BÜYÜK FIRSAT KAÇTI MI?

YEMUZ Nevzat Tarakçı

Salgının sakinleştirdiği, sadeleştirdiği dünyada, içten içe büyük fırtınalar, korkular, coşkular, derin acılar yaşıyoruz.
Ayrıca bu sancılı süreç, Türkiye’nin, “geniş kapsamlı büyük bir toplumsal barış” fırsatını yakaladığı önemli bir dönem.
Bakalım, siyasi iktidar, bu büyük fırsatı değerlendirecek mi?
Yoksa ötekileştirici, kutuplaştırıcı söylemlerle toplumsal ayrışma sürüp gidecek mi?

ANLAMLI GÜNLER BİR ARADA
Özellikle bu son iki haftadır içten içe büyük dalgalanmalarla dolu bir zaman dilimi yaşadık, yaşıyoruz.
Yeni İnfaz Yasası ve devamındaki gelişmeler,
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 100. Yıl coşkusu,
24 Nisan “Ramazan Ayı”  başlangıcı,
24 Nisan Ermeni Tehciri ve gelişen acı olaylar,
25 Nisan Adıge Bayrak Günü ve Özgürlük mücadelesi…
Merak ediyorum, bu kadar olay ve durumdan duyulan bu kadar coşku,
Bu kadar acı,
Bu kadar hüzün,
Bu kadar huzursuzluk, mutsuzluk,
Bu kadar endişe,
Bu kadar korku,
Bu kadar umut,
Bu kadar haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik, bir iki haftaya nasıl sığdı, nasıl sığacak? 

TOPLUMDA BÜYÜK HUZURSUZLUK
Toplumda büyük mutsuzluk, derin huzursuzluk duygusu oluşturan yeni Ceza İnfaz Yasası…
Adeta salgına/ ölüme terk edilen, düşünce suçluları, masum çocuklar, gazeteciler, yazarlar…
Haydi, bu acılar, bu sancılar bir çeşit bir haftaya sığdı diyelim, ya vicdanlara sığacak mı?
Peki, yürekler bunu kaldıracak mı?
Toplumsal barış için bu fırsat; kör düşüncelere, tarifsiz hırslara kurban edilmemeliydi.
Toplumun tüm kesimleriyle barışma projesi için “İnfaz İndirimi Yasası” büyük bir fırsattı.
Bu büyük fırsat kaçırılmayacaktı!
Birçok kesim, farklı ortamlarda özellikle de sosyal ortamda, bu fırsat mutlaka değerlendirmeli, ikazında bulundu.
Hatta meclise milyonlarca mesaj ulaştırıldı ama ne yazık ki sonuç değişmedi.
Bu haksız tutum unutulmayacak!
23 Nisan’ı hapishanede geçirmek zorunda kalan binlerce masum çocuğun hüznü unutulmayacak! 

TOPLUMSAL BARIŞ PROJESİ
Meclis’in 100. Yıldönümü kutlamaları ve Ramazan Ayı’nın başlangıcı aynı tarihe rastladı.
Bu manidar buluşmadan istifade edilerek Türkiye’de çok geniş kapsamlı bir ulusal barış projesi uygulanabilirdi.
Bu fırsatla haksızlıklar, hukuksuzluklar, hak ihlalleri ortadan kaldırılabilirdi.
Hakkı gasp edilenlere hakları iade edilebilirdi.
Ama olmadı!
Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik aralıksız devam ediyor.

BURUK BİR YIL
Salgın, bu yıl TBMM’nin 100. Yıl kutlamalarını gölgelerken Ramazanı da buruklaştırdı.
Camiler yine kapalı.
Teravih coşkusu yaşanamayacak.
Toplu iftarlar olmayacak.
Ramazandan hayata yansıyan güzellikler ve farklı renkler bu yıl için hayal!
Bu yıl Ramazan, hiç olmadığı kadar buruk yaşanacak.

SAĞCISI, SOLCUSU, DİNDARI, ATEİSTİ…
Salgın sessizliğinde bir toplumsal barış için şartlar hazırdı.
İktidar bu büyük fırsatı değerlendirebilirdi.
Ama hâlâ ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ağır nefret dilini kullanıyor.
Toplum hâlâ ayrışıyor, kutuplaşıyor!
Oysa herkes Korona korkusunda, virüs mahzunluğunda, salgın mazlumluğunda birleşmişken sağcısı,  solcusu, Dindarı, ateisti,
Ermeni’si, Yahudi’si…
Türk’ü, Kürd’ü, Çerkes’i… ile geniş bir hoşgörü ortamı oluşturmanın tam zamanıydı.
Asla unutulmasın ki bu ülkenin huzura, barışa çok ihtiyacı var!
Ayrışan, kamplaşan toplum, en büyük tehlike!

ADIGE BAYRAĞI GÜNÜ
Bayrak; bir halkın özgürlük sembolüdür, o toplumun tarihini, kültürünü, ruhunu yansıtır.
“25 Nisan Adıge Bayrağı Günü” Bütün Çerkeslerin kendi tarih, gelenek, kültür ve dillerine daha sıkı sarılmasına, aralarındaki bağları kuvvetlendirmesine imkân tanıyor.
“Bugün Adıge bayrağı, Birleşmiş Milletler binası önünde dalgalanan 193 bağımsız ülke bayrağı arasında olmasa da onlarca ülkeye dağılmış Çerkesler tarafından dünyanın her yerinde gururla dalgalandırılmaktadır.”
Barış, huzur ve özgürlük içinde yaşayan, her yıl kültürel bilinci biraz daha katlanan uyumlu, güzel bir toplum olma temennisiyle halkımızın “Adıge Bayrağı Günü” nü kutluyorum.

KAPAT