ZORUNLU DİN DERSİ MESELESİ ÇÖZÜLMEDEN, AÇILIMDAN SÖZ EDEMEYİZ

Murat Bardakçı
Habertürk Gazetesi, 23 Kasım 2009

DİN derslerinden başörtüsüne kadar, aslında yönetmeliklerle belirlenmesi gereken ikinci derece konulara da yer veren tuhaf bir anayasamız var ve bu anayasanın 24. maddesinde, “Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır” deniyor. Dersin adı, anayasada açıkça belli: “Din kültürü ve ahlâk öğretimi”, yani etik kurallar… Ancak, ahlâk öğretimi “din ve ibadet dersi” hâline getirilmiş halde, birçok okulda sıraların üzerine çıkartılan öğrencilere namaz provası yaptırılıyor ve biz buna “ahlâk eğitimi” diyoruz.

Bir aralar, gayrımüslim öğrencilere de sureler ezberletip namaz kıldırmaya kalkan hocalar vardı, bu garabet uzun müddet devam etti ve nihayet son buldu ama bir başka tuhaflık hâlâ devam ediyor: Alevi öğrencilere Sünni akideleri belletiliyor ve bunun “Anayasanın emri olduğu” söyleniyor.

Hükümetin başlattığı açılımlar serisindeki “Alevi açılımı”nın gündeme gelmesinden sonra, öncelikle bu zorunlu din dersi meselesinin nasıl çözüleceğini merak ettim. Zira, gerçek bir açılımın ilk adımı, bence, her şeyden önce bu tuhaflığın ortadan kaldırılmasından geçiyordu. Yine kanaatime göre, konunun Alevilerin hükümete sunacakları talep listesinin en başında yer alması lâzımdı, yani zorunlu din dersi uygulamasının anayasadan çıkartılmasını istemeleri gerekiyordu.

ALEVİLER KARARSIZMIŞ!

Biliyorsunuz, Alevi açılımı çerçevesindeki beşinci çalıştay geçenlerde toplandı. Sonuç raporunun hazırlanmasından önce iki çalışma daha yapılacak, kararlar daha sonra hükümete sunulacak ve asıl pazarlık ve dolayısıyla da “açılım”, o zaman başlayacak.

Dün, işin içinde olan ve meseleyi iyi bilen bir arkadaşıma, Alevilerin din dersleri konusundaki taleplerinin ne olduğunu sordum ve “Alevi tarafında da kesin bir yok” cevabını aldım. Bir grubun zorunlu din derslerinin tamamen kaldırılmasını istediğini, bir başka grubun “Kaldırılmasın ve Alevi öğrencilere bu derslerde Alevilik öğretilsin” dediğini, bazılarının da henüz karar vermediklerini söyledi.

Yani, zorunlu din dersleri konusunda toplantılara katılan Alevi temsilciler arasında şu anda bir görüş birliği yoktu ve ne yapılması gerektiği konusunda onlar da kararsız idiler.

Tuhaflık, burada: Radikal bir karar ve değişiklik imkânı gündeme gelmiş ama 1980’lerden buyana bir grup dışında hemen her kesimin şikâyet ettiği, aleyhinde demediğini bırakmadığı ve kaldırılması konusundaki demeçlerin birbirini takip ettiği bu uygulama hakkında hâlâ tam bir görüş birliğine varılmamış. Hiç kimse açıkça “Anayasanın bu maddesi iptal edilsin” demiyor ve bu garip uygulama vârolduğu müddetçe gerçek bir “açılım”dan bahsetmenin mümkün olamayacağı da açıkça telâffuz edilemiyor!

NEREDE, HANGİ AÇILIM?

Daha açık söyleyeyim: Türkiye’de hiçbir hükümet, anayasanın din eğitimini zorunlu kılan maddesini değiştirmeye yahut iptale tek başına cesaret edemez. Zira, işin ucunda bazı çevreler tarafından “din dersini kaldıran hükümet” şeklinde damgalanmak vardır ve böyle bir nitelemenin muhalefet tarafından kararın ardından gelecek ilk seçimde gümbür gümbür kullanılacağı da kesindir.

Meselenin anlayamadığım tarafı da bu, yani hükümetin yapmak istemediği yahut istese bile yapamayacağı bir konuda, karşı tarafın da kararsız olması ve sessiz kalması…

Tekrar edeyim: Gittikçe tuhaf bir hâl alan ve uygulaması dersin hocasının anlayışına göre belirlenen zorunlu din dersi komedisi konusunda zaten çok gecikmiş olan bir girişim yapılmadığı ve karar alınmadığı müddetçe, hakiki bir açılımdan söz etmenin imkânı yoktur.

KAPAT