SİZİN İÇİN KUTUPLARDAYIM

ŞIH Şamil
18 Eylül 2010

Sizler için güzelim Cannes plajlarından, beyaz dışında hiçbir rengin olmadığı kutuplara geldim. Araştırmacı gazetecilik nedir, diyene aha budur, diyebilirim.


Akkikiktok’la kutup yollarında mola verdiğimizde çektirdiğimiz foto

İyi de Kafkasya nire Kutuplar nire, diyeniniz olabilir. Kendi milletinin araştırmasını yap, diyen olabilir. Seninki de macera, diyen de olabilir. Fakat durum bildiğiniz gibi değil. İnuitler Çerkes kökenli olabilir. Şimdi İnuitler de kim demeyin. Şöyle açıklayayım. Hani biz kendimize Abhaz-Adige deriz de eloğlu Çerkes der ya. Hah, işte İnuitler de kendilerine İnuit diyor, biz eloğlulları da onlara Eskimo diyoruz.

Bunlar da aynı bizim millet gibi. Bazı İnuitler (özellikle vatanında yaşamayanlar) kendilerine ısrarla Eskimo diyorlar. Kutuptakiler de siz onları boşverin, kafalarında mors miğferi var diye takırdıyorlar.

Şimdi iki şeye kafanız takılmıştır. Birincisi mors, ikincisi takırdamak.

Açıklayayım: Mors bir memeli deniz hayvanı. Türkçe’de denizaslanı deniyor. Hani şu üst damaklarından aşağı fil gibi uzun iki dişleri olan sevimli hayvan. Takırdamak konusu da; bu İnuitler kıkırdayamıyorlar. Çünkü, o kadar acayip bir soğuk var ki, kıkırdamak isterlerkene takırdıyorlar. Bende o nedenle takırdıyorlar dedim.

Bu ‘’mors miğferi’’ deyimi bana yabancı gelmedi. Niye öyle diyorsunuz dedim. Çünkü, dedi, bu miğferi giyen; morsun dişleri gözlerini kapattığı için bir şey göremez. O nedenle hayalinde ne varsa onu gerçek sanır ve bodoslama yürür, yanıtını verdiler.

Beni bir İnuit aile konuk etti. Onlarla röportaj yapacağım. Önce tanıtayım sizlere:

Akkikiktok, ailenin reisi. Yukarda fotografta birlikte olduğum arkadaş. Beni de sarıp sarmalayıp, kızaktaki başköşeye paketleyen odur. Akkikiktok’un kelime anlamı, cesur demekmiş. Eşi hanfendinin adı, Ikniqpalagaq (yazarken canım çıktı, okumaya yeltenmeyin telaffuzu imkansız). Manası gökyüzünde çakan şimşekmiş. Akkikiktok ve Ikniqpalagaq’ın üç çocukları var. Tuuluuwaq, Tarralikitak, Umiaktorvik. Sırayla manaları: Kuzgun, kelebek ve nehir. Kelebek olan kız.

Arapların gördükleri her yeri yeşile boyamalarının nedenini bilir misiniz? Çünkü kendilerinde yeşil yok. Her yer kum. Bu Eskimolar da (pardon) İnuitler de burada boyanacak yer olmadığı için kendilerinde olmayanları çocuklarına isim olarak takmışlar.

Neyse efendim uzatmayayım. Bu sevimli ve (buzun bile isyan ettiği bu soğuk havada) sıcak insanlarının evine konuk oldum. Ev dediğim, bildiğiniz buzdan bir yarım küre. Ancak içerisi acayip sıcak. Nasıl oluyor anlamadım. Yemekler tabikine hep balık…

Röportajıma geçiyorum artık. Bu ön bilgiler size yeter.

SİZİN İÇİN KUTUPLARDAYIM

CC and CNN Report, 18 Eylül 2010

ŞIH Şamil: Öncelikle beni evinize konuk ettiğiniz için teşekkür ederim.

Akkikiktok: Asıl siz bizi onurlandırdığınız için biz teşekkür ederiz.

ŞIH Şamil: Sayın Akkikiktok, Eskimolar hakkında bize biraz bilgi verir misiniz?

Akkikiktok: Eskimo değil sayın Şamil, İnuit. Biz Eskimo değiliz.

ŞIH Şamil: Pardon… Pardon… Ben sizleri Eskimo olarak biliyordum.

Akkikiktok: Evet yabancılar bize Eskimo derler ama biz bu ismi kullanmıyoruz. Yabancıların bize taktığı isim yerine kendi orijinal ismimizi kullanmayı tercih ediyoruz.

ŞIH Şamil: Doğru. Asil bir tutum.

Akkikiktok: Yok, yok sayın Şamil. Asil olmak gibi bir kaygı ile değil, benim atalarım kendilerini İnuit diye tanımlarken ben neden yabancıların atalarının bize taktığı ismi kullanayım? Bu en azından kendi kültürüme bir hakaret olmaz mı?

ŞIH Şamil: Haklısınız… Peki, havalimanından buraya kadar tam 6 saat, özel köpeklerinizin çektiği kızakla geldik. Her yer beyaz. Bir süre sonra insanın gözü, normal objeleri görmez hale geliyor. Evler gördük ama onlar da bizim alıştığımız türden değil. Kardan ev yapmışsınız. Burası gibi. Neden gül gibi Kanada, Amerika, Rusya varken bu kartopunun içinde oturuyorsunuz?

Akkikiktok: Sayın Şamil. Burası bizim vatanımız. Burada doğduk, burada büyüdük, burada öleceğiz. Biz vatanımızdan memnunuz.

ŞIH Şamil: İyi de, hep balık yiyorsunuz. Bu bir süre sonra bıktırmıyor mu?

Akkikiktok: Bilmem biz bıkmadan yiyoruz.

ŞIH Şamil: Peki…Sizin vatanınız dışında yaşayan insanlarınız yok mu?

Akkikiktok: Var elbette. Onlara gelin buralara dediğimizde, kızaklarını ve köpeklerini bana verirsen gelirim diyorlar. Bir de inatla biz Eskimo’yuz. Büyük Eskimo devleti kuracağız, falan gibi şeyler söylüyorlar. Ben kaç kez dedim. Tamam kurun devletinizi de önce gelin bu yıl ki balık tutma mevsimini kaçırmayalım. Yoksa aç kalacaksınız diye. Yok diyorlar. Biz günlük işlerle zaman kaybedemeyiz, büyük düşün, diyorlar.

ŞIH Şamil: Hadi canım.

Akkikiktok: Valla.

ŞIH Şamil: Bizim Çerkeslerde var öyleleri.

Akkikiktok: Aaaa… Siz Çerkes misiniz?

ŞIH Şamil: Evet… Bilir misiniz Çerkesleri.

Akkikiktok: Bilmez miyiz.  Burada bir Çerkes aile vardı. Çok muhterem insanlardı.

ŞIH Şamil: Yapma yahu. Bizimkiler buraya bile mi yerleşmişler? Çok şaşırdım.

Akkikiktok: Evet, Türkiye’den gelmişler buralara. Her 21 Mayıs’ta buza delik açar ve içine çelenk atarlardı. Sürgün edilmişler herhalde.

ŞIH Şamil: Uhhh!

Akkikiktok: Biz önceleri anlamazdık. Meğer yas tutarlarmış. Yetişkin oğulları vardı. Onlar da deliğe zıpkın atarlardı.

ŞIH Şamil: Eee…

Akkikiktok: Bir gün konuştum bu Çerkes’le. Dedim neden buza delik açıp içine çelenk atıyorsunuz, zıpkın atıyorsunuz? Dedi ki, biz sürgün edilmiş bir halkız. O nedenle her 21 Mayıs’ta yas tutarız. Her yıl bugün, dünyayı kurtarırız. Ebedi düşmanımız Ruslara demediğimizi bırakmayız.

ŞIH Şamil:  Eee…

Akkikiktok: Bende bu devirde sürgün mü kaldı. Tüm sınırlar neredeyse elek gibi. Gitsenize memleketinize, demiştim.

ŞIH Şamil: Eeeeee…

Akkikiktok: Demişti ki; gidecez ama önce bize ev, araba, para vermeleri lazım.

ŞIH Şamil: Eeeeeeeeeeee…

Akkikiktok: Ben de burada kızağa biniyorsun. Kar kalıplardan elimizle yaptığımız tek göz evde oturuyorsun, gidip vatanında baraka da yaşasan ne gam!

ŞIH Şamil: Durun, durun sayın Akkikiktok! Nerde bu aile onlarla da görüşmek istiyorum.

Akkikiktok: Oooo… Onlar gideli çok oldu.

ŞIH Şamil: Hah! Demek ki sizin sözleriniz etkili olmuş…

Akkikiktok: Valla bilmiyorum. Geçen yıl Kurban Bayramı tebriği yollamışlar. Yine sızlanıyorlardı.

ŞIH Şamil: Ah ha!

Akkikiktok: Gerçekten… Kaliforniya’da sokakta kurban kesmek yasakmış. Bunlar da hayvanı sokmuşlar banyoya… Tabi hayvan durur mu? Bağırış çağırış… Komşuları şikayetçi olmuşlar. Polisler gelmiş bunu alıp götürmüşler. Ceza-meza vermişler işte. İşte bunları yazıyordu bayram tebriğinde… Kısacası yine şikayetçiydi.

ŞIH Şamil: Neeeeyyy? Bu aile Amerika’ya mı gitmiş.

Akkikiktok: Evet… Oraya gitmişler. Şimdi Pasifik kıyısında 21 Mayıs anmaları düzenliyor, çelenk bırakıyorlarmış. Büyük oğlu da oradan denize ok atıyormuş. Biraz ters yerden atıyor ama olsun.

Değerli okuyucular. Röportajı burada bitirdim. Ancak yukarda ‘’İyi de Kafkasya nire Kutuplar nire, diyeniniz olabilir. Kendi milletinin araştırmasını yap, diyen olabilir.’’ demiştim. Deyiyseniz boşa dediniz. Gördüğünüzü gibi kutuplara bile gitmiş hemşehrilerimiz.

Araştırmacı gastecilik biraz da hissetmektir…

Bekleyin, önümüzdeki hafta kimle röportaj var şaşıracaksınız.

KAPAT