KAFKAS FARESİ -2021 Birinci Yarı Değerlendirmelerim

BU ÜLKEDE HAYVAN OLMAYACAKSIN, ÇOCUK OLMAYACAKSIN, KADIN OLMAYACAKSIN!

17 Mart 2021

Bu konuda sayfalarca yazabilirdim. Mesleğim gereği son bir yılda onlarca vaka ile karşılaştım. Ancak bazen yazıdan çok tanıklıklar daha etkili oluyor. Aşağıdaki videoyu izlediğimde Hitler ile ilgili filmlerde olanları görür gibi oldum. Yavaş yavaş ısıtılarak haşlama olan kurbağa misali, biz de ancak haşlandığımızda farkına varıyoruz. Bu ülke çok ağır baskıcı dönemlerden geçmişti. Ancak günümüzde yaşananlar daha da ağır. Buyurun videoyu izleyin ve birazcık insanlık duygunuz varsa her yere bu videoyu yollayın.

*

*

TAYYİP-BAHÇELİ İKİLİSİ MÜJDE VERMEK İÇİN BEKLERKEN FACİA HABERİ GELDİ!

16 Şubat 2021

Birgün önce GARA’da Türk savaş uçaklarının bombalamaları yüzünden PKK’nın elinde bulunan 13 asker-polis-MİT elemanın katledilmesinin üzerini örtecekler, ”otopsi yapmadan gömecekler” demiştim. Eli kanlı Kel Süleyman bugün bağırdı çağırdı, elindeki dosyada otopsi raporları var dedi. Ama ne dosyayı meclis genel kurulunda açtı ne de basına dağıttı. Aynı gün katledilen askerlerden birinin babası, ”Bize sadece oğlumun yüzünü gösterdiler. Vücudunu gösteremeyeceklerini söylediler” diye Sözcü Yazarı İsmail Saymaz’a demeç verdi. Demem o ki, bir katliam yaptılar, bunu PKK’nın üstüne atıp, HDP’yi ve ülkedeki diğer muhalifleri ezmenin zeminini hazırladılar.

Bu konuyla ilgili video:

15 Şubat 2021

Tayyip’in Ordusu, GARA’da PKK’nın elinde esir olan Türk asker, polis ve MİT mensuplarını bombalayarak imha etti. Toplam 13 kişi.
Önce yandaş medya sivil 13 kişi diyerek konuyu başka yöne çekmek istedi ama günümüzde gerçekleri saklamak artık imkansız.
Kısa süre sonra ölenlerin tümünün PKK’nın elindeki polis, asker ve MİT mensupları oluğu bizzat valilikçe açıklandı.
Şimdi de bu 13 kişinin kendi bombalarıyla değil de PKK’ların infaz etmesiyle öldüklerini yayıyorlar. Oysa bu esrler 5-6 senedir PKK’nın elinde.
Demem o ki, Tayyip ve elikanlı Bahçeli bir oyunun içine girdiler ama bu sefer kendi asker ve polislerini infaz ettiler.
Göreceksiniz bu ölen 13 kişinin hiçbirinin otopsisini yapmadan gömecek, bu katliamın üstünü örtecekler.

Konuyla ilgili HDP milletvekili Hüda Kaya önemli açıklamada bulundu. Size aktarıyorum.

Hüda Kaya’dan Gare tepkisi: Savaş tezkerelerine evet diyenler şimdi ağıt yakıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, asker, polis ve MİT mensubu olduğu belirtilen 13 kişinin yaşamını yitirdiği Garê operasyonuyla ilgili yapılan açıklamalara tepki gösterdi. Yaşamını yitiren alıkonulan askerlerden Semih Özbey’in Fırat Haber Ajansı’na (ANF) verdiği röportajı alıntılayan Kaya, “Hakikatler bu kadar mı çarpıtılır?” diye sordu.

Kaya’nın paylaşımları şöyle:

“Hakikatler bu kadar mı çarpıtılır?

Bu esir askerlerimizin aileleri defalarca bizleri ziyarete geldiler, partilerle görüştüler.

Biz barış dedikçe saldırdılar.

Esir kampını Türkiye bombaladı ve öldükleri anlaşılınca durdular.

Savaş tezkerelerine evet diyenler şimdi ağıt yakıyor.

Hakikat küfürle, linçle, iftirayla, tehditle yok edilemez.

Bir çift sözüm var, biri Saray tetikçilerine, biri de muhalefete.

Ey tetikçi troller ve saray sözcüleri!

Sizi ne dediklerinizden değil ne yediklerinizden tanıyorum ve anlıyorum.

Ey muhalefet!

AKP-MHP iktidarı size minnettardır!

Gün gibi ortada olan yalana, askerlerimizin kanı üzerinden örülmeye çalışılan kirli-kanlı kampanyaya, tezgaha çanak tutuyorsunuz.

‘Kral çıplak’ demek yerine kraldan çok kralcılık yapıyorsunuz.

Alıkonulan asker, polis ve mit mensupları istenseydi sağ salim evlerine dönebilirlerdi. Bu daha önce başarıldı.

Ama çökmek üzere olan saltanatlarına her zamanki gibi kan, terör, şehit, yalan gerekiyordu.

Yine söylüyorum; Roboski’de yaşanan ne ise Gare’de yaşanan da odur.

Bu askerlerimizin aileleri defalarca meclis yollarını aşındırdılar. Ben ve arkadaşlarım dışında hepiniz kapınızı kapattınız!

İktidar bu feryada senelerdir sessiz kaldı, yetmedi seslerini kısmaya çalıştı.

Bu ailelere kapılarını kapatanlar şimdi bu ailelerin evlatlarının kanları üzerinden rant ve çıkar elde etme yolunu tercih ettiler ve bunun için çalıştılar ve yarışıyorlar.

Yazıklar olsun!

Hakikat her zaman tek ölçüm oldu ve olacak.

Bu kayıplarla ilgili en yakın zamanda gerçeklerin açığa çıkması için verilecek önergeler ve tekliflere yine el birliğiyle ‘hayır’ diyecek olanlar da AKP-MHP vekilleridir.

Bedeli ne olursa olsun gerçekler engellenemeyecek!”

Konuyla ilgili videolar:

ESİR TÜRK ASKER, POLİS ve MİT ELEMANLARI İLE YAPILAN RÖPORTAJ

ESİR ASKER, POLİS ve MİT ELEMANLARI AİLELERİNİN ÇAĞRISI

*

*

TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİ RESMEN KURULMUŞ HABERİMİZ YOK!

02  Şubat 2021

Bildiğiniz gibi bugüne kadar, Türkiye Cumhuriyeti Savcıları, laik Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre hareket ederlerdi. Mesela biri Muhammet’e hakaret mi etti, ‘’bir inanca hakaret’’ suçundan dava açardı. Yani İsa, Musa, Muhammet farketmezdi. Hiçbirine ‘’peygamberimiz’’ ifadesini kullanamazdı. Dün itibariyle; Türkiye Cumhutiyeti Devleti, Türkiye İSLAM Cumhuriyeti olarak resmen değiştirilmiş oldu. Gerçi çoktandır İslam Cumhuriyeti olmuştuk da resmi manada tescillenmiş oldu.

Olaya gelirsek. You Tube’da Yakup Deniz adında bir ateist, Kuran ve İslam hakkında videolar hazırlıyor. Ben de bu haberden sonra tanıdım Yakup Deniz’i birkaç videosunu hemen seyrettim. Açmış önüne Kuran’ı ve hadisleri, okuyup seyircisine çelişkilerini anlatıyor. Yani, adam hiçbir şeyi kafasından atmıyor.

Şimdi ülkemizin medyasında çıkan haberi aktarıyorum.

Hz. Muhammed’e hakaret ettiği iddia edilen Yakup Deniz’e soruşturma

YouTube kanalında 4 gün önce Hz. Muhammed ile eşi Ayşe hakkında bazı iddialarda bulunan Yakup Deniz, Kur’an ayetlerinin kendi içerisinde çeliştiğini savundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya hesaplarından paylaştığı video ile Hz. Muhammed’e hakaretlerde bulunduğu iddia edilen Yakup Deniz hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

RESEN SORUŞTURMA

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Yakup Deniz isimli kullanıcının YouTube sosyal paylaşım sitesindeki 22/01/2021 tarihli video içeriğinde peygamberimize karşı kullandığı hakaret içerikli sözler nedeniyle resen soruşturma başlatılmıştır.”

AYETLERİ ELEŞTİRDİ, LİNÇ YEMEKTEN KORKTU

Yakup Deniz’in verilen tarihteki yayınında “Ahzab süresi 53. ayeti nüzul sebebi Ayşe’dir. Ebu Talha Ayşe’ye göz koymuştur ki Ali ile Ayşe arasında geçen Cemel savaşında Talha Ayşe’den yana olmuştur” başlığı ile bazı ayetlerin kendi içerisinde çeliştiğini açık açık söylediği görülüyor. Sonrasında ise ayetleri eleştirenlerin linç edildiğini savunan Deniz, “Müslümansanız adam gibi Müslüman olun” diye ekliyor…

Evet haber bu.

Yakup Deniz’in Türkiye Cumhuriyeti Savcısı (!) na cevap videosu:

Bu olayın beni ilgilendiren kısmı, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın bir inancın peygamberine ‘’peygamberimiz’’ demesi. Mesela ben bu ülkenin vatandaşıyım. Ve Muhammet benim peygamberim değil. Benim gibi milyonlarca ateist TÜRK VATANDAŞININ da peygamberi değil. Türk vatandaşı olan, Musevi, Hristiyan ve deistlerin de peygamberi değil. Cumhuriyet Savcılığı böyle resmi bir açıklamayı nasıl yapabiliyor? Nasıl Adalet Bakanlığı bu ‘Türkiye Cumhuriyeti Savcısı (!)  hakkında soruşturma başlatılmıyor?

Başlatmıyor çünkü güzelim ülkemiz artık eksen değiştirdi.

Türk Ordu’sunun subayı, astsubayı, eri, erbaşı, bir eliyle bozkurt bir eliyle Rabia yaparak boy boy poz veriyorlar.

Türk Polis Teşkilatı polisleri de aynı şekilde.

Diyanet, tüm inançların değil, sunni Müslümanlığın diyaneti oldu.

Anayasa Mahkemesi de dahil tüm yargı sistemi imamlarla dolduruldu.

Çoktaaaaaannnn şeriat ülkesi olmuşuz da haberimiz yok!

*

*

BU ÜLKEDE EŞEĞE BİLE YAŞAMA HAKKI YOK!

22  Ocak 2021

Başlıktaki ‘’bile’’ kelimesi eşekleri aşağılamak amaçlı değildir. Bu memlekette en çok eşek kelimesi hakaret manasında kullanıldığı için ‘’bile’’ diye yazdım.

Müsaadenizle konumuza dönelim:

Yobazı ve milliyetçisi bol olan ülkelerde, hayvana değer verilmez. Sokak kedilerine ve köpeklerine yapılan işkenceleri sık sık görüyorsunuzdur. Belediyelerin hayvanları zehirli yiyeceklerle toplu katliam yaptıklarını da biliyorsunuz. İçimi en yakan, bir köpeğin boynuna taş bağlayarak suya atılarak öldürülmesi fotoğrafıydı. Buraya koymaya bile yüreğim kaldırmadı.

Böyle binlerce olay var.

Bir sağlıkçı olarak net söyleyeyim, bu toplumun yüzde 70’i ağır derecede ruh hastası. Doğuştan gelen bir hastalık bu. Faydalandığı hiçbir şeye saygısı olmadığı gibi, onu aşağılamayı, işkence ederek zevk almayı, yok etmeyi kendinde hak görüyor. Yani ne doğaya, ne hayvana bir gram saygıları yok. O sebeple de gördüğü ağacı kesiyor, önüne gelen hayvana tekme atıyor. Bunları yaparak ruhsal sağlığını düzeltemediği için el yükseltiyor ve bu kez insana yöneliyor. Yani, güçlü değilse; çocuğunu, karısını, güçlü ise mahallesine kentine saldırıyor. Örnek vermeme de gerek yok. Açın gazeteleri bunlarla ilgişli binlerce haber bulursunuz.

Son haber, kendini ‘’insan’’ kategorisinde gören herkesi dehşete düşürür. Aynen aktarıyorum:

Samsun’da arazide ağzı çelik tel ile bağlanıp ölüme terk edilen başıboş bir eşek bulundu. Eşeğin ağzındaki teli kırarak çıkaran Tunay Kurt, “Bu hayvanın günahı ne?” diyerek tepki gösterdi.

Samsun’un Atakum ilçesi Karakavuk Mahallesi’nde oyun oynamak için dışarı çıkan Eylül Kurt adlı çocuk, boş bir arazide duran eşeğin ağzının tel ile bağlı olduğunu görüp, babası Tunay Kurt’a haber verdi. Kurt, eşeğin ağzına sarılı teli çıkardı. Kurtarılan eşek, bakım altına alındı.

Tunay Kurt, kızı sayesinde eşeğin ölümden döndüğünü söyledi:

“Bu hayvanın günahı ne? Bu hayvanın aç kalıp ölmesini mi istiyorsunuz? Allah kızımdan razı olsun, eğer o görmeseydi bu hayvan açlıktan, susuzluktan ölecekti.”

Eylül sen bir kahramansın!

Haberin sonundaki ‘’Eylül sen bir kahramansın!’’ vurgusu dikkatinizi çekti mi? Normal bir insanın yapması gereken bir hareketi yapan biri bu toplumda kahraman olarak görülüyor.

Şimdi anladınız mı niye ‘’Bu toplumun yüzde 70’i ağır derecede ruh hastası!’’ dediğimi? Çünkü iyi olanlar azınlıkta.

Yahu bir hayvanın ağzını telle bağlayarak açlıktan ve susuzluktan ölmesine sebep olmak nasıl bir sapıklıktır, derecelendirmesini siz yapın!

Bu ülke; işte Eylül ve babası Tünay’ın içinde bulundukları yüzde 30 sayesinde çökmüyor. Ve maalesef bu oran her geçen gün azalıyor.

Sadece eşekler mi? Hayır değil tabiki. Her türlü hayvana saldırıyor bu toplum. Toplum diyerek genellediğimi düşünerek kızanlar olacaktır. Türk Sİlahlı Kuvvetleri bu toplumun en seçkin, eğitimli insanlarından oluşmuyor mu? (Bana göre oluşmuyor ama yüzde 70’lik nüfus böyle düşünüyor. Ayağına taş değmesin diyor.)

İşte İzzet beyin başından geçen bir olayı size aktarıyorum.

1998 yılında Malazgirt’e tayin oldum. İzin bittikten sonra katıldığım 108. Topçu Alayı’nın ikame ettiği meskûn yerde o kadar çok kavak ağacı var ki, yüzlerce… Bir de her birinde onlarca karga yuvası… Tabiri caizse yer gök karga… Sabah akşam öylece ötüp duruyorlar. Sesleri de rahatsız edecek kadar yüksek… Ama yapacak bir şey yok, yaratılışları öyle… Bir süre sonra Alay’da vazifeli bazı subay ve astsubaylar, yapmayın etmeyin desek de, kargaları rahatsız etmeye başladı. Yuvalarını taşlıyor, ağaçları sallayarak yavruları yuvadan düşürüyorlar. Karga yuvası çer çöpten; hafif bir sarsıntı yetiyor.

Sonunda kargalar rahatsız oldu. Direnmeye başladılar. Kargalar sosyal hayvanlar; birlikte yaşıyorlar. Haliyle birbirlerine de sahip çıkıyorlar. Kendilerini taşlayan, yuvalarını bozan kişileri bellemişler. Derken bir gün, en iyi savunma taarruzdur, diyerek hücuma geçtiler. Herkese değil, kendilerine zarar verenlere saldırıyorlardı. Belledikleri kişiyi gördüklerinde, koloni halinde üzerine pike yapıyorlar. Yakalasalar parça pinçik edecekler, o kadar öfkeliler… En çok da, ordonat bölük komutanı bir yüzbaşı vardı, onu takip ediyor, binadan çıkışını bekliyorlardı. Yüzbaşı sonunda rahat yürüyemez oldu, taa kapının dibine kadar gelen araca palas pandıras biniyor, yakayı öyle kurtarıyordu.

Mücadele epeyi sürdü. Kargalar bayağı direndi ama insanoğlunun zulmüne dayanmak ne mümkün… Sabahın köründe pompalı tüfeklerle kargalara ateş etmeler, ağaçların arasında lastik yakıp dumanla zehirlemeler dahil bilinen ne kadar kalleşlik varsa yapıldı.

Kargalar köklerinin kurutulacağını anlayarak belli ki göçmüşler: Bir sabah kalktığımızda tek bir karga bile kalmamıştı. Karga düşmanları, büyük zaferi şenlikle kutladılar. Öyle ya, kargaları yenmek hakikaten büyük bir başarıydı! Amaaa… Sonra ne oldu?

Ertesi yıl, Alay’ı boydan boya yılanlar, fareler bastı. İnsanlar evlerine gidemez, çocuklarını evde bırakamaz oldu. Çünkü eşik beşik nere varsa her yer yılanların istilasına uğramıştı. Yılanlar sütü çok seviyor diye, sırf eve girmemesi için kapılarının önüne kap kap süt koyan mı ararsın, zift kokusundan rahatsız oluyorlarmış diyerek evin dışını ziftle boyayan mı ararsın…

Yetmedi; millet, evi ocağı kapattı, üçer beşer orduevinde kalmaya başladı. Hatta baktılar olacak gibi değil, bazı arkadaşlar eşyasını yükleyip memlekete gönderdi. Üçevler dediğimiz lojmanların tamamı boşaltıldı.

Kargaların gazabı, bizimkilere azap oldu. Vaktiyle hiç düşünmediler: Neden sadece o bölgede o kadar çok karga var? Etrafta yuva yapacakları o kadar çok alan varken niye burası? Tabiatın dengesi bozulunca zararını yine insanlar çekti.

İşte böyle… Bu toplumun büyük çoğunluğu ciddi manada ruh hastası…

 

*

*

ÇERKES İNSANINA BU SÖZ YAKIŞMAZ ARTIK DAYANAMADIM: YUH! YUH!

09 Ocak 2021

Bu ülke daha ne kadar fosseptiğe batacak bilemiyorum. Ama Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri kabul edilen Boğaziçi’ne; tezini ondan bundan çalarak yazan bir adam rektör olarak atandı. Atayan kim? Sahte diplomayla Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan. İş burada da bitmiyor. Ülkenin en tepesinden, en alt kadrosuna kadar yalan söylerken bir gram utanmayan arlanmayan bir yapı ile karşı karşıyayız.

Buyurun: Yazgül Önen!
Kim bu kadın?
AKP Tuzla İlçe Sekreterya Birim Başkanı.
Ne yapmış bu kadın?
Cücük aklıyla Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyumu protesto eden öğrencileri karalayacak! Twiter’a bu mesajı atmış.


Diyorum ya, en tepeden en aşağı yalan söylerlerken hiç korkmuyorlar ortaya çıkar diye. Nitekim bir gün sonra yalan ortaya çıkıyor. İşte fotoğrafı:

Bir başka AKP’li de çiyle bir twitt atmış.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, şunu diyen bir yazı 'f f %92 Dizi 10:57 YasEMİN @yasemininizm Trollerinizi biraz eğitin. Boğaziçi'nde Tıp Fakültesi yok! ESMA @orhanaydin6 İmam-hatip lisesinden mezun oldum ve Boğaziçi üniversitesi tıp fakültesi kazandım. Onca eğitim aldım ama Sen ve senin gibi sakat zihniyetin ilacını hala bulamadık. Allah şifa versin! Twitter for Android 5 Yanıtını Tweetle'

Ülkemizde; hırsız, yalancı ahlaksızlarla, ahlaklı dürüst insanlar arasında bir savaş durumu var. Bunlarla savaşmak zor. Çünkü hiçbir ahlaki değere sahip değiller. Ülkemizin yüzde 70’ini bu ahlaksızlar oluşturuyor. Ama Boğaziçililer umudumu arttırıyor.

Ne demiş düşünür: Nitelikli azınlık, niteliksiz çoğunluktan her koşulda iyidir!

O zaman Boğaziçili gençlere katılıp şarkıyı birlikte söyleyelim: YUH YUH!

 

ARŞİV:
– KAFKAS FARESİ -2021 Birinci Yarı Değerlendirmelerim  >>>
– KAFKAS FARESİ -2020 İkinci Yarı Değerlendirmelerim  >>>