DİASPORADA VERİMLİLİK

Semra Ademey Gürel
10.12.2005

Geçenlerde Abhaz, Asetin ve Kabardey birkaç arkadaş Kafkasya, diaspora, halklar, dernekler, siteler derken bir çok konudan konuşup, tartışma imkanı bulduk. CC’de tanışmış olan bizler sitede Kafkas cumhuriyetleri ve halkları ile ilgili kişileri ve bilgileri bulmaktan son derece mutlu olduğumuzu söyledik. CC’de hepimize hitap edecek bir şeyler bulabiliyorduk.

Diğer taraftan konu konuyu açtıkça; içerisinden çıkılmaz ya da çok emek isteyen bazı noktalarımızın olduğunu hepimiz üzüntü ile fark ettik. Maalesef böyle bir birlikteliği siteler haricinde pekte sağlayamadığımızı gördük. Bir yerlerde yanlış giden bir şeyler var ama ne?

Yıllarca derneklerimiz bu birlikteliği sağlamak adına mücadele verdiler. Kafkas halklarını aynı çatı altında buluşturdular. Bunun için haklı sebepleri de vardı. Bir defa Kafkas kökenliler olarak diasporada bu ortaklığı diğer halklara nazaran, birbirimizden fazlası ile bulduk, hatta bazı durumlarda sadece dil farklılığımızın olduğunu söyleyebildik.

Kafkas derneklerinin getirdikleri, götürdükleri derken sadece dillerin korunması noktasında istenildiği gibi bir faydayı sağlayamadığını söyledik. Fakat unutmamak gerekir ki, yasal olarak kendi dillerimizde bu güne kadar etkin çalışma yapma şansımız zaten yoktu. Şimdi başta dil olmak üzere ortaya konan bazı gerekçeler ile Abhaz, Abzegh, Çeçen, Asetin adı altında çekirdek dernekler yaratılıyor. Biz Çerkes değiliz deniliyor. Peki yıllarca Kafkas halkları için söylenen “Çerkes” birleştirici olurken ne oldu da şimdi bu kabul edilemez oldu? Çekirdek dernekler ile dil ve benzeri sorunlar tamamen çözülebilecek mi?

Neden, sorusuna getirilen savunmalardan birisi de Kafkasya’da da söylendiği gibi ortak bir kültürün olmadığıdır. Bize göre, bu gün hepimizin kabul etmesi gereken bir gerçek var. Kafkasya ve diaspora gerçeği. Bizler diasporada Kafkasya modeli, Kafkasya’da da diaspora modeli yaratamayız. Her ikisini kendi özellikleri ile kabul etmek durumundayız.

Kafkasya’daki cumhuriyetlerin öncelikli olarak düşünmeleri gereken kuşkusuz kendi varlıkları olacaktır. Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak kendi öncelikleri ilk sırada olacaktır. Daha sonra komşu ve bölge önem taşıyacaktır. Sanırım bundan daha doğal bir şeyde olamaz. Fakat biz bir grup arkadaşa göre diasporada olay tam tersidir. Öncelikli olarak Kafkas halklarının birliği sonrasında halkların kendi kültür ve dilleri önemli olmalıdır.

Öncelikli olarak şunu kabul edebiliyor muyuz? Bizler kendimizi Kafkas halklarından sayıyor muyuz, kültürümüz ve dilimizi yaşatmak istiyor muyuz? Diasporada Kafkas halkları olarak bulabildiğimiz ortak noktalar var mı? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar evet ise ona göre de bir yapılanma içerisinde olmamız gerekmez mi?

Türkiye’de yaşayan Kafkas kökenliler zaten dağınık olarak yerleşmiştir. Asetinlerin hepsi bir yerde, Adigeyler ayrı yerde, Çeçenler ayrı yerde değildir. Bunların hepsinin birbirine kaynaştığı yerler vardır ama tek bir halkın hakim olduğu bir yoğunluk sanırım yoktur. Durum böyle olunca da zaten imkanların kıt olduğu bir durumda ilgiyi tamamen yok etmemek adına, derneklerimiz bize göre bu güne kadar yapılacak en doğru hareketi yapmışlardır.

Bizler bu birlikteliğe sıcak bakıyoruz. Düşünün, herhangi bir ilimizde 200 Abhaz, 50’de Abzegh var diyelim. Böyle bir durumda tek çatı sevdasına Abzeghleri dışarıda mı tutalım? Dışarıda tuttuk diyelim bu defa 50 kişilik Abzeghler nasıl etkin kılınacak? Abhazlar ile yakın buldukları kültürel etkinliklere katılmayacaklar mı? Bu 50 Abzegh’in sonu ne olacak?

Diasporada etkin olmanın tek yolu, bütün Kafkas halklarına eşit mesafede olan tek bir Kafkas Federasyonu’nun çatısı altında olmaktan geçiyor. Abhazya’ya uygulanan ambargoya duyulan tepkiden, Çeçen mültecilerin haklarına kadar her şeyi tek dilden anlatabilecek, çözüm üretebilecek ortak bir çatıyı kullanmak zorundayız. Abhaz diline gösterdiği alakayı, Asetin diline de gösteren bir Federasyon.

İllerde ki dernekler yeterli sayıları bulduğu zaman dil ve kültürel
çalışmalarını yapabilmeli ama federasyon ile de tek dilden dünyaya konuşabilmeli. Kafkasya’daki farklı zihniyetlerin çirkin oyunlarına yine bu şekilde toplu bir sesleniş ile karşı duruş sağlanabilmeli.

Maalesef bizler çekirdeklere bölünürken bıraktığımız boşlukları başkaları hızlı bir şekilde genişleyerek doldurmaktadır. Şayet halklara göre bölünmüş dernekler son noktada tek ses olabilecek ise yani “federasyon” olabilecek ise bölünmede sakınca yok. Fakat sadece ben merkezli olur ise bize göre asimilasyon ve yok oluş çok daha etkin ve hızlı olacaktır.

Her zaman dediğimiz gibi “birbirimize tahammül ederek, birbirimize kazandırarak, yerine göre birbirimiz için çalışarak” ortak adım atmayı mutlak suretle başarmalıyız. Diasporanın sağlayacağı güçlü bir ittifakın, sanırız Kafkasya’ya da etkisi olmazsa olur.

KAPAT