KAVRAM KARGAŞASI TOPLUMU AYRIŞTIRIYOR

YEMUZ Nevzat Tarakçı

Yıllardır bir yığın kavram kargaşası yaşıyoruz.
Adıge, Abhaz,
Çerkes, Çerkesya,
Kafkas, Kuzey Kafkas, Kafkasya… Kavramları hep meşgul etti zihnimizi.
Her nedense çoğu kişi farklı anladı, farklı yorumladı bu sözcükleri.
Ve bu algı, halkımızı ayrıştırdı.

En basitinden “Adıge” sözcüğünün Türkçe karakterlerle kaç farklı şekilde yazıldığını hepimiz yüreğimiz acıyarak izliyoruz.

Bir sözcüğün bu kadar mı farklı yazılımı olabilir?
Eğer her farklı yazılış kadar anlayışlar da farklıysa vay halimize!

İşte size daha büyük bir zihin bulanıklığı:
“Adıge” kimdir?
“Çerkes” kim?
Her Adige Çerkes midir?
Ya her Çerkes Adige mi?
Abhaz kim, Abazin kim?
Ya Abaza?
Yoksa herkes=Çerkes mi?
Peki, “Kuzey Kafkasya” kavramı kimleri kapsar?

Eğer bizler hâlâ isimlerimizi tartışıyorsak…
Eğer, Çerkes kim, Adıge kim, Abahaz kim, Kuzey Kafkasya halkları kimler… gibi soruların cevabı zihnimizde net değilse… İşimiz sizce de çok zor değil mi?

Bu kavram ve zihin karışıklığının nedeni, bu kavramların tarihin karanlığında kalan anlaşılması, çözülmesi zor birer denklem olması mı yoksa bizden kaynaklı bir zihinsel bulanıklık mı?
Değilse farklı mihraklarca yönetilen bir algı mı?
Bu durum ayrıca sorgulanmalı.

TARİHİ GERÇEKLER BİLİNMİYORSA…
Farklı düşünmek, olaylara farklı açılardan bakmak, aykırı görüş sahibi olmak çoğu zaman zenginlik kabul edilebilir.
Ancak, tarihsel gerçekler bilinmiyorsa veya bilinçli şekilde saptırılıyorsa işte orada durmalıyız!

Büyük oranda birlikteliğe mani olan, Çerkes toplumu için son derece önemli bu kavramların, halkın zihninde aynı şeyleri çağrıştıran sözcükler olarak yerleşmesi şart.

“Bu konuda, Kuzey Kafkas halklarının, uluslaşma sürecini tamamlayamadan yaşadığı fiziksel parçalanmaların yanında yaşanan travmaları göz ardı etmek sanırım haksızlık olur.”

“1864 sonrası yaşanan acılı, sancılı süreç, yaşamlarını sürdürmeye çalıştıkları farklı sosyo-politik, ekonomik ve kültürel atmosferlerde”  bu kavram kargaşasını aşmak kolay olmamış anlaşılan.

TOPU TACA ATMAK
Bu önemli konuda hepimiz sorumluyuz.
Tek sorumlu kurumlarımızmış gibi bir tavır takınmak, en basit ifadeyle samimiyetsizliktir, vitrine oynamaktır, topu taca atmaktır.

MİKRO MİLLİYETÇİLİK TUZAĞI
Tartışmalı kavramları yerli yerine oturtmanın gayreti içinde olan duyarlı kişiler şüphesiz alkış hak ediyor.

Ancak bu noktada söylem ve eylemlerde mikro milliyetçilik tuzağından da uzak durulmalı.
Aksi takdirde, “Söylemlerin içinde barındırdığı çelişkiler, kavram kargaşaları, ayrıştırıcı tavırlar, yaratılan düşmanlıklar, hem Çerkes’lerin hem de Kuzey Kafkasya’nın geleceğine onarımı güç zararlar verecektir.”

AKRABA HALKLAR, DOSTLUKLAR
Adıgelerin; Çeçenler, Dağıstanlılar ve Osetlerle akrabalığı…
İngüşler, Balkarlar, Karaçaylar, Noğaylar ve Kumuklarla dostlukları daha açık ve net bilinmeli değil mi?

Tarihî derinliği olan bir halk, kullandığı sosyo-kültürel kavramlar konusunda da tutarlı ve ilkeli olmak zorunda değil mi?

KARDEŞ HALKLARIN DESTEĞİ
Güçlü bir mücadele ortaklığı oluşturmanın gerekliliğinden bahsediyorsak ortak paydalara odaklanmak akılcı bir yol değil mi?

Bu noktada kardeş halklarla ilişkilerimiz de son derece önemli.
Çeçen, Dağıstan, Oset, Asetin…

Ayrıca “Adige ulusal sorununu gündeme getirmek ve tüm dünyanın desteğini almak iddiasıyla yola çıkanların öncelikle en yakın komşuları olan kardeş halkların desteğini almakla işe başlaması en akılcı yol iken, üstüne üstlük onları ‘engel’ olarak konumlandırması hangi ‘samimiyet’ çerçevesine oturtulabilir?”

“Kardeş halkların ısrarla ‘Çerkes’ tanımından dışlanmasının, en kibarı ‘Gölge etmesinler!’ ifadesiyle karşılanmasının yaratacağı/yarattığı travmatik atmosferin ‘Adige ulusal sorunu’ na katkı sağlayacağı savı, hangi mantık çerçevesine değerlendirilebilir?”

Toplumu kuşatıcı, onu yönlendirici bir işlev yüklenebilmemiz için “bilgi havuzumuzun” dolu, tarih bilincimizin yerinde olması aynı zamanda terminolojiye de çok iyi hâkim olmamız gerekmektedir!

KARMAŞANIN SONUÇU ORTADA
Kavram kargaşalarıyla başlayan ayrışmanın, bölünmenin karmaşanın sonucu ortada:
“21 Mayıs’ta aynı şehirde, aynı günde üç-dört ayrı organizasyon.”
Bu savrulmuşluğun zihnimizde oluşturacağı yansımaları ise çok daha korkunç!
Ya kamuoyuna yansıması?

SÖYLEM KAVRAM VE EYLEMLERİ NET TOPLUM
Şüphesiz, tarihsel doğrular ışığında kavram, söylem ve eylemlerini netleştirmiş bir toplumun var olma mücadelesi çok daha etkili, çok daha güçlü olacaktır.

“Unutulmamalı ‘tarih’ kendimizi tanıyabilmenin bir vasıtası değil, kendimizi haklı çıkarmanın bir silahı olarak kullanılırsa pekâlâ bir gün geri tepecektir.”

TEBRİK
Okuma, inceleme ve araştırmalarıyla, kültürel kavramlarla yüksek derecede tanışıklığı olan duyarlı, donanımlı güzel dostlara binler selam!

TEMENNİ
Toplumumuzun tarihî ve kültürel bilinç noktasında daha duyarlı, daha özenli olması, varsa yanlışların düzeltilmesi, eksikliklerin giderilmesi temennisiyle.

KAPAT