JOHANN GUTENBERG (1398-1468)

Zeynep Akıllı

Çocukluğunda en çok ilgilendiği şey oyun kağıtları olan Gutenberg, renk renk resimleri ve elle yazılamayacak düzgünlükteki yazıları saatlerce seyrediyor ve benzerlerini yapmak istiyordu. Fakat düşüncelerini, bulunduğu çağın dinsel çevresinde gerçekleştiremeyeceğini biliyor ve bu nedenle kasabasından ayrılarak “kaz eti” anlamındaki “Ganzfleisch” soyadını, annesinin kızlık adı “Gutenberg e” çevirerek, oyun kağıtları üretmek istiyordu.

Kurduğu ortaklık sayesinde oyun kağıtları basıyor; fakat umduğu ölçüde satamayınca borçlarını ödeyemiyor ve sık sık mahkemelik oluyordu. Yeterli satışın, beğenilen ve aranılan, daha da önemlisi o zamanki toplumun karşı çıkmayacağı ürünler olması gerektiğini kısa sürede anlıyor ve böylece din kitapları basımını planlıyordu.

O zamana kadar hacimli kitaplar basılamamış, ancak tek sayfalık ilahilerin tamamı, bir bütün tahta üzerine harfler ve sözcükler tek tek oyularak baskı gerçekleştirilmişti. Bu pahalı işe Gutenber in ödeyecek parası yoktu. Oyma işini yapan sanatkarlar büyük ücretler istiyorlardı. Gutenberg in problemi; baskı işini olabildiğince ucuza mal etmek, özellikle yüzlerce sayfanın sözcüklerinin oyulmasına, gücü dışındaki parayı ödemeden baskıyı gerçekleştirmekti.

Gutenberg “A bütünü, parçaları B, C ve D toplamına eşittir,” ilkesini kullanarak, bir sözcüğün harflerinin yan yana getirilmesiyle elde edilebileceğini sonucuna varıyordu. Eğer harfler bir kez ağaç üzerine tek tek oyularak ve bunlar yan yana dizilerek istenen sözcükler oluşturulursa, her sayfa bunlarla basılabilir, dolayısıyla her sayfa için ayrıca oyma ücreti ödemek gerekmezdi.

Gutenberg, harfleri ayrı ayrı oyduruyor, unlaştırılmış palamut kapcıklar ile demir tuzlarını karıştırarak Sevilfi İsidore un yaptığı mürekkebi ve Çin de Tsai Lun un bulduğu ve çoktan Avrupa ya ulaşmış olan kağıdı nemlendirerek harfler üzerine bastırıyor; fakat umduğu sonucu alamıyordu. er sayfanın net bir baskısını elde etmek için kağıdı arka yönünden harflere iyice bastırmak gerekiyor, bu da oldukça uzun zaman ve büyük pazu gücü istiyordu.

İnsanın pazu gücüyle istenilen baskının elde edilememesi, Gutenberg in önüne çıkan ikinci problem oluyordu. Problemi çözmek için daha önce benzeri bir problemin nasıl çözüldüğünü araştırmaya koyuluyor, bu amaçla tüm bilgisini ve yaşam deneyimlerini tek tek gözden geçiriyordu. Geldiği Mainz yöresinde, kadın ve erkeklerin şıra çıkarmak için üzümleri nasıl çiğnediklerini hatırlıyor; fakat bu küspede şıra kalmasını önleyemedikleri için sonradan preslerin kullanıldığını biliyordu. Kağıdın harflere bastırılması ile üzümleri sıkıştırarak şıra çıkarmak, “bastırmak” bakımından benzerlik gösteriyorlardı. O halde, problem çözümünde pek sık kullanılan “Benzetme Yöntemi” uygulanarak net baskı elde edilebilirdi.

Bu düşüncelerle tek tek harfler kullanarak dizilmiş sayfa üzerine kağıdı kapatan Gutenberg, şıra presine benzer düzen ile insan gücünün sağlayamayacağı baskıyı gerçekleştiriyor ve arzuladığı netlikte sayfalar elde ediyordu.

O çağda dinsel çevre etkiliydi o halde Gutenberg, önce Hıristiyanların kutsal kitabı olan “İncil”i basarak sermaye oluşturabilirdi. Böylece 1282 sayfalık İncil den 300 kitap üretimini planlıyor; fakat kağıt, mürekkep ve işçilik için de oldukça büyük bir borca giriyordu. Zamanında ödeyemediği borcu için mahkemeye veriliyor ve ne yazık ki, tüm alet ve gereçleri ile kurduğu basımevini de kaybediyor, inanılmaz başarılar getiren bu çabalarının meyvesini alacaklıları topluyordu.

KAPAT