KÜRESEL ISINMA

Nilgün Nart
26.08.2010

DAHA GEÇ OLMADAN

Gezegenimizde oyun içinde oyunlar oynanmakta.

Oyunun tasarımcı-hokkabazları birbirinden üstün, birbirinden marifetli.

Tüm dünyada petrole, nete, televizyona, hazır yiyeceğe, ilaca, kısaca; kültürünün ve gelişkinliğinin elverdiği oranda çeşitli fiziksel, zihinsel ve duygusal objeler, kalıplara ve durumlara alıştırılmış insan kitleleri şaşkın çaresiz ve korkmuş bir şekilde; küresel ısınma, savaş, itiş kakış haberleri arasında savrulup durmaktadır.

İnsanlar kime ve neye inanacağını bilmiyor. Her kafadan ayrı bir ses, her yerden ayrı bir isyan yükseliyor.

Herkes ve her şey kendi içinde, kendi hesaplaşmasını yaşıyor. Ancak herkes kendisine hesap verebiliyor.

Ve herkes ancak kendisini anlayabiliyor.

Hiç kimsenin birbirini duymadığı, etrafında dönen kaosundan kimsenin kimseyi gözünün görmediği anlardayız.

Sonuçta biz insanlar zeki bir türün üyesiyiz. Etrafımızda dönen dolaplar içinde neler olup bittiğini anlayabilecek ve bu kargaşanın içinden açıklığa ve feraha yol alabilecek inisiyatife sahip varlıklarız. Yeter ki görelim, anlayalım ve ”yol’’a çıkalım.

Gezegende en büyük hesap-kitap işleri; küresel ısınma adı altında işleyen çarklarda kargaşalar ve beklentiler olarak yaşanmakta.

Hükümetler, bilim insanları, IPCC, medya, çevre örgütleri; kısaca gezegende yaşayan insanlar; küresel ısınma olup olmadığının ve eğer oluyorsa da sonrasında ne olacağı ve dolayısıyla ne tür önlemler alınacağı ve uygulanacağı konusunda bir karara varamamış durumdadır ya da tüm bu kurumların bir kararı var ve bizlerin; insanlar olarak bunlardan haberimiz yok.

Küresel ısınma ve felaket haberleri gündemlerimizi karabulutlar gibi kaplarken, Amerika’dan doğan ekonomik kriz haberleri ve etkileri dalga dalga dünyayı sarmaya ve -uyandırmak için- acı bir şekilde sarsmaya devam ediyor.

Sonuçta İnsanlık; Havva’nın ve Adem’in binlerce yıllık macerasından ve Elma Düşünden uyanmak üzeredir. Çünkü Elma-Dünya tahımı elden yitip gitmek üzeredir. Küresel ısınma insan kaynaklı veya değil; insanlık nüfusunun son 100 sene içinde hızlı bir şekilde artmasından, körüklenen tüketim çılgınlığından ve daha burada sayfalarca yazabileceğimiz nedenlerden dolayı; gezegenimizin; ekolojik dengesine, üzerinde yaşayan canlılarına, denizlerine ve bitki örtüsüne aşırı derecede zarar verilmiş ve gezegen tüketilmiştir. Üstüne üstlük; insanın bizzat kendisinin de gezegenin ekolojik sistemine bağımlı olmasına, gezegen üzerindeki canlılardan beslenmesine rağmen gezgene tüm bu saydıklarımızı yapabilmiştir.

İnsanoğlunun huyudur; ben yapmadım demesini adet edinmiştir. Fakat gezegende olan tahribata sesimizi çıkarmadığımız her seferinde, yok olan türleri geri getiremediğiniz her kayıpta, gezegende insanın vahşeti yüzünden ölen her canlıda, kullandığımız ve tabiata zarar veren her üründen ve bunların üretim modellerinden v.s. sorumluyuz. (Tüketim alışkanlığınızı değiştirmediğiniz sürece.)

Aslında sorumluluğumuz basitçe kendimiziz. Çünkü olan her birimizin yaşamlarına ve üzerinde yaşadığımız gezegenimize olmakta.
Durum bu ise henüz daha geç olmadan gezegeni ve yaşamlarımızı dengeleyebilmek için; dünyamız ile ilgili daha net bir anlayışa kavuşmak durumundayız.

Ancak ve ancak net bir anlayış ve neler olduğunu kavrayış bizleri; içinde bulunduğumuz ataletten ve kaoslardan güvenle çıkaracaktır.

İşleyiş olarak insanın zihni; neler olduğunu anladığında çözümler üzerine odaklanabilir. Anlamak aynı zamanda olanların kabulünü ve teslimiyetini getirir. Çekişme ve kaos biter. Çünkü olan olmuştur. Sorumlularda gezegende olduğuna ve aynı akıbete üç aşağı beş yukarı zaman diliminde uğrayacağına göre, gezegenimiz, yaşamlarımız geleceğimiz ve çocuklarımız için elimizden bir şey geliyorsa yapma niyetinde oluruz. Çözümlere odaklanıp, çözümleri ortaya çıkarabilir, uygulamaya koyabilir, uygulanması konusunda sivil topum örgütleri ve yola çıkan diğer insanlarla birlikte çalışabiliriz.

Sonuçta; küresel ısınma insan kaynaklı veya değil; gezegenin ve insanlığın tükenişinde, küresel ısınmayı birileri kendi çıkarlarına alet ediyor veya insanlığı bir yerlere sürüklüyor gibi gizli kapaklı oyunları seyrederken ve faillerini bulmaya çalışırken; aynı zamanda “daha geç olmadan” gezegen ve yaşamlarımız için de harekete geçecek anlayışa ulaşabiliriz.

Belki de oyun içindeki oyun; doğru yöne bakmamızı engellemek için oynanan şaşırtmaca oyunudur. Biz yine de biraz ilkel olup gezegenimizin ve insanlığın verdiği alarm sinyallerine güvenmeyi öğrenmeliyiz ve olanı sinyallerden anlamalıyız.

Sonuçta; küresel ısınmayı en iyi açıklayan; fosil yakıt kaynaklı teori nedenlerini de içinde barındıran ve ısınmanın nedeni olarak uzaydan gelen gama ışınımlarını ve güneş patlamalarını ve neticesinde dünya çekirdeğinin hareketliliğini ileri sürerek inceleyen araştıran ve tezini ispata çalışan SEKAR John/Velikovsky-teorisidir. Küresel ısınmadaki her şeyin teorisi gibi bütün nedenleri için alan ve anlamlandırarak, insanlara bütünsel bir bakış açısı sunan bir teoridir. (Bu teoriye göre tehlike yeryüzünde insanoğlunun gezegene yaptığı tahribatla birlikte uzayda ki gama ışınımından gelmektedir. İncelemenizi tavsiye ederiz.)

İnsanlar son yılarda televizyondan akan cehalet yayınları ile o kadar etkisiz hale getirildi ki halen bir tepsi içinde ve öküzün boynuzlarında yaşıyor olduğumuzun sanrısına kapılabiliriz. Çeşitli şişirilmiş absürd haberler gündemimizden düşmezken ve hayat bir kutunun içinde bize yaşatılırken, uzayda; ışık hızıyla bilinmedik bir yöne hareket halinde olan bir gezegende olduğumuzu unutabiliriz. Sonuçta gezegenimiz Samanyolu Galaksisi’nde, Güneş Yıldız Sistemi’ndeki 3. gezegendir.

Ne acıdır ki; bütünsel ve yüksek bakış açısını unuttuğumuzda; gezegenimiz ve yaşamımız da biz fark etmeden yanı başımızdan akıp geçecektir.

Dünya Gezegeni; barındığımız, karnımızı doyurduğumuz, güzel günlerimizi yaşadığımız, muhteşem güzelliklerini seyre daldığımız, ailemizle çocuklarımızla güzel günlerimizi paylaştığımız, bizi besleyen ve bize yaşam sunan bir yuvadır.

Dünya bizim yuvamızıdır.

…Ve bütün insanlar ayrımsız bizim ailemizdir. Çünkü aynı gezegende yaşıyoruz.

Dünya üzerindeki bütün canlı türleri de varoluşumuzu paylaştığımız, varlık türleridir.

Gidecek başka gezegenimiz yok.

Gezegeninize, yaşamınıza ve geleceğinize sahip çıkınız.

DAHA GEÇ OLMADAN… İzleyiniz, izlettiriniz…
http://video.google.com/videoplay?docid=-1212075545357100122

KAPAT