MERT SEYHAN (Öykü)

KİŞİSEL KATLİAM PLANLARI

Bir türlü hazmedemiyordu yaşadıklarını genç adam. Yolda, okulda, belediye otobüsünde sürekli gergin yaşıyordu. Eve her gün yorgun gelip tek başına odasına çekiliyor, uzun süre bütün kanalları zaplıyor sonra uykuya dalıyordu.

Bir sabah belki rüyasında gördüğü bir fikirle kalktı. Evet kendini rahatsız eden her türlü sorunlardan kurtulmanın yolunu bulmuştu. Hızla evden çıktı ve silah satan bir dükkana gitti. Satıcı birçok belge istedi. Bu kadar belgeyi toplama şansı yoktu. Kırgın çıktı. Karanlık yüzlü biri de arkasından. Yolda çevirdi önünü.
– Silah mı lazım abey…

Şaşkın şaşkın baktı adamın yüzüne.
– Nereden biliyorsun silah aradığımı
– Biraz önce silah dükkanında sordun ya abey onun için dediydim.

Adam nedense pek ürkütmedi, hatta güvenilir bile bulmuştu.
– Evet hem de çok gereksinimim var. Para sorun değil. Yalnız çok güçlü olmasını istiyorum. Bolca da mermi.

Adam bıyıklarını sıvadı.
– Gel benimle abey.

Genç adam, akşam eve geldiğinde kutu kutu mermi ve seri atış bile yapabilen bir silaha sahip olmuştu.

O gece sabaha kadar uyumadı. Erkenden kalktı ve bir şehirler arası otobüse binip ıssız bir yerde indi. Bolca silah talimi yaptı. Günlerce tekrarladı. Artık istediği hedefi vuracak deneyimi olmuştu. Gülümsedi.
– Artık tamam. Şimdi sorunları çözmenin zamanı geldi.

Kentin sokaklarında belinde silahı umarsız dolaşma başladı. Arabasını park eden bir adamla kılıksız biri tartışmaya başladı. Kılıksız olanı park ücreti istiyor, diğeri görevli olup olmadığını öğrenmeye çalışıyordu. Kılıksız son noktayı koydu.
– Sen bilirsin arabanın başına bir şey gelirse mesuliyet kabul etmem.

Adam para ödemeyi reddedip, arabasını kilitledi ve uzaklaştı. Kılıksız adam da bir küfür savurup ortadan kayboldu.

Genç adam, hep böyle oluyor diye düşündü. Eminim birazdan gelecek ve arabaya zarar verecek. Sokağın ucuna geçti ve beklemeye başladı. Birazdan kılıksız, sokağı kolaçan ederek geldi, ve arabayı boydan boya tornavida ile çizikler içinde bıraktı. Genç adam belinden silahı çıkarıp koşarak kılıksızın yanına geldi ve yere çökmesini emretti. Adam şaşkınlıkla çöktü. Yalvarma başladı.
– Amirim valla bir daha yapmayacağım.
– Ben polis değilim.

Kılıksız daha da telaşlandı. Genç adam kılıksızın daha fazla konuşmasına izin vermeden silahını ateşledi. Kılıksız kanlar içinde çizdiği arabanın yanına yığıldı, kaldı. Son derece sakin silahını beline koyup, sokaktan çıktı.

Eve geldiğinde daha önce yaşadığı gerginliğinden hiç iz yoktu. İnanılmaz huzurluydu. Televizyonu açıp eğlence programları izledi.

Ertesi gün erken saatlerde kalktı. Dolmuşa bindi. Balık istifi gibi insanlar tıkış tıkış yolculuk ediyordu. Şoför hala yolcu almak için her on metrede bir duruyordu. Sıcaktan nefes alamaz hale gelen yolcular homurdanıyor ama kimse sesini yükseltemiyor. Sonunda genç adam dayanamadı. Şoföre artık durmamasını rica etti. Aldığı yanıt yüzünü kızartacak kadar kötüydü. Minibüste hiç kimse sesini çıkaramadı. Genç adam başını öne eğdi. Son durağa geldiklerinde aşağı indi ve tüm yolcuların inmesini bekledi. Şoför tek başına kalmıştı. Hemen yeniden minibüse bindi ve kapıyı kapattı. Arkasına geçti. Şoför ancak son durak diyebildi. Sesini silah sesi boğdu. Genç adam hemen aşağı indi ve gözden kayboldu.

Yatağında uzanan genç, şimdiye kadar neden aklıma gelmedi bu yöntem diye düşündü. İnanılmaz huzurlu inanılmaz mutluydu.

Günler geçtikçe listesi kabardı.

Bir gün kendi yaşlarında biri çıktı karşısına, karanlık bir sokak ortasında. Genç adam silahına uzanamadan önce bir ses duydu sonra göğsünde bir acıma. Dizleri tutmadı. Yerde boylu boyunca yatarken karnına doğru sıcak bir akıntıyı hissedebiliyordu. Gözlerini açmaya çalışıyor ama açamıyordu. Kendi yaşındaki genç başına dikilmiş bağırıyordu. ‘’Aç gözlerini ve kalk artık.’’

Genç adam artık öldüğünü düşünüyordu. Çünkü sesi çok net duymasına karşın gözlerini açamıyordu. Sonra vücudu sertçe sarsılmaya başladı. Gözlerini açtı. Odasındaydı, kardeşi omuzlarından sarsıyordu. ‘’Hadi işe geç kalıyoruz.’’

Yatakta doğruldu. Vücudu ter içindeydi. Hala yaşadıklarının rüya mı gerçek mi olduğunu anlamaya çalışıyordu.

KAPAT