KISKANÇ YILMAZ BURAYA GELDİ. UÇAN VALİ HABERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİ ANLATTI

ŞIH Şamil
25 Ocak 2010

Kaçamayacağınız insanlar vardır. Bunlardan biri de Yılmaz Özdil. Ne yaptı etti (temel neden kıskançlık) kendini buraya davet ettirdi. Gıcıklık olsun diye de Hilari’nin hediyesi penguen koltuğa yanlamasına oturdu.


Yılmaz restaurantın barındaki Amerikalı kızlara tıksırmadan içmenin inceliklerini anlatırken bendeniz onu bekliyorum ki, işimize bakalım

Hoşbeşten sonra. Hadi, şu sekreterine söyle de bizim Lagavulin’i getirsin bakem, dedi. İyi, dedim. Derdini biliyorum. Asıl isteği Mericeyn’i daha yakından görmek. Açtım telefonu Mericeyn, Alfonso’ya söyle de Yılmaz kardeşime Lagavulin getirsin, dedim.

Alfonso tam bir mağara adamı gibidir. Gerisini siz düşünün artık.

Neyse… Yılmaz’ı Amerika’ya getiren New York Post gazetesinin bir haberi. Burada yakaladıkları bir haberi Yılmaz duyuyor ve ”ulan doğru mu bu haber acep, gidip bakıp duru” diyor, atlıyor geliyor. Kendi gözleri ve kulaklarıyla şahit oluyor. Tabikine taa buralara kadar gelip bu haberi CC’de yayınlamazsak kırılır. İşte Yılmaz’ın inanamadığı haber için bana anlattıkları.

KISKANÇ YILMAZ BURAYA GELDİ. UÇAN VALİ HABERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİ ANLATTI
CC and CNN Report, 25 Ocak 2011

Şıh’ım Galatasaraylı olduğun için senin haberin vardır. Seninkiler son 30 yılın en büyük protestosunu yaptılar. Tabii ortalık karıştı.

‘’Avanta kömür’’ muamelesini ıslıklayan taraftarı para cezasına çarptırıp, bir daha stada sokmayacaklarmış… Halbuki, para cezasına çarptırılıp, stada sokturulmaması gereken başkaları!

Çünkü…

New York’un ‘’demokrat’’ valisi var, Obama’nın has adamı, Deyvid Petırsın. Bu vali, Yankees’in ateşli bir taraftarı. Bu arkadaş geçen seneki final maçını en faça koltukta seyreder.

Gel gör ki, ‘’şerefsiz’’ New York Post Gazetesi, merak eder ve Yankees kulübünü arar. Valinin kaç bilet aldığını ve parasını ödeyip ödemediğini sorar. ABD, bizim gibi ‘’ileri demokrasi’’ ülkesi olmadığı, ‘’kabile devleti’’ olduğu için ‘’Sana ne lan’’ diyemez ve cevaplar sorulan soruyu.

Yankees Kulübü, valiye 5 tane bilet verdiklerini, yalnız parasının ödenmediğini belirtir. Neden ödenmez? Çünkü vali ‘’resmi görevli’’ olarak geleceğini bildirir. Yasalara göre resmi görevlilerden para alınmıyor.

Gel gör ki, ‘’haysiyetsiz’’ New York Post Gazetesi bu sefer, neden bir tane değil de 5 adet bilet alındığını merak eder ve araştırır. Valinin iki yardımcısına, oğluna ve oğlunun arkadaşına ‘’avanta’’ bilet aldığını ortaya çıkarır.

Haşırt diye bu olayı manşet yapar.

Buyur buradan yak.

Manşetteki soru basittir: ‘’Avanta bilet rüşvet değil mi?’’

Vali tutuşur tabikine.

Yankees ile temas kurar ve parayı ödemek istediğini söyler. Amerika ‘’yalakalar devleti’’ olduğu için Yankees Kulübü ‘’reca ederim efendim, ödenmiş kabul edelim’’ diyemez maalesef… Çünkü hesapları denetleniyor kulübün. Mecburen ‘’kredi kartı numaranızı verin, tahsil edelim’’ derler.

Vali ‘’ebelek gübelek’’ der.

Çünkü, kredi kartından öderse, ödeme tarihi ortaya çıkacak. Yani maçtan önce değil, gazetenin manşetinden sonra mecburen ödemek zorunda kaldığı anlaşılacak.

Hal çaresi?

Vali der ki: Çek vereyim!

Verir çeki. Ancak cinlik yapıp, eski tarih atar. Böylece, sanki maçtan önce parayı ödemiş gibi olur. Sonra da utanmadan basın toplantısı yapar, ‘’iftira atıyorlar… İşte ödediğim çek’’ der.

Gel gör ki, ‘’karaktersiz’’ New York Post Gazetesi’nin manşeti ihbar kabul edilmiştir. ‘’Badem bıyıklı’’ polis devreye girer. Çek, adli tıp tarafından incelenir. Mürekkep testiyle, çeke atılan tarihin çakma olduğu kanıtlanır.

‘’Puşt’’ New York Post Gazetesi manşeti dayar: ‘’Vali yalan söylüyor!’’

Hadi bakalım, New York Eyaleti Dürüstlük Komisyonu devreye girer, iyi mi…

Dedim ya, Amerika, bizim gibi ‘’ileri demokrasi’’ ülkesi olmadığı için, böyle saçma sapan komisyonları var… Toplanır, haşırt diye 62 bin 500 Dolar cezayı geçirir valiye.

2 bin 500 Dolar bilet parası, 60 bin Dolar yalan söylediği için!

İşin hazin tarafı… Dürüstlük Komisyonu’nun üyeleri, bizzat vali tarafından seçiliyor. Yani, ‘’koltuğumuzu ona borçluyuz, pisliğini örtelim, aklayalım’’ demezler… Nankör herifler!

Netice?

Uçtu vali…

Obama çıkıp ‘’kefilim’’ demedi. Zart diye değiştirdi. İnsan içine çıkamıyor şu anda.

Bizim statlarda şeref tribünlerine çoluğunu çocuğunu doluşturan bürokratları, VIP localarında saçını tarayarak poz veren generalleri, maçı yazmadığı halde baş köşeye kurulan gazetecileri, koltuğunu beğenmediği için kavga çıkaran siyasileri, el pençe durup ihale kapan kulüp yöneticilerini görünce… ‘’İyi ki ileri demokraside yaşıyoruz’’ diye mutlu oluyor insan.

Demem o ki, değil ıslık…
Vuvuzela öttürsen hikaye…

Sivrisinek eskidendi çünkü…
Anlayana davul zurna az,
Anlamayana sazı soksan az…

ŞIH Şamil: Kızım… Alfonso’ya söyle 4 şişe Lagavulin daha getirsin, tıksırana kadar içmezsem namerdim…

Yılmaz Özdil: Bende aksırana kadar içip duru… Yaşa Şıh’ım…

KAPAT