FIKRALAR -2

NAZİLER
LAÇIŞ Yasin Alp

Nazi Almanya’sı zamanın da Abaza yolda yürüyormuş. Tam karşısında da bir Yahudi gidiyormuş. Birden Naziler Yahudi’yi tutuklamışlar. Arkasından bizim Abaza’yı da almışlar.

Yahudi kendini yerden yere vurup yalvarıyormuş, ‘’bırakın beni’’ diye. Abaza da ona bakıyormuş, bu neden böyle yapıyor diye. Yahudi hala bağırıyormuş.

Yahu bu işte bir iş var, demiş bizim Abaza. Başlamış kendini yerden yere vurmaya. Neyse bunları kapatmışlar bir odaya. Yahudi hala yalvarıyormuş. Abaza merakla sormuş Yahudi’ye: ‘’Yaaa ne yapacaklar bize?’’

Yahudi de ‘’ne yapacaklar, öldürecekler’’ demiş.

Abaza; ‘’Yahu Allah müstehakını versin, bende çalıştırmaya götürecekler zannettim…’’


TREN YOLCULARI
Z. Yücel

Üç Hatukuay arkadaş istasyonda tren bekliyormuş ama öyle sohbete dalmışlar ki, gelen trenleri hep kaçırıyorlarmış, bir türlü binemiyorlarmış.

Son kaçırdıkları trenden sonra aralarında anlaşmışlar bu sefer mutlaka bineceğiz, demişler. Bir müddet sonra bir tren daha gelmiş, ikisi bir solukta fırlayıp trene binmişler, üçüncüsü ise katıla katıla gülmeye başlamış. İstasyon görevlisi bu duruma şaşırmış tabi. Yahu, demiş. Sabahtan beri tren bekliyordunuz, şimdi tren geldi arkadaşların bindi ama sen gülüp duruyorsun.

Hatukuay; amca, demiş “onlar beni yolcu etmeye gelmişlerdi.”


PIN KODU
Ömeraga

Öncelikle şunu belirteyim: Bu gerçek bir olaydır…

Cep telefonun ilk çıktığı günlerdi. Talat adında Kabardey bir arkadaş yeni bir telefon almıştı, e bizde telefonu inceliyorduk. Her nasılsa Shapsugh bir arkadaşın elindeyken telefon kapandı. Talat’a PIN kodunu sordu. O da cevap vermedi. Aradan 1 dakika kadar geçtikten sonra bizim Shapsugh haykırdı: ”Tamam PIN kodunu buldum ama şimdi de PUK kodunu istiyor”


YAMYAM ve KABARDEY
Abzegh

Kabardey’in biri safariye çıkar. Ancak kader bu ya yamyamlara esir düşer. Eli kolu bağlanır kazana atılır. Bizim Kabardey, ateşte harıl harıl yanmaktadır, altında yamyamlar hump hups diye etrafında gezinmekte. Bizimki ha bire Si Kabardey, Si Kabardeys diye kimliğini izah etmeye çalışmakta.

Bunu duyan kabile şefi sokulur bizimkine: ‘’Seri Si Yamyams Seri Si Yamyams…’’


AKORDEON
Ömeraga

Abzegh’in biri müzik dükkanına girmiş ve gözüne kestirdiği akordeonu işaret ederek fiyatını sormuş.

Satıcıdan cevap gecikmemiş: ”Abzeghlere satmıyoruz.’’

Abzegh şaşırmış ve dışarı çıkmış takma sakal bıyık ve farklı kıyafetlerle tekrar geri dönmüş. ”Bu akordeon ne kadar?’’

Satıcı: ”kardeşim dedik ya Abzeghlerle satmıyoruz.”

Bizim Abzegh şaşkınlık içinde sormuş: ”Yahu Allah aşkına nerden biliyorsun benim Abzegh olduğumu?’’

Satıcı yanıtı yapıştırmış: ‘’Kardeşim o akordeon değil, kalorifer peteği…’’


ÇOK PARA VERDİM
GONEPŞEY Nursel  Yavuz

İyice yaşlı evde kalmış bir kızcağız zar zor bir kaşen bulmuş.
Ama köyde cep telefonu çekmiyormuş sadece kapının önünde duran ağacın tepesine çıkınca çekiyormuş.

Eee ne yapsın zavallı konuşacak, mecbur ağacın tepesine çıkıyormuş.

Bir gün yine ağaçta telefonu elinde sağa sola gezdirip şebeke bulmaya çalışırken dedesi gelmiş. ”Ne yapıyorsun ağacın tepesinde” demiş.

Kızda, ”şebeke arıyorum” deyince dedesi sinirlenmiş. Bastonunu kızın
ayağına vurup “şebek sensin” diye kızın ayağını kırmış.


YEFENDİM YI HABERHER
ÇELOH Turgut

Beş kafadar Kuban’ın Kuzey’ine uzanır Ruslardan yedi at çalar döner.

Ancak sürekli cebelleşirler, yediyi beşe pay edemezler. Olacak gibi
değil giderler Yefendi’ye.

”Biz beş kişiyiz burada yedi at var paylaşamıyoruz Yefendi” derler.

Yefendi açar bahçe kapısını alır içeri iki atı. Diğerlerinin eline tutuşturur birer atı. ”Hig huğo,şukoj” der. (Şimdi oldu gidin.)

Sevinç içinde ayrılır beş kafadar. Sorun çözülmüştür.

Kafadarlardan biri.’ ‘Yefendir değu yavgoşağ, değu dede
yiephabağ”der. (Hoca güzel paylaştırdı, çokta güzel hakkını aldı.)


KIRKI BİRDEN ÖLMEYİNCE
Şaban Özbilici

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine göç zamanında gelip yerleşen Çerkeslerden bir bey ölür.

Çerkeslerde ağıt yakma geleneği olmadığından, ağıt yakıcıları da yoktur. Fakat komşularının, yakınları öldüğü zaman ağıt yaktıklarını bildikleri için Avşar obalarının birinden, sevilen bu bey için ağıt yakmalarını isterler.

Avşarlar da komşuluk hakkı, Hakk’ın hatırı diyerek kırmazlar. İçlerinden bir ağıtçı kadın gönderirler.

Ağıt yakma anında ağıtçı kadın araya bir dörtlük yerleştirmeyi de ihmal etmez:

“Ne deyim ne söyleyim
Ölü bizim olmayınca
Teker teker tükenir mi
Kırkı birden ölmeyince.”


TÜRKLER ÇALIŞACAK, ABAZALAR YİYECEK
HAPİ  Cevdet Yıldız

Bu fıkra padişah yanlısı Nisan 1920 Düzce ayaklanması üzerine Türkler arasında anlatılmış olan fıkralardan oluşmuştur:

Perşembe günü Düzce’nin pazar günüdür. O gün köylüler Pazar yerine mallarını getirir satarlardı. Düzce ayaklanması nedeniyle halk tedirginlik içindeydi. Neyin ne olacağı bilinemiyordu. Kaygıları gidermek amacıyla ayaklanma liderlerinden Abaza Koç Bey (*) ya da K’uaç’ Bey (К1уак1), at sırtında ve refakatçileri eşliğinde pazaryerine geldi ve halka şöyle seslendi:
– Ey ahali, ey millet, toplan, dedi. Meraklanmayın, millet de aynı millet, devlet de aynı devlet, değişen hiçbir şey yok. Sadece Türkler çalışacak, Abazalar yiyecek…

(*) Türkler, K’uaç’ (К1уак1) sözcüğündeki Abazacaya ya da Adigece’ye özgü sesleri çıkaramadıklarından Koç diyorlardı.

Not: Bu fıkrayı 1962’de Düzce Balıklı Yaylası’nda orman işçisi olarak çalıştığım bir sırada bir orman memurundan dinlemiştim.


KOÇ BEY KAYMAKAM OLDU (*)
HAPİ  Cevdet Yıldız

K’uaç’ Bey telgraf memurunun yanına gelmiş,”Çek, çek!” diyor, gerisini getiremiyormuş. “Çek, Akçaşehar” (**) diyormuş. Zeki telgraf memuru durumu hemen anlamış ve “Koç Bey kaymakam oldu” diye telgrafı Akçakoca’ya yollamış. Böylece Koç’u rahatlatmış…

(*) Bu fıkra da halk arasında anlatılmış olanlardan.
(**) Akçaşehar (Ахъчэшжхьар)- Şimdiki Akçakoca’ya Abaza ve Adigelerin verdiği ad. Türkler is Akçaşehir diyorlardı. Bu ad Türkleştirme programı gereğince Akçakoca’ya dönüştürülmüştür. -HCY


UV, UV, İ’DAM
HAPİ  Cevdet Yıldız

Düzce isyanı sırasında Wubıh Sefer Bey (Berzeg) ayaklanma lideri, Abaza K’uaç’ (К1уак1) Bey de Akçaşehar (Ахъчэшэхьар) kaymakamı ve Düzce geneli için de ağır ceza yargıcı olmuş. Okuma yazması ve Türkçesi yokmuş (*). Önüne iki dosya ve iki tutuklu getirilmiş. Biri sabıkalı bir hırsıza ait kabarık bir dosya, diğeri de yeni cinayet işlemiş birine ait tek yapraklı bir ifade tutanağı bulunan bir dosya imiş.

Koç Bey, çok yapraklı kabarık dosyayı ele alıp sayfaları bir karıştırmış, ardından dosyayı sağ avucuna alıp hafifçe yukarı aşağı bir tartmış, “Uv, uv, uv, i’dam!” demiş. Öbürüne de bir bakmış, tek bir yaprak. Onun için de “Bera’at” demiş ve dosyayı kapatmış.

(*) Aslında Maan K’uaç’ Bey, jandarma albaylığı yapmış, okuma yazması olan ve Türkçeyi de Abaza aksanıyla iyi konuşan bir Abaza soylusu idi, Etem Bey (Çerkes) tarafından Sefer Bey ve daha başkaları ile birlikte, asılmak suretiyle idam ettirilmiştir. -HCY


GAK DESEN DE GUK DESEN DE SENİ YİYECEĞİM…
HAPİ  Cevdet Yıldız

Eskiden Düzce’de Shapsughlar (Шапсыгъ) arasında Abzeghlere (Абдзах) ilişkin anlatılan fıkralar çoktu.

Bunlardan biri de şöyleydi:

Abzegh ihtiyarı çarşıdan çarşı ekmeği ve beyaz peynir almış köye dönüyormuş. Yolda bir dere kıyısına çöküp karnını doyurmak istemiş. Eline alırken peyniri suya düşürmüş.

Derhal suya abanmış ve bir şey yakalamış. Gözleri iyi görmeyen Abzegh, peynir yerine bir kurbağa yakalamışmış. Bir ekmeği, bir de kurbağayı ısırmış. Kurbağa can acısından gak demiş.

Bunun üzerine de Abzegh:
– Gak desen de, guk desen de seni yiyeceğim, para verdim senin için, demiş.

ГЪАКЪ П1УАГЪЭМИ УСШХЫШТ,ДЖАКЪ П1УАГЪЭМИ УСШХЫШТ…

Ыпэм Дузджэмгьэ шапсыгъхэр 1эбзахэмэ яфэгъэхьыгъэу сэмэркъэухэр бо къя1уатэу шытыгъ.Мыхэмэ яшышэу зыри моштагъ:
1эбзэхэ л1ыжъыр шэхьар хьалыгъурэ къое фыжрэ къишэфыгъэу коим къэк1ожэштыгъ.Зы псы гъунэ горэм къэсыгъэу,т1ысыни шхэн фэягъ.Къое фыжыр ыалъмэкъ къырихырэ пэтые,къуаер 1эпызи псым хыригъэфагъ.Хатхъуи зыгорэ пытэ дэдэу къиубытыгъ.Ынэмэ тэрэзэу ялъэгъоу шытыгъэп,ымыш1ахэу зы хьамт1ыракъо къиубытыгъэу хъугъэ.Япэ хьалыгъу фыжым,ыужыпкъэм хьамт1ыракъом ецэкъагъ.Хьамт1ыраком гъмкъ ы1уагъ.!эбзахэми:
-Гъикъ п1уагъэми,гъакъ п1уагъми уысшхышт,пэрэ фыжъыбжъэ плъыстыгъ,ы1уагъ.


KOCAM MEMUR
HAPİ  Cevdet Yıldız

Köydeki ağabeylerden biri olan Tıfı sevdiğim kişilerden biridir. Benden çok daha yaşlı olmasına karşın beni yanına alır düğün ve muhabbetlere götürürdü. Sesimi çıkarmaz ona eşlik ederdim. Özellikle Bataklıçiftlik köyündeki (Шъхьалыхъокой) bir düğünü hiç unutamam. Bir odaya girdik, kızlar ayağa kalktılar, daha sonra sanki bir bale topluluğu imişler gibi entarilerinin eteklerini bozmayacak bir biçimde ve kuğu gibi sıralanarak uyumlu bir biçimde oturmuşlardı. Ben yaşça kızlardan küçüktüm.

Tıfı şakacı biriydi, bu nedenle çok sevilirdi. Bu arada pencere önünden sık sık takıldığı ve şakalaştığı bir kaşeninin geçtiğini gördü:
– Behiceciğim, diye seslendi.

Kız pencereye yanaştı ve bir süre sohbet etti, “Beni çağırıyorlar” diye uzaklaşıp gitti.

Bir yıl kadar  sonra Behice ile yine karşılaştık.
– Behice, beni beğenmeyip başkası ile evlendiğini öğrendim. Hayırlı olsun. Kocan ne iş yapıyor, diye sordu.
– Kocam memur, demokrat başkan, dedi.

1960 yılı öncesinde iktidardaki Demokrat Parti’nin köylerde ocak teşkilatları vardı. Anlaşıldığı kadarıyla, Behice’nin kocası da ocak başkanı idi.

СИЛ1 МЭ1МУР

Тыфыр тикъуаджэ дэсэу, бэгьэ сэнахьыжъэу шытыгъ, ау гъусэ сиш1ыри къуаджэхэр, нысашэхэр, зэхэсхэр къызэдэтк1уахьэштыгъ. Ц1ыт1 къызпысымгъэ1ук1ьэу аш гъусэгъу сыфэхъуштыгъ. Дузджэм ы Шъхьалыхъокой шыслъэгъугъэ зы нысашэр ныбжи сшыгъупшэнэп. Мафэу зы унэ к1оц1 зэхэсгорэм тек1ол1агъ. Пшъашъэхэр къэтэгьыгъэх, пшъашъэхэр зыр зым нахь дэхагъэх, къэбзагъэх, шыгъын дахэхэр яшыгъыгъэх. Тыфым “Шъут1ыс” яри1уагъ. Пшъашъэхэр хьарзэм фэдэхэу, зэк1элъык1охэу, пчэм ылъэныкъогьэ шы1эр мыт1ысэу, къык1элъык1ори мыт1ысэу, ягьэнапэхэр къызхамыгъэшэу зэч1аугъуаи дэхэдэдэу т1ысыгъэх.

Тыфыр сэмэркъэур къызебэк1ьрэмэ ашышагъ. Аш фэш1гьэ бо ш1о ялъэгъуштыгъ, хэти ыч1эсагъ. Аш дыхэтэу сэмэркъэугьэ зыдэгуша1эрэ ызы къэшжэнгорэ шъхьангъупчэмгьэ блэк1ьэу ылъэгъугъ:
– О си Бэхьиджэ ц1ык1у, ы1уи лъыгьагъ.

Пшъашъэр шъхьангъупчэм къек1ол1агъ, т1эк1урэ зэдэсэмэркъэугъэх. Ет1уанэ “Къысагьэх”  ы1уи пшъашъэр 1ук1ьыжыгъагъ.

Зы илъэс фэдиз къэнэуж Бэхьиджэм гъогум тытэтэу ты1уч1агъ.
– Бэхьиджэ, сэ сышыбгъэзыи нэмыч1 горэм удэк1уагъэу зэхэсхых. Утхъэ ушы1энэу сыпфэлъа1о. Уил1 шъыд 1оф ыш1эрэ?ы1уи Тыфыр еупч1ыгъ.
– Сил1 мэ1мур, дэмократ башкъан, ы1уагъ.

1960 илъэсым ыпэ утыкум тэтыгъэ Дэмокърат партым къуаджэхэмгьэ оджэкъ хасэхэр ы1агъэх. Бэхьиджэми ыл1 мыш шытхьэмэтагъ.


İKİ GENÇ ve BİR KIZ
HAPİ  Cevdet Yıldız

İki genç birlikte bir kızın yanına evlenme amacıyla konuşmaya (pseluh/псэлъыхъон için) gittiler. Kızın refakatçisi gençlere “Neyiniz var?” diye sordu. Biri, “Sabahleyin kapımı açan, akşam da kapatanım var” dedi. Öbürü de “Sabahleyin ve akşamleyin bağıranım var” dedi.

“Anlaşılan bunun kölesi (hizmetçisi/унэ1ут) var, zengin olmalı”, diyerek sabahleyin kapısını açan, akşamleyin de kapatanı olana kız kaçıp vardı.

Ancak sabahleyin açan, akşamleyin de kapatan, meğer bir makara imiş. Makaraya sarılı ipi çekince kapı açılıyor, ipi koyverince de kapanıyormuş.

Sabahleyin ve akşamleyin bağıranı olanın ise bir koyun sürüsü olduğu anlaşılmış. Koyunlar sabahleyin bağrışarak ağıldan (мэлэш) kıra gidiyor, akşamleyin de bağırarak (meleşerek) çayırdan ağıla dönüyormuş.

Kız bilmeden kendi kendisini aldatmış oldu.

Not: Gönen ve Manyas Wubıhları arasında anlatılan bu fıkrayı Hakurıne Kıymet Seçkin’den derledim, Kıymet, Manyas’ın bir Wubıh köyü olan Darca’da doğdu, babasının öldürülmesi üzerine de ailenin tek çocuğu olan Gönen’in Dereköy’ünde, annesinin evinde büyüdü, ardından Manyas’ın bir Wubıh köyü olan Süleymanlı’ya gelin gitti. Adigece bilir ama çocukluğunda Hacı Osman köyünde akrabalarının yanında duyduğu ve aklında kalan  bazı sözcükler dışında Wubıhça bilmez. Şimdi 88 yaşında, Bandırma’da oturuyor. -HCY

ПСЭЛЪЫХЪО ШЪЭУИТ1УРЭ ЗЫ ПШЪАШЪЭРЭ

К1элит1у зы пшъашъэ горэм идэж псэлъыхъyгак1о  к1уагъэ.Пшъашъэм игъусэ к1алэмэ “шъыд гъуи1?” и1уи къяупч1ыгъ.

Зым,”Пшэдыжпэ 1ух,пшэхьашъхьэ фэш1 си1″,и1уагъ.Адрэми,”Пшэдыжпэ 1о,пшэхьашъхьэ 1о си1″,и1уагъ.

Пшъашъэр тэгьи,”yнэ1ут  и1эу,баеу хъун фай” и1уи,пшэдыжпэ 1ух,пшэхьашъхьэ фэш1 зи1эм ч1эк1ьэк1ьи дэк1уагъ.

Пшэдыж 1ух,пшэхьашъхьэ фэш1ыр,пшэм ик1ы1у пыгъэнагъэу к1ьапсэ зытэлъ пхъэтэтыр  арэу къыч1эк1ьыгъ.Пшэр,к1ьапсэр зикъудыйрэм 1уихэу,к1ьапсэр зит1упшырэм пшэр  фэш1ыжынъэ хъоу къыч1эк1ьыгъ.

“Пшэдыжпэ 1о,пшэхьашъхьэ 1о си1” зи1орэми мэл 1эхъогъу и1эу къыч1эк1ыгъ.Мэлыр пшэдыжыпэм и1оу (куоу) дэк1ьы,пшэхьашъхьэми и1оу (куоу) къыдэхьажэу къыч1эк1ьыгъ.

Пшъашъэм имыш1ахэу еж зигъэпц1эжыгъэу хъугъ.

Мы убых къэбарыр къэз1отэжыгъэр Хьакурынэ Къыймэт,илъэс 88 иныбж,ишъхьэ къинэжгъэ гушэ1э заулэ къынэмыч1 убыхыбзэ иш1эрэп,адыгабзэр еш1э.


“O KADARINA RAZI GELİRİM DEDİ TLABJAHURAY’A”
Derleyen: HAPİ Cevdet Yıldız

Abzegh’in birinin bir merkebi varmış. Merkep her gün binicisini durmadan üstünden atarmış. Bu yüzden de binicisi sık sık yakınırmış. Hayret, eşek günün birinde binicisini sadece iki kez sırtından atmış.

Bunun üzerine çok sevine Abzegh : “O kadarı da olur, günde iki kezden fazla beni sırtından atmazsan seninle anlaşırız” demiş.

Tlabjahuray (Yuvarlak Toynak) eşeğin adıymış.

“АРИ ХЪУН Ы1УАГЪ ЛЪЭБЖЪЭХЪУРАЙ”

Эбдзахэм зы шыд ы1агъ,шыдым эбдзахэр къыридзэхы зэпытэу,л1ыри мыш къыхэк1ьэу рэтхьаусхэ зэпытэу шытыгъ.Гъэш1эгъон ба,зы мафэ горэм шыдым л1ыр т1онахь къызтыридзыхыгъэп.

Л1ым “Ари хъун Лъэбжъэхъурай” ы1уагъ,”мафэм т1онахь тыкъемыдзыхыми тызэзэгъын”,ы1уагъэу къя1отэжы.

Лъэбжъэхъураер эбдзахэм ышыды ыц1агъ.

TANRI’NIN TALİHSİZ YARATTIKLARI
HAKURNE Kıymet Seçkin
HAKURNE Kıymet Seçkin, Wubıhlaşmış Abzegh, 88 yaşında, Bandırma, 27.08.2008
Derleyen: HAPİ Cevdet Yıldız

Köyün birinde adamın birinin iki güçlü koşum mandası varmış. Başı sıkışan da ona koşup mandaları ödünç (hafı) istiyormuş. Mandaların sahibi ise, başkalarına güvenemediği için kölesini (hizmetçisini) de mandalarının başında işe gönderiyormuş. Bu yüzden ırgat ileniyor, “Tanrı’nın ilencine (lanetine) uğramış olarak yaşayanlar, ben Nakaraj ile siz iki manda öküzüsünüz”, diye sık sık söyleniyormuş.

Nakaraj (Нэкъэрэжъ; Karagöz) mandaların başındaki kölenin adıymış.

ТХЬЭР ЗЕУАГЪЭР НЭКЪЭРЭЖЪЫМРЭ ЫПСЫЦУХЪУИТ1УРЭ

Къуджэм дэс зы л1ы бай горэм к1оч1эфохэу псыцухъуит1у ы1агъ.Хэт 1оф къин хафэми хьафэу псыцухъухэр къыфэенэу л1ым ыдэж къак1оштыгъ.Л1ыми цахь зэрафимыш1ырэм къыхэк1ьэу,ыцумэ яшъхьэ зыгорэ къемык1ун фэш1гьэ,цумэ ягъусэу ыунэ1ути (ыл1ыч1и) ядыригъак1оштыгъ.Аши:
“Тхьэр зеуагъэу шы1эхэр Нэкъэрэжъымрэ шъо псыцухъуит1ур ары”,зэри1ожыштыгъэу къя1отэжы.
Нэкъэрэжъыр унэ1утым ыц1эштыгъ.

Къэз1отэжыгъэр Хькурнэ Къыймэт,убыхмэ ахэгъошахьыжыгъэ эбдзахэмэ ашыш,ыныбж ылъэс 88,Бандырмэ дэс,27.08.2008,зытхыгъэр Хьапый Джэудэт.


BİR SHAPSUGH, BİR WUBIH, BİR ABZEGH
Derleyen: HAPİ Cevdet Yıldız

Yaşlı Shapsugh karı kocanın tek oğlu askerde ölmüştü. Anne günlerdir gözyaşlarını döküp duruyordu. Annenin oğlu için ağladığını gören ve durumu fark eden Wubıh annenin yanına gelmiş ve “Anne”, demiş, artık ağlama. Ben hadrıh’eden (*) (ahret) oğlunun yanından geliyorum. Oğlun iyi, rahat, selamı var, bana annem beni merak etmesin dedi. Yalnız anneme söyle de benim için gerekli şeyleri versin, diye beni gönderdi”. Yaşlı kadın gözyaşlarını dindirip sevinçle içeri koştu, evde ne var, ne yoksa getirip Wubıh’a verdi…

Birazdan kadının kocası eve döndü. Ağlar halde bıraktığı karısını pür neşe içinde görünce şaşırdı. “Yahu ben seni göz yaşları içinde bırakmıştım, ne oldu da böylesine neşelenmişsin?” diye sordu.

“Bey, sen yokken eve bir Wubıh geldi, hadrıh’eden oğlumun yanından geldiğini ve selamını getirdiğini, oğlumun orada çok iyi olduğunu söyledi. Ayrıca anneme söyle de gereken şeyleri al ve bana getir diye oğlum tarafından gönderildiğini söyledi. Ben de oğluma götürmesi için evde ne var ne yoksa çıkarıp verdim” dedi.

Adam durumu anladı. Tüfeğini kapıp Wubıh’ın peşine düştü. Wubıh peşinden silahlı bir atlının geldiğini görünce durumu anladı ve yol kıyısındaki tarlasında çift sürmekte olan Abzegh’in yanına saptı.

“Şu gelen silahlı atlıyı görüyor musun, seni öldürmeye geliyor. Hemen şu yüksek ağacın tepesine çıkıp saklan. Geldiğinde ben senin gittiğini söyleyip uzaklaştırırım onu” dedi. Abzegh ağacın tepesine çıktı. Wubıh da sapanın başına geçip çift süren biriymiş gibi yaptı.

Birazdan Shapsugh yetişti, “Buradan birinin geçtiğini gördün mü?” diye sordu. Wubıh da “Gördüm, senin geldiğini görünce korkup şu ilerideki ağacın tepesine çıkıp saklandı” dedi.

Shapsugh atından inip Abzegh’i yakalamak için ağaca tırmanmaya başladı. Bunu fırsat bilen Wubıh da Shapsugh’un atına atlayıp kadından aldığı eşyalarla birlikte sırra kadem bastı.

Bir süre sonra Shapsugh yaya ve bitkin halde eve döndü. Karısı “Ata ne oldu?” diye sorduğunda da “Verdiğin şeyleri oğlumuza daha erken ulaştırsın diye atı da Wubıh’a verdim” dedi.

(*) Hadrıh’e (хьадрыхэ- Adige mitolojisinde “Ölüler Ülkesi”). -HCY

Not: Bu Wubıh/Adige fıkrası haç’eş, zeh’es gibi toplantılarda ve evlerde, özellikle Wubıhlar arasında anlatılır. -HCY

ЗЫ ШАПСЫГЪ,ЗЫ УБЫХ,ЗЫ ЭБДЗАХ

Зы Шапсыгъэ л1ыжъ ныожъ горэм ык1элэ закъо дзэм шы1эу л1эгъагъ.Янэ ынэпс къехызэпытэу, гъызэпытэу шытыгъ.Мыр зы Убыхгорэм къилъэгъуи ныом ыдэж къы1ухьагъ, “Тайнэ*, умыгъ”, ы1уагъ. “Сэ хьадрэхэм, уик1алэ ыдэж сыкъэк1ьыгъ. Уи к1алэ бо гупсэф, зи гуапэ хэтэп, сэлам къыое1ожы. Сайнэ* къысфе1уи сызшыч1эгъэштхэр къы1эхи къысфахь, къыси1уагъ”.Ныо ц1ык1ур хэгуш1ук1ьыпэу унэм ылъади шъыд ылъ, шъыд ымылъми къырихи Убыхым къыритыгъ…

Т1эк1у къэнэуж ныом ыл1 къэк1ожыгъ. Ынэпсхэр къыритэкъоу гъэу къышыринагъэ ышъуз гуш1оу зелъэгъум зыфырихьын ыш1эжыгъэп. “Жъэу,сэ угъэу укъышыснэгъагъ,шъыд хъугъэ моштэ ухэгуш1ук1ьынэу?” ы1уи еуп1ыгъ.

“Л1ы,тик1алэ ыдэж, хьадрэхэм сыкъэк1ьыгъ ы1оу зы Убыхгорэ къы1ухьагъ. К1алэм ысэлам къысфихьыжыгъ. Сик1алэ зэрэдэгъор къыси1уагъ. Сянэ къысфе1уи сызшыч1эштхэр къысфэ1эхи къысфахь къыри1уагъэуи къи1уагъ. Сэри скъо фихьын фэш1гьэ зышыч1эгъэштхэр ести л1ыр згъэк1ожыгъ” ы1уагъ.

Л1ым хъугъэм гу лъитагъ,ышъухэк ышти ешэси убыхым лъежагъ.Убыхым къак1орэ шыур зелъэгъугм,ымэш шыжъорэ зы Эбдзахэгорэм ек1ол1агъ.

”Мы къак1орэ л1ыр олъэгъуа, шъухэк ы1эгъ,уиук1ынэу къак1о. Мы чыг этыгъэм ч1ык1ьи зыгъэбылъ. Сэ узэрэк1ожыгъэр ес1они 1узгъэк1ьыжышт” ри1уагъ. Эбдзэхэри чыгым ч1ык1ьи зигъэбылъыгъ. Ежри мажъом фэдэу зиш1ыгъ.

Шапсыгъэр тэк1у къэнэуж къэсыгъ, ”Мыш зы л1ыгорэ блэк1ьыгъэу плъэгъугъа ы1уи къеупч1ыгъ” Убыхым.

”Слъэгъугъ, ы1уагъ Убыхыми,укъызэрэк1орэр зелъэгъум мы чыгым дэк1уаи ышъхьапэ зышигъэбылъыгъ”.

Шапсыгъэр шым къепсыхи Эбдзахэр къиубытынэу чыгым ч1ыц1элъэу ыублагъ. Убыхри псынк1эдэдэу Шапсыгъэм ыш зытыридзи ныом къы1ирихыгъэхэри здихьи хэпск1ьэжыгъ.

Шапсыгъэри лъэс лъэбы1оу,пшъыгъэу шыри к1ымыгъоу къэк1ожьи “Шыр тэ пш1ыгъэ?” ы1уи ышъуз къызеупк1ым, “Ептыгъэхэр к1алэм нахь псынк1эу 1орэк1 с1уи Убыхым естыгъ” ри1ожьыгъэу къя1отэжьы.

Нот: Мы Убых сэмэркъэур хьак1эщхэм, зэхэсхэм ик1и унэхэм шя1уатэрэ къэбархэм ашыш. Хь. ДЖ.
*Убыххэм сян-тян я1он фэш1гьэ сайнэ-тайнэ я1о.Хь.Дж.


SHAPSUGH’UN TANRI’YI AZARLAMASI
Anlatan: GUSER Fahrettin Abatay
Derleyen: HAPİ Cevdet Yıldız

Köydeki bir salgın hastalık sonucu Shapsugh’un üç çocuğu da ölmüştü.

“Bu Tanrı,üç çocuğunu birden alacak benden başka birini bulamamış mı ki?Azarlamaya gideceğim yanına” dedi Shapsugh. Yanındakiler de “Git de azarla onu!” dediler.

Akşam olunca adam gidip eski/kadim meşe ağacının önünde diz çöktü.

“Ey benim Ulu Tanrı’m Thaşh’o. Bu koca köyde benden başka üç çocuğunu birden alacak kimse bulamadın mı?” diye Tanrı’yı azarlamaya başladı.

Sağ arkasında diz çökmüş oturan kişi eteğini çekip “Sus, Tanrı’yı kızdıracaksın”, sol arkasındaki de “Söyle ona, azarla, haddini bilsin!” diyormuş diye anlatırlar.

ШАПСЫГЪЭР ТХЬЭМ ФЭГУБЖЫГЪ

Къуаджэм уз ае къыдахьи Шапсыгъэм ик1элищ рихьэхыгъэу щытыгъ. “Мы Тхьэм сэщ нэмык1 дыригъотагъэба мы чылэшхом ик1элищ дырихьыхынэу? Сец1эц1энэу идэжь сык1он фай” и1уагъ Шапсыгъэм. Идэжь щысхэми “К1о е1у,ец1ац1!” ира1уагъ. Л1ыр пчэхьа зэхъум чъыгэе чъыгыжъым ипашъхьэ лъэкоджэмышъхьэгьэ т1ыси.

“О Ситхьэу Тхьашхо.Мы къоджэшхом сэщ нэмык1 ик1элищ эпхынэу зи дэбгъотагъэба?” и1оу Тхьэм ец1ац1эу иублагъ. Иужьырэ жъабгъомгьэ к1ьэлъысым игьэнэ к1ьапэ къикъудыеу:
“Уижэ убыт, Тхьэр бгъэгуабжыщт” къыри1ощтыгъэу, ыужьырэ сэмэгумгьэ к1элъысми “Е1у,ецац1, зерэш1эжь!” ри1ощтыгъэу къя1отэжьы.

Мы сэмэркъэур сятэшыпхъу бэрэ ки1уатэу щэхэсхыгъагъ. Къэз1отагъэр Гусэр Фахърэттин, зитхыгъэр Хьапый Джэудэт.


HAMŞEKO HOCA’YA GİDİYORU
Anlatan: GUSER Fahrettin Abatay
Derleyen: HAPİ Cevdet Yıldız

Biri Gönen Çınarlı köyünden Gujü Kadir, diğeri Gönen Karalarçiftliği köyünden Gogen Şaban, iki Wubıh genci, pseluh (bir kızla konuşmak) için, soğuk bir kış günü Susurluk Demirkapı köyüne gitmek üzere yola çıkmışlar. Ara yerde Manyas Değirmenboğazı köyünde atlarını sulamak için bir çeşme yalağı önünde durmuşlar. Çeşme başındaki yaşlı bir kadın:
– A evladım, böyle soğuk bir günde ne oldu da yola çıktınız, nereye gidiyorsunuz, diye sormuş.

Şaka ve esprileriyle ünlü Gujü Kadir, elini döndürerek Gogen Şaban’ın başını işaret etmiş, onun akıl hastası olduğunu anlatmak için:
– Balıklıdere’ye, Hamşeko Hoca’nın yanına gidiyoruz, demiş.

Hamşeko Hoca Susurluk’un Balıklıdere Shapsugh köyünde cin çarpmalarını iyileştirdiği söylenen nefesi kuvvetli bir hoca imiş. Bunun üzerine yaşlı kadın:
– Bu fırtınalı günde böyle yola çıktığınıza göre öyle olmalı evladım. Hadi gidin öyleyse, Allah yardımcınız olsun, demiş.

ХЬАМШЭКЪО ХЪОДЖЭМ ИДЭЖ ТЭК1О!..

Гунэным иЧынарлы (Убыххьаблэ) щыщэ Гужъу Къадиррэ  Караларчифлиги къуаджэм щыщэy Гогьэн Шэбан иц1эу убых к1элит1у, зы к1ымэфэ мафэ горэм псэлъыхъонхэу Сысурлыкъым и Демыркъапы адыгэ къуаджэм к1онхэу гъогум техьагъэх. Гъогу гузфэгум тeт Маняс и убых къуаджэу Дэгирмэнбогъазым псы рягъэшъонэу зы псынк1эщгорэм идэжь яшыхэм къепсэхыгъэх.Зы ныогорэ рэгуа1эу къяупк1ыгъ:
– А сик1алэхэр,мы мэфэ оефом тхьэм тэдэ шъуригъэжьагъ мощтэу гущ?и1оу.

Ц1ыф сэмэркъэоу щытыгъэ Гужъу Къадир и1э игъэгьэгоу Гогьэн Шэбан ишъхьэ ригъэлъэгъугъ,игъусэ ышъхьэ зэрэмытэрэзэр гуригъэ1онэу зиш1и,
– Хьамшэкъо Хъоджэм идэжь Балыкълыдэрэм тэк1о,ри1уагъ.

Хьамшэкъо хъоджэр Сысурлыкъым Балыкълыдэрэ зиц1э шапсыгъэ къуаджэм шышэу джынэ дыуахьхэр итхэу,джынэ зык1оц1ыхьагъэхэм джынэхэр яхырифыжьэу,ифапщэ эзэгъоу, зиц1э рэ1угъэу зы хъоджагъ.Мыр зызэхехым ныом:
– Армырмэ 1офэп, мы мэфэ оефом гъогум шъукъытэхьаныеп гущ.Шъук1у ащыгъум сик1алэхэр,тхьэр дэ1эпы1эгъоу къышъуфэрэхъу,и1уагъ.

Сэмэркъэур зитхыжьыгъэр Хьапый Джэудэт, 05.11.2008


AŞÇI ANNE
Mert Canduran

Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir Çerkes anne, akşam yemeğine gelecek olan oğlu ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu. Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi.

Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla
karşılaştılar. Yaşlı Çerkes Annenin o gece yaptığı yemekler değme oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu farkettirmemek için ellerinden geleni yaptılarsa da yemek sırasında pek iştahlı göründükleri söylenemezdi.

Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek evlerine
gittiler. Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi
düşünüyordu. Oğlu ve gelini gittikten sonra, Çerkes Anneye:

“Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum. Bana söyler misin, bu
geceki yemekler neden o kadar kötüydü? Bence ya hastasın ya da bir sorunun var” dedi.

Yaşlı Çerkes Anne gülümseyerek cevap verdi:

“Hayır, hiçbir şeyim yok. Kasten yaptım. Bu yemekten sonra oğlum asla
ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak.”


 

KAPAT