ADİGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU – Cihan Candemir

Cihan Candemir
Kafkas Dernekleri Federasyonu Eski Genel Başkanı

Kafkas Dernekleri Federasyonu, “Yok Olma Tehlikesi Altındaki Diller ve Adige-Abhaz Dillerinin Konumu” Konulu Konferans Metinleri, Açılış Konuşması, 1 Temmuz 2006, Ankara

Sayın konuklar;

Yaz tatiline girdiğimiz bugün, kültürüne gönül vermiş bu kadar insanımızı bir arada görmek beni çok mutlu etti. Bu sıcak yaz gününü bizimle paylaşmayı seçtiğiniz için hepinize teşekkür ediyor ve Kafkas Dernekleri Federasyonu adına hoş geldiniz diyorum.

Bu konferans federasyonumuzun yürütmekte olduğu dil projesinin başlangıcıdır. Geçen yıl Avrupa Birliği’ne sunduğumuz dil projesi, 106 projenin içinden seçilen 6 projeden bir tanesidir. Kaybolmakta olan dillerle ilgili yapmakta olduğumuz bu konferansın akabinde, önümüzdeki hafta, Adige ve Abhaz dillerinde derneklerimizde dil öğretecek eğiticilerin eğitildiği bir program başlatıyoruz. Kafkasya’dan gelecek hocalarımız, derneklerimizde materyalleri ile birlikte ders verebilecek Adige dilinde ve diğer lehçelerinde 25 kişi, Abhaz dilinde ve lehçelerinde 15 kişi olan öğretmenlerimize dil öğretecek.

Proje, hızla yok olan Adige ve Abhaz dillerinin yaşatılması için çok önemli gördüğümüz bir projedir. Biz bu proje ile her şeyin çözümleneceği ve dilimizin yok olmasının önleneceği iddiasında değiliz. Ancak, bu dillerin yok olmaması için atmakta olduğumuz bu ilk adımın sembolik öneminin de farkındayız.

Biliyorsunuz, Türkiye’de “Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır” diye bir söz var. Adigece’de de “Başlamayan işte yılan yatar” denir. Biz bütün bu zorluklara rağmen bir ilki başlatmış olduk. Türkiye’de birçok insanın bu tür projelere kuşku ile baktığını biliyoruz. Bazıları, ulus devlet düzeyini bölünmeye götürecek tehlikeli çalışmalar olarak da görüyor. Ama şunu hatırlatmak istiyoruz ki, esas bölünme nedeni toplumsal hoşgörüsüzlük, demokratik uygulamalardaki eksiklikler ve baskıların var olmasıdır. Birbiriyle barışık, ekonomik çıkarların ortak olduğu toplumların bölündüğü tarihte görülmemiştir.

Ben kısaca, Adige ve Abhaz dillerinin, yok olmakta olan diller arasındaki öneminden bahsetmek istiyorum. Değerli konuşmacılarımıza daha fazla zaman vermek için sadece dillerimizin tarihi, kültürel ve sosyal yaşam açısından önemini çok kısa vurgulamakla yetineceğim. Adige ve Abhazlar Kafkasya’dan, nüfuslarının yüzde doksanı oranında sürülmüş bir diaspora toplumu haline gelmişlerdir. Dolayısıyla, Kafkas dilleri arasında en hızla yok olan diller Adige ve Abhaz dilleridir. Adige ve Abhaz dilleri, Aleksander Başmakov ve benzer bilim adamlarının tespitleriyle, tarihin karanlıkta kalmış pek çok tarafını aydınlığa çıkartacak anahtar Kafkas dillerinin en yaygın olanlarıdır.

Bugün eski Anadolu medeniyetlerinden miras kalmış yazıtların, doğru okunduğunda, hiçbir eğitim almamış, ancak bu dilleri bilen insanlarımız tarafından anlaşılabildiğini görüyoruz. Anadolu’nun kültür mirasının korunması, bu dillerin yaşaması ve yaşatılması ile mümkündür.
Dilin diğer bir önemli yanı da, toplumdaki kültür karakter ve sosyal ilişkileri belirlemesidir. Binlerce yılda oluşan dil ile beraber sosyal yaşamı düzenleyen töreler, bunları yaşatan masallar, destanlar, atasözleri dille birlikte oluşuyor. Bir dilin yok oluşu, bu binlerce yıllık kazanımların yok olması anlamına geliyor. Toplumsal yozlaşma dediğimiz olgu da, dilin ölümüyle beraber ortaya çıkıyor.

Bugün 20. yüzyılın en önemli sorunlarından birisi de insanlık değerlerinin yok olmasıdır. Her alanda kalitenin ön plana çıktığı modern ve global dünyamızda, göz ardı edilen unsur haline gelmiştir insan kalitesi. Ancak yakın gelecekte ben, insan kalitesinin toplumların dünya projesi haline gelmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir toplum düşününüz ki, insan onurunu yüksek tutan, büyüğe saygının, küçüğe sevginin ön planda olduğu, kadının eşit ve pozitif konumda olduğu ve herhangi bir şekilde tacize uğramadığı, boşanmaların en az olduğu, hırsızlık, uyuşturucu kullanımı gibi toplumsal hastalıkların hemen hemen hiç olmadığı, buna karşılık toplumsal dayanışma, temizlik gibi pozitif kavramların en üst düzeyde olduğu bir toplum. İşte Kafkas toplumunun xabzesi, yani yaşam felsefesi toplumumuzda bugüne kadar tüm bu artı değerleri ile direnç sağladı. Bunu sağlarken de ana dillerimizle xabzemizle beraber bugünlere taşıdık.

Bugün korumak için çalıştığımız Adige-Abhaz dillerinin ölümü ile hepimiz, kaliteli insan yetiştiren tümden norm standartlarımızı, yani xabzemizi de yitirmiş olacağız. Böyle bir kayba aklı başında hiçbir Türk vatandaşının veya dünya vatandaşının müsaade etmeyeceğini düşünüyorum. Bugün başlattığımız çalışmaların sonucunun, ancak toplumsal duyarlılıkla, katılımcı yaklaşımla, hatta devlet destekleriyle mümkün olabileceğini vurgulamak istiyorum. Çünkü toplumsal katılım olmadan, ailede çocuklara eğitim imkanı verilmeden bunun, televizyon imkanlarıyla, bazı yayın imkanlarıyla desteklenmeden yaşaması mümkün olmayacaktır. Sadece dil kursları, dilin yaşatılması için yeterli olmayacaktır.

Ben sözlerime son verirken, kültür zenginliklerini paylaşıp, birlikte yaşattığımız sevgi ve kardeşlik dolu, barışın egemen olduğu bir Türkiye’yi, Kafkasya’yı ve dünyayı diliyorum. Katıldığınız için de hepinize saygı, sevgi ve teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum.

KAPAT