SÖZCÜKLER -3

Ali Çurey
31.07.2017

(ПсалъэцIыкIухэр) (PsaletsIykIuher)

Canım dildaşlarım; ben geometriyi (İspatlı-uzay- tasarı) çok seviyorum. Özellikle ‘üçgeni’ ve sonra ‘nokta’ ile ‘doğruyu’. Bu üç kavram sözcük, yaşantım için birer kılavuzdur. Üç noktadan bir düzlem geçer. O da ‘üçgendir’. İki doğrunun kesiştiği yer ise ‘nokta’dır. Bir noktadan sonsuz doğrular geçer. Peki ’doğru’ nedir? Doğru, sonsuz noktalardan oluşan bir ‘hat’dır. İki noktadan sadece bir doğru geçer.

Bunları ben söylemiyorum. Başlangıçta ’Öklit’ isimli boş gezen, işsiz, güçsüz ve ebleh bir insanın safsatalarıdır (!). Ben sadece onları naklediyorum.

Bunları durup dururken neden yazıyorum?

Şunun için: Her insanın kafasından sonsuz doğrular geçebilir. Evet, bunların hepsi o insanın, doğrularıdır. Ve de doğrudur. Esas olan, ikimizin veya çoğumuzun ortak doğrusudur. Bunun da tanımı, ‘iki noktadan sadece bir doğru geçer’dir.’ Yani, seninle, benim ortak doğrum. ‘’Neden, seninle benim ortak doğrum?’’ diyebilirsiniz. Bakınız, şöyle; sen de ben de doğduk ve yaşıyoruz. Ne zamana kadar? Bilmiyoruz. Şimdi doğum ile ölüm arası yolculuk var. Bu yolculukta trafik kuralları mevcut. Tıpkı araba kullanırken uymak zorunda olduğumuz kurallar gibi. Nedir onlar? Şudur; hani meşhur ‘On Emir’ var ya işte onlar.

Birkaçını yazayım:
Yalan söylemeyeceksin.
Çalmayacaksın.
Öldürmeyeceksin.
Tartıya hile katmayacaksın.
Komşunu kendin gibi seveceksin.
(…)

Ve kalanı da sizler okuyun.

Can dostlarım şimdi gelelim esasa! Tartışmalar, bir düzlem içinde, doğru ve noktalı olmalıdır. Çünkü bir üçgenin iç açıları ile bir doğru parçasının 180° olduğunu ve bunu değiştiremeyeceğimizi bilmek zorundayız.

Canım dildaşlarım ve soydaşlarım; Sözcü Gazetesi ‘Oyunun Kuralı’ köşesi yazarı Sayın Ege Cansen ne diyor? 11 Ekim 2015 Pazar günkü yazısından bir alıntı. ‘Sözcükler, düşünmenin ve muhakemenin yapı taşlarıdır. Sözcüklerin galat (yaygın bilinen yanlış) anlamları ile fikir üretilemez. Bu sebeple, İslam’ı anlama uğraşıma, İslam’da sık kullanılan sözcüklerin kökünü aramakla başladım. (…)’

Sevgili dostlarım,

Sözcüklerin etimolojik açınımı ve onların tarihsel yolculuğu, dil bilimsel açıdan incelenirken; yani anlamlandırılırken, dikkatten kaçırılmaması gereken üç kavram sözcük: Zaman, mekan ve       koşullar. Yani sözcükler ne zaman, nerede ve nasıl doğdu ve nasıl oluştu? Bu soruların yanıtı, olabildiğince belge ve bilgiye dayalı olmalarıdır. Benim seçtiğim, sözcükler için çıkış noktası ‘HT’ rumuzu ile ifade bulan ve Hat-Het-Hatti ve bilahare Hitit’e terfi eden Hattilerin dönemidir. Zira bize ait yazılı belgeler ve bilgilerin havuzu burasıdır. Kuzey Kafkasya, Kuzey Mezapotamya ve Küçük Asya üçgenine dikkat! Bu kez sizlere çok önemli bulduğum ‘İnsan’ sözcüğü hakkında birkaç bilgi sunmak istiyorum.

Ekmek – Haluğ (Хьэлыгъу – ЩIакъухъуэ)

Arpa – Ha      (Хьэ – Дзэ)

Misafir odası – Haçeş       (ХьэщIэщ)

Misafir –   Haçeh       (ХьэщIэ)

Ölü insan –   Hade   (Хьэдэ)

Ahiret –       Hadrıhe (Хьэдрыхэ)
Ölü yemeği –       Hadeus (ХьэдэIус) vs.

Sevgili dostlar; bugün Adigece bilen birisine, köpeğin Adigece’sini sorsanız alacağınız yanıt ‘Ha- Хьэ ‘ dır.

Peki, şimdi kendimize soralım.

Yukarıda yazdığım, tüm sözcükler köpekle mi ilgili? Bu sorunun yanıtını merak ediyorsanız, lütfen Hz. Nuh peygamberin Tevrat’ta geçen üç oğlunun (Sam-Ham-Yafet) hayat hikayesini okuyunuz.       (Bakınız; Tekvin 10,       Ayet 18,19,20,21,22,23,24 –Kitabı Mukaddes)

Sevgili dostlar şimdi kendime dört sorum var.

1) Çerkesler (Adigeler) tarihte yazı kullandılar mı?

2) Çerkesler, tarih içinde; tüm insanlığın yararına olabilecek bir uygarlık yaratıları var mıdır? Yani uygarlığı, kocaman bir halı olarak kabul edersek; bu halının bir ilmiğinde, bir renkli dokusunda katkısı var mı?

3) Çerkesler, tarih içinde devletleştiler mi? (Yani kendi çağına uygun)

4) Çerkeslerin, kadim anavatanları sadece Kuzey Kafkasya mıdır?

(Bkz. ‘Ht’ Rumuzlu -Hatti Hitit Halkının Gerçek Kimliği)

KAPAT