ölme. Taha abimiz ya tutarsızlıkta sınır
tanımıyor ya da ciddi anlamda demagoji yapıyor. Her iki durum da
Adige abimize yakışmıyor. Bir lafım da başka bir dinci olan Ahmet
Hakan'a! O da demiş ki; ''(...) yukarıdakilerin halkı ayrıştırmak
için sergiledikleri olağanüstü gayretlere karşın bizde bir arada
yaşama kültürü vardır. Bizim bir meydanımızda insanlar katledilirken
bir başka meydanımızda havai fişekler patlatılmaz. Gammazlama,
içsavaş, komşunun komşuyu kırması, süper keskin ayrışmalar falan...
Bizde olmaz böyle şeyler.'' Naaahhh olmaz Ahmet. Çorum, Maraş, Sivas
katliamları Uganda'da mı oldu? Yahu demagojinin de bir şanı var,
yapmayın etmeyin!
|
|
|
|

|
|
27 Temmuz 2013
|
|
Adnan Menderes'i hayal meyal hatırlıyorum. İdam edildiğinde çocuk
yaşlardaydım. Amma Demirel'i, Ecevit'i, Türkeş'i, Erbakan'ı, Özal'ı
çok çok net biliyorum. Hiçbiri Tayyip Erdoğan gibi insanları
ispiyonculuğa çağırmamıştı. Saygıdeğer Başbakan yaşıt sayılırız.
Gidişin gidiş değil. Tamam ''pusu'' kültüründen geliyorsun anladık
amma bu da fazla artık! Unutma ki, bu topraklarda ''pusu''
kültüründen olmayan yığınla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var.
|
|
|
|

|
|
24 Temmuz 2013
|
|
Saygıdeğer Başbakan'dan sonra, saygıdeğer Diyanet İşleri Başkanı, polis
saldırısında yaralanan gençlerin sığınmak zorunda kaldıkları cami
ile ilgili; '''Elimizde 3 günlük görüntüler var. Herhangi bir
Müslüman'ın kabul edemeyeceği davranışlar da var. Bunların bir
kısmını biz doğrusu paylaşmayı dahi zait (gereksiz-boş) kabul
ettik.'' diye demeç veriyor. Buradan çıkan sonuç şu: Ölümle yüz yüze
kalsan da bunların camisinie sığınma kardeşim. Sığınırsan belki
ölümden kurtulursun ama ömür boyu iftiralarından kurtulamazsın!
|
|
|
|

|
|
20 Temmuz 2013
|
|
'Türkiye'de insan hakları gaspedilen toplumlar hangileri diye bir soru
sorsanız; Yahudiler, Ermeniler, Rumlar; yani azınlıklar cevabını
alırsınız. Amma bence gerçek bu değil. Asıl hakları gaspedilenler;
başta Kürtler ve Aleviler, ardından bizimkiler, Boşnaklar, Lazlar
diye sıralanır. ''Türkiye'yi beraber kurduk'' teranesinin yanına
''biz din kardaşıyız''ı ekleyerek Kürt'ün de Laz'ın da, Boşnak'ın da
bizim de dilimizi yok ettiler. Aleviler de durum daha da acı. Tövbe!
Biri bana ''beraber iş kuralım'', ''din kardaşıyız'' diye gelmesin.
İşin de senin olsun dinin de... Toz ol!
|
|
|
|

|
|
17 Temmuz 2013
|
|
''Havrası, camisi, kilisesi; Türk'ü, Kürt'ü, Ermenisi; Alevisi,
Sünnisi'yle büyük bir insan iklimi ve büyük bir zenginliktir
Türkiye.'' Bu lafı binlerce kez dinlemiş, okumuşsunuzdur. Benim
aklım bu noktada karışır işte. Anadolu'daki binlerce eski kiliseyi
camiye çeviren, en basit küfürü ''Ermeni dölü'' olan, ''Evlerde mum
söndü oynuyorlar'' diyerek bir inanca iftira atarak hakaret eden,
galiba Mozambik Cumhuriyeti ve biz de Mozambik Cumhuriyeti'ne
Mozambik kanıyla bağlı yurttaşlarıyız. Yahu insanın gözününün içine
baka baka bu kadar da palavra atılır mı? Gerçi, hoş! İnsan olarak
gören bunları yapar mı o da ayrı konu.
|
|
|
|

|
|
14 Temmuz 2013
|
|
Türkiye'yi anlamak tabiki zor. Çünkü oturmuş, dürüstçe yazılmış bir
tarihi yok. 40 çeşit tarih okursunuz. Aynen bizim tarih gibi. O
sebeple de Türklerle Adigeler iyi anlaşır. Bak şimdi kıyamet kopuyor
bizimkilerden ''tık'' diyen var mı? Olmaz. Ne Osmanlı döneminde
''tık'' diyen çıktı, ne cumhuriyet tarihinde. Tövbe! Bir kişi çıktı.
Onun da adının başına ''hain'' damgasını basıp yolladılar. Hani şu
ünlü Hain Çerkes Ethem! Zaten birazcık ''hık'' dersen ''ekmeğini
yediğin kaba...'' diye kafana vururlar. Şimdi nerenen çıktı bunlar,
diyenler olacak. Yassıada'yı rezidans yapacaklarmış. Yapan kim?
Adnan Menderes diye ölüp biten AKP iktirdarı. Diyorum ya Türkiye'yi
anlamak zordur diye. Bizimkiler hala ''Çerkes Ethem'e itibarı iade
edilsin'' diye mırın kırın ediyorlar. İki söz söyleyim kaçayım. 1) O
hain damgası ilelebet anlınızda yapışık kalacak. Çünkü Türkiye
diasporasının ''haddinin'' ne olduğu plakasıdır. 2) Ethem Çerkes
değil Wubıh idi. Çerkes diye bir ulus yoktur.
|
|
|
|

|
|
05 Temmuz 2013 |
|
Mısır'daki olaylarda 4 kişi ölmüş. Hürriyet gazetesinden müthiş bir
manşet ''Korkulan Oldu 4 Kişi Öldü!''. Gezi parkı protestolarında
öldürülenler insan değil köpek eniğiydi tabii! Ben 60 yıllık
hayatımda bu kadar yalaka bir basın görmedim kardeşim.
|
|
|
|
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|