BABAMLA BİR SOHBET

GHUNEKHO Savsır Özbay

Bayramda ailece köye (Pşıjh hable) gittik. Havada güzel olunca tadını çıkartmak istedim. Bayram namazından çıktıktan sonra camidekilerle sırayla bayramlaşıp, topluca mezarlık ziyareti yaptık ama babam beni alıp ikinci günü tekrar mezarlığa götürdü. Dedem, babaannem ve diğer orada defnedilmiş olanlarımızın mezarlarını tek tek gösterdi.

Daha sonra eve birlikte dönüp balkondan beraber köyü seyretmeye koyulduk. Babam dalgın gözlerle doğup büyüdüğü köyü gözlerken bende,
– Baba, köyümüzden, Adigelerden, Çerkeslerden biraz bahseder misin, dedim.

Babamda, köyü, aileleri, yaşayanları, kopanlar anlattı ve ”bak, eskiden köydekilerin hepsi buradaydı, Adige’ydiler, hayatı birlikte paylaşıyorlardı. Şimdilerde yarıya düştük, daha sonraları azınlığa, belki de hiç kalmayacağız ve burada Çerkesler yaşamıştı diyecekler. Buradaki sorun Adigey’de de var. Bana sorduğun Adige ve Çerkes ise kökende ayrı, görünüşte birdir. Adige, yıllardır Adigey’de yaşamış, kan birliği, dil birliğine sahip topluluğun ismidir. Çerkes ise, o topraklarda yaşayıp kan birliği olmayan ama kader birliktelikleri olup, kalpaklı, fişeklikli, kemerli, kamalı, çizmeli obje ve içindeki insanlara denir.

Adige olmayan birine o elbiseyi giydirip dışarıdan birine bu kimdir diye sorarsan Çerkes diyecektir. Adige veya Abhaz demeyecek. Çerkes isminin anlamı kadar bölge insanına verilişi daha da önemlidir. Çerkes ismi, o topraklarda yaşayan tüm insan topluluklarını kapsayan bir şemsiyedir. Bölge insanın geliştirdiği ve daha sonraları, Azeri, Ermeni ve Gürcülerce de benimsenen bu giyimden dolayı da Çerkesli yerine Kafkasyalı tabiri kullanılır. Gürcülerde, severek giydikleri bu elbiseye Çerkeska derler. Bundan da orijinali Çerkeseydendir.

Günümüzde, buranın insanı Çerkes diye dışarıdan bilinir ve benimsenmiştir de. Bir kısmı biz bu elbiseyi giymek, bu şemsiyenin altında olmak istemiyoruz diyebilirler. İşte o zamanda sorunlar başlar, kader birlikteliğinden, halkçılıktan ayrılınmış olur. Vatanda, Adige, Abhaz, Karaçay-Balkar ve diğerleri birlikte yaşayacaklarsa Çerkes kimliği altında o elbiseyi giymek zorundalar. Değilse, etnik kimlikleriyle başbaşa kalırlar.

Doğal olarak buranın insanı birlikte yaşayacaksa da bölgesel, etniksel olarak da bir sınırlarının olması gerekir. Buradakilerden en sorunlu olanı Adigelerdir. Karşılıklı bazı ödünler verilerek, Adigey-Kabardey, Çerkesey, Shapsugh bölgesi tek bir Adige ismiyle sınır bütünlüğü sağlanmalıdır. Karaçay-Balkar ve Abhazlarda öyle. Kendi iç devletlerinin ismi etnik isimleriyle olmalı ama ortak devlet olunacaksa da Çerkes adı altında birleşmek zorundalar.

Bu tip örgütlenmelerin yolu DÇB’nden geçer. Bunun içine okumalıyız, özellikle bilim adamı, siyasetçi olmalıyız ki isteklerimizi yapalım, yaptırabilelim. Yoksa işimiz çok zor. Zoru başarmanın tek yolu da anavatanda toplanmak, başka yolumuzda sanırım yok.”

Babam bunları anlatırken misafirler gelince birlikte kalktık, ben sadece söylenenleri kaleme aldım.

Tha’m tıkherewxhum.

KAPAT