ANADOLU’NUN TARİHİ GEN’LERİ UYANIYOR…

Nilgün Nart
02.08.2016

Olanların ve olacak olanların akılla kavranılmasının mümkünatı yoktur,

İllüzyonda yaşamak bu demektir zaten, kendinden ve Kendiliğinden bihaber olmak…

“İnsan” aslında çok, ama gerçekten çok büyük bir Varlıktır. Nerelere değebileceğini ve nerelere ışıyabileceğini bizim havsalamız almaz…

İşte bu “İnsanın” kendini bilmemesi için kozmik şeytani güçler devrededir,…

aslında insan, şeytani güçleri de illüzyonda olması ve kendinden bihaber olması ile kendisi yaratır… maalesef bu da insanın uyanmadan önceki son kabusudur… tabiki uyanabilirse

Sistemde bir şeyin Hakikisi çıkmadan önce, şeytani güçler o şeyin sahtesini çıkartır. Bu her zaman böyle olmuştur. Bu nedenle dünyada güzel şeyler iyi şeyler pek yaşayamaz…burada iyiyi güzeli yaşatabilmek için çok ama çok emek vermek gerekir…

bu yoklukta yıkmak çok kolaydır, zaten buralar yıkık döküktür, mal mülk bu enkazlardır zevk sefa ise sefalet çöplüğüdür… değer ve değerlilik anlayışı buralarda hep çarpıtılmıştır, her göz değerli Ol’anı güzel Ol’anı ve kalıcı Ol’anı – kendsinin kılacağı şeyleri göremez eyleyemez…

çok uzun ve başka bir yazının konusu… şimdi mesele çok daha derin ve makro seviyede ilerlemekte

konumuza dönersek maksat bu bilginin ruhsal hafızada bozuma uğratmaktır, sonuçta bunlar da entropi güçleridir, yaradılışlarını gerçekleştirirler

Ama insana da düşen tüm kendine sunulmuş maddesel ve ruhsal malzemelerden -kendisini- yaratmasıdır…

Mesele bir örnek vermek gerekirse, uzun zamandır tek dünya devleti konuşuluyor. Şeytani güçlerin dünyayı ele geçirme planlarıyla ilgili dünya kadar kitap yazıldı… doğrudur. Bu bir ele geçirilme planıdır. Özellikleri, kültürleri yok edilmiş, ruhsal yapıları ve kimlikleri unutturulmuş insanlar sürüsünü yaratmak için yapmadıkları numara yok…

Düşünün ki bir insan vücudunda karaciğer hücreleri, beyin hücreleri, kalp hücreleri, bağırsak hücreleri ve v.s topluluğunun her birinin nasıl birliği ve bütünlüğü var ise her organ kendinde nasıl bir ve bütün olarak vücudun Bütününe hizmet ediyorsa, dünya gezegeninde de aslında hakiki olarak Dünya Birliğinin ve Bütünlüğünün Tek Bir devlet olarak yaşayabilmesi için, Milletlerin Milli İradelerine ve Ruhlarına sahip çıkması gerekir.

Hakiki Olan bütün Milletelerin kendinde Bütün birlikler oluşturmaları ve kendinde Bütün Ol’an Birliklerin sonrasında Büyük Bütünü Tek Ol’an Devlet Organizasyonunu gerçekleştirmeleridir. Bu Hakiki olan Tek İnsanlık’tır ve bu tek insanlığın Organizasyonudur. Ve Dünya İnsanı ancak bu tür Bir Bütünlükle galaktik bir varlık olabilir, daha öncesinde değil…

Ammavelakin şeytani güçler tüm milletleri bir potada eriterek bilinçsiz ve iradesiz KÖLE olmuş insanlar kütleri yaratmak istemekte ve buna da tek dünya devleti demekteler. Sahtesi, illüzyonu ise budur.

Galaktik Bir varlık haline gelememiş bir gezegene ise hiçbir teknolojik iyi varlıklar yardım edemez. Böyle ayrılıklar içinde olan dünya gibi bir cehenneme el uzatanın eli yanar… bu cehenneme ise sadece şeytanlar girebilir…

Bir İnsan vücudunda ilk oluşan ve ilk hücreleri ruhla canlanan organ kalptir ve kalp ruhun vücuttan ayrılırken (?) son terkettiği organdır… yani olayı kalp başlatır ve sonlandırır. Kalp meyvesi olan ağaç gibidir. Aslında şeytanlar her zaman tam da kalbi hedef alır.. çünkü kalp yaşadığı müddetçe her zaman orada Hay’At için bir olasılık vardır…

Bu nedenle Anadolu bu Hay’At Ol’mak üzere illüzyonunu yaşayan Sistemde Kalb organının görevini üstlenmiş bir ülkedir…Anadolu Kalp’tir.

Bu ülkede Birlik Bütünlük söylemleri dışında ayrılıktan bahsedenler, şeytani güçlerin virüsleridir.

Anadolu kendi görevi ile ilgili tüm dünyaya yansıyacak ilk ışıklarını yakmış bir ülkedir. Bütüne Hayırlı Ol’sun

Anadolu’nun Tarihi GEN’leri uyanıyor…

Şeytani güçlerden kurtulmanın bu ayrılık hastalığından şifalanmanın tek dermanı BİRLİK ve BÜTÜNLÜKTÜR.

Anadolu’nun her İnsanı, KALP Ol’an Anadolu’nun birer hücreleridir.

Herkes kendi KÖTÜLÜĞÜNDEN VE İYİLİĞİNDEN sorumludur.

SULH içinde BİRLİK ve BÜTÜNLÜĞE odaklı kalmak Bizi Birlik ve Bütünlük Limanlarına GÜVENLE ulaştıracak tek aracımızdır.

Aracımızın yakıtı ise KABUL GÜCÜMÜZDÜR.

Bu ayrılık dünyasında insanın birbirini kucaklaması iyice zorlaşırken, bunun için göstereceğimiz her gayret ve kucaklayacağımız her kardeşimiz BİR YÜREĞİMİZİN ŞİFASINA DERMAN OLACAKTIR…

Işıklar karanlıkta IŞIR,

IŞIYAN TÜM DOSTLARIN YÜREĞİNE SAĞLIK, Allah o n l a r dan razı Ol’sun, ki öyledir…”

KAPAT