KÜLTÜR BAKANINA AÇIK MEKTUP

YEMUZ Nevzat Tarakçı

Sayın Kültür Bakanım,

Görev ve yetkisi; millî, manevî, tarihî, kültürel değerleri araştırmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak, tanıtmak, benimsetmek ve bu suretle millî bütünlüğün güçlenmesine katkıda bulunmak, sivil toplum kuruluşları ile iletişimi geliştirmek ve işbirliği yapmak olan bir bakanlığı temsil ediyorsunuz.

Modern Türkiye’ nin sahip olduğu kültürel mirasın zenginliği ve çeşitliliği elbette gurur vericidir.

Bu kültürel çeşitliliğin zenginleşerek barış ve hoşgörü ortamında sonsuza kadar sürmesi, devletimizin, ülkesini ve milletini seven herkesin görevi ve arzusudur.

İşte bu zengin, bu renkli kültür çeşnisinin bir rengi de Çerkes kültürüdür.

 

ÇERKESLER BU ÜLKENİN ASLİ KURUCU UNSURUDUR

Sayın Bakanım,

Türkiye, yaklaşık bir buçuk asır önce zengin kültürel değerleri ile Kafkaslardan gelen Çerkes toplumunun da vatanıdır.

Çerkes toplumu, tarihte yaşadığı büyük sürgün ve devamında yaşanan acılar sonrası bu güzel toprakları yurt edindi.

Çerkesler, Türkiye Cumhuriyeti’nin asli kurucu unsurudur!

“Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları Kafkasya’da eşsiz bir dil ve kültür geliştiren Çerkesler 19 yy.da karşı karşıya kaldıkları soykırım ve sürgün ile anayurtlarından koparılmıştır.”

“Bu trajedi sonucu günümüzde 6 milyona yakın Çerkes Türkiye’de yaşamaktadır.”

“Türkiye’de yaşayan Çerkesler, yeryüzündeki tüm toplumlar gibi, kültürlerini yaşatmak ve kimliklerini korumak istemektedir.

 

ÇERKESLERİN TÜRK KÜLTÜRÜNE KATKILARI

Çerkes toplumunun ve kültürünün Türkiye kültürüne önemli katkıları olmuştur ve bundan sonra da olmaya devam edecektir.

 

ÇERKES HALKININ MASUM TALEPLERİ

Türkiye Çerkesleri kimlik ve kültürlerinin yaşatılabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm siyasi yapılanmalardan, özellikle Kültür Bakanlığından şu acil taleplerin karşılanmasını beklemektedir.

– Yurttaşların dillerini, dinlerini ve kültürlerini istedikleri gibi yaşamalarını engelleyen tüm yasaklar kaldırılmalı.

– İnsan hakları ile dil ve kültürel hakların geliştirilmesini güvence altına alan tüm uluslararası sözleşmeler hiç bir çekince konulmadan onaylanmalı ve uygulanmalı.

– Kimlik ve kültürel haklar kurumsal ve yasal güvence altına alınmalı: Çerkes kimliğinin ifadesi ve yaşatılmasına ilişkin her türlü engel ortadan kaldırılmalı.

– Çerkesler, çocuklarına ve yaşadıkları yerleşim birimlerine istedikleri isimleri koyabilmeli, Çerkes köylerine eski isimleri verilmeli.

– Ayrımcılık ve her türlü ırkçılık ile aktif bir şekilde mücadele edilmeli, özellikle ders kitaplarından dil, din, etnisite ve cinsiyet farklılığı temelinde ayrımcılığı ve nefreti körükleyen tüm ifadeler çıkarılmalı.

– Ana dili eğitimi yaşama geçmeli: Devlet, yurttaşların dillerini ve kültürlerini korumaları için sadece izin veren değil, destekleyen bir konumda olmalı.

– Çerkesce TV ve radyo yayınları yapılmalı. Çerkesçe yayın yapan özel basın/yayın organları desteklenmeli.

– Çerkes kültürüne yönelik sivil toplum kuruluşları desteklenmelidir.

 

ÇERKESLERİN BÜYÜK KATKILARI

Çerkesler, sürgün sonrası geldikleri Osmanlı topraklarında, yeni vatanları için çok sayıda can borcu ödedi

93 Harbi’nde, Balkan Savaşları’nda, Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’ında yiğitçe çarpışıp canlarını bu topraklar için verdiler.

 

ÇERKESLER TÜRKİYE İÇİN SAVAŞIRKEN TÜRKÇE BİLMİYORDU…

Manidardır: Çerkesler, Kurtuluş Savaşında bu ülke için canını verirken tek kelime Türkçe bilmiyorlardı. Şimdi onların torunları kendi ana dillerini bilmiyor!

Şu an Türkiye’nin dört bir yanında dağınık halde yaşayan milyonlarca Çerkes, yok olma tehlikesi yaşayan kültürlerini yaşatma gayreti içindedir.

 

21 MAYIS BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ

Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca Çerkes, her 21 Mayıs’ta büyük sürgünün yıldönümünü anıyor.

Nefesini tutarak, gözyaşını akıtarak, geçmişte yaşadığı sürgün acısını yüreğinin en derininde hissederek bu büyük acıyı tekrar yaşıyor!

 

ÇERKESLER DEVLETTEN DESTEK BEKLİYOR

Çerkes toplumu, kültürüyle yaşama mücadelesinde, bu ölüm kalım savaşında Türkiye Cumhuriyeti Devletinden destek bekliyor.

Anlaşılmayı bekliyor, fark edilmeyi bekliyor…

Çerkes halkının yaşadığı vahşeti iyi bilen bir bakan olarak, 21 Mayıs acısını bu halkla paylaşıyor olmanız, kültürüyle var olma savaşı veren bu halkın yanında bulunmanız en başta Türkiye’de yaşayan 6 milyon Çerkes’in buruk yüreğinde büyük karşılık bulacaktır.

Her yıl bu büyük acının yıldönümünde ayağa kalkan bu acılı halkı anlamak, onların yanlarında durmak, ortak çözüm yolları aramak, sorunları ortadan kaldırmak insani olan davranış değil mi?

Kültür Bakanlığımız; kültürleri, kültürün taşıyıcısı dilleri yok olma tehlikesi yaşayan bu renkli, bu zengin kültürün yok oluşunu uzaktan izleyen bir kurum asla olamaz!

Vergisini ödeyen, vatandaşlık sorumluluğunun yerine getiren, yasalara uyan milyonlar, bakanlığınızdan, kültürü yaşatma konusunda destek bekliyor.

Aksi takdirde, ikinci vatanları Türkiye olan milyonlarca Çerkes, önemsenmediğine, anlaşılmadığına, dışlandığına biraz daha inanacak!

Yıllarca demokratik yollarla yok olmaya direnen bu toplumun köklü tarihi, renkli kültürü en başta Kültür Bakanlığından destek istiyor.

Sayın Bakanım,

Devlet desteğini esirgemezse Türkiye Çerkes’leri kimlik ve kültürleriyle barış ve huzur içinde var olmaya devam edecektir.

Yürekten inanmak isteriz ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve yöneticiler, köklü tarihleri, renkli kültürleri ve özgürlük sevdalısı yürekleriyle Çerkes halkının göz göre göre tarihten silinme riskine seyirci kalmayacak kadar duyarlıdır.

Sayın Bakanım,

Umuyor ve diliyoruz ki başta Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzer siyasi irade bu farklı, bu köklü, bu zengin kültür değerlerinin yok olmasına müsaade etmeyecek bu kültür değerlerini sonsuza kadar yaşatma konusunda her türlü desteği vererek bu toplumun gönlünde taht kuracaktır.

 

ÇERKES KÜLTÜR İNSANI VE SANATÇILARINI ÖDÜLLENDİRMEK BU KADAR MI ZAR?

Sayın Bakanım,

Son derce önemli bir noktanın daha altını çizmek isterim.

Devletinden asla destek görmemesine rağmen olağanüstü gayretlerle bu renkli kültürün yok olmasını önlemek için gecesini gündüzüne katan, maddi manevi hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, alan çalışmalarıyla, köy köy, ev ev dolaşarak kültür değerlerini derleyen, bu değerleri ölümden kurtaran çok Çerkes araştırmacı, bir o kadar da sanatçı var.

Bu kültür fedaileri, bu kültür emekçileri bir gün olsun ülkelerinin Kültür Bakanından bir teşekkür, bir kuru plâket alamayacaklar mı?

Hani marifet iltifata tabiydi?

Sayın Bakanım,

Bir buçuk asırdır bu renkli kültürü yaşatmak için büyük fedakârlıklara katlanan bu gayretli kültür insanlarını görmek, bu olumlu davranışları ödüllendirmek, onları çalışmaya teşvik etmek yerine onları görmemezlikten gelmek, onları yok saymak daha mı doğru bir davranış?

Bu fedakârları toplum biliyor, halkımız bunları görüyor, alkışlıyor ama halkın Kültür Bakanı bu gelişmeleri, bu alkışa değer çalışmaları neden görmüyor?

Yoksa Kültür Bakanlığımız, “Bu ‘tali kültürler’ zaten yok olmaya mahkûmdur!” diyor olmasın!

Bu toprakların barındırdığı paha biçilmez kültürel mirası anlaşılır kılmak, onları yaşatma çabası içinde olmak elbette sorumluluğun gereğidir.

Bugün kültürel mirasın sadece sınırları içerisinde bulunduğu ülkelerin değil tüm insanlığın evrensel mirası olduğu da unutulmamalı.

Çerkes halkının be en acı gününde çalışmalarınızda başarılar diliyor sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sağlık, barış ve huzur içinde güzel günler temennisiyle!

KAPAT