WİLLİAM SHAKESPEARE’İN SONELERİ

22. Sone
.
Yaşlısın deseler de bana, inanmam aynalara,
Gençlik ve sen aynı yaştasınız ya!
Ama zamanın yol yol izler açtığını görürüm de sende,
Anlarım, er geç bana da gelip çatacak ölüm.
Seni bastan ayağa saran şu güzellik var ya,
Yüreğimin en gösterişli örtüsü de o işte benim.
Göğsünde yaşadıkça yüreğim, yüreğinse ben de arttıkça,
Kim der ki, nasıl diyebilir ki, senden yaşlıyım?
Yeni doğmuş yavruyu sakınır gibi ebesi,
Taşıdığım yüreğin üstüne ben nasıl titreyeceksem.
Nasıl sakınacaksam kendimi, kendim için değil, senin için;
Öyle sakin iste sen de kendini, ey sevdigim!
Geri gelir sanma yüreğin, benim yüreğim öldükten sonra;
Bana vermiştin onu, unutma, geri almamak üzere bir daha.

Benim Günahım Aşktır
.
Benim günahım aşktır, senin erdemin nefret:
Sevgi günahtır diye günahımdan nefret bu.
Gel, kendi durumunu benimkine kıyasla,
Görürsün siteminin ne haksız olduğunu.
Haklıysa da, o sözler kızıl süsünü bozan
Ve benimkiler kadar bol sahte ask senedi
Düzüp başkalarının yataklarını talan
Eden dudaklarından işitilmemeliydi.
Seni sevmem yasaldır; bak, seviyorsun sen de:
Gözüm sırf sana düşkün, senin gözün onlara;
Merhamet yüreğinde kök salip boy versin de
Acımanla hak kazan sana acınanlara.
Aramaya kalkarsan kendi gizlediğini
Senin kendi örneğin yoksun bırakır sen

61. Sone

Hayalinle açık kalsın ağırlaşan göz kapaklarım,
Baksın dursun mu istiyorsun ağırlaşan geceye?
Durmadan bölünsün mü yani sence uykularım,
Sana benzer gölgeler oynaşırken
Gözlerimin önünde?
Yoksa yanıma kendi yerine
Ruhunu mu gönderiyorsun,
Yuvasından böyle uzakta ne yaptığımı gözlesin de,
Ayıplarımı yakalasın,
Nasıl aylaklık ettiğimi görsün,
Kıskançlığına yön versin, hedef göstersin diye.
Yok yok aşkın büyükse de o kadar da değil şu an
Gözlerimi hep açık tutan, benim aşkım aslında
Benim şaşmaz aşkım yine, diriliğimi bozan,
Durup dinlenmeden bekçilik ettiren senin uğruna,
Senin nöbetindeyim ben,
Başka yerde sen uyanıkken
Benden çok uzaklarda…..
Başkalarına yakınken…

66. Sone

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız bırakmak var, o üzüyor insanı.

75. Sone

Hayat için besin neyse, sende osun aklıma,
Toprağıma yağan yağmursun tatlı tatlı,
Öyle kaçtı ki rahatım sende bulduğum huzurla,
Servetiyle barışmayan bir cimriyim tıpkı,
Bir an sevinç duyarken korkuyorum sonra hemen
Haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi
Bir an….
Baş başa kalmaktan öte bir şey istemezken
Sonra diyorum ki alem niye görmesin sevincimi
Bazen , sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle,
Doydum sanırken bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra,
Senin bana verdiğin veya verebileceğinden öte,
Ne bir şeyden zevk alıyorum ne de çabalıyorum almaya
İşte böyle her gün hem açlıktan ölüyor hem tıkanıyorum,
Ya oburca her şeyi yiyorum ya hiçbir şeye dokunamıyorum.

87. Sone

Hoşcakal değerin çok yüksek, tutamam seni
Biliyorum kendine ne paha biçtiğini
Özgürlüğe kavuştun alıp değer belgeni
İptal ettik sendeki hakkımın senedini
Nasıl tutarım seni sağlamadan iznini
Neyim var hak edecek senin zenginliğini
Bu eşsiz armağana kim layık görür beni
Bana verilmiş berat dönüp buldu vereni
Sen vermiştin kendini bilmeden değerini
Ya da bana vermekle hata işlediğini
Bir yanlış anlamanın sonucu hediyeni
Ama o yine buldu hatayı düzelteni

Sen benimdin rüyanın görkemleriyle doldum
Ben uykuda sultandım uyanınca hiç oldum

102. Sone

Zayıflamış görünse de , güç kazandı aşkım aslında,
Daha az seviyor değilim, öyle görünse de dıştan.
Sahibinin dilinden değeri her yerde yayılıyorsa,
Bana kalırsa pazara çıkmış demektir o aşk çoktan
Aşkımız yeniydi daha,baharındaydı o zaman,
Şarkılarla selamlardım onu ben
Bu gün daha sevimsiz değil aslında yaz belki,
Yaslı bülbülün geceyi susturduğu o mevsimden.
Ortalığa düştü mü en tatlı şeyin tadı kaçıyor hemen,
Bu yüzden ben de zaman zaman tutuyorum dilimi,
Usandırmak istemiyorum çünkü şarkılarımla seni.

115. Sone
.
Sana önceden yazdığım dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklim bir türlü almıyordu,
İçimdeki alevin daha da parlak yanabileceğini.
Oysa zaman, kralların fermanını bile değiştirir,
Yeminler arasına girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelliği karartır, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik başları değişimin çarkına uydurur sonunda;
Heyhat! Ben de zaman denen zorbanın korkusuyla,
‘En çok şimdi seviyorum seni,’ diyemez miyim;
Aşkımdan kuşku duymadığım, en emin olduğumda,
Geleceği unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Aşk bir bebek olduğuna göre,
hayır, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren şeyi,
büyümüş gibi göremem.

140. Sone

Zalimliği bildiğin gibi, aklını kullanmayı da bil,
Dili bağlı sabrımı daha çok hor görüp üstüne varma,
Yoksa bakarsın ıstırap…… dili çözüverir ve çözülen dil,
Görmezden geldiğin acıları açığa vuruverir,
Sana biraz akıl vereyim istersen : Sevmesen de beni,
Sevdiğim, seviyorum desene hiç değilse yalandan;
Ölüm yatağında çaresiz yatan hasta,
Sağlık haberinden başka bir şey duymak istemez doktordan.
Umudumu yitirirsem eğer, aklımı da yitirebilirim çünkü,
Ve çılgınlığımla kötü konuşabilirim senin hakkında;
Her şeyi kötüye yoran şu dünya öyle soysuzlaştı ki,
Akılsız kulaklar hazır akılsız iftiracılara inanmaya,
Gel ne ben böyle olayım ne de sen iftiraya uğra,
Gözlerine hakim ol serseri gönlün bildiğini yapsa da.

KAPAT