”ATA MİRASINA SAHİP ÇIKAMIYORUZ”

YEMIT’ITL Nurbıy
Adige Mak, 18 Eylül 2009
Çeviri: HAPİ Cevdet Yıldız

Tarihimizi anlatacak yığma mezarların (Iуашъхьэхэм) kaçak olarak kazılmakta ve tarihsel mirasın çalınmakta olduğuna ilişkin yazılar bu son günlerde “Adige Mak” gazetesi sayfalarında yer almaya başlamıştır. Okuyucular ne gibi önlemler alınmakta olduğuna ilişkin bizi telefon bombardımanına tutmuş bulunuyorlar, ayrıca  gazetemize de sık sık geliyorlar. Bütün bunları dikkate alarak, Adigey Cumhuriyeti Ulusal Müzesi  müzecilik baş uzmanı, ünlü arkeolog  TEV Aslan’ı ziyarete gittik ve onunla bir söyleşide bulunduk.

– Her ulusun değer verdiği tarihsel bir mirası vardır, diyor Tev Aslan. Adigeler en çok mezarlara, yığma mezarlara değer verirler. Yığma mezarlar, kurganlar/höyükler tarihimizi, ulusun geçirdiği tarihsel yolculuğu/evreleri  anlatıyorlar.

 

– Kurganlar canlı değildirler. Onlarla konuşmak, onların gizlemekte olduğu tarihimizi açığa çıkarmak için, o mezarlarda bulunan eşyaları bulmak, o arkeolojik bulguları bilimsel bir değerlendirmeye tabi tutmak, ardından bu bulguları  insanlara duyurmak  gerekiyor.

– İncelemeler yapıyor, bilimsel kurullar oluşturuyoruz ve tarihimizi derinlemesine  öğrenmeye çalışıyoruz. Adigelerin/Çerkeslerin tarihsel yolculuğu yeterince kağıda dökülmüş değil. Tarihimizin asıl kökü/temeli toprağın altında. Ancak eski tarihsel mirası bulup ortaya koymak için yeterli bir çalışma yürütmekte olduğumuzu da söyleyemeyiz. Bunu ulusumuz açısından büyük bir kayıp olarak görüyorum.

 

– “Tarihsel bulguları kısa bir süre içinde konuşturmayı umuyor musunuz? ”Bugün bize Yegerıkuaye köyündeki kurganlardan (Еджэр­къуае иIуашъхьэхэр) söz etmenizi istiyoruz.

– Zengin kurganlarımız acımasızca, dolu dizgin yağmalanıyorlar. Tarihimizi bizden çalmakta olan kişi sayısı bir ya da iki kişi değil ki. Bu son yıllarda kurganlarımız kazılıp oradaki tarihsel malzemeler çalınıyor. Set Kurganları (höyükleri) en kutsal höyüklerimizden. Bunlar sıradan birer mezar yeri değiller. Buraları Tanrıya yakarılan, dua edilen yerler, eskiden beri Adigeler buralarda dua ederler.

 

– Yegerıkuay köylülerinin höyüklere değer vermekte olmaları gerçekten ilgi çekici.

– Köyde bir zorluk ya da felaket belirdiğinde, köylüler höyükleri ziyarete gidiyor, üç kez höyüklerin çevresini dolaşıyorlar. Burada dua törenleri (ТхьэлъэIу) düzenliyorlar, Kurban kesiyorlar. Höyükleri konuşturma uğraşısı içindeyiz, bize sunacakları tarihsel bilgileri sabırsızlıkla bekliyoruz.

– Höyüklerin öyküsü insanlarca biliniyor mu?

Rahmetli HADEĞAL’E Asker’in (1922-2009) Nartlara ilişkin yazmış olduğu yazılardan ilginç bilgiler öğrenmiş bulunuyoruz. Bu günlerde Koşhabl rayonunda çalışıyoruz, höyüklerin bulunduğu yerleri saptamak için modern yöntemler kullanıyoruz.

 

– Vakit bulabilecek misiniz? Toprak sürülüyor ve ekiliyor  da.

– Bu da bizi düşündürüyor. Höyük/kurgan  yerleri de sürülüyor ve bu yerler toprağın içine karışıp kayboluyorlar. Böyle kaybolmuş höykleri de açığa çıkarıyoruz. Elimizdeki teknik aygıtlar sayesinde toprağı kazımadan da, yerin altında neler bulunduğunu görebiliyoruz.

 

– Anlaşıldığı kadarıyla bu gereçlere (sputniklere) büyük bir anlam yüklüyorsunuz.

– Ne bulunduğunu bilmeden toprağı kazma ile kazımak ile Nart höyüklerinde  ne bulunduğunu öncesinden öğrenmiş olarak çalışmak farklı şeyler.

 

– Aslan, devlet yetkilileri  ile birlikte höyükleri arıyor ve incelemelerde bulunuyorsunuz. Hırsızların, mezar soyucuların sizden bir adım önde olmalarını nasıl açıklamalı?

– Bu soru beni de “kaygılandırıyor”. Set Kardeşlerin höyüklerine gittik, en küçüğün tepesine çıktık. Üç kazılmış çukur ile karşılaştık, şaşırıp kaldık. Soyguncular kazma ve kova (щалъэ) gibi malzemelerini bırakıp gitmişlerdi.

Soyguncular geceleri mi kazı yapıyorlar?

– Tarihi höyüklerin kazılmasının yasak olduğunu bilmiyorlar mı? Cezalandırmaktan korkmuyorlar mı?

– “Yakalanamayan kişi hırsız değildir” durumu yaşanıyor. Höyüğün üzeri çalı çırpı ile kaplı. Her yeri çalı ve  diken sarmış. Dikkatli kazdığında gündüzleyin bile fark edilmeden çalışabilirsin. Höyükler köyün üç km  dışındalar. Soyguncularda modern gereçler var, yerin altında ne var ne yok görüyorlar.

– “Hırsızlar  mesleki eğitim almış kişiler, mesleklerini sürdürüyorlar” biçiminde sözler duyuyoruz.

– Onlar boşuna tepeleri kazmıyorlar, önce orada ne olup olmadığını öğreniyorlar. Altın varsa, cihaz onu ayrıca gösteriyor. Gümüşü de gösteriyor.

 

– Soyguncular sizden bir adım ötede ve sizden önce toprağı kazıyor, değerli eşyaları çalıyor ve tarihimizin kökünü “kurutuyorlar”. Buna üzülmüyor musunuz?

Tev Aslan bir süre sessiz oturuyor, düşünüyor, ne diyeceğini bilemiyor. Üzerine basa basa  yapılması gerekenleri sıralıyor.

Arkeoloji ve para

– Arkeolojik çalışmalar için cumhuriyetimizce bir tahsisat ayrılmıyor, diyor Tev Aslan. Son derece modern cihazlarla çalışan hırsızlarla başa çıkacak durumda değiliz. Gereken ölçüde kazı heyetleri  oluşturamıyor, kazılar yapamıyoruz. Soyguncular ellerini kollarına sallaya sallaya  Adigey’de faaliyetlerini sürdürüyorlar, her türlü höyüğü ve eski mezarları kazıyorlar. 1994’te soyguncular Set höyüklerinin en büyüğünü beş metre derinliğinde kazımışlardı. Ulusumuz açısından üzücü bir durum, ama üst düzey yöneticilerimizin, bu konuda belirlenmiş bir politikaları yok.

 

– Şimdiki dönem eski sosyalist dönem günlerine benzemiyor. Başa gelen felaketler televizyon ve gazetelerde yer alabiliyor. Düşündürücü haberler kamuoyuna yansıyor.

– Ölülerimizin soyulmaları, mezarların kazılmaları ve tarihimizin bizden çalınmakta olması, işte bütün bunlar herkes tarafından bilinsin, gerekli önlemler alınsın istiyorum.

Ölülerimizi rahat bırakın.

– Aslan, bize bir örnek olay  anlatır mısınız?

– 25 yüzyıl kadar önce Pers Kralı Darius (Дарий), İskitlerle savaşmak üzere bir orduyla bu topraklara geldi.  Ancak İskitler sürekli geri çekiliyor, Perslerle savaşmaktan kaçınıyorlardı. İskit Kralı İdanfirs Pers Kralına şöyle bir haber gönderir:  “Eğer seninle çarpışmamı istiyorsan, dedelerimizin ve ninelerimizin mezarları ile höyükleri bulup kazımalısın. Toprağımız bol, sularımız mükemmel, ülkemiz havadar ve bereketli. Savaşmak istemiyoruz”. Böylesine sözleri ancak eski Adigeler söyleyebilirler. İskitler (Скифхэр) Adigeler idiler. Grek biliminsanları bütün bunları birçok kez yazmışlardır.

 

– Anlattılarından Adige geleneği, özellikleri yansıyor.

– Adigeler, her zaman için  ölülerin gömülü olduğu yerlere saygısızlıkta bulunmazlar, saygılı olurlardı. Bunun için mezarları çitle çevirir, koruma altına alırlardı. Ninemi iyi anımsıyorum. Çocukluğumda mezarlığın önünden geçerken durur, dua ederdi. Öküz arabası içinde mezarlığın önünden geçenler araba içinde kalkar, öyle geçerlerdi, yni ölüler için de, diri insanlar için olduğu gibi, ayağa kalkarlardı, onlara diri insan imiş gibi saygı gösterirlerdi.

 

– Güneydeki Maykop rayonumuzda bulunan İsp evlerini (Dolmenleri)  tanıtıyorsunuz.

– İsp evleri beş bin yıldan beri toprağımızda bulunuyorlar. Son 150 yıldan beri onları yok etmeye başladılar. Adigeler eski atalarına her zaman için saygılı davrandılar, onlara değer verdiler. Aramızda yaşayan başka uluslardan kişiler tarihimizi bilmiyorlar demek istemiyorum. Ancak 3600 İsp evimiz tahrip edile edile,  sayı şu an  100’e düşmüş bulunuyor.

 

– Nereye gidiyoruz, kim nereye götürüyor bizi? Bu soruyu çok kişiye yöneltip duruyorum da.

– Güzel bir soru, ama bir yararı olacak mı bilemiyorum. İçimizde yaşayan birileri için İsp evleri yabancı bir ulusa ait sayılıyor. Soygunculuğu meslek edinmiş olan ve para için toprağı kazan gruplar her tarafta, toprağımızda türemiş bulunuyorlar. Çünkü höyüklerimizde bulunan eşyalar (пкъыгъохэр) nadide eşyalar ve çok para ediyorlar.

 

– Bunlar ne kadar para ediyorlar, biliyor musunuz?

– Bu eşyalar demir, bronz ve altından yapılma. Örneğin, Vılape Höyüklerinden (*) çıkardığımız pegas (пегас) gibi yapılmış olan güğüm 50 milyon EURO üzeri para ediyor. Gümüşten yapılmış ve altın suyuna batırılmış bir güğüm.

 

– Soyulmuş höyüklerin bir geleceği var mı?

-Höyüklerden çalınmış eşyalar tarihimizi açıklamak için kullanılmayacaklar, ulusumuza ait oldukları da açıklanmayacak, gizli tutulacak. Bu eşyalar birilerine satılıyor ve para kazanılıyor. Soyguncular ulusal tarihimizin köklerini kurutmaya çalışıyorlar. Krasnodar Kray’da açılmış olan “Kuban Kültürü” (Кубановедение) adlı kampanya üzüntü verici. Bulunan arkeolojik/tarihsel eşyalar Kazaklara, Greklere ve başkalarına yamanmaya çalışılıyor, onların Adigelere ait oldukları gizleniyor. Bizim tarihimizi kendilerine yamamaya yelteniyorlar, düzmece haberleri Moskova’lara değin yayıyorlar.

– Krasnodar Kray yönetimini kınıyoruz ama iyi yönlü çalışmaları da var. 1 Eylül’de ilk sınıflarda öğrenime başlayan çocuklara Kray’ın tarihini anlattılar.

– Adigelerin tarihine ilişkin kitaplar yayınlandığını gördük. Yanlış yazılmış tarihsel olaylar çok, çocuklara bu saptırılmış, uydurma şeyleri öğretiyorlar. Çocuklara okutmak bir yana, gösterilmesi bile sakıncalı kitaplar yayınlanıyor, okullara dağıtıyorlar. Mükemmel biliminsanlarımız var, ancak ulusumuza ilişkin yapılan değerlendirmelere ve çalışmalara yeterince karşılık verilmiyor. Ulusal tarihimiz yeniden toprağa  gömülmeye kalkışılıyorsa, uyanmak, ayağa dikilmek gerekmez mi? Bizim de kendi okullarımızda toplantılar düzenlememiz gerekiyor.

– Bilimsel kadroların hazırlanmaları konusuna hiç değinmediniz.

– Bilimsel çalışmalarımızı daha da ilerilere götürebilecek gençlerimiz çok az sayıda. Genç arkeologlar yetiştirme işini bir esasa bağlamamız gerekiyor. Ne zaman AVTLE Pşımafe (Аулъэ Пщымафэ) gibi bir arkeolog ytiştirme olanağımız olacak?

– Aslan, bu konuşmamızda, üzücü sorunlarımıza yeterince değinemedik, olayların gelişimine bağlı olarak konuşmalarımızı sürdürmeyi diliyorum.  

– Çok iyi olur, sık sık buluşmayı ben de isterim.

(*) Vilape Höyüklerine ilişkin TEV Aslan ile yapılan görüşmelerin çevirileri, daha önce  “Jıneps” (Жьынэпс) gazetesinde, CC, İnternet’te de yayınlanmıştır. -HCY

KAPAT