ADIGE “Z” KUŞAĞI

YEMUZ Nevzat Tarakçı

Bugünlerde herkes “Z” kuşağını konuşuyor.Yeni bir nesil keşfedildi.
Bu keşif nasıl mı oldu?
Yükseköğretime Geçiş Sınavı öncesi Sayın Cumhurbaşkanının You Tube’den gençlerle yaptığı sohbette keşfedildi.
Ve kızılca kıyamet koptu.
“Z” kuşağı, biriktirdiği öfkesini, kendi üslubunca dile getirdi.
Ve YouTube’daki Cumhurbaşkanının bu konuşması, yüz binlerce “beğenmeme / dislike” aldı.
“Oy moy yok!” skandalı işin cabası.
Sonrasında olanlar oldu!
Vay terör örgütü, vay terbiyesizlik, vay ahlaksızlık…
Keşke gençlerin bize çok farklı gelen ifade tarzlarına bu kadar müdahale edilmeseydi!
Yeni nesil gençlik, özgürlükçüdür!
Kendilerini yetişkinlerden farklı metotlarla ifade ederler.Bu kuşak, analitik ve hızlı düşünme özelliğine sahiptir.
Özgüvenleri oldukça yüksektir…
Umarım, öncelikle gençlerin çok aktif olarak kullandığı sosyal medya mecralarının başına bir iş gelmez!
Umarım özgürlükçülerle yasakçılar bu konuda da karşı karşıya gelmez!
Zaten az bölünmüş, az ayrışmıştık!
Toplumu ne kadar kolay kutuplaştırıyoruz!
Böl böl, tel tel ayır!
Ayrıştır!

GENÇLERİ SUSTURMA ÇABASI MI?
Bilmem ki Türkiye, farklı düşünceyi, kuşak farklılığını, nesil çatışmasını yeni mi keşfediyor?
Oysa “farklılık” insanlık tarihi kadar eski değil mi?
Yeni nesil, kimilerine göre zıvanadan çıkmış, ne istediğini bilmeyen bir sorunlar yumağı.
Kimilerine göre de anlaşılabilir, farklı bir zihniyet dünyası.
Anlaşılan nesil çatışması devam edip gidecek.
Keşke artık gençleri sorun olarak görmeseydik.
Değil mi ki “Gençler, doldurulması gereken boş şişe değil, yakılması gereken birer meşaledir.”

ÇERKES TOPLUMUNDA GENÇ OLMAK
Peki, Çerkes toplumunda gençlerin durumu nedir?
Gençler ne kadar önemseniyor, ne kadar saygın?
Farklı düşünmek,
Yenilikçi, özgürlükçü olmak,
Analitik düşünmek… Ne kadar pirim yapıyor?
Ya büyüklerin sultası?
Ya “Her şeyi ben bilirim!” sorunsalı?
“Babam böyle diyor!” durumu?
Ya bilmediğini de bilmeden direnenler?
Değişemeyenler?
Değişmek istemeyenler?
Değişmeyi düşünmeyenler?
Dünyanın döndüğüne, değiştiğine inanmayanlar…
“Xabze’ nın kılına dokunmam, dokundurtmam!” diyenler?
Gençliği, hâlâ dernekte sandalye taşıyan işçiler olarak görenler?
25 yaşındaki gençleri çocuk sananlar?
Görüş beyan etme özgürlüğüne inanmayanlar?
Hayatı 30’undan sonra başlatanlar?
70 yaşından sonra söz sahibi olabileceği için sevinenler?
Zordur Çerkes olmak!
Zorun da zorudur Adıge genci olmak! 

BİZİM “Z” KUŞAĞIMIZ
Biz Çerkesler çok yabancısı değiliz bu “Z” kuşağı muhabbetine.
Yaşı müsait olanlar hatırlar geçmişte bazı dernek yöneticilerinin statüko sevdasını.Genç fikirlere duyulan antipatileri!
Bizde, oldum olası bir “Z” kuşağı sıkıntısı var zaten!
“Gençler ne bilir?” düşüncesi…
İşte, “Gençler neden derneğe gelmiyor?”
“Gençler, kültürel etkinliklerde neden daha fazla etkin değil?” sorularının temelinde bu kronik hastalığımız yatıyor.
Eğer, gençlerin
olmadığı cenazeler, gençlerin olmadığı nikâhlar, gençlerin olmadığı düğünlere evrilmek istemiyorsak gençleri yeteri kadar önemseyeceğiz.Onları gereği gibi dinleyeceğiz.
Sağlıklı toplum, sağlıklı iletişim, etkili iş birliği istiyorsak gençlerle yürüyeceğiz!
Gençlerin, geleceğimiz olduğunu göz ardı etmeyeceğiz!
Gençler, enerjimiz,
Gençler, gücümüz,
Gençler, geleceğimiz… 

ÖZLENEN
Genlerinde değişim,  kanında yenilik olan gençlerle yetkililerin ve yetişkinlerin ortak projeleridir özlenen.
Uyumdur, anlayıştır, hoşgörüdür…
Yeniliklere açık olmaktır, taassuptan uzak durmaktır!
Ama bu işin zorluğunu biliyoruz hatta gençlik programlarında gençlerden çok net duyuyoruz!
Zordur özgürlükçü olmak!
Zordur yenilikçi ruha sahip olmak!
Zordur Adıge genci olmak!

TOPLUM DEĞİŞİME İNANMALI
Dünyanın ne kadar değiştiğini, günümüz şartlarının neleri gerektirdiğini geç olmadan anlamalıyız.
Günümüzün yükselen değerlerinin farkında olmalıyız.
Bu toplumda genç beyinler mutlaka devreye girmeli!
Sosyal etkinlikleri yürüten kadrolar acilen gençleşmeli!

YENİ METOT YENİ ÜSLÜP LAZIM
Gençlerden şikâyetçi olmak, “Bunlar bu kültürü bilmiyor, “xabze” den anlamıyor, ana dilini konuşamıyor, geleneklerine uygun yaşamıyor.” serzenişleri bugüne kadar hangi problemlerimizi çözdü?
Ne öğrettik ki ne istiyoruz?
Ne kadar örnek olabildik
Ne kadar güvendik onlara?
Ne kadar güler yüzle karşıladık küçük hatalarını?
Bırakın bunları, belki arkadaş gibi konuşmayı, onları bağrımıza basmayı ayıp sandık, otoritemizin sarsılacağına inandık!
Yaşadığımız bu toplumda bizim öğretemediklerimizi öğretecek okul mu var?
Gönüllü kuruluşlar mı var.
Varsa yoksa ailelerimiz.
Düğün ve cenazelerimiz.
Derneklerimiz…

TEMENNİ
Yetişkinler, yetkililer ve yaşlılar daha açık, daha yenilikçi olsa.
Gençler, daha anlayışlı, daha sakin,
Sosyal ve kültürel etkinliklerde gençler öylesine bir aparat değil, dinamo olsa!
Yetişkinler, gençlere daha fazla inansa, daha fazla güvense!
Yetkililer ve yetişkinler,  vaaz etmeyi, ders vermeyi bıraksa model olsa, pusula görevi görse!

Gençler, geleceğin büyükleri gibi yetişmeli.
Yetişkinler de gençleşmeli!
Ne dersiniz, bizde bu mümkün mü?

KAPAT