ANADOLU KARDEŞLİĞİ

Nilgün Nart
28.02.2012

“Çünkü saatler dardır, her şeyi almaz
Güneşte çözülür ve kayarlar bir yana.
Mısırlar güçlükle büyürken yağmursuzluk
Kaygılandırır dilsiz bahçıvanı”
Melih Cevdet Anday

İnsanların ve halkların, dostluğuna dostluk katanlar, destek olanlar, İnsanın canına can kattığı için yaşama “yaşam” katanlardır. Çünkü yaşam, insanla ve insanda canlanır. İnsan canlandığında, yaşam da canlanır. Yaşamı bilen ve eyleyen insandır. Ve insanı canlandıran ise dostluk, kardeşlik, sevgi, paylaşım gibi bizi ruhumuzun derinliğinde -nedenini bilmediğimiz derin bir sevdaya götüren- yol’lardır.

O derin sevda ki gerçekliğe ulaştıracak olan yoldur. Ve O’nun lütfüyle bağışlanacak olan hakiki yaşamın, gül kokularını taşır yürüdüğümüz yollara. Yollar ne kadar karanlıklardan geçerse geçsin bu gül kokuları her zaman ulaşır yüreklerimizin kuytularına. Ve düşeriz dünya gezegeninin yollarına.

Dünya gezegeninin fiziksel bedenini oluşturan üzerindeki, mineral, bitki, hayvan ve insan varlığı, gezegensel bilinçliliğin hücre kaplarını oluşturmaktadır. Ve tüm bu insan hücreler, sevgi dediğimiz görünmez bir bağ ile birbirine örülmüştür. Hepsinin de derin okyanusun damlaları gibi birlikte “akışkan” suyu oluşturuyor olduklarını düşünürsek, insanın gezegen ve diğer canlı türleri ile nasıl da “bağdaşık” ve ayrılmaz yekpare olduğunu kavrayabiliriz.

Bağdaşıklık, birbirinden faydalanmak, birbirinden beslenmek, birbirine bağlı veya bağımlı olmak demek değildir.

Bağdaşıklık; İnsanın birbirine sevgi ile saygı ile yaşam ile “ dolaşık” ve “dolu dolu” Ol’ması demektir.

Öyleyse insanların kaderinin hayrı, birbirlerine bağdaşık olmalarında şekillenebilir ve kader denen O ne ise ancak, doğamızla hizalanabildiğimizde bizi özgürleştirebilir.

İnsanın kendi doğasını deneyimleyebilmesi için, şimdiye kadar dünyadan gelmiş geçmiş tüm velilerin uluların ve bilgelerin dediği gibi “özgürleşmesi” gereklidir.

İnsan özgürleşebildiği oranda, insanlık ailesinde onurlu yerini almaktadır. Bu aynen bir çocuğun erişkinliğe ve ardından büyüklerinin yaşantısına adım atması gibidir. Ancak ve ancak özgürlüğü deneyimleyen bir insan, sevgiyi bilebilir.

Bu nedenle dünya gezegeninde tek bir insanlığı oluşturan insanların birbirlerinin özgürleşmelerine destek vermeleri gerekir ki, birlikte oluşturduğumuz İnsanlık Ailesinin bağları ve ortak İnsan Ruhu sevgiyle dolsun ve taşsın. Ki, insanlık ailesinin bir ferdi olarak her birimiz sevgi ile canlanalım, kanlanalım ve “sevgi” Ol’alım.

Özgürlük sevgi ile ilgili olduğundan ve sevgiye ait bir olgu olduğundan, özgür bir insan kendi “kalbinden” beslenen insandır diyebiliriz.
Özgürlük insanın evrenle bütünleşmesidir.

Çünkü, kendisi ve birbiri ile bütünlenmiş İnsan, evren ile bütünleşebilir.
İnsanların bir arada yaşaması, birbiri ile bağdaşık, olduğu anlamına gelmez. Aralarında çeşitli menfaat bağları ile bağımlı veya bağlı olabilirler. Bu tür bağlı ve bağımlı ilişkilerden ve yanılsama birlikteliklerden oluşan topluluklar büyük bir illüzyon yumağı halinde dünya kaosunu oluşturmaktadırlar. Yaşamları da her zaman kaos içindedir. Çünkü illüzyon ortamları ikilik ortamlarıdır. İkilik, ayrılıktır ve gerçek değildir. Fakat özgür olmadıkları için bunun farkında değillerdir.
Özgürlük olmadığı sürece, insanlar birbirine sevgiyle bağlanamaz ve bağdaşıklığın yasası işler kılınamaz.

Bu nedenle “İnsanlık Kardeşliğinin” temelinde özgürlük ve sevgi vardır.
İnsanlık Kardeşliği ancak özgürlük ve sevgi toprağında ve toprağından yeşerebilir.

Dünya gerçekten de bir topraktır.

Çok çeşitli ve çok renkli “İnsan Çiçekler” dünya toprağında yetişmektedir.

Bu nedenle insan, birbirinden, ayrı değildir.

Bir ve Tek İnsanlık vardır.

İnsan diğer “ruh kardeşlerinden” eşit bir farklılıkla yaratılmıştır. Bu kimsenin kimseye üstünlüğü ya da mağdurluğu değildir. Mağduriyet ve kurban bilinçliliği, bağımlılık ve tüm korku ve acı gibi ürünleri ve benzerleri bunların hepsi de bu alışverişten çıkarı olan korku tüccarlarının bir oyunundan ibarettir.

İnsanlar Kardeştir.

Çünkü İnsan, dünya gezegeninde, O Varlığın giydiği tek-bir İnsanlık Hırkasından (kıyafetinden) başka bir şey değildir.

2012 yılı çok güçlü değişimlere gebedir. İnsanlar ve ülkeler ne ektilerse onu biçeceklerdir.

İnsanların, dostluğuna dostluk katanlar destek olanlar ve İnsan kardeşliğine Yol’u açanlar, Yaşam bulacak, insan, dostluğuna ve kardeşliğine engel olanlar köstek olanlar, ayıranlar, bölenler; -köstek- Ol’acaklardır.

Evrende her şeye ihtiyaç vardır ve insanlar dilediklerini olmada özgürdürler.

Çağ, Yeni İnsanların çağıdır ve onlar insanlığın, kardeşliğin, sevginin gücü ile donanmıştır.

İki kıtanın arasında, medeniyetlerin ortasında bulunan Anadolu, toprağının üzerinden akıp geçen ve kardeşlik içinde sulh içinde yaşayan bin bir çeşit medeniyetin bu topraklar üzerine bıraktıkları sevgi enerjileri, kardeşlik enerjileri ile insanlığa binlerce, yüzlerce yıldan beri “Anadolu kardeşliğini” yansıtmaktadır.

Anadolu’da yaşayanlar, birbirlerine dostluk ettikçe, kardeşlik için, sevgi için bir arada yan yana kalp hücreleri gibi durdukça, tüm tepemizde dolanan alacakaranlık kargalara rağmen, birbirimize ortak hayrımız için dualarla, sevgiyle, kabulle, anlayışla ve şefkatle yaklaştıkça, hiç kuşkusuz, ışığımız güçlenecek ve dünyanın geri kalanında oturan İnsan Kardeşlerimiz içinde, İnsan kardeşliğine giden yolda bir umut ışığı olacağızdır.

Bizler, birbirimizde suretinde ve gönlünde O’nun sevgisini görmedikçe ve o sevgiyle yıkamadıkça ve yıkanmadıkça “cenneti” göremeyeceğiz.
Nasıl ki kuantum fizik teorileri bir insan için çok değişik olasılıklar ile dolu bir realiteyi gözler önüne seriyorsa, aynı şekilde kuantum alan, insan toplulukları için de aynı olasılıkları içermektedir. Ve insanlar bir araya geldiklerinde bir insan bir insan daha iki insan etmezler. Kendilerinde taşıdıkları potansiyellere göre çok farklı sayıları ortaya çıkarabilirler. İletişim Biliminde buna “sinerji” denmektedir.

Öyleyse bizler, Anadolu’da yaşayan Anadolu kardeşleri, birlikte hepimizin (bütünün) en yüksek hayrına odaklandığımızda, gerçekten de hepimiz için hayırlısını birlikte tezahür ettireceğimizin farkındalığındayızdır.

Hiç kimseyi ayırt etmeden kendimiz de dahil, gerçekten Anadolu’da yaşayan herkesin en yüksek hayrını isteyebilecek kadar sevgi yürekli miyiz?

Bizi yaratarak buraya, bu dünyaya gönderenden, Allah’tan, Anadolu’da yaşayan hepimizin en yüksek hayrını isteyecek kadar gerçek “Evrensel İnsanlar” mıyız?

Hepimizin, “Kardeş” olduğunu hatırlayacak ve Anadolu’da itişin kakışın son bulmasını, barış ve sulh ortamının oluşmasını gerçekten isteyebilecek kadar, İnsan mıyız?

Allah’ın Yarattığı muhteşem sistemde, Anadolu Kardeşliğinin, tüm dünya İnsan Kardeşliğine dönüşmesine karınca kararınca ama elimizden geldiğince, duruşumuzla, tavrımızla, eyleyişimizle vesile olacak kadar, liyakatli, vazifeli, görevli bir ülke miyiz?
Kendimize sormalıyız.

Biz gerçekten kendimizde miyiz?

Biz insanlar gerçekten kardeş miyiz?

Bereketli Topraklar ve ölümsüz çınarlar yeri yurdu Ol’An Anadolu, sabır sevgi hoşgörü ve bilincin yuvasıdır.

Toprağında ve İnsanında taşıdığı sevgi enerjisi ile Anadolu; Yuvadır.
Anadolu’dan başlayan ve tüm dünyaya yansıyan, Sevgi Bilinci, Kardeşlik Bilinci, İnsanlık Bilinci, kısaca AŞK Bilinci, O’na Hamd ve şükür ile zenginleşerek tüm dünyayı ve insanları varoluşu sarmaktadır.
2012 Yılı Anadolu Kardeşliğinin filizlerinin büyüdüğü ve oradan da tüm dünyayı saracak olan

İnsan Kardeşliğinin yeşerdiği bir çağın başlangıcı olacaktır. Oldu bile…

İnsan Kardeşliğine…

KAPAT