BÜYÜKLERE MASALLAR

KIP Fuat Aydemir
15.07.2009

Bir varmış bir yokmuş,

Yıllar önce Ülkenin birine milyonlarca Çerkes sürülmüş.

Anavatanlarından uzakta yaşayan bu halk öyle bir halkmış ki düşünce kabiliyetleri yeterince gelişmediğinden yazılan çizilenlerden hemen etkilenir, anında görüntüsünü değiştirirmiş. Bu nedenle bu halkın ileri gelenlerinden ermiş birisi bu halkı bu yaban ellerinden alıp anavatanlarına götürmeye çok uğraşmış uğraşmış ama nafile. Kimsenin gidesi yokmuş. Artık kafasına tak etmiş ve gelen gelir ben gidiyorum diyip ceketini aldığı gibi çıkmış yollara.

Aklı hep arkasında bıraktığı gariban halkında kalmış. Ya kötü yola düşürürlerse endişesi duymaya başlamış. “Aman sahip çıkmam gerekir” kaygısıyla her fırsatta halkını kötülüklerden korumaya çalışmış. “Halkım siz siz olun sakın ha kumdan kafanızı çıkarmayın. Nasılsa döneceksiniz, uçağa binene dek kafanızı kumda saklayın, yoksa amenna kurda kuşa yem olursunuz” diye de fetvalar verirmiş her yerde. Zira akbaba çokmuş etrafta. Halkı safmış. Ya kurtlara kanarlarsa? Ya şahinlere alet olurlarsa? Ya dünya işlerine kafa yorarlarsa?

Aman en iyisi mi nüfusumu kullanarak engellerim nasılsa diyerek iç rahatlığıyla geçirmiş günlerini. Oysa arkasından bir grup ne planlar yapıyormuş da haberi olmamış. Kimisi Çerkesya’da milli gelir düşük demiş, kimisi Çerkesya’da çok yağmur var demiş. Kimisi Çerkeslik dışında işlere bulaşmış, kimisi Çerkeslik dışında yazılar yayınlamış köşesinde.

Yani bu saf halkını kandırmaya başlamış dış mihraklar. Bu dış mihraklar her milletin belalısıymış. Hep öyle öğretilmiş zira. Evin bacası fazla ağırlıktan çökmüş, dış mihrakların parmağı olabilirmiş. Araba kırmızıda geçmiş, şoför kesin dış mihrakların etkisinde kalmış. Bu dış mihraklar öyle ileri gitmişler ki, başka dış mihrakları Çerkes halkını kışkırtmak için kiralamış. Eh ne de olsa Çerkes halkı safmış. Her denilene inanır, kurtla kurt, kuzuyla kuzu olan bir halkmış. Bu dış mihrakların tuttuğu dış mihraklardan kurtulmak için iç mihrakları harekete geçirse de başarılı olamamış. Halk elden gidiyormuş.

Oysa bir gün uyandığında o çok saf sandığı halkının kafasını aslında hiç kumda gömmediğine tanık olmuş. Her denilene kanmayıp, ‘’vatan Cennet’tir’’i duymaktan bıkıp ‘’vatan her haliyle bizimdir’’i sahiplenen bir halk olduğunu görmüş karsısında. Afallamış. Kurdu dinleyen, kuzuyla dertleşen ama bir yandan da kendi iradesini oluşturan bir halkmış oysa yıllardır saf sandığı halkı. O hep görmek istediği gözlüklerini hiç çıkarmadığını anlamış ama iş işten çoktan geçmiş. Ne kimse birbirine girmiş, ne kimse elma iken armutlaşmış. Ne kimse dört göz eve saray demiş, ne kimse asgari ücrete üç sıfır eklemiş.

KAPAT