HAZİRAN’IN GELİŞİ…

Sezai Babakuş
01.06.2011

Mayıs ayını karmaşık duygularla geride bıraktık. 21 Mayıs anmasının muhasebesini tamamlayamadan, kısa süre önce Türkiye’ye gelişiyle hepimizi onurlandıran Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın ölüm haberiyle sarsıldık. Velhasılı mayıs, tarihi acımızın güncel acıyla katlandığı bir ay oldu. Evet, Mayıs hüzünlü, sıkıntılı, telaşlı, acılı bir aydı. Yanısıra, umudumuzu ve gururumuzu yükselten de bir ay oldu. Önümüzde sıcak bir Haziran var. Memleketin hal ve gidişinin sandıklanacağı bir ay…

21 Mayıs…

Nihayet bu kez İstanbul’da bir meydanı doldurduk. ‘Biz varız’ dedik, ‘geçmişimizle ve geleceğimizle varız’ dedik, ‘acılarımızla ve umutlarımızla varız’ dedik. Türkiye’nin dört bir yanından akıp Beşiktaş’ta buluştuk, koca meydanı zaptettik. ‘Bu meydan bizim’ dedik, ‘bu meydan Çerkes meydanıdır’ dedik. Nihayet bu kez kendimizle gurur duyabileceğimiz bir toplumsal güç ortaya koyduk ve tarihe büyük bir çentik attık…

Evet, bu yılki 21 Mayıs anmamız görülmeye değerdi. Her yıl adım adım çoğalttığımız Kefken buluşmamızı bu kez İstanbul’un merkezine taşıdık. Kefken sürgünümüzün-trajedimizin kıyısıysa, Beşiktaş diyasporada tutunuşumuzun adresiydi. Sürgünde çaresizliğimizin mezarları Kefken’deyse, yeni yurtta varlığımızın anıtları Beşiktaş’taydı; ilk örgütlenmemizin, ilk mektebimizin, ilk gazete-dergimizin, ilk spor kulübümüzün beşiği Beşiktaş… Kefken’de geçmişimize ağıt yakıyorduk, Beşiktaş’ta geçmişimizi hatırlamakla kalmadık geleceğimiz için umudumuzu yükselttik. ‘Biz halkız’ dedik, ‘savaş da bizim için sürgün de, acı da bizim için sevinç de, umut de bizim için dönüş de’… Geçmişi unutmadan geleceğe tutunmak için ayağa kalktık, yürüdük ve bir meydanı zaptettik. Hem kendimize hem bizi duymak isteyen herkese ses verdik, ‘biz varız ve var olmaya devam edeceğiz’ dedik…

Onbeşbindik Beşiktaş’ta saf tutan, Anadolu’nun dört bir yanından gelip omuz veren onbeşbin… Her birimiz Kaf dağının kardeş çocukları olarak oradaydık. Her birimiz acımasız bir savaşın kırdığı ve trajik bir sürgünün savurduğu bir bütünün parçaları olarak oradaydık. Her birimiz parçalanan toplumumuzun zerresi, doğal yatağından uzaklaştırılmış bir nehrin damlası olarak oradaydık. Biriktik, birlik olduk, birlikte olduk ve koca bir meydana tıklım dolduk. Her birimiz kutlanmayı hak ettik, her birimiz gururlanmayı… Elbette başta Beşiktaş’a karar veren ve bu kalabalığı mümkün kılan Kaf-Fed’i, organizasyonu omuzlayan komiteyi ve katılımı derleyen dernekleri kutlamalıyız. Ama ‘bu davet hepimizin’ diyerek taa Hatay’dan, Adana’dan, Samsun’dan ve diğer uzak diyarlardan gece-gündüz yol alıp gelen kadını-erkeği, genci-yaşlısı tüm vefakarları daha büyük harflerla kutlamalıyız…
Bagapş’ın ölümü…

21 Mayıs’ın hüznünü, acısını, umudunu, gururunu, yorgunluğunu… velhasılı toplu bir muhasebesini yapamadan Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın ölüm haberi çaldı kapılarımızı. Yüreğimiz burkuldu…

Sergey Bagapş Kafkasya’nın yetiştirdiği değerli bir devlet adamıydı, hepimizin başkanıydı. Abhazya’yı zafere ve özgürlüğe taşıyan V.Ardzınba’yı kaybedeli daha bir yıl olmuşken, şimdi de Abhazya’yı bağımsızlığa taşıyan S. Bagapş’ı kaybetmek ağır geldi. Üzüldük, isyan ettik. Nasıl üzülmeyelim, nasıl isyan etmeyelim. Şunun şurasında 1,5 ay önce Türkiye’ye gelerek hepimizi kucaklamış, gururumuzu okşamış, umudumuzu ayaklandırmıştı…

Ne yapalım ki hayat böyle. Gün gelir en sevdiğimizi kaybederiz, gün gelir en saydığımızı en güvendiğimizi… Hayat böyle. Kaybettiklerimizi yüreğimize gömeriz, aklımıza, bilincimize…

Sergey Bagapş, 1989’dan günümüze Abhazya’nın bağımsızlık yürüyüşünde hep en önde saf tutan bir avuç kahramanın içinde yer aldı. Halkına olan inancı, sevgisi, bağlılığı ile basireti, beceriyi, kararlılığı harmanlayıp en önde bayrak taşıyanlardan. V. Ardzınba’nın bir adım gerisinde sorumluluğu paylaşan liderlerden. Yirmiiki yıllık inişli çıkışlı süreçte hiç yılmadan, bazen ikinci adam olarak, bazen üçüncü-beşinci adam olarak ve sonunda birinci adam olarak Abhaz halkına hizmet eden bir mücadele adamı.

Abhazya çok değerli bir evladını kaybetti. Hepimiz çok değerli bir liderimizi kaybettik. Başımız sağolsun…

Ardzınba’nın temelini atıp Bagapş’ın sağlamlaştırdığı bağımsız Abhazya’mızı daha da ileri taşımak geri kalanlara düşüyor. Ankuab, Şamba, Aşba, Hacımba ve diğerleri. Tanrı onlara yardımcı olsun. Abhazya nasıl ki Ardzınba’dan sonrası için Bagapş’ı halkına bağışladıysa, Bagapş sonrası için de görev ve sorumluluğu hakkıyla üstlenecek bir lideri halkına bağışlayacaktır.
Seçimler…

Mayıs serindi, Haziran sıcak geçecek. 12’sinde Türkiye’nin yakın dönem geleceği oylanacak. Doğal sıcaklığa seçim sıcaklığı eklenecek…

Belki benim gibi pekçoğunuz, ‘keşke Çerkeslerin de bağımsız adayları olsaydı’ diyorsunuz. Bu kez de olmadı, olamadı. Belki ilerde bunu becerebiliriz. 21 Mayıs’larımızı onbeşbinlere çıkardık, bunun beş-on katına ulaştığımızda, hiç kuşkumuz olmasın Meclis’e taşıyacağımız bağımsız adaylarımız da olabilecek. Ha gayret…

Bu seçimlerdeki kişisel tutumumu belirtmek isterim. İstanbul’da bağımsız aday Sırrı Süreyya Önder’i, Mersin’de bağımsız aday Ertuğrul Kürkçü’yü, Sıvas’ta bağımsız aday Abdullatif Şener’i, Sakarya’da CHP adayı Engin Özkoç’u destekliyorum. Ömer Küçüközcan Düzce’de AKP adayı olabilseydi (ki Cumhurbaşkanı Gül’ün kontenjanından olacak deniyordu, Erdoğan geçit vermedi) ya da başka Çerkesler AKP veya CHP’de seçilebilir sıralarda olsalardı, onları da desteklerdim.

Gördüğünüz üzere tercihimi seçilmesi mümkün olanlar üzerine bina ettim. İlk ikisi sol-demokratlık, diğer ikisi Çerkeslik kontenjanımdan… Umarım dördü de Meclis’e girer. Elbette tanımadığım-bilmediğim için kapsama alanıma alamadığım pekçok değerli aday vardır. Umarım hepsi Meclis’e girer. Ve Türkiye’yi barış, demokrasi ve refah ülkesi yapmak için çalışırlar.

KAPAT