VİRÜS ve SOSYAL KAOS

YEMUZ Nevzat Tarakçı

“Meydanlar boş, mekânlar ıssız,
Dünya hareketsiz,
Hayatlar evlerde,
Sistemler, devletler, toplumlar ‘Korona virüs’ e karşı sınavda…”
Evrensel boyutta büyük bir felaket yaşıyoruz.
Bir virüs, dünyayı alt üst etti!
Sorular, sorular…
Devletler, yönetimler bu felakete ne kadar hazır?
Ya Türkiye?
Bu zorlu süreç nereye evrilir?
Çok korkunç senaryoların yanında iyimser senaryolar da var.
Toplumu; eğitimli, diri ve duyarlı olan ülkeler bu konuda şanslı.
Toplumsal çürüme yaşayan, halkı eğitimsiz, duyarsız, donanımsız ülkelerin işi sanıldığından zor.
Türkiye özelinde sorun, sadece mevcut salgın hastalık da değil!
Ülkenin sorunlar dizisi var:
Güvensizlik,
Toplumsal ayrışma,
Sosyal ve siyasal kutuplaşma, işsizlik, yoksulluk, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik…
Her şeye rağmen iyimser senaryoların hayat bulması temennisiyle.

BİLİNÇSİZLİK, ÜMİTSİZLİK, MORALSİZLİK…
Ülkede, bir yanda kısmen de olsa toplumsal uyanış, diğer yanda her açıdan müthiş bir çürüme, umudu hepten yitirme var.
Aydınları susturulmuş, adalet duygusu zedelenmiş, kutuplaştırılmış bir toplumlarda bu çürüme olağandır.
Bir tarafta açlıkla, yoklukla mücadele edenler, diğer tarafta süper lüks hayat yaşayanlar.
Toplumda yaşanan hukuksuzluk, adaletsizlik, bölünmüşlük, tarafgirlik… karşısında vicdanı hâlâ ölmemiş, olayları sorgulayabilen insanlarda ciddi bir ümitsizlik var.
Hatta bu kesimde, ülkeden ve milletten umudu kesme durumu söz konusu.

TOPLUMSAL KAOSU ÖNLEMENİN YOLU
Millet olarak, toplumsal felaketler karşısında daha duyarlı, daha birlikte ve uyum içinde olmak zorundayız.
Bu konuda siyasilere, yöneticilere büyük görev düşüyor.
Yetkililerin bilinçli, samimi, şeffaf ve adil olmaları gerekiyor.
Felaket döneminde bile kayırıcı, ayrıştırıcı tutum ve davranışlar daha da büyük sorunları tetikler.
KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ın da ifade ettiği gibi hoyratlık ve cüretkârlıkla düzen sürdürülemez!
Toplum olarak, yaşananlardan ders çıkararak yeniden düşünmek ve birlikte geleceğin hikâyesini yazmak zorundayız!
Bir kez daha çok net bir şekilde anladık ki felaketler ayrım yapmıyor, herkesi öldürüyor.
Bu ülkede farklılıklarımız, farklı tercih ve kimliklerimizle tüm bu belaları beraberce yaşıyoruz.
Üstelik yarın da aynı kadere, aynı güneşe bütün farklılıklarımızla doğacağız.
Birlikte özgürlükçü bir dünya kurmaktan başka çıkış yolu yok!
Bu yeni hayatı, bu yeni nizamı siyaset marifetiyle kurmaktan başka da çözüm yok gibi!
Çözüm, siyasi alanı daraltmakta değil, bu alanı olabildiğince genişletmekte.
Herkesin ihtiyaç ve taleplerini özgürce tartışabilmekte.
Farklı sesler yok edilerek, toplumun yarısını “biz” tanımı içinde saymayarak nereye varılır?
Toplumun yarısını dışlayarak, keyfiyetçilik ve merkeziyetçilikle sorunlar nasıl çözülecek?
Unutmayalım ki “Korana virüs” dindar-ateist, solcu-sağcı, Türk veya Kürt,  muhafazakâr veya seküler seçmiyor.
Sorunların çözümü konusunda sadece iktidar değil, tüm partiler değişmek zorunda.
Umarım, Korona virüs bahane edilerek kirli siyasetimizin manifestosu değişir!
Problem çözücü, şeffaf, özgürlükçü bir devlet yapısı oluşur.
Ülkeyi yönetenlerin; toplumun, farklılıklarla birlikte bir bütün olduğunu, yaşanan belaların hepimizi ilgilendirdiğini, felaketlerin sonucu olan ölümün seçici davranmadığını bir an önce anlaması, bu realitede çözüm üretmesi, dileğimdir.

NOT: Tüm dostların, her şeyin başının sağlık olduğu bilinç ve duyarlılığı içinde olması temennisiyle, hayat kurtarırken kendi hayatını tehlikeye atan, eşsiz fedakârlık duygusuyla hizmet veren sağlık çalışanları ailesini yürekten kutluyor, sağlıklı, huzurlu güzel günler diliyorum.

KAPAT