ÇERKES MİLLETİNİN BÜYÜK DEVLETLERE, İNSANLIK ve MEDENİYET ALEMİNE GENEL BİLDİRGESİ

Yamçı Dergisi
Mayıs 1977-Şubat 1978, s.415

Halen Yunan askeri işgali altında bulunan Batı Anadolu, yani Balıkesir, Bandırma, Erdek, Gönen, Biga, Kirmasti, Mihaliç, Bursa, İnegöl, Yenişehir, Aydın, Manisa, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar ile İzmit, Adapazarı, Hendek, Düzce, Bolu ve yöresi Çerkes ahalisinin, biz aşağıda imzaları bulunan yetkili temsilcileri ve Yunan Hükümeti’nce onaylanan ”Şarkı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti” (Yakın Doğu Çerkeslerinin Haklarını Koruma Derneği) kurucuları Birinci Dünya Harbi sonunda büyük devletlerce kabul ve ilan edilen milliyet prensibi ile ortaya çıkan milli hukukuna dayanarak İzmir’de Kongre halinde toplanarak hazırlık halindeki milletlerin hukukunu üzerine alan ve yenik devletlere kabul ettirmeyi taahhüt eden Büyük İtilaf Devletleri ve ortaklarıyla, özellikle Yunan, Çerkeslerin sığındığını bildirerek milli isteklerinin yerine getirilmesini rica etti.

Anadolu’da bugün oturmakta olan Çerkesler, doğruya yakın bir hesapla iki milyon kadardır.

Çerkesler; dil, adetler, duygular ve uygarlık itibariyle milli geleneklerini korumuş ve devam edegelmişlerdir. Çünkü eski çağlar tarihinin Doğu’da ve Yunanistan’da kaydettiği uygarlıkların hepsine (Kafkas ırkını doğurmuş) olan Çerkesler bir sebep unsuru olduğu gibi çağımızın yüksek medeniyetini kuran beyaz ırkın ve Arilerin seçkin ailesinden oldukları, İngiliz, Alman Rus ve Yunan tarihçilerinin tarihi eserleri ile saptanmıştır.

Çerkeslerin Arap hükümetlerinin çökmesi üzerine merkezi Mısır’ın Kahire (şehri) olmak üzere tüm Arabistan, Kuzey Afrika ve Suriye’yi de içine alarak kurdukları hükümetin üç yüz yıl kadar yaşadığı ve milli yurtları olan Kafkasya’da cumhuriyet şeklinde haiz oldukları idari ve siyasi istiklali, Rus istilasına karşı tehlikede görünce merhum Şeyh Şamil’in idare ve komutasında her türlü savaş aracı ile donatılmış Rus İmparatorluğu’na karşı yirmi yıl, sürekli olarak yiğitçe savaştığı herkesçe tanınmakta ve bilinmektedir.

Adı geçen merhumun bu savaşları, ne yazık ki Rusların büyük üstünlüğü karşısında zorunlu olarak başarısız kalınca Rus Çarlarının güttüğü gizli emellerden haklı olarak kuşku duyan üç milyondan ibaret olan Kuzey ve Batı Kafkas Çerkeslerinden iki milyon miktarındaki nüfusun (o zamanki Babıali’nin gösterdiği koruyucu çağrıya uyarak) Türkiye’ye göç ettiği ve Kuzey Kafkasya’da kalan bir milyon nüfusun çoğalması ile bugüne kadar üç milyona ulaştığı Rus istatistikleriyle saptanmıştır.

Bu hesaba göre Türkiye’ye göç eden iki milyon Çerkes nüfusunun şimdiye kadar üç misli artarak altı milyona ulaşması gerekirken, üzülerek söylenebilir ki, bugünkü milyona yakın bulunmaktadır. Bunun nedenlerine gelince; pek açık bir gerçek olduğu veçhile, Osmanlı Hükümeti’nin inkarı mümkün olmayan kötü idaresinin sonucu olarak çeşitli dert ve felaketlere kurban edilmek yüzünden Çerkesler, dört milyon nüfustan yoksun kalmışlardır.

Kaldı ki, 13 sene önce Meşrutiyet idaresinin ilanı üzerine siyasi olgunluktan mahrum ve ancak Türkçülük ve Turancılık duygularıyla dolu olan ve tarihte misli görülmemiş bir surette, diğer Osmanlı unsurlarını yıldırma politikası ile Türkleştirmek gibi yanlış bir politika izleyen Türk yöneticilerinin siyaseti, Türk olmayan bütün unsurların milliyetlerini ve yaşama güvenliklerini yok etmekle Çerkeslerde de ”yalnız korunma amacı” ile haklı bir şikayet ve perişan olma hissi uyandırmış ve bunun sonucu olarak Çerkesler bu devam edegelen zulümlardan kurtulmak amacı ile milli bir gaye takibine ve millicilerin açıkça Çerkes milletini mahva kalkışması dolayısıyla, onlar da silahlı savunmaya ve çarpışmaya mecbur kalmışlardır.

Bu yüzden Çerkesler, binlerce değerli evladını ebediyen kaybetti. Malları ve hayvanları yağma edildi ve köyleri yıkıldı. Netice itibarıyla Çerkeslik, telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi bakımdan korkunç zarar ve kayıplara uğramış olmakla beraber, bu mücadelesinde sarsılmaz bir azimle sebat etmiş ve bugün de etmekte bulunmuşlardır.

Gerçi Çerkesler, gerek komutan ve gerekse er olarak Birinci Dünya Harbi’ne katılmadılar değil; fakat, bu katılma diğer milletler gibi fiili, emeli, hissi olmaktan ziyade ister istemez ve kanun (zoruyla olmuş) idi. Mamafih, mütarekeden sonra Çerkeslerin az bir kısmı Anadolu İhtilalcileri’ne (tamamen yanlış bir his ile) katılmış ve bir nevi Mustafa Kemal’in hükümranlığını kurmaya yarayacak fiili harekatta bulunmuş iseler de, Kemalistler’in insanlık dışı hareketlerini ve yanlış siyasetlerini onlar da yakından görüp anlayınca geri dönülmesi büyük bir sakınca olmayacak kısa bir müddet içinde Çerkeslik emelleri yoluna, pişmanlık duyarak bundan geri dönmüşlerdir.

Özellikle Çerkesler, Halifelik Makamı’na manevi bakımdan bağlı kaldıkları halde, Babıali’nin Kemalistlerle birleştiğini ve bunca fedakarlığına rağmen Çerkesliği tamamen ihmal ettiğini saklamaya lüzum görmedikten sonra Çerkeslik, haklı ve tabii bir kararla, kendisine kurtuluş vadeden ve bunu işgal bölgesinde fiilen ispat eden Yunan Ordusu’na katılmayı, milli ve hayati çıkarlarından saymıştır (nitekim daha önce de soylu Arnavut ve Arap milletlerinin de Türklerden ayrılmakla yabancı kurtarıcılara aynı sebepler ve kaygılar ile eğilim gösterip katıldıklarına şüphe yoktur). Bundan sonra, bir buçuk sene devam eden mücadele esnasında Çerkesler; müslüman olan ve olmayan binlerce suçsuz insan millicilerin kıyımından kurtarması itibarıyla belirtmeye ve ölçülmeye değer hizmetlerde bulunmuşlardır.

Yunan Hükümeti, taşıdığı milletlerarası insanlık ve uygarlık nitelikleri gereği olarak din farkını göz önüne almaksızın, Ermeni ve bilhassa Rum göçmenleri ile eşit olarak ve belki fazlası ile Çerkes göçmenleri ve mültecileri hakkında ilgi göstererek, onların iaşelerini ve yerleşmelerini en iyi bir şekilde sağlamıştır.

Yunan Hükümeti’nin Anadolu’ya ayak bastığı tarihten itibaren askeri işgal sahasına giren bölgelerde oturan Çerkes ahalisine Kemalistlerin zulüm ve baskı yapmaları üzerine sığınanlara, harp ederek esir aldığı millettaşlarımıza, diğerlerinden farklı olarak yakınlık ve hüsnükabul göstermesi, iyi davranması, itimat etmesi ve kayırması bilhassa minnet ve şükranla anmaya ve belirtmeye değer.

Bundan dolayı, bu gönül okşayıcı ve içten davranış Çerkeslerin Anadolu’da uygarlık yeteneklerine sahip ve kurtarılmaya layık bir millet olduğu ve Anadolu’da Rumlarla Çerkeslerin karşılıklı olarak hayati menfaatlerinin ve siyasi haklarının eşit olarak korunması gerektiği inancından dolayı olduğunu, Çerkesler kuvvetle ümit eder ve dilerler.

Konuyu ayrıntılı sunmaktan amaç:

a) Milli çehremizi göstermek,

b)
Anadolu’da uygar milletlerin dikkat nazarını çekmeye layık bir Çerkes milletinin yaşadığını belirtmek.

c) (Üç yüz seneden beri sürekli olarak egemen olan kötü idare yüzünden yıkılış vadisine yuvarlanan, asri ve medeni bir idare kurmak kabiliyetinden yoksun, içten dıştan Yakın Doğu’da ve dolayısıyla Avrupa’da bir karışıklık ve harp kaynağı olan Osmanlı Hükümeti ve Meşrutiyet’in ilanı ile onun yerine geçerek Osmanlılığın çökmesine neden olan aşırı Türkçülerin    uğursuz siyaseti, Anadolu sahasında Türk’ten gayri bir milletin hayat hakkını tanımamakta  direndiği, medeniyet alemince inkarı kabil olmayan bir hakikat olduğundan) bundan böyle Çerkeslerin Yakın Doğu’da Türklerin uğursuz yönetimlerinden kurtulmasıyla Yunan himayesi altında bir barış ve esenlik olarak yaşamaları sebeplerinin sağlanması arzularını göstermek ve dilemekten ibarettir.

Bundan dolayı, Büyük İtilaf Devletleri ve ortaklarınca milli olan aşağıdaki isteklerimizin kabulünü ve desteklenmesini kongremiz rica ve hemen harekete geçilmesini sabırsızlıkla beklediğini soylu kişiliklerine sunmakla şeref duyar.

1) Devletler arasında kabul ve ilan edilip eski sulh antlaşmalarına konduğu gibi, gelecekteki Yakın Doğu sulhuna da konması kuvvetle umulan azınlık halindeki milletlerin hakları ve siyasi çıkarlarını temin ve tatmin edecek olan madde hükümlerinin bütün Çerkesleri    de kapsamına alması.

2) Çerkes Milleti, Anadolu’da her bakımdan kendi­siyle aynı durumda ve karşılıklı menfaatlerle bağlı   bu­lunduğu Rum unsuru ile eşit haklar çerçevesinde kader birliğine istekli bulunduğundan dolayı, milli ilerleme ve gelişmesine kuvvetle ümit ettiği uygar Yunan hüküme­tinin fiili himayesi altına sokulması.

3) Çerkes Milletinin önce Halife ve Babıali’nin ve sonra milli ve hayati çıkarlarını şevki ile giriştiği    bu mücadele yüzünden uğradığı bütün zarar ve ziyanların barış yapacak taraflardan biri olan Türk Hükümeti’ne öde turnesinin sağlanması.

4) Barış  Konferansında yukarıdaki milli isteklerimize karşı çıkıldığında,    delilleri göstermek, inandırıcı açıklamayı yapmak ve gerekli savunmada bulunmak üzere, yüksek konferans meclisine yetkili temsilcilerimi­zin davet buyrulması.

Bundan dolayı yukarıda açıklanan, kabul ve desteklenmesi hususunda medeni yardım ve desteği birinci olarak Büyük İtilaf Devletleri’nden; ikinci olarak Yunan Devleti’nden; üçüncü olarak insanlık ve medeniyet aleminden rica ettiğini ve beklediğini ve bundan böyle milli emellerinin meydana gelmesine hizmet edecek siyasi ve sosyal teşkilatı yapmak, Çerkeslerin gelenekleri ve milli, dini ve medeni ihtiyaçları çerçevesi içinde sağlamak; ilerlemek ve gelişmesi esaslarını düşünmek ve hazırlamak; hükümetler ve yüksek meclislerle bağıntı kurarak gerektiğinde yetkili temsilciler göndermek ve siyasi girişimleri yapmak, lüzumlu evrakın düzenlenmesine ve imzasına ve milli haklarının dayandığı işlerin ve dayandığı hususların izlenmesine ve sonuçlandırılmasına kongremiz kendi azası arasından ayırıp seçtiği daimi yürütme kurulunu teşkil eden ve daha önce Yunan Hükümeti’nce resmen tanınmış olan ”Şarkı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti’ni vekil yaparak toplantısına son verdiğini, sunma vesilesiyle” yüksek saygılarını takdim eyler. Yardım Allah’tan 24 Ekim 1921.

Adapazarı delegesi Bağ Talustan Bey
İzmit delegesi Çöle İbrahim Bey
İzmit delegesi Çiyo Kazı Bey
Hendek delegesi Bağ Osman Bey
Düzce delegesi Maan Ali Bey
Düzce delegesi Hamte Ahmet Bey
Kandıra ve Karasu delegesi Maa Şirin Bey
Yalova-Karamürsel delegesi Ancur Yakup Bey
Bilecik delegesi Bağ Rıfat Bey
Eskişehir delegesi Bağ Rıfat Bey

Geyve delegesi Çöle Arslan Bey

Bursa delegesi Harunürreşit Bey

Biga delegesi Acur isa Nuri Bey

Gönen delegesi Lapez Yakup Efendi

Gönen delegesi Sahekomit Hafız Sait Efendi

Erdek delegesi Şahabel Hasan Bey

Bandırma delegesi Neçoko Hasan Bey

Bandırma delegesi Berau Sait Bey

Bandırma delegesi Berzek Tahir Bey

Balıkesir delegesi Bezadoğ Sait Bey

Manisa delegesi Pesevu Reşit Bey

Aydın delegesi Açofit Sami Bey

KAPAT