GHUNEKHO Savsır Özbay – Arşivlerden Seçmeler

VATANIM
Kaynak:
TSEY (Jhınt’) Selvar

Derleyen: GHUNEKHO K. Özbay

Derlenen Tarih: Pşıjhable, 1977

Yaban elde yaşayan Adigeler,

Birer birer yok oluyoruz.

Bu oturduğumuz yan elleri,

Kendi evimiz sanıp mahvoluyoruz.

Süt dolu kovayı döktüğümde,

Bana söylediklerini,

O siyah kurşunu yediğimden

Söylediklerinin hepsini hatırladım.

 

Evimize gitmeyi düşünüyorum,

Benim bir ayağım yok ki.

Mektup yazmayı düşünüyorum,

Benim bir elim yok ki.

 

Sen, arkadaşım Hamit,

Anavatana dönersin.

Dönüşünde bize uğrayıp da

Nasıl yok olduğumuz anlatırsın.

 

Ah benim güzel kardeşim Fatimet,

Benim için çok ağlama.

Siyah mızıkayı eline alıp,

Benim için güzel ağıtlar yakarsın.

 

 

HAİN BABA
Kaynak:
TSEY (Jhınt’) Selvar

Derleyen: GHUNEKHO K. Özbay

Derlenen Tarih: Pşıjhable, 1977

 

Bu evler boş

Testiler susuz kaldı.

Evdeki gelinler,

Görümcesiz kaldı.

 

Ayakkabı bağım çözüldü,

Bağla anneciğim bağla.

Yarın öğlenden sonra.

Oturup benim için ağla.

 

Ah babam hain babam,

Bin altın için,

Beni sevdiğimden koparıp,

Başkalarına verdin.

 

Benim gelinliklerimi,

Belime bağlasınlar,

Beni seven arkadaşlarım,

Arkamdan ağlasınlar.

 

 

NE YAPAYIM
Kaynak:
KHESEYKHO Aziz, Antalya

Derleyen: Monika Hohlıg, 1980

 

Hıristiyanlarca kaçırılan Adige kızına aittir. Kültürü, dili, dini kendi yaşamına uymayan ve toplumsal farklılıkları dile getirmektedir.

Günahlarım için tövbe ederim,

Benim ğıbzemi kullarda dinler.

Yey, yey ben mahvolmuşum,

Yey, yey ben kime derdimi anlatayım.

Öteki tarafa bakınca güneş parıldar,

Döktüğüm göz yaşlarımı sana kim anlatır.

Yey, yey ben mahvolmuşum,

Yey. yey ben kime derdimi anlatayım.

Babamın kalbi durmaz rüzgar gibi,

Ben bir kuş olsam uçar giderdim yanına.

Yey, yey ben mahvolmuşum,

Yey, yey ben kime derdimi anlatayım.

Arkadaşlarımın hepsi silahlı bekler,

Evlendiğim kişiyi ben nerden bilebilirim.

Yey, yey ben mahvolmuşum,

Yey. yey ben kime derdimi anlatayım.

Her allahın günü kaynanam çağırır,

Ben ezan sesini özler oldum.

Yey, yey ben mahvolmuşum,

Yey. yey ben kime derdimi anlatayım.

 

SEVİLEN KADIN
Genç Şairler Baş Başa Sh. 32
Yargıçoğlu matbaası, 1968, Ankara

Asla eskimezmiş Çerkes kadını
Sarmayanlar bilmez narin tadını
Asildir azmaz, kibar doğmuştur anadan
Hicap duyar babadan, acizlenmez kocadan
İstemem ayı, güneşi sensiz
Çam, çam kokuyorsun Kafkas kızı
Kısrak sütü var senin asil kanında
Çile çekmesini bilen sensin
Aç kalsan da koksa da nefesin
İltifata gevşeyen kadın değil
Anadan doğma efendi ve efesin.

MÜLTECİ
Abdülkadir Budak
Milliyet Sanat Dergisi No: 8 Sh. 93
1980, İstanbul”

Gökte mavi burada yapraklar yeşil
Kuşlar çift kanatlı, ateş yakıcı
Çok yönlü, gizemli insan yüzleri
Buranında karı kışın yağıyor
İlk yazda açıyor mor çiçekleri.

Çatılarda kiremitler kırmızı
Burada da erken kalkar işçiler
Fabrikanın eğri çıkar dumanı
Yüreği yaralı ne çok emek var
Kıra çiğdem toplamaya çıkıyor
Buradada güzel yüzlü çocuklar.

Orada buğulu toprak içinde
Tohum çatlatırdık, ürün alırdık
Vişne reçel yapardık kışa
O özgürlük günlerinde orada
Oğlan oynar kız şarkılar söylerdi
Aşımıza göz konmadan çok önce
Dağ dumanı, deniz tuzu severdi.

Sahi biz ne zaman geldik buraya
Nasıl koptu ilk çığ dağlarımızdan
Yangını heybemize koyup kaçarken
Koyun meledi mi, kuş nasıl öttü
Kemiriyor gövdemizi durmuyor
Taze ot kokulu bir yurt hasreti.

Ne lamba ısıtıyor, ne tat veriyor
Masamıza konulan kırmızı şarap
Yataklar sert, sokaklar toz içinde
Kimse bir merhaba demiyor içten
Ellerin yurdunda mülteciciyiz de.

 

DEDEMİN ANLATTIKLARI
Adigece’si : ÇUYEKHO Caffar
Çeviri: GHUNEKHO K. Özbay

Dedem anılarını,
Anlatırken çokça duyardım.
Kızgınlıkla köyümüze bakarken,
Çıkarırdı cebinden lülesini.
Telaşlanmadan lülesini,
Eline sıkıştırırken,
Başladı yine,
Anılarını anlatmaya.
Ben küçükken,senin yaşındayken,
Bu dünya dünya değildi.
Yaşamı acılarla,
Dolu olarak yaşardık.
Erken gelen baharla,
Günlerimiz geçerdi ovada.
İncecik tarlayı sürerken,
Çok zorluklarda çekerdik.
Kalkıp öküzleri otlatırken,
Yaşam gibi hasatın ipini bükerdik.
Zorluklar ardı ardına gelirken,
Emeğimizde bir şey kazanamazdık.
Beyler kızgınlıkla bakıp,
Karınlarını şişirirlerken,
Yalan söylemeye utanmadan,
Efendiler emeğimizi sömürürdü.
Yaylalarımıza çıkarken,
Gördüğümüz ise bir sepet.
Mısırlarımız yetişmeden,
Kuraklık alıp götürürdü.
Masallar yemeğimizken,
Çokça ağıtlar yakardık.
Eğitilmeyi isterken,
Yıllarımız geçip gitti.
Boyunduruk selvisi kalemimizken,
Nasıl olurda okuyabilirdik,
Köyden,komşu köye,
Bizler nasılda gidebilirdik.
Onların hepside parayken.
Boş ceplerimizde ne verebilirdik.
Hiç bir şeyimiz yokken okumayı,
Nasıl olurda başarabilirdik.
O zamanlar bey oğullarını,
Köyden çokta taşıdık.
O zamanlar bey oğulları,
Emeğimizi yediler.
O zamanlar bir şey diyemeden,
Kafkaslılar çok zorluk çekti.
Yöneticilerimiz olmadan,
Halimiz içler acısıydı.
Bu gün sizleri kıskanıyorum,
Eğitimin yolunda,
Güneş neşeyle sizlere yansırken,
Nasiplisiniz,bir çiçek gibi.
Yolunuz şimdi taştan,
Okulunuza gidiyorsunuz,
Zihin açıklığıyla,
Yaşamı yakalıyorsunuz.
Ana dilinizle şimdi okuyabiliyorsanız,
Mutluluklarınızı onunla anlatınız.
Ruslardan eğitimi hedef alıp,
Arkadaşlarınıza kalbinizi açın.
Şöyle bir bakın köyümüze,
Güzel bir kent gibi,
Mutlulukla,
İnsanlarıyla beraber.
Gökteki Güneş,
Aydınlığıyla şimdi yansıyor,
Başımızdaki aydınlık güneş,
Devrimleriyle bizleri ısıttı.
Şimdi görüyorsunuz değil mi,
Bir deniz gibi buğday tarlalarını.
Pşıze kıyısındaki gemiler ise,
Bir kuzu yavrusu gibi değil mi.
Bunların hepsi bizim,
Şansımızdır bunlar,
Daha da güzel olması için,
Hep ileriye bakmalıyız.
Bez ayakkabılarımız çıkarıp,
Vatan işlerini yürütebiliyoruz,
Her işe yüreğimizi koyup,
Özgürlük yolunu tutalım.
Sözlerini keserken,
Dedem gülümser,
Köyüne bakıp,
Mutlulukla başını sallar.

 

GÖÇMEN
ABITE Vladimir
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

Sevdiklerimin başında bir bilmediğim,
Görmediğim, özlediklerimin başında.
Yurdum olmadan sıladayım,
Kimsem ölmeden yasta.
Yollarda gözlediğim nedir,
Mektuplarda beklediğim ne?
Nereden sürmüşler beni,
Buralar nere.
Bir bildiğim olmalı,
Bilmez olmuşum.
Bir derdim olmalı,
Gülmez olmuşum.
Buralara konmuş,
Göçmen olmuşum.

Bülent ECEVİT

Gözlerimi yağma eden çalışmalarım,
Çiçek açtı,meyve verdi insana.
Susturmak mı henüz hayatı,
Yoksa, getirmek mi ölüleri lisana.
Geleceğe emanet ettiğim meşaleyi,
Gökten indirdiğim ateşle yaktım.
Esir doğan insan evlatlarına,
ÖZGÜRLÜK RUHUNU miras bıraktım.

Premeteus

Kim demiş rüzgarın,
Semeri vardır diye?
Vatanında olmayanlar,
Vatanını bilmez diye.

KEMENÇE
NEXAY Ruslan
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

Adigecem,
Halkımın yaşamıyla özdeştir.
Bilmiyorum ne zaman doğduğunu,
Doğrusu ise bir ağıt.
Şarkılarımdan duyduğum ise,
Büyük bir mutluluk.
Şimdiye kadar anlayamadım,
Kalbimden mi aldın o sesi?
Seni bildiğimden belki şaşırmadım,
Anlatmak için halkımı.

GÜZEL BAKMAYINCA
LHIXASE Muğdin
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

Güzel bakmayınca Dünyaya,
Söylesene nasıl görüyorsun?
Kendini bir şey sanan kişi,
Olsa ne olur, olmasa da.

İNSANLIK YAŞADIKÇA
MEŞBAŞE Yishakh
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

İnsanlık yaşadıkça, çalıştıkça,
Şu üç şeyi yapmalı,
Ağaç ekmek,
Ev yapmak,
Çocuk yapmak.

ÇERKES KIZLARI
MEŞBAŞE Yishakh
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

Çerkes kızları,
Mahzun bakar,
Sevgileri,
İnsanı yakar.
Hiç sallanmadan,
Avluda dolaşırlar.
Gülüşleriyle,
Sevgiyi dağıtırlar.
Bir gülücüklerinin,
Değeri biçilir mi?
Dağdaki buz olsan da,
Yinede eritirler.
Çerkes kızlarından,
Bana daha yakını var mı?
Canımın yarısı,
Halkımın kızları.
Örgülü saçları,
Omuzlarına dökülür.
Hiçte yorulmadan,
Emekleri için çalışırlar.
Yok, yok,
Onlardan güzeli.
Çerkes kızlarının,
Hiçte kibirliliği de yoktur.
Bir iplik gibi,
İp incecik,
Kendileri bir resim,
Bir güneş gibi doğarlar.
Eğer gençsen,
Arkadaş edin.
Seninle evlenirse,
Başka bir şey de isteme.
Çerkes kızlarının,
Huyları da güzeldir.
Onu seversen,
Bir ömür boyun seninledir.
Yaptığı yemekler,
Nartların yemeğidir.
Misafir için,
Canlarını verirler.
Sırrını söylemez,
Ay gibi.
Kendini sevip,saydırır,
Benim güzel kardeşlerim.

SAVAŞ SENİ İSTEMİYORUZ
HADAGHALH’E Asker
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

Dünyanın her yerinden,
Bir ateş gibi,
Anaların,babaların,
Canını alırsın,
Savaş,
Seni istemiyoruz.
Köylerden,kentlerden,
Topunun dumanları yükselir,
Çokta insanın,
Canını alırsın.
Savaş,
Seni istemiyoruz.
Arap ülkelerinden yükselir,
Ölüm saçarak,
Olmuyacağını,
Edersin insanlara.
Savaş,
Seni istemiyoruz.
Sen hiroşimaya acımadın,
Az köyde yakmadın,
Çocuklarıda,
Analarından ayırdın.
Savaş,
Seni istemiyoruz.
Mutlu yaşamı,
Birlikte çiziyoruz,
Devletimiz barış istiyor,
Özgürlük yolunu aralıyor,
Savaş,
Seni istemiyoruz.

ANDIRKHUAYENIN ŞARKISI
JANE Kırmız
Çeviri: GHUNEKHO K.Özbay

Andırkhuaye husen,
Düşmanlarına karşı,
Güzel vatanı için,
Çok savaştı.
Andırkhuaye husen,vatanın için,
Çok emekler verdi savaşta.
Vatanın,halkının çocuğu,
Şehit düşene değin.
Kaçmadı düşmanından,
“Teslim ola” adetimiz değil diye.
Savaşa devam etti,
Şehit düşene değin.
O,ölmedi,
Anısı içimizde.
Yiğitlini unutmayız,
Yine yaşayacaktır o.
Andurkhuaye Husen,
Düşmanlarına karşı,
Güzel vatanı için,
Çok savaştı.

KAPAT