TARİHE FARKLI BAKABİLMEK

Ali Çurey
03 .02.2009

Niye yalan söyleyeyim, hakkımda söylenen güzel sözlere çok seviniyorum. Nedendir bilmiyorum (galiba methedilmekten hoşlanıyorum) yazma hırsım kamçılanıyor. Enerjim artıyor. Bir başka adam oluveriyorum.

Siz dostlarımdan ve hemşehrilerimden tekrar takrar istirham ediyorum. Ne olursunuz bu yönde beni yalnız bırakmayınız. Güzel söz söylemekten ne kaybınız olur ki? Sermayesi (güzel söz) olanın özü zenginleşir. Korkmayın!

Sevgili MEŞFEŞŞÜ Necdet Hatam, bizim toplumun Necdetleri (gurbette) bir elin parmak sayısını geçmez ve dahi diğer kardeşlerimin de öyle. Hele bir Nurhan kızımız var ki, değme gitsin benim enerji lokomotifim.

Hepinize çok ama çok teşekkür ediyorum.

Bendeniz de ”Keşanlı Ali” olmamaya özen gösteriyorum. Bilesiniz.

Bir hatırlatmam olacak. Sakın ha bu konuşmalarımı geyik muhabbeti olarak tanımlamayınız.

Çoğunuzun bildiği gibi benim gerçek uğraş alanım Hatti-Hititlerin dilleri ile Çerkes (Abhaz-Adige) dillerinin ayniliği üzerine tezlerdir. Fiziksel ve zihinsel ömrüm ve sağlığım elverdikçe bu konuda konuşmaya ve yazmaya devam edeceğim.

Konumla ilgili en küçük bir ip ucu bile çok önemlidir. O bakımdan, köyünüzde, evinizde, çevrenizde, kitaplığınızda ve aklınızda, bu benzerliği çağrıştıran sözcükleri mutlaka yazın.

Dil tarihtir.

Tarih ise yazıdır.

Dil ve insan yaşıttır. paralel olarak gelişir. Dilde, insan gibi gelişir ve hatta değişerek gelişir. Bu dilbilimsel mantıkla dillerinde ölümlü olduğunu gösterir. Ancak ölü dillerin bile yaşayan sözcükleri vardır. Bunu arayanlar bulur.

Bu bağlamda “yazılı belgeleri” bulunan Hatti-Hititce’nin günümüze ulaşan pek çok sözcük mevcuttur. Şu anda halen elimde 300 sözcük var. Bu rakam azımsanmamalıdır. Bilim insanları için değil böylesi yüklü sözcükler, bir sözcük dahi tarih için anahtardır. Canım Hatti-Hititlerden bana veya bize ne, demeyelim. Zira, bu günkü adımızla -yani Çerkesler- tarih içinde insanlığın yararına ne yapmıştır ve günümüz uygarlığına temel olabilecek yaratıları var mıdır?

Bu ve benzeri sorulara alacağımız somut yanıtlar pek çok sorunumuzun çözümünü hızlandıracaktır. Elbette ki çağımızın karmaşık sorunlar yumağını da göz ardı etmiyoruz. Edemeyiz. Ancak bu konularda “öncelik” sırası meselesinde “bencillik” etmediğimiz taktirde arzuladığımız “öncelikli konu” birinci sıraya girecektir, diye düşünüyorum. Hatti-Hititlerde “Dans ve Müzik ” üstünde ciddiyetle durulması gereken bakir bir konudur. İstiyorum ki, “Dilci olmayan” Dilci Ali Çurey, “DANS VE MÜZİK “konusunda ahkam keseni olmasın. Lütfen dansçılarımız, müzisyenlerimiz, ressamlarımız ve heykeltıraşlarımız yüzlerini bu tarafa çevirsinler. Örneğin, Hatti-Hititlerde eski Yunan ve Roma’da olduğu gibi erotik yaratılar yoktur. Neden? Bunu “klasik ahlak” anlayışla beslenen bir kafa yapısına dayandırmak için söylemiyorum. Hatti-Hititlere ait kaya kabartma resimlerinde rastlanmayan bu sanat anlayış ve işleyişinin dayandığı düşüncenin köklerini merak ediyorum.

Kadın, o zamanda tıpkı günümüzde olduğu gibi erkeğin mutluluğu idi herhalde veya kadın için erkek. Geliniz dostlarım, bir arada bu konularda söyleşelim.  Yani hiç yapılmayanı veya yazılamayanı, hiç söylenmeyen veya söylenemeyeni söyleyelim ve yazalım.

Not: Teknoloji ile başım dertte

KAPAT